YAZILAR

cc

3 Eylül 2017 Pazar

KİM MİLYONER OLMAK İSTER

Geçen akşam televizyonda,"Kim milyoner olmak ister" yarışmasını seyrettim...

Genç bir üniversite öğrencisi yarışmacı çıktı,

Sunucunun karşısına oturdu,

Sunucu "Hoşgeldiniz" dedi,

Yarışmacı "Hoşbulduk" dedi.Adını,soyadını,okuduğu okulu,

bölümü söyledi,sonra komedi başladı...

-- Kiminle geldiniz?.

-- Kiminle geldim??..Ağabeyim ve okuldan bir arkadaşımla geldim.

Sunucu kısaca gelenlerin fikirlerini,dileklerini aldı sonra yine yarışmacıya döndü..

-- Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?.

-- Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdim??.

Katılmak istiyordum ama cesaret edemiyordum..Ağabeyim beni cesaretlendirdi,sen yaparsın dedi,başvurdum,şimdi burdayım..

-- Yarışmadaki hedefiniz nedir?.

-- Yarışmadaki hedefim nedir??..Aslında bi hedef belirlemedim..Otuz bin..Belki altmışbin...

-- O kadarı yeterli olacak mı?

-- O kadarı yeterli olacak mı??...Yeterli olur.

-- Bir milyon liralık soruyu görmek istemiyor musunuz?.

-- Bir milyon liralık soruyu görmek istiyor muyum??...İstiyorum..

-- Kazandığınız parayı nasıl değerlendireceksiniz?

-- Kazandığım parayı nasıl değerlendireceğim??...Öğrenimim için harcayacağım.Bir de tatile çıkacağım..

(Bundan sonrasını ben uydurdum)

-- Tatile nereye gideceksiniz?

-- Tatile nereye gideceğimmm???..

İzmir,Antalya,Kuşadası,Bodrum,Kıbrıs,Kazablanka,Kahire,Somali...Bir de Tibet'e gitmek istiyorum.

-- Hangi Tibete?.Kartal Tibet'e mi?

-- Anlamadım?.

-- Asıl ben seni anlamadım..Cins misin sen kardeşim?.Niye benim sorduğum soruları kendi kendine tekrar edip cevaplıyorsun?..

Benim soru sormamı istemiyorsan,ben gideyim,sen yarışmanın sorularını da kendin sor,kendin cevapla...Sana soru sormam hoşuna gitmiyor mu?

-- Bana soru sormanız hoşuma gitmiyor mu??..Yoo,sorabilirsiniz..

-- Bana bak,sinir etme beni,atarım seni yarışmadan..Arkam çok sağlam benim.Senin arkanda kim var??

-- Benim arkamda kim varr??.Kimse yok..

-- Arkadaşlar,alın bunu,sıradaki yarışmacı gelsin..Güle güle kardeşim!.

-- Gidiyor muyum?

-- Gidiyor musunn??...Evet,gidiyorsun...Önce konuştuğun kişiye saygılı olmayı öğren,sonra yine başvur.Tamam mı?.

-- Tamam mıı??..Tamam...

Yarışmacının yaptığının saygıyla ne alakası var demeyin.

Belki kendisi de yaptığının saygısızlık olduğunu bilmiyor ama yaptığı,saygısızlık..

Ben sana soru soracağım,sen o soruyu benden alıp sanki kendi sorunmuş gibi kendine soracaksın?..

Yok ya??...

Ben neciyim burda?..

Bu yarışmanın sunucusu benim.Burda soruları ben sorarım.

Bu yarışmanın sunucusu olabilmek için bisürü filmde,bisürü dizide oynadım ben.

Sanki, "Soru sormayı beceremiyorsun.O soru senin ağzına hiç yakışmıyor.Bak,o soruyu ben sorayım da,soru nasıl sorulur öğren" der gibi...

O soru benim sorum kardeşim!..

Benim sorumu alıp,kendi sorunmuş gibi kendine soramazsın!...

Böyle insanlardan çok var,mutlaka birine denk gelmişsinizdir...

Dikkat edin,bu insanların karakterlerindeki kibir oranı,olması gereken miktarın çok üzerindedir.

-- Sen kimsin ki bana soru soruyorsun?.Haddini bil!.Bana bir soru sorulacaksa,o soruyu ben kendime sorarım!..

Şeklinde düşünürler...

Siyasi iktidarların,muhalefetin eleştirilerini ciddiye almayıp,eleştiri gerektiği zaman kendilerini aynı şekilde eleştirmeleri gibi..

Belki de ben yanılıyorum.Belki kafa hızlı çalışmıyor,sorulan soruyu tekrar edip,zaman kazanıyor,o sırada bir yandan da depodan uygun cevabı arıyordur..

Belki bünye dışarıdan soru kabul edemeyecek kadar hassastır..

Kuşların yavrularına yiyecekleri önce kendi ağızlarında çiğneyip yumuşatarak vermesi gibi,belki sorudaki harfler kafaya sert geliyordur,soruyu alıp kafaya göndermeden önce ağzında yumuşatıyordur..

Çok konuşuyorlar...

Bazı yarışmacılar da çok konuşuyorlar..

Belki konuşarak heyecanlarını azaltmaya çalışıyorlar ama insan biraz kendini kontrol eder.

Soru soruluyor,diyelim ki doğru cevap "Gitar.."

Cevabı bildiğinden emin..Süre bitene kadar başlıyor gitar hakkında konuşmaya :

-- Gitarı çok severim...İki ay gitar kurslarına gitmiştim..Bigün evde arkadaşlarla birlikte oturuyoruz,bana,bişeyler çalar mısın dediler,çalarım dedim,gitarı aldım,çalmaya başladım,o sırada gitarın teli koptu..Tam da şeyi çalıyordum, Rodrigo'nun gitar konç..

-- Süre bitiyor!.

-- "A-şıkkı gitar,son kararım!.."

Eee?.Rodrigo ne oldu?.

Boşver Rodrigo'yu,yarışmadan daha mı önemli?..

Sonra bir hayvan sorusu geliyor.O sorunun da cevabını biliyor..Diyelim ki cevap "Kedi.." Başlıyor kedilerle ilgili konuşmaya :

-- Benim de var evde iki tane kedim.Birinin adı Sarman,birinin adı Çorman..Sarman geçen gün hastalandı veterinere götürdüm,Veteriner de bizim apartmanda oturuyor.Biz de o apartmana yeni taşındık,daha önce Bostancı'da oturuyorduk..Aslen Rumeli göçmeniyiz.Üç kardeşiz.Ben en küçükleriyim,kedi son kararım!..

Peşinden sesli soru geliyor,sorudaki şarkıyı dinliyor,cevap Sezen Aksu..Belli ki biliyor.Cevap verme süresi başlıyor.

Ulan versene cevabı!

Yok ille sürenin sonuna kadar uyuz edecek herkesi.Sezen Aksu'yu ne kadar sevdiğini,en çok hangi şarkılarını beğendiğini anlatmasa olmaz..

Süre bitti,bitecek,son saniyede panik halinde,

-- B- şıkkı,Sezen Aksu,eminim,son kararım!!..

İnan ki,ne bizim ne Sezen Aksu'nun buna ihtiyacı var...

1) Anlattıkların ilginç değil.

2) Anlatışın ilginç değil.

3) Anlattıkların bizi ilgilendirmiyor..

O halde seni neden dinleyelim?.

Bu üç maddeden en az biri olmazsa,kimse kimseyi dinlemez.

Dinliyor gibi görünenin de kafası başka yerdedir.Veya sıkıcı konuşma sırası kendisine gelsin diye katlanıyordur sana.

Öte yandan,bu üç maddenin üçünü de yerine getiriyorsan,senden lezzetlisi yoktur.Konuşurken,tek bir harfi bile kaçırmamak için ağzının içine bakarak dinlerler seni...

Bu gereksiz gevezeliği,bir kere,iki kere,üç kere yapsalar,bir kere ara verip sonra yine yapsalar aldırmazsın ama üstüste her soruda yapınca,sinirlerinde hareketlenme başlıyor..

Barajı geçip,süreli sorular bitti mi yandın.Süre kısıtlaması yok ya,anlattıklarına en başından başlıyorlar...

Valla kusura bakmasınlar,ben,o yarışmacılar için içimden "İnşallah konuşurken süre biter de elenirsin" diyorum.

Ayıp mıdır yaptığım?

Hiç de değil..

Bozulan sinirlerimi düzeltebilmek için tepki vermem,ruh sağlığım için gerekli.Tıp'ta ayıp diye bir şey yoktur...

Başvuru...

Yarışmaya başvurmak da,sağlam bir sinir sistemi gerektiriyor..

Milyoner olmayı istemek bile çok zor..

İnternetten,başvuru formundaki sorulara baktım,sinir uçlarım sızlamaya başladı...

Ad..Soyad..Yaş..İş..Adres..Telefon numarası falan tamam da,

Neden başvuru formunun başına fotoğraf koymak zorundayız?.Güzellik yarışması mı bu?..

Hadi diyelim ki,çirkin olduğum için fotoğraf şartına karşı çıkıyorum,

Peki,

"Konuştuğunuz yabancı diller hangileri" sorusunun yarışmayla nasıl bir ilgisi var?...

"Yurt dışında nereleri gördünüz?" sorusu neden gerekli?

-- Hawai'yi gördüm...Beraber tatile çıkacağız diye soruyorsanız,Maldivlere gidelim!..

"Çocuğunuz var mı?" sorusunun maksadı ne?..

Varsa ne yapacaksın,yoksa ne olacak??..

Çocuğu olanlarla,olmayanlar farklı kategorilerde mi yarışacak?..

Çocukların varsa,ilk soruda elenirsen,utancından çocuklarının yüzlerine bakamayacağın,onları terkedeceğin mi varsayılıyor?..

Çocuğum olmuyordu,evlat edindim,o sayılır mı?..

Çocuğum gibi sevdiğim bi arkadaşamın oğlu var,o geçer mi?..

-- Okuduğunuz dergi ve gazeteler hangileri?

-- Neden??..

Yarışmada sıra beklerken,bekleme salonundaki sehpanın üzerine okuyalım,vakit geçsin diye koyacağınız gazeteleri mi belirleyeceksiniz?..

-- Hedeflediğiniz para ödülünü kazanırsanız,o parayı ne yapacaksınız?

-- Sana ne!..Koşullu para mı bu?..İMF'misin,dünya bankası mısın?.Nereye istersem harcarım,sana mı soracağım harcarken?..

-- Bir milyon liralık soruyu siz sorsanız,ne sorardınız?

-- Niye ben soruyorum?..Yarışmayı ben mi sunacağım?..

-- Annenizin mesleği nedir?..

-- Annemi niye karıştırıyorsun?..

-- En beğendiğiz üç kitap,üç film hangileridir?

-- Neden soruyorsun?.Hakkımda yargıda mı bulunacaksın?.Sana bu haddi kim verdi?..

En beğendiklerimin sayısı üç değil de beş ise,artanları ne yapacağım?...

En beğendiğim iki tane ise,üçüncüyü nerden bulacağım?...

Başvurmak için ne zaman internete girsem,soruları görünce sinirlenip çıkıyorum...

Sonra You tube'a girip,dört kere üstüste Miley Cyrus'ın "Wrecking ball" klibini izliyorum da,anca sakinleşiyorum...

Yarışmanın sunucusu...

Yarışmanın sunuculuğuna oyuncu Murat Yıldırım'ın tayin edilmesi çok doğru bir karar olmuş..

O da şaşırmıştır herhalde..Bir televizyon dizisine başrol olarak tayinini beklerken,demek ki kura'da yarışma sunuculuğu çıktı.

Olsun.Görev görevdir.Görevden kaçılmaz.

Para paradır,paradan kaçılmaz...

Görev yeri neresi olursa olsun hiç farketmez.Paranın olduğu her yer bizim için aynıdır..

Yarışmanın sunuculuğu için son derece uygun bir seçim.Çünkü, genç..yakışıklı..karizmatik..bilgili..kültürlü..Ak partili...

Yarışmada bugüne kadar kimse bir milyona çıkamadı ama o çıkacak gibi görünüyor.

Ayda 150 bin lira alıyormuş.Belki de çoktan çıkmıştır.Henüz çıkmadıysa bile bikaç metre bişey kalmıştır,yakında çıkar..

Hatta birkaç kere çıkar..Yorulana kadar çıkar..Bıkana kadar çıkar..Paradan nefret edene kadar çıkar..

Sonra gider güneyde bir yerde çiftlik alıp organik tarıma verir kendini..

Organik tarım onu alır mı?..O,organik tarımla onun arasında bişey,bilemem..

Hayatın bizi zorla güldürdüğü komedisidir bu : Organik tarımdan gelip,sonunda yine

organik tarıma gitmek...Topraktan geldik,toprağa gideceğiz...

Yükseklere çıkıp da,oradan aşağı bakmak nasıl bir duygu acaba?.

O kadar yüksekten bakınca,eski mahallen,eski arkadaşların görünüyor mu?..

İnsanın başı dönüyor mu?..

O kadar yükseğe çıkınca,hemen biyerlere,birilerine tutunmak,aşağı bakmamak lazım.Alışkın değilsen,başın döner,biri ittirir,ayağın kayabilir,düşebilirsin.

Yüksekler kaygan olur...

En son oynadığı diziden bölüm başına 45 bin lira alırken,yarışma için ayda 150 bin liraya razı olmuş diye okudum.

İnsanın daha düşük ücrete razı olmak zorunda kalması kötü bir şey.Ben de mecbur kalınca asgari ücretin altında bir işe razı olmuştum,ordan biliyorum.

Ayda 150 bin liraya razı olmak üzülmesine sebep olmuşsa,onu anlarım..

Uzaktan anlamam yeterli olur mu bilmem.İsterse yanına gider,yanında da anlarım..

Değer verdiğimiz büyük fikir adamları, konuşmalarında,yazılarında hep "Soru sorun..Soru sormaktan çekinmeyin,soru sormaktan korkmayın" derlerdi.

Haklılarmış..

Görüyorsunuz işte soru sormanın insana neler kazandırdığını..Adam sadece soru sorarak ayda 150 bin lira kazanıyor.

Cevap veren yarışmacılar,60 bin liradan yukarı çıkamazlarken,o soru sorarak 150 bin liradan aşağı inmiyor..

Hayatımız boyunca hep cevap aradık,cevapların peşinde koştuk.Elimize ne geçti?.Kocaman bir hiç!..

Orta boy da değil,kocaman hiç..

Meğerse mutluluk,cevap aramakta değil,soru sormaktaymış...

Bir milyonluk soru...

Bu yarışmaya katılmayı çok istiyorum..

Neden biliyor musunuz?

Yarışmadan çok para kazanıp,daha iyi bir hayat yaşamak için mi?..Hayır!

Çok borcum olduğu için mi?..Hayır!.

Çok para kazanırsam,iş kurabilirim,ekonomiye katkım olur,vergi veririm,devlet kazanır,çevreme faydam olur,istihdam yaratırım diye mi?..

Kessinlikle hayır!

Elbette daha iyi bir hayat yaşamak istiyorum..Daha iyi bir hayat,yaşa beni dedi de,hayır mı dedim?.

Borç desen,borcum da var..Borçlarımı birbirine eklesem,bağlantı yolları,viyadükler dahil,boğaza köprü olur.

İş kurup,patron olup,benden daha yüksek tahsilli,benden daha değerli insanları emrimde çalıştırma hazzını da yaşamak istiyorum..

Ama onlar ayrı konu..

Peki o zaman niye yarışmaya katılmak istiyorum?

Sırf,

"Bir milyonluk soruyu görebilmek için..."

Bir çok yarışmacıda bu arzuya şahit oldum..

Ben de aynı arzunun esiriyim..

Hatta,bir milyonluk soruya kadar gelsem, soruyu bilsem bile parayı almam.

Al diye ısrar ederlerse, "Valla almam.Ben buraya para için gelmedim,bir milyonluk soruyu görmek için geldim.Hayatta bir milyondan daha önemli şeyler var.Dünyada görmediğim yer kalmadı,bitek bir milyonluk soru görmedim." derim..

Bir milyonluk soruyu görmek için,imkanım olsa,birbuçuk milyon veririm.

Yani,o derece paradan daha önemli benim için o soru.

Para mutluluk getirmez.Bunu kesin olarak biliyoruz.Ama soru mutluluk getirir mi?.Onu bilmiyoruz.Çünkü sorunun ne olduğunu bilmiyoruz..

Dün gece rüyamda bir milyonluk soruyu gördüm..Ama sabah kalkınca hiçbişey hatırlayamadım...

O kadar merak edildiğine,bir milyon ettiğine göre,o bir milyonluk soru çok önemli bir soru.

Bence o sorunun cevabında hayata dair çok önemli bir sır var...

Veya açlığa çare,

İşsizliğe çözüm,

Kuraklığa su,

Savaşlara git,

Barışlara gel diyen birşey var.

Bundan eminim ve bundan son kararım...

Önemli olan katılmak...

Yarışmalarda zaten önemli olan kazanmak değil,katılmak..

Elenen yarışmacıların, "Olsun..Önemli olan sizinle tanışmak,binlerce adayın arasından sıyrılıp buraya kadar gelebilmek" demeleri de bunun kanıtı...

Yarışmada para ödülü olmasa,

Hatta,yarışanların üste para verdikleri "Kim bizi milyoner yapmak ister" isimli bir yarışma olsa,

Yine aynı coşkuyla katılırdık kanaatindeyim..

Oraya kadar gelebilmek,

Yani,yarışmanın yapıldığı binaya kadar gelebilmek,

Yarışmanın ünlü sunucusuyla tanışmak,bir metre yakınına kadar yaklaşmak,

Her türlü sıkıntıya,üzüntüye,hayal kırıklığına değer..

Ki,normalde ünlülere 100 metreden daha fazla yaklaşmak,tehlikeli ve yasaktır.

Tehlikesi şu : Çok sevdiğiniz bir ünlüyse,heyecandan bayılabilir veya ayağı takılıp üzerinize devrilirse,karizmasının altında ezilip,zarar görebilirsiniz...

Hayat da yarışma gibidir..Örneğin,önemli olan sevişmek değil,birlikte yatağa girmektir.

Yemek yemek değil,sofraya oturmaktır..

Önemli olan iyi yaşamak,mutlu olmak değil,hayata katılmak,dünyaya gelmektir..

Doğru dürüst yaşayamadığımız ve de yaşatılmadığımız bir hayatın sonunda,aynı alçakgönüllü tavrımızla bizi yönetenlere şöyle söyleyebiliriz :

 -- Olsun..Önemli olan sizlerle tanışmak,milyonlarca spermin arasından sıyrılıp dünyaya kadar gelebilmek...

Hiç gelmese miydik acaba dünyaya?..

Belki hemen arkamızdaki spermin bizden daha fazla şansı olacaktı..

Bilemiyorsun işte...

Bilsek,kenara çekilir,ona yol verirdik :

-- "Git kardeşim!..Benim içimde mutlu olamayacağıma dair bir his var..Belki senin şansın yaver gider..Bizi unutma.. Bizim için de yaşa..."

Son söz...

Son söz bulamadım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder