YAZILAR

cc

26 Şubat 2018 Pazartesi

ŞEYİMİ ŞEY YAP


Küçük yerlerde birlikte yaşayan insanların yaşadıkları şeyler o kadar sınırlı ve sayılıdır ki,bir süre sonra herkes birbirini ezberler,leb demeden leblebinin tuzlu mu tuzsuz mu olduğunu bile anlarlar...

Basit hayatlar,o hayatlara uygun basit cümlelerle akıp gider..

Zaman geçtikçe cümle kurmaya bile üşeniriz.Gerek olmaz.Çünkü anlarız birbirimizi.Yaşadıklarımız birbirinin aynısı veya tekrarıdır.Bu yüzden konuşmadan bile anlaşırız...

Mesela,sabah işe giderim,akşam işten gelirim,yemek yer,biraz televizyon seyreder yatarım.Benim muhteşem hayatım bundan ibarettir..

Karım da bütün gün evde,çamaşır bulaşık yıkar,ortalığı temizler,alışverişe gider,yemek yapar,beni bekler...

Cicim ayları,canım yılları çoktan geride kalmış,"Günün nasıl geçti?" "Sen evde neler yaptın?" gibi sorular inandırıcılığını yitirmiştir..

Konuşmalar azalmış,dimağlar küçülmüş,yeni kelimeler,cümleler edinilmemiş,eskiler de yer yer dökülmeye başlamıştır.

Eskiden,akşam eve geldiğimde karıma "Yemek hazır mı?" diye sorardım,sonra,bu kadar uzun konuşmak sıkıcı geldi,sadece "Hazır mı?" diye sormaya başladım.

Karım,daha önce aynı yerde,aynı saatlerde onbin sefer aynı soruya maruz kaldığı için,benim neyin hazır olup olmadığını sorduğumu anlayıp "Hazır" diye cevap verdi.

Şimdi soruyu daha da kısalttım, "Zır mı?" diye soruyorum,karım onu da anlıyor.Çünkü "Zır mı?" kulağa "Hazır mı?" gibi geliyor,karım da "Hazır hazır,sen şey yap,şey yapıyorum şimdi." diye cevap veriyor..

Yani,"Sen ellerini yıka,yemeği hazırlıyorum şimdi..."

Sonra yemeğe otururuz,yemek yerken karım bana "şeyi şey yaptın mı?" diye sorar..

Kastettiği şey,elektrik faturasıdır..Yani "Elektrik faturasını yatırdın mı?" demek ister...

Sabah evden çıkarken elektrik faturasını elime tutuşturmuş,"Şey yapmayı unutma,bugün şey günü,şey yapmadın mı,şeye giriyor"demişti..Yani,"Yatırmayı unutma,bugün son günü,yatırmadın mı cezaya giriyor..."

Ben de,"Yatırdım" diye cevap veririm.Karımın,elektrik faturasını sorduğunu,soruşundan,sesinin renginden,tonundan anlarım..

Sonra o konu üzerine kelimesiz cümlelerle konuşuruz biraz..

-- Çok şey gelmiş şey..Şey mi yaptılar acaba şeyde?..

( Yani: Çok gelmiş fatura.Yanlışlık mı yaptılar acaba faturada?..)

-- Yok,şeydendir o...Şeye şey geldi ya..Ayrıca,şeyleri de bize şey yapıyorlar..

 ( Yani: Zam'dandır o..Elektriğe zam geldi ya..Ayrıca,başkalarının kullandığı kaçak elektriği de bizim faturalara ilave ediyorlar..)

-- Ulan ben başkasının şeyini şey yapmaya mecbur muyum?..Niye başkasının şeyini bizim şeyimize sokuyorlar?

 ( Yani: Ben başkasının yaktığı kaçak elektriği ödemeye mecbur muyum?..Niye başkasının yaktığını bizim faturamıza ilave ediyorlar? )

Sonra karım bana "Yemekten sonra unutma da,şeyimi şey yap" derdi..

Yeni ayakkabı almıştı,ayaklarını sıkıyordu,benden,ayakkabılarını tamirciye götürüp,kalıba koydurtmamı istiyordu.

Bir gün önce konuşmuştuk bunu.Neyi kastettiğini anlayacağımı bildiği için,zihnini yormadan bu şekilde söylüyordu.Ama çok yorgundum,yemekten sonra hemen yatacaktım.

-- Çok yorgunum Süheyla,yarın sabah işe giderken şey yaparım senin şeyini..

-- Ama kaç gündür söylüyorum,şey yapmıyorsun Rıfkı?..
Çok rahatsız ediyor beni..Yemekten sonra bi beş dakka gidip geliver,genişlesin de rahat edeyim..

( Yani:Ayakkabıcı beş dakkalık mesafede.Ayakkabılar ayaklarımı çok sıkıyor,rahatsız oluyorum,bi gidip geliver ayakkabıcıya,kalıba koydur da genişlesin,rahat rahat giyeyim.)

-- Tamam,sen hazırla şeyini,yemekten sonra gidip gelirim..

(Tamam,sen hazırla ayakkabılarını,bi poşete falan koy,yemekten sonra ayakkabıcıya gider gelirim )

Mahallede arkadaşlarla da böyleydi konuşmalarımız..

-- Şey kaçta?

-- Sekizde.

-- Şeyde mi şey yapalım,şeye mi gidelim?

-- Şeye gidelim,daha şey olur.

Yani...

-- Maç kaçta?

-- Sekizde.

-- Kahvede mi seyredelim,birahaneye mi gidelim?

-- Birahaneye gidelim,daha iyi olur.Maçı seyrederken bira içer sarhoş oluruz,yenilirsek umurumuzda olmaz,yenersek sokağa çıkar,bağıra bağıra galibiyeti kutlarız,sarhoşuz diye kimse bize bulaşamaz...

Hayatımızdaki rutin heyecandı futbol maçları.O yüzden bilirdik neyi sorduğumuzu ve cevaplar da sınırlıydı zaten..

Sonra o yarım yamalak konuşmaları da bıraktık,yüz ifadeleriyle,yüzümüze vuran ruh belirtileriyle anlaşmaya başladık...

Eve gelince karıma yemeğin hazır olup olmadığıyla ilgili hiç birşey sormamaya başladım..Akşam eve geliyorum,kapıyı açıp eve giriyorum,karıma bakıp kaşlarımı çatıyorum,bu,"Yemek hazır mı?" demek..Karım da başını eğip,gözlerini kırpıyor,bu da,"Hazır" demek...

Yemek yerken konuşmayı da bıraktık.Eğer yemeği beğendiysem,yumuşak bir mırıldanmayla başımı sallıyorum,karım da bundan memnun olup,cevaben saçıyla oynuyor..

Sevişeceğimiz zaman da,ben dişlerimi fırçalıyorum,bunu gören karım,soyunup giriyor yatağa...

Konuşmuyoruz artık...

Benim kapasitem otuz kelimeye düştü..O kelimeleri bile birbirine bağlayıp cümle yapmaya üşeniyorum.

Bu hale gelmemizin elbette var bir sürü sebebi ama şey olmasın diye şey yapmak istemiyorum..

Hani şey olur da şey yaparlar diye şey yapıyorum......,


.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder