ATATÜRK ÇOK GÜZEL
"Meclis başkanı İsmail Kahraman, 23 Nisan konuşmasında Atatürk'ün adını anmadı,
Anıtkabire gitmedi, özel defteri imzalamadı, saygı duruşuna izin vermedi..."
Nedendir bu Atatürk alerjisi, anlamıyorum...
Hani denizde, kıyıda bekleyen, denize girmeye çekinen arkadaşına seslenirsin ya,
"Gelsene!.Su çok güzel.." diye?...
Beyler!..Çekinecek korkacak birşey yok, siz de gelsenize, Atatürk çok güzel...
☆☆☆
İşe gitmeden önce, takıldığım kahveye gidiyorum, birkaç saat oturuyorum, çay içip
kahveye alınan gazetelere bakıyorum..Bizim kahveye üç gazete alınıyor : Sözcü-Hürriyet-
Posta.Bir de spor gazetesi, üçbuçuk...
Bugün yine aynı niyetle kahvehaneye gittim, garsona çayımı söyledim, okumak için her
zamanki gazetelere baktım, Hürriyet orada, Posta burada, Sözcü yok!..
Kapının önündeki masalara baktım, arka bahçeye baktım, ocağın yanındaki, soba
tutuşturmak için biriktirilen eski gazetelerin arasına baktım, yok!..
Garsona "Bugün Sözcü almadınız mı?." diye sordum, "Aldık abi, biri alıp götürmüştür." dedi.
Bir anda kendimi kaybettim.Ellerim titremeye, gözüm seyirmeye başladı, başıma ağrılar
girdi..Ne olduğunu biliyordum, daha önce de yaşamıştım, yıllardır hergün okuduğum,
bağımlılık yapan Sözcü'yü bir gün okuyamayınca, "Yoksunluk krizine" girmiştim..
Krizin etkisiyle, garsonu azarladım, selam veren bir arkadaşımı tersledim, kahveye gelen
simitçinin kafasındaki simit tepsisini düşürdüm, kahvenin kedisini tekmeledim, sonra
panik halinde sokağa attım kendimi, koşarak bakkala gittim, parayı uzattım, "Bana hemen
bi Sözcü!.Çabuk, acele et!."
Bakkal "Sözcü kalmadı abi." deyince az kaldı bayılıp düşüyordum, son anda kendime
tutundum..
"Ne var?." diye sordum, "Hürriyet var, Milliyet var." dedi..
-- Geç onları geç, başka ne var?.
-- Sabah var, akşam var..Sana bi sabah, bi de akşam vereyim..
-- Oğlum, espiri yapmanın sırası değil, görmüyor musun yoksunluk krizi geçiriyorum.Başka
ne var?
-- Takvim var, Güneş var.
-- Sen benimle dalga mı geçiyorsun?..Doğru dürüst bi gazete kalmadı mı?
-- Dur bakayım, bi tane Cumhuriyet kalmış, vereyim mi?.
-- Ver ver, o da olur..İki satır okuyayım da kendime geleyim.O beni çarşıya kadar götürür,
gider bayiden alırım Sözcü'yü...
Sözcü böyle nalet bir gazete.Bağımlılık yapıyor.Alışıyorsun okumaya, değişiyorsun,
dönüşüyorsun, başka biri oluyorsun,bulamadığın zaman yoksunluk yaşıyorsun..Bir daha
bulamayacağım, okuyamayacağım, eski halime döneceğim diye korkuya kapılıyorsun...
İyi ki varsın Sözcü..
İyi ki varsınız Sözcü'yü var edenler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder