YAZILAR

cc

8 Kasım 2017 Çarşamba

İSTE YETER...


Yaşlılık,sen kabul ettiğin zaman başlar...

Eğer zamana, "Vücudumu teslim alabilirsin ama ruhumu asla!.."diyorsan,hala gençsin demektir...

Benimki yaşlar,ihtiyarlığın hazırlık sınıfıdır.

Sebebi belirsiz ağrılar,sızılar seni son düzlüğe hazırlar..

Toplum da sağolsun bu konuda elinden geleni esirgemez,seni yavaş yavaş iteler,öteler,kendinden uzaklaştırır..

Bütün yaşıtlarım neredeyse benden on sene önce gözlük takmaya başladı ama ben direndim..

Çünkü gözlüğün,ihtiyarlığın ilk adımı olduğunu biliyordum..

Direndim..

Bu inada,okumayı bile feda ettim..

Fedakarlık yapmadan bir savaşı kazanamazsınız..

Gözler gideli çok olmuştu ve gazete kitap okuyamıyordum.Kelimeleri,anteni kaymış televizyon gibi çift görüyordum..Yanyana çift olsalar,ikisini de okurdum ama kelimeler üstüste biniyor,okuyamıyordum..

Ama bahanem hazırdı..

"Okuyor musun?" diye soranlara, "Aaah,nerde o eski kitaplar?...Ne yazık ki okumuyorum artık..Çünkü artık iyi kitap yazılmıyor maalesef..Bütün iyi kitapları okudum..Kafamdaki o iyi kitapların tadını kaçırmasın diye yeni kitap okumuyorum..." diyordum...

Bana "Amca,dayı" diyenlerden nefret ederim..

Amca diye seslenenleri duymazdan gelip yürürüm..Çünkü etki-tepki meselesi,biri bana amca dedi mi,birden belim bükülür,sesim değişir,ölmek için sürüden ayrılan fil hüznüyle,eve gider uyurum..

"Abi" nin nesi var?...

Abi diyene bütün gönlümü,ruhumu açarım..Hele çok genç biriyse,ona öz kardeşimmiş gibi bakarım,çıkarıp harçlık veresim gelir...

Benim yaşıma inmeyi beceremeyen,yaşı benden büyük insanlarla konuşmam,arkadaşlık etmem.

Çünkü,ben onun yaşına gitmek zorunda kalırım,bilmediğim mahallerdir,geri dönmem hayli zaman alır..

Bu dünyadaki görevleri iç karartmak olan insanlardan uzak dururum...

Ya güldüren ya da gülen insanlarla olmayı severim..

Gülmek,içini yıkar insanın,ruhunu temizler,maskeleri düşürür,bütün benliğinle kabak gibi ortaya çıkarsın ki,o senin en güzel halindir..

Klişelerden kaçarım,rutinlere gelemem,Metinlere gidemem...

Metin,evli bi arkadaşım..

Bazan eve oturmaya çağırır beni,gitmem..

Oturmaya gitmek,oturma süresi bitene kadar birbirimize işlerimizden sözetmek,eski arkadaşları hatırlamak,çayın yanında ev yapımı kurabiye-kek yemek hücrelerimi öldürür.

Ben bölünerek çoğalan hücrelerden yanayım...

Gelenekleri sevmem..

Gelenek,alışkanlıktır,tembelleştirir.Tembelliğin bahanesidir..

Günde üç kere aşık olurum.

Sabah,öğle ve akşam yemeklerinden sonra sokağa çıkar,gördüğüm en güzel kadına uzaktan aşık olurum...

Aşk iyidir,ilham verir.İyisi de,kötüsü de işe yarar.Her hali şiir yazdırır,şiirseldir.Şiir de hayatın büyüsüdür,büyü olmadan olmaz...

Uzlaşırım ama anlaşmam..

Kendimi kendi ellerimle bağlayıp da sonra o ipten kurtulmak için debelenip ömür tüketmem..
             
Sadece kozmik bir tesadüf eseri benden önce doğdukları için kendilerini benden üstün sanan,üstünlük taslayanlardan hoşlanmam..

İçimdeki çocuğa iyi davranırım..Yazın mutlaka iki üç akşamda bir dondurma ısmarlarım,gazoz alırım..Bugüne kadar bir fiske dahi vurmamış,kırıcı bir söz söylememişimdir...

İçimde yalnız çocuk değil,her çağımdan bir nüsha vardır,hepsi de yeri gelir,lazım olur..

Sanattan,edebiyattan kopmam.Bunlar gençlik ilacıdır,enerji kaynağıdır...

En önemlisi de, "İSTERİM!..."

Maçı,eğer kazanmayı istersen,en kötü berabere bitirirsin..Beraberliği istersen,yenilirsin...

Genç kalmayı istediğin sürece genç kalırsın..İstemeyi bıraktığın anda,

"Beni istemeyeni ben de istemem" diyerek çekip gider gençliğin.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder