KIZIN ADI DEMOKRASİ--1
(Tiyatro oyunu)
(Açıklama : Uzuuuuuuuuun bir yazı okumaya hazır mısınız?...Hazır değilseniz,hiç başlamayın..Ben öyle yazılarımın yarıda bırakılmasından hiç hoşlanmam..Ha yemeği yarım bırakmışsın,ha yazıyı,aynı şey..Günah..
Efenim gelelim bu kadar uzun bir yazıyı,bildiğin,oynaması iki saat süren iki perdelik bir tiyatro oyununu niye yayınlıyorum?
Çünkü para lazım!...
Belki oynamak isteyen bir tiyatro'ya ulaşır,oynarlar,on trilyon kazanırlarsa,iki trilyon da bana atarlar...
Bunun gibi bi tane daha var..Onu da bikaç güne yayınlarım..
Oyunlar tescillidir ona göre..Araklayıp gizli gizli oynayanı fena yaparım...Fena yapamasam da en azından "Ayıp olmuyor mu bilader?." diyerek en az iki kişinin önünde mahcup ederim..
Buyrunuz efendim,oyun başlıyor..Okurken kendinizi sanki bir tiyatroda oyunu seyrediyormuş gibi hayal edebilmeniz için gözlerinizi kapayarak okumanızı tavsiye ederim...)
(Birinci tablo)
RIFAT...Kırklı yaşların ortalarında..
NURCAN...Rıfat'ın karısı.
ÖZGÜR...Oğulları..on sekiz-on dokuz yaşlarında.
Nurcan,hamiledir..Doğumu yakındır..Kız çocuğu bekliyorlar...
Evin salonu..akşam yemeği zamanı..
Nurcan,birazdan yiyecekleri yemek için masayı hazırlıyor..Elinde tabaklar,kaşıklar,sağdan girer.Üzerinde,sona yaklaşmış hamileliğin genel sıkıntıları vardır.Bir eliyle belini tutarak güçlükle yürür.Yanında oğlu Özgür,annesine masayı hazırlamakta yardım ediyor....
NURCAN -- Of of of..Öldürecek beni bu hamilelik...Belim bir yandan,ayaklarım bir yandan...
( Tabakları masaya koyar,düzenlerler..)
Vallahi hamallıktan başka birşey değil hamilelik..
Hamallık,hamilelik.. İkisi de aynı kökten türemiş herhalde,aynı şey,hamilelik eşittir hamallık...
Oğlum,sana bir anne tavsiyesi vereyim,sakın hamile kalma..
ÖZGÜR -- Saçmalama anne,erkekler hamile kalmazlar..
NURCAN -- Kalmazsınız tabi...Nasıl olsa biz kalıyoruz ya?..Siz keyfinize bakın...
Git mutfaktan suyu getir!.Sürahiyi doldurdum,tezgahın üzerinde unuttum,git al gel,ben de oturayım azıcık şöyle..(Masanın sandalyelerinden birini çeker,oturur.)
Bilgisayarını tamir ettirdin mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,bu akşam götüreceğim tamire..
NURCAN -- Oğlum dikkatli kullan,niye ikide bir bozuluyor bilgisayarın? Bilgileri yanlış mı sayıyorsun?..
Dikkatli kullan,bütün paramızı senin bilgisayarının tamirine veremeyiz.
ÖZGÜR -- Bilgisayarıma virüs girdi..
NURCAN -- Ne girdi?
ÖZGÜR -- Virüs..
NURCAN -- Virüs ne oğlum,varis gibi bişey mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,virüs işte..Mikrop gibi birşey..
NURCAN -- Bilgisayarın mikrop mu kaptı?..Ne yaptın,bilgisayarının yanında mı hapşırdın? Senden mi kaptı mikrobu?
ÖZGÜR -- Yok anne öyle birşey değil..
NURCAN -- Kapatıp aç,belki düzelir..
ÖZGÜR -- Neyi kapatıp açayım?
NURCAN -- Bilgisayarı... Elektrikli aletlerde oluyor ya öyle,kapatıp açınca düzeliyor..Hatta ben baban bozulunca,babanı bile kapatıp açıyorum da,düzeliyor.
ÖZGÜR -- Anlamadım,babamı kapatıp açıyor musun?.Nasıl yani?..
NURCAN -- Kaç kere aramız bozuldu,kavga ettik,aramızdaki ilişkiyi kapattım,çektim annemin evine gittim,bir hafta sonra kuzu kuzu geldi,yalvar yakar aldı beni annemin evinden...
İlişkilerde de böyledir.Baktın ki,karşındaki sana kötü davranıyor,ilişkiye ara vereceksin,uzak duracaksın..
Karşındaki sana durup dururken niye kötü davransın? Demek ki bozulmuş...Hemen ilişkiyi kapatacaksın,karşındaki kendini düzeltince yeniden açacaksın..
ÖZGÜR -- ( Oturur)
NURCAN -- Oğlum,hemen oturdun masaya.Daha yemek hazır değil.Git babanı al gel kahveden..
ÖZGÜR -- Olur anne...( Kalkar,çıkışa doğru yürür )
NURCAN -- Gelirken iki tane ekmek daha al,ne olur ne olmaz..Maşşallah,ekmeğe doymuyorsunuz,fırın açsam,ekmek yettiremem size..
ÖZGÜR -- Ben de onu merak ediyorum ya zaten..Ekmek yiye yiye,nasıl oldu da ben üniversite kazandım?
NURCAN -- Havalara girme hemen..Alt tarafı,Turizim-Otelciliği kazandın..Babana söyleseydin,üniversiteye gitmeden de bir otelde iş bulurdu sana...
Haydi git,babanı al gel,oyuna dalmasın yine,ikide bir yemek hazırlayamam...
ÖZGÜR -- Tamam,gidiyorum..
( Çıkacakken,babası girer)
RIFAT -- NEREYE?..NEREYEE?...Akşam akşam,yemek vakti nereye gidiyorsun?...
ÖZGÜR -- Seni almaya geliyordum baba..
RIFAT -- ( Sert ama içten içe keyifli) Beni alıp ne yapacaksın?..Atsan atılmam,satsan satılmam,elinde kalırım,alma beni boşver..
ÖZGÜR -- Estağfurullah baba,sen bizim için çok değerlisin..
RIFAT -- Gerçekten mi?.Değerli miyim??
NURCAN -- Değerlisin tabi Rıfat..Senin emekli maaşınla dönüyor bu ev..
RIFAT -- ( Karısının üzerine gider,ciddi ciddi.) Bu ev "dönüyor mu" Nurcan??..
NURCAN -- Yani lafın gelişi öyle söyledim.Dönüyor derken..
RIFAT -- Lafın gelişi olur mu Nurcan?.Dünya dönmüyor mu?
NURCAN -- Dönüyoor..?
RIFAT -- Eee?..Bizim ev dünyada değil mi?..Biz,uzay boşluğunda mı yaşıyoruz?..Dünya dönüyorsa,bizim ev de dönüyor..
NURCAN -- Gerçekten mi??..Ben de diyorum,niye sabahtan beri başım dönüyor?..
( Baba-Oğul gülerler..)
RIFAT -- Yahu sen ne kadar kolay kandırılıyorsun Nurcan?..O baş dönmesi,hamileliktendir..Karnında bebek taşıyorsun.Karnında hayat taşıyorsun,hayat..Yükün ağır,Allah kolaylık versin,Allah yardımcın olsun..
NURCAN -- Siz de biraz yardımcı olsanız?..
RIFAT -- Ben üzerime düşeni yaptım!....Daha ne yapayım?..
Oğlum,Özgür,yardım ediyor musun evdeyken annene?..Keşke bu çocuğu kız gibi yetiştirseydik,ev işlerinde yardım ederdi sana..
Nasıl gidiyor hamilelik?.İyi bakıyor musun kızıma?..
NURCAN -- Nereden senin kızın oluyor,ben taşıyorum onu dokuz ay karnımda?.
RIFAT -- Olsun..Her ne kadar birlikte yapmış olsak da,benim kızım sayılır..
NURCAN -- Nasıl senin sayılıyor?
RIFAT -- Şöyle...Diyelim ki,gazoz makinasına para attın,gazoz,düştü...O gazoz,makinanın mıdır,yoksa parayı atanın mı?..
NURCAN -- Ben gazoz makinası değilim Rıfat,insanım!..
RIFAT -- Ben de insanım?.
ÖZGÜR -- Ben de...
NURCAN -- Eee?
RIFAT -- Eee?
ÖZGÜR -- Eeee?
NURCAN -- Eeee?
RIFAT -- Hepimiz insanız Nurcan?..Sen,insanız derken ne demek istedin?
NURCAN -- Ay Bilmiyorum,kafam çok dağınık..Cümleye girerken ne demiştim ben?
RIFAT -- Boş ver cümleyi,yemek yiyelim,çok acıktım ben...
(Masaya,yemeğe otururlar)
(Yemekler konulup,yenirken..)
RIFAT --Şaka yapıyorum Nurcan..Tabii ki,çocuklar sadece babaya ait olamaz..Mesela şu senin karnındaki çocuğun üzerinde bir çok insanın hakkı var...Portakal aldığım manavdan,portakal üreticisine....
Hatta,bizim Sabri,doğacak çocuğumuzun manevi babası sayılır.
NURCAN -- Sabri kim?
RIFAT -- Kahve'den arkadaşım...Sabri'yle kahvede tavla oynuyorduk,beni altı-sıfır yendi....Benim kaybetmeye hiç tahammülüm yoktur biliyorsun..O kızgınlıkla eve geldim..Hatırlasana,ne kadar kızgındım o gün?...Çocuk okuldaydı,evde kimse yoktu,sen beni sakinleştirmek için.....
NURCAN -- Ben seni sakinleştirirken mi oldu bu çocuk?
RIFAT -- Evet..Geriye doğru saydım,o güne denk geliyor..Bu çocuğu Sabri'ye borçluyuz..Çocuk doğunca,Sabri'yi,çocuğun vaftiz babası yapalım..
NURCAN -- Saçmalama.. Ne koyacağız çocuğumuzun adını?.
RIFAT -- Koyarız bişey,acelesi yok...Olmadı,boş bırakırız,büyüyünce kendi ismini kendi koyar..
NURCAN -- Ayşe koyalım..Kızımızın ismi Ayşe olsun.
ÖZGÜR -- "Açelya" koyun..
RIFAT -- Niye??
ÖZGÜR -- Bilmiyorum..
RIFAT -- Daha erken,hele bir doğsun da..
NURCAN -- "Menekşe" olabilir...Veya "Gül..Lale...Papatya..Akasya..."
RIFAT -- Yok,Ihlamur!..Sen kafanı yorma,ben bulurum güzel kızıma güzel bir isim.,
NURCAN -- Kızın güzel olacağını nerden biliyorsun?
RIFAT -- Güzel olacak.Erkek adamın güzel kızı olur..
ÖZGÜR -- Didem..Dilara..Burcu..
RIFAT -- Ne olmuş onlara?
ÖZGÜR -- Bunları da koyabilirsiniz..Veya herkes bir isim koysun,üç tane ismi olsun,hangisini beğenirse onu kullanır.
NURCAN -Canan da güzel isim..Veya Fatma da olabilir..Emine de fena değil..Veya Cemile..Serap..
Fatoş..Şule..Nuriye..Huriye...Necati..
RIFAT -- Necati mi?..Manyaklaşma Nurcan,Necati erkek ismi..
NURCAN -- Olur mu canım,benim teyzemin kızının adı Necati....Ruşen teyzemin kızı..
Veya Ajda olabilir...Arzu...Belkıs..Nazan..Jülide..Ebru..Betül..Duygu..Gülbahar..Nigar..Dilek..Nihal
Hülya...
RIFAT --Yahu Yeter!..
NURCAN -- Aaa..Doğru söylüyorsun."Yeter" koyalım..Rahmetli Yeter halamın ismi....
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( BİRİNCİ TABLO'NUN SONU )
...............................
(İKİNCİ TABLO)
Lokal ışık altında yatak odası...
Rıfat ve karısı Nurcan yatma hazırlığındalar...
NURCAN -- Rıfat sen iyice gevşedin,bir işe girmeyecek misin?.
RIFAT -- Ne işi?..Otuz sene köpek gibi çalıştım,yetmez mi?..Yorgunum Nurcan,yeter çalıştığım.Emekli maaşım yeter bize.Ayağımızı yorganımıza göre uzatırız..
NURCAN -- Özgür'ün üniversite masrafı arttı Rıfat,senin maaşının yarısı ona gidiyor,bir de bu var..
(Şişkin karnını gösterir) Bir işe girsen,bir ek gelirin olsa iyi olmaz mı?
RIFAT -- O senin yüzünden oldu..
NURCAN -- Ne benim yüzümden oldu?
RIFAT -- Karnındaki...Ben sana söylemiştim,başka çocuk yapmayacaktık,öyle konuşmuştuk.Dede olacak yaşa geldim,şimdi bir daha baba mı olacağım?
NURCAN -- Bunun için hiç beni suçlama Rıfat.Bu,benim yüzümden olmadı,senin yüzünden oldu.
RIFAT -- Niye benim yüzümden oluyormuş?.Ben mi şişirdim karnını??
NURCAN -- Sen şişirdin tabi,kim şişirdi?
RIFAT -- Hayır,onu demek istemedim.Niye beni suçluyorsun?.
NURCAN -- Kimi suçlayacağım?.Senin yüzünden hamile kaldım..Sen dedin bana,"Hap kullanma,ben kendimi kontrol ederim "dedin,ben de sana güvenip hap kullanmayı bıraktım.
RIFAT -- Ne yapayım,kontrol edemedim işte.Dalmışım,unuttum..
NURCAN -- Dalmışsın??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Nereye daldın?.
RIFAT -- Dedim ya,o gün gündüz,kahvede Sabri'ye tavla'da yenilmiştim,onu düşünüyordum...
NURCAN -- Sen benimle sevişirken kahvedeki arkadaşlarını mı düşünüyorsun??
RIFAT -- Hayır yahu!..Dübeş attığım zaman içeriye kapı alsaydım,Sabri beni son elde yenemezdi,oyunu çevirebilirdim.O anda o geldi aklıma.
NURCAN -- Tam o sırada?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Aklına o gelince kendini kontrol etmeyi unuttun,"boşver anasını satayım,koyver gitsin" dedin??
RIFAT -- Öyle oldu..
NURCAN -- Yani,dübeş attığın zaman kapı alsaydın,ben hamile kalmayacaktım??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- O zaman çocuk doğduğunda adını "Dübeş" koyalım.
RIFAT -- Saçmalama,hadi hadi geç oldu,yatalım artık...O doğum kontrol haplarını kullanmanı istemiyorum.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- O haplar kıllanma yapıyor.O hapları kullandığın zaman bacaklarında kıl çıkıyor.Bacaklarını okşarken kafam karışıyor,senin bacaklarını mı okşuyorum,kendi bacaklarımı mı okşuyorum?..
NURCAN -- Saçmalama,benim bacaklarım kıllı değil.. Hap kullanmıyorum.
RIFAT -- Kullanma..Kullanacaksan da,düzenli traş ol..Benim traş makinamı da kullanma.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- Ne demek niye?.Ben nerden bileyim senin nereni traş ettiğini?..,
Ne koyacağız adını?.Bir isim bulalım şuna..
NURCAN -- (Sevgiyle karnını okşar) Bebeciğime mi?."Ayşe" koyalım.İsmi Ayşe olsun.
RIFAT -- Sen de taktın "Ayşe"ye.Ne var Ayşe'de?.
NURCAN -- Bişey olduğundan değil Rıfat?..Ayşe basit isim.Ayşe isminden çok var.Bizimki de onların arasına karışır,dikkat çekmez.
RIFAT -- Hayır,ben anlamlı bir isim koyalım istiyorum çocuğumuza.Kız çocuğuydu değil mi?.Kız çocuğuna hamilesin?..
NURCAN -- Evet Rıfat!..(Kızgın) Kız çocuğuna hamileyim!!
RIFAT -- Acaba..sevişirken sen üste mi çıkmıştın o ara,ondan mı öyle oldu?? (Kırmamaya çalışarak)
NURCAN -- Kız çocuğunun nesi var Rıfat??? (Kızgın)
RIFAT -- Bişeyi var demedim Nurcan..Olsun..Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez.
NURCAN -- İğreniyorum bu laftan!..
RIFAT -- Hangi laftan?
NURCAN --"Hayırlısı olsun da,kız-erkek farketmez"miş...Nedense hep kız çocuğu olunca söylersiniz bu lafı...Niye erkek çocuğu bekleyen babalar "Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez "demiyor?..
Erkekliğiniz batsın sizin!..
RIFAT -- Tamam batsın,hadi yatalım...(Yatağa girerler)
Ne koyalım kızın adını,ne koyalım,ne koyalım??..
Anlamlı bir isim olsun Nurcan.Bak,oğlanın adını Özgür koyduk.Özgür,ne kadar güzel bir isim..Eğer bu da oğlan olsaydı adını "Barış" koyardım..Özgür..Barış..Onur..Şeref..Haysiyet..Bunlar bir erkeğe yakışan anlamlı,güzel isimler.
NURCAN -- "Haysiyet" diye erkek ismi mi var?
RIFAT -- Mesela yani..Öyle anlamlı bir isim takalım ki,söylene söylene ismi bilinç altına yerleşsin,isimlerinden etkilensinler,isimleri gibi yaşasınlar,özgürlükten,barıştan yana olsunlar..
NURCAN -- "Sevgi" olabilir mi?.Sevgi,kız için hem güzel,hem anlamlı bir isim.
RIFAT -- Bravo!.Sevgi çok güzel bir isim.Ben de kadınlarda,kızlarda Sevgi ismini çok beğenirim.Sevgi ilham verir.Çok anlamlı ve çok güzel bir isim.
NURCAN -- "Sevgi"mi koyalım?
RIFAT -- Hayır!....
"Sevgi" güzel isim ama ben daha farklı,daha özel bişey olsun istiyorum..Hem özel,hem güzel bir isim olsun,kardeşiyle isimleri uyumlu olsun..
Ne koyabiliriz?.Ne koyabiliriz??...
NURCAN -- Akrabalarımızdan sevdiğimiz birinin ismini koyalım.O da çok anlamlı olur.
RIFAT -- Olabilir.Kim mesela?
NURCAN -- Mukadder teyzem var ya benim,çok severim,Mukadder teyzemin ismini koyalım.
RIFAT -- Nedir Mukadder teyzenin ismi?
NURCAN -- Mukadder..
RIFAT -- Hayır...Daha orijinal,hiç duyulmamış,hiç takılmamış bir isim verelim kızımıza.İlginç olsun,farklı olsun..
NURCAN -- Öyle her istediğin ismi koyabiliyor musun çocuğuna?
RIFAT -- Koyarım tabi,niye koyamayacakmışım?..Allah Allah?..(Yastığını düzeltir,kafayı koyar) Memlekette demokrasi yok mu?.Niye kendi çocuğuma istediğim ismi koyamayacakmışım?
(Durur.İsmi bulmuştur.Heyecanla doğrulur)
BULDUM!!...
NURCAN -- Ne buldun?
RIFAT -- Doğacak kızımıza ne isim koyacağımızı buldum!!..
NURCAN -- Ne isim koyacağız kızımıza?
(Gözleri parlayarak)
RIFAT -- "DEMOKRASİİİİ!........"
(Işık..Müzik..İkinci tablo sonu)
(İKİNCİ TABLO'NUN SONU)
...................................
(ÜÇÜNCÜ TABLO)
Ertesi sabah...
Kahvaltı zamanı..
Sağda masa..Özgür,masada..
Nurcan,elinde kahvaltılıklarla mutfaktan gelir...
NURCAN -- Sanki başka isim kalmadı,bula bula onu buldu....
Koydurmam valla..."Demokrasi" diye isim mi olur?...Demokrasi bir rejim,benim kızım rejim mi?..
Demokrasi bir yönetim biçimi,benim kızım yönetim biçimi mi?...
(Kahvaltılıkları masaya yerleştirir)
ÖZGÜR -- Ne oldu anne?
NURCAN -- Baban,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koyacakmış..
ÖZGÜR -- Ne demokrasisi?
NURCAN -- Parlamenter demokrasi!...
Oğlum ne bileyim ne demokrasisi?..Kıza isim arıyorduk,nerden aklına geldiyse,kızın adı "Demokrasi" olacak dedi..
ÖZGÜR -- Niye?
NURCAN -- Ne bileyim niye?...Güzel olsun,farklı olsun,anlamlı olsun,abisinin ismiyle uyumlu olsun dedi,sonra da nerden aklına geldiyse "Demokrasi" ismini buldu.
ÖZGÜR -- Olur mu öyle şey anne,saçmalamış babam.
NURCAN -- Ben de öyle dedim,"Olur mu öyle şey anne" dedim...Yani,babana,anne demedim de..
saçmaladığını söyledim...
ÖZGÜR -- Hem benim ismimle ne alakası var?..Benim ismimle uyumlu mu Demokrasi ismi?
NURCAN -- Senin ismin Özgür ya,kızın adını da Demokrasi koyarsak,"Özgürlük-Demokrasi"
yan yana güzel dururlar dedi...
ÖZGÜR -- Öyle miymiş?.Özgürlükle Demokrasi yan yana güzel mi duruyormuş?
NURCAN -- Ben ne bileyim oğlum?.Ben ne anlarım özgürlükten,demokrasiden?..
( Rıfat,bir kolunu,omuzunu ovuşturarak girer )
RIFAT -- Günaydın...
ÖZGÜR -- Günaydın baba..
NURCAN -- Günaydın...Ne oldu,niye ovalayıp duruyorsun kolunu?
RIFAT -- Ağrı girdi koluma..Pencere mi açık kaldı,ceryanda mı kaldım nedir?..
NURCAN -- Yaşlandın artık Rıfat bey,romatizma ağrısıdır o...(O arada ekmek falan doğrar)
RIFAT -- Bu? (Kolunu göstererek)
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Romatizma ağrısı?
NURCAN -- Evet..Yaştandır,yaştan.
RIFAT -- Yaştan?
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Öbür kolum da aynı yaşta,o niye ağrımıyor??..(yazarın notu:Bu espri,anonimdir)
(Bir yandan kahvaltı ediyorlar)
ÖZGÜR -- Aslan babam!..(İçinden gelir,babasının sırtına vurarak)
RIFAT -- Oğlum vurma sırtıma,lokmamı düşüreceksin ağzımdan....
Hem bana "Aslan" deme!..Aslan değilim ben..Beşiktaşlıyım ben,Kartal'ım.."Kartal" diyeceksin bana!
ÖZGÜR -- "Kartal babam!..." (Aynı hareketi yaparak)
NURCAN -- Beşiktaş ne yaptı bu hafta?
RIFAT -- SANA NE???...Sen,Galatasaraylı değil misin?
NURCAN -- Olur mu Rıfat?.Galatasaray benim "kızlık takımım.."
RIFAT -- Anlamadım,ne takımın?..
NURCAN -- Kızlık takımım...Evlenmeden önce Galatasaraylıydım,evlenince,sen Beşiktaşlısın ya,senin takımını aldım,Beşiktaşlı oldum.
RIFAT --Nasıl benim takımımı aldın??..Ne diyorsun sen Nurcan??
NURCAN -- Kadın,evlenince kızlık soyadını bırakıp,kocasının soyadını almaz mı?
RIFAT -- Eveet..?
NURCAN -- Sanki benim soyum yokmuş,ben soysuzmuşum gibi senin soyadını alıyorum ya?
RIFAT -- Doğrudur,evet..?
NURCAN -- Senin soyadını alınca senin bir parçan oluyorum,sen neyi seversen,neyi tutarsan,ben de onu tutuyorum ya,işte bu da öyle,Galatasaray benim kızlık takımım.evlendikten sonra senin takımını tutmaya başladım..
RIFAT -- Nurcan saçmalama,öyle bir şey yok,istediğin takımı tutabilirsin!..Yani...İstediğin futbol takımını tutabilirsin.
NURCAN -- Yok,iyi böyle,ben senin takımını tutmaya alıştım,başka takım tutamam bu yaştan sonra.
Kara Kartal Oley!..
RIFAT -- Dersler nasıl Özgür bey?.Nasıl gidiyor üniversite?
ÖZGÜR -- İyi gidiyor baba..
RIFAT -- İyi iyi,aferim,oku..Oku da baban gibi eşek olma..
NURCAN -- Rıfat?..
RIFAT -- Efendim?
NURCAN -- Ben o ismi kızıma koydurtmam bilesin..
RIFAT -- Hangi ismi?
NURCAN -- Rıfat saçmalama Allahaşkına,"Demokrasi" diye isim mi olur?..Demokrasiyi yönetim şekli olarak bile beğenmiyorlar da,değiştirmeye çalışıyorlar,sen,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koymak istiyorsun?..
RIFAT -- Koydum bile..Karar verdim.Kızın adı Demokrasi olacak..Oğlanın adını Özgür koyduk,kızın adını Demokrasi koyacağız,bir oğlan daha yaparız,onun adını da Barış koyarız,"Özgürlük-Barış ve Demokrasi." bir insan daha ne ister?
NURCAN -- Ay sen iyice siyasi bir adam oldun Rıfat?..Eskiden oy vermeye bile üşenirdin,ne oldu sana?
RIFAT -- Okuyorum Nurcan..Okuyorum,bilgileniyorum,memlekette ne oluyor,ne bitiyor,okuyoruz duyuyoruz,görüyoruz,kör değiliz,sağır değiliz,aptal değiliz,enayi hiç değiliz..
NURCAN -Ne zaman okuyorsun?.Ben seni hiç okurken görmedim.
RIFAT -- Görmek istiyorsan kahveye gel.Her gün kahvede beş tane gaste okuyorum.Arkadaşlar gelip Okey kurulana kadar bütün gasteleri didik didik ediyorum.Demek ki o arada farketmeden siyasi bir adam olmuşum.
NURCAN -- Git bir siyasi partiye üye ol bari..
RIFAT -- Yok,ben gelemem o işlere..Böyle iyi.Biz arkadaşlarla kahveden yönetiyoruz memleketi..
NURCAN -- AY!
RIFAT -- Ne oldu?
NURCAN -- AYY!..
RIFAT -- Ne oldu Nurcan,doğum sancısı mı? Geliyor mu çocuk??
NURCAN -- Galiba..AYY...AYYY!..
RIFAT -- Oğlum bakma öyle öküz gibi,koş duraktan taksi al gel!..(Özgür çıkar)
Nurcan,gel şöyle koltuğa geç...yavaş..Sakin ol..Nefes al,nefes al...(Koluna girer,destek olur)
NURCAN -- Ayy..Bebek geliyor galiba Rıfat..Geliyor bebek..
RIFAT -- Sakin ol..Nefes al..Taksi geliyor şimdi,beş dakkada hastanedeyiz..Nefes al..Derin derin nefes al,nefes ver..Nefes al,nefes ver...Nefes al,nefes ver!..
NURCAN -- Alıyorum Rıfat,nefes almadan nasıl yaşayacağım?..
RIFAT -- Çocuk için de al,çocuk için de al..Hep kendin için alma,çocuk için de nefes al..Geliyor,geliyor,Demokrasi geliyor...EVİMİZE DEMOKRASİ GELİYOOOORRR!.....
( Müzik..Perde..Üçüncü tablo sonu)
(ÜÇÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
..........................................
(DÖRDÜNCÜ TABLO)
Adını "Demokrasi" koydukları kızları dünyaya gelmiştir..
Rıfat,elinde kızının beşiği,içinde kızı (!),soldan girer...
RIFAT -- GELDİİİİİİİ......
Evimize demokrasi geldi...
Nihayet,özlemle,hasretle,dört gözle beklediğimiz kızımız "Demokrasi" dünyaya geldi!...
(Elinde beşikle,öne,seyirciye yaklaşır..)
RIFAT -- Demokrasi lazım mıydı?.. (Seyirciye)
(Ön sıradan bir seyirciyi gözüne kestirir)
Beyefendi,Demokrasi lazım mı,demokrasiye ihtiyacınız var mı?..Lazımsa vereyim size bunu,biz yenisini yaparız...
Yok mu?..Demokrasiye ihtiyacınız yok mu?..
Öyle demeyin beyefendi,herkesin demokrasiye ihtiyacı vardır.Bugün ihtiyacım yok dersin ama yarın ihtiyacın olur,hiç belli olmaz bu işler...
(Ön sırada bir kadın seyirciyi gözüne kestirir)
Hanımefendi,sizin var mı demokrasiye ihtiyacınız?...
Evinizde demokrasi var mı?..Evde kimin sözü geçiyor?.İsteklerinizi,haklarınızı kocanıza kabul ettirebiliyor musunuz?..
Demokrasi,her eve lazım...Demokrasi evlerden başlar.Evlerde demokrasi yoksa,Ülkede de olmaz.
Demokrasi güneş gibidir,demokrasi giren eve doktor girmez...
(Seyirciyle konuşmayı bitirir,beşikle birlikte,geriye gider)
Haydi bakalım,senin uyku vaktin geldi.seni biraz sallayalım da,uyu.Uyu da büyü..
(Koltuğa oturur,beşiği karşısına koyar,sallamaya başlar)
RIFAT -- "Dandini dandini dasdaana..Danalar girmiş bostaana...Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana...
NURCAN -- (Sağdan girer.Elinde soymaya başladığı bir patates ve bıçakla) Ne dedin Rıfat,duyamadım,kim nereye girmiş?
RIFAT -- (Şaşkın bakar,sonra..) Danalar diyorum,bostana girmişler,niye dikkat etmiyorsun?...
NURCAN -- Neye dikkat edeceğim?
RIFAT -- Danalara.
NURCAN -- Ne danası?
RIFAT -- Süt danası.
NURCAN -- Ne diyorsun sen?
RIFAT -- Sen ne diyorsun? Bebeği uyutmaya çalışıyorum,sallayıp ninni söylüyorum...
"Dandini dandini dasdaana..."
Bizim başka ninnimiz yok mu,bu ninniyle uyumuyor bebek?
NURCAN -- Yok valla.Bizim başka ninnimiz yok.Biz hep bu ninniyle uyuduk,büyüdük.Benim yedi sülalem hep bu ninniyle uyudu, "Dandini ninnisi" bizim aile ninnimiz..
RIFAT -- Ama bu ninniyle uyumuyor çocuk?..Yeni nesil bu ninnilerle uyumuyor Nurcan..
NURCAN --Demek ki,nesiller değiştikçe insanları uyutabilmek için ninnileri de değiştirmek lazım..
RIFAT --Karnı aç olmasın,sen emzirdin bunu değil mi?
NURCAN -- Emzirdim emzirdim..Hem nasıl emdi bilsen..Nasıl da acıkmış yavrum benim..
RIFAT -- (Bebeğe) Bana bak,açlıktan çıkmış gibi saldırma annenin memelerine!.Doğru dürüst em,
annenin memelerini bozma..Geriye bir tek onlar kaldı zaten.
Afferim sana,afferim sana..Annenin sütü,ananın ak sütü gibi helal olsun sana!..
Canım kızım..Benim güzel Demokrasim!..
NURCAN -- Dediğini yaptın,adını "Demokrasi" koydun değil mi?
RIFAT -- Evet..Kızımızın adını "Demokrasi" koydum,kapı gibi pembe nüfus kağıdını da aldım,canım kızımın nüfus kağıdını kalbimin üstünde taşıyorum..
(Kazağının altındaki gömleğinin cebinden,kızının nüfus kağıdını çıkarır,gururla okur:)
Adı : Demokrasi..
Baba adı : Rıfat
Ana adı : Nurcan
Doğum yeri : İstanbul
Doğum tarihi : 29 Ekim 20l6
(Arkasını çevirir)
Medeni hali : Bekar
Hane no : 0034
Cilt no : 0041
NURCAN --"Cilt no" nedir?
RIFAT -- Cilt no...Şey işte..Kızın cilt numarası...Mesela benim cilt numaram Otuzaltı..(Kolunu uzatır) Elle bak,Otuzaltı numara ciltler pürüzsüz oluyor...Bazı ciltler de portakal kabuğu gibi oluyor ya,mesela senin kalçaların öyle,onun numarası üçyüzseksenaltı...
NURCAN -- (Bozulur) Bana bak,atarım şimdi şu elimdeki patatesi kafana!.Benim kalçalarımda portakal kabuğu yok!.
İki tane çocuk doğur da,asıl ben senin kıçını göreyim!.
RIFAT -- Şaka yapıyorum,niye bozuluyorsun hemen?..Ben senin kalçalarını beğeniyorum..Bazı geceler,seni ters çevirip başımı yastık niyetine kalçalarının üzerine koymuyor muyum?..
NURCAN -- Terbiyesizleşme,seyirci var!.. (Salondaki seyirciyi göstererek)
RIFAT -- Aman!..Sanki seyirci çok terbiyeli?..(Seyirciye bakarak)
NURCAN -- Ver şunu,ben ayağımda sallar uyuturum..(Beşiği almaya yeltenir)
RIFAT -- Vermem valla..(Engeller) Ben uyuturum..Ben güzel kızıma güzel ninniler söyleye söyleye uyuturum..Dandini dandini dasdaanaa..
NURCAN -- Bakıyorum bir türlü ayrılamıyorsun kızından?..
RIFAT -- Yaa..Ayrılamıyorum...Kız evladı başkaymış...Kız evladı daha çok korunmaya muhtaç ya,insanı daha çok baba yapıyor...(Duygusal haller..)
Oğlan büyüdü,ben yaşlandım,içimdeki babalık duygusu kurudu sanıyordum.(Beşiğe bakarak) Bu güzel kız içimdeki babalık duygusunu yeniden canlandırdı,beni tazeledi,gençleştirdi.Kızımı seyrederken içimde sürekli,ne olduğunu anlayamadığım hoşuma giden şeyler hissediyorum..
NURCAN -- Onlara "Duygu" deniyor..
RIFAT -- Neylere?
NURCAN -- Kızını seyrederken,içinde oluşan güzel şeylere.
RIFAT -- Onlar duygu mu?
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Niye bana daha önce duyguların güzel bir şey olduğunu söylemedin??
NURCAN -- Bilmem...(Yanına oturur) Seni tanıdığım zaman sen kütük gibi bir adamdın.Ben seni öyle sevdim,değiştirmek istemedim..
RIFAT -- Kütük gibi bir adam olduğum için hep gurur duymuşumdur kendimle...Sakin..Soğukkanlı ..Duygusuz...Duygu baya güzel bir şeymiş.İnsan kendini şey gibi hissediyor.
NURCAN -- Ney gibi?
RIFAT -- İnsan gibi..
Bu güzel bebek sayesinde içimde yeni bir heyecan,yeni bir umut var...
NURCAN -- Her bebek yeni bir umuttur zaten..
RIFAT -- Bana bu heyecanı,bu güzel bebeği sen verdin.Sana bunun için teşekkür ederim.
NURCAN -- Rica ederim..Vazifemiz...
Kımıldanmaya başladı,salla şunu..
RIFAT -- (Beşiği sallamaya başlar) Dandini dandini dasdaana!.Danalar girmiş bostaana!..
Yok,bu ninni işe yaramıyor,daha çok rahatsız oldu..
NURCAN -- Bırak bana..Annesinin yumuşacık sesiyle uyutayım ben onu..(Beşiği sallamaya başlar) "Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana!.Kov bostancı daanaayı,yemesin lahaanaayı!
RIFAT -- Lahanayı??
NURCAN -- Evet..(Beşiği sallamaya devam eder) "Dandini dandini dasdaana!..
RIFAT -- "Dasdana" dediğine göre baya büyük bir dana galiba..Dasdana..Dapdana...
Bostanda hiç bir şey bırakmaz bunlar..
NURCAN -- Dalga geçme..."Dandini dandini dan ister...Bey babasından don ister...Basmayı beğenmezse...Kadifeden don ister...Eee..ee..ee..e!..Eee..ee..ee..e!"
RIFAT -- Yok Nurcan zorlama,beğenmedi bu ninniyi..Bir de "Fış fış kayıkçıyı" deneyelim.
NURCAN -- Fış fış kayıkçı mı?.
RIFAT -- Fış fış kayıkçıyı bilmiyor musun?.Bebekken sana söylemediler mi?.."Fış fış kayıkçı,kayıkçının küreği,tıp tıp eder yüreği,akşama fırın böreği.." Ne alakası varsa?..
"Yavrum yesin büyüsün,tıpış tıpış yürüsün.." Sonra nakarat kısmı var.
NURCAN -- Nakarat kısmı ne?
RIFAT -- "Eeee..ee..ee..e!.."
Nakarat kısmı bu..Ben bebekken bana hep bu ninniyi söylerlermiş.Biz kayıkçının fışfışlarıyla büyüdük.
NURCAN -- "Fış fış" ne oluyor?
RIFAT -- Fış fış?...Kayıkçı ya bu..Kürek çekiyor,kürek suya girip çıktıkça "Fış..Fışş..Fışşş.." diye ses çıkarıyor.
NURCAN -- Haaaaa...
RIFAT -- Odur herhalde ne bileyim.Belki de kayıkçının lakabı "Fışfış"tır...Adı "Nuri"yse,"Fışfış Nuri" diyorlardır,ne bileyim..
Bırak bana,ben onu bir fışfışlayayım bak nasıl hemen uyuyor...
(Beşiği sallayarak )
"Fış fış kaayıkçı..Kaayıkçının küüreği..Tıp tıp eder yüüreği..Akşama fıırın bööreği..Eee..ee..ee..e!.
Eee..ee..ee..e!...Eee..ee..ee..e!..Eee..eee..eee..ee..Eeee..eee..eee..eee!
Eeee,uzattın ama,uyuyacaksan uyu artık kızım!...
NURCAN -- Bana bırak bana,ben babaannemin ninnisini söyleyeyim kızıma.Babaannemin çok sevdiği, bir ninni var,bizim yöreye ait,onu söyleyeyim hemen uyur.
RIFAT -- İyi,işe yarayacaksa söyle..
NURCAN -- Yarar yarar,göreceksin bak,hemen şıp diye uyuyacak..(Boğazını temizler,kendini hazırlar)
Ses..ses..deneme...
RIFAT -- N'apıyorsun Nurcan,konuşma mı yapacaksın bebeğe?
NURCAN -- Hayır,ninni söyleyeceğim.Bizim oraya ait bir ninni...
RIFAT -- Söyle bakalım,nasıl bir ninniymiş bu?
NURCAN --"Dam üstünde uzun uzun bacalar amaaaaaaaan!... (Uzun hava tutturur)
Bizim elde uzun olur geceler amaaaaaaannn....
Zalım eller aman amaaaaaannn.... (Yanında oturan Rıfat gerilmeye başlar)
Ben öleyim beni yare gönderin amaaaaaannn...
Yüreğime ok değmiş sızlarım amaaaaannn..(Rıfat daha da gerilir,yan yan uzaklaşır)
Zalım eller aman amaaaann..Nenni yavrum nenniiiii..
Koyunum var Karaman amaaaann...Aman amaaaan..Ooooy.. Ooyy..Oooyy...
Kaybolursa aramam aman aman amaaan..oooyyy..oooyyy..Nenniii yavrum nenni oooyy...
Ben bir köylü kızıyım amaaaan,
Şehirliye yaramam amaaaann...Oooyyy..Oyyyy..Nenni yavrum nenni,uyusun da büyüsün nenni oooy ooyy..oooyyy....
RIFAT -- Nurcan manyak mısın sen,nedir bu?
NURCAN -- Ninni..Babaannem köyde bebekleri hep böyle uyuturmuş...Uyudu ama bak,hiç kıpırdamıyor.
RIFAT -- Korkudan kıpırdayamıyor.Korkuttun çocuğu,kasıldı kaldı..
Sen git mutfağına,işine bak,odada ayağımda sallar uyuturum..Deli midir nedir,bebeği uzun havayla uyutmaya çalışıyor..(Beşiği alır,sola çıkışa doğru yürür)
NURCAN -- "Bizim elde uzun olur geceler amaaaaannn...Ben öleyim beni yare gönderin amaaaann..Oooyy ooyy oooyyy...oooyyy..."
(Diye,keyifle uzun havasını atarak sağdan çıkarken...)
(Müzik..Perde..Dördüncü tablo'nun sonu)
(DÖRDÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
...................................
( BEŞİNCİ TABLO )
Adını "Demokrasi" koydukları kızları büyümüş,çok güzel bir genç kız olmuştur..Demokrasi kadar güzeldir....
Soldan girer...
DEMOKRASİ -- Anne ben çıkıyoruum..Anneee!...
NURCAN -- Bekle kızım Demet,bi dakka....(Diyerek,sağdan girer,elinde bir küçük kavanoz reçel ve poşet vardır.)
Giderken bunu Mukadder teyzeme bırak...(Reçeli poşete koyar)
DEMOKRASİ -- Nedir bu?
NURCAN -- İlaç...Mukadder teyzem tuvalete çıkmakta zorlanıyormuş.
DEMOKRASİ -- Niye zorlanıyor?.Tuvalet üst katta mı?
NURCAN -- Hayır kızım,öyle değil.Tuvaletini yapmakta zorlanıyormuş..Kayısı iyi gelir dediler,kuru kuru yemesin diye reçelini yaptım.Geçerken uğra,ver reçeli,tatlı tatlı yesin....Tatlı tatlı çıkarsın.
DEMOKRASİ -- Tamam anne,veririm..
NURCAN -- Demet kızım,akşama gelirken de şeye uğra...
(Karşı kapıdan Rıfat girer)
RIFAT -- Neye uğrayacak?..Nereye uğrayacak?...Demet kim?.Sen kime Demet diyorsun??
DEMOKRASİ -- Günaydın babacım...(Sevgiyle..Gülümseyerek.)
RIFAT -- Günaydın kızım... (Kızına döner)
Maşşallah,maşşallah,Allah nazardan saklasın,şunun güzelliğine bak!.Şunun güzelliğine bak!..Bebeğimiz büyümüş de dünya güzeli bir kız olmuş..
Zaman ne çabuk geçiyor.Beş dakka önce ninni söyleyip,beşiğini sallıyorduk,şimdi büyümüş de koskoca kız olmuş.
NURCAN -- Sahne üstünde zaman çok çabuk geçiyor Rıfat..
RIFAT -- Maşşallah maşşallah...Dünya güzeli değil,kainat güzeli...Allah nazardan saklasın.Tüph tüph tüph tüph tüph!..(Kızın suratına doğru)
DEMOKRASİ -- Baba tükürmee!?...
RIFAT -- Tükürmek iyidir,nazardan korur.Ne kadar çok tükürürsem,o kadar çok nazardan korunursun..Tüph tüph tüph tüph tüph tüph!..(Biraz da abartarak kızın yüzüne tükürük saçar)
Nurcan,var mı sende de nazar,sana da tüküreyim mi?
NURCAN -- Yok ben almayayım,bana nazar deymiş deyeceği kadar,beni tükürük bezlerine sarsan nafile..
RIFAT -- Bana bak Nurcan,bir daha bu kıza "Demet" dediğini duymayacağım..Demet değil onun adı,"Demokrasi." Kızımızın adını Demokrasi koyduk,kıza adıyla hitap et!..
NURCAN -- Ben de öyle diyorum Rıfat?..Öyle demedim mi kızım?."Demokrasi" diye çağırmadım mı ben seni?
RIFAT -- Nurcan beni enayi yerine koyma!.Sağır değilim,kıza "Demet" diye sesleniyorsun.
NURCAN -- İşte,Demet..Demokrasi..Aynı şey...Demokrasi çok uzun,ben kısaca Demet diyorum.
RIFAT -- Demokrasinin kısaltılmış hali demet mi??
NURCAN -- Değil mi??
RIFAT -- Nurcan,saçmalama.
NURCAN -- Ben yanlış biliyorum o zaman...
RIFAT -- Bu kızın adı Demokrasi..Kıza demokrasi ismini verdik,öyle çağıracaksın!..Demokrasiyi kısaltmak senin haddine mi?.Demokrasi demokrasidir,uzunu kısası olmaz,kafana göre demokrasiyle oynayamazsın!..
Kızım sen isminden memnun değil misin?
DEMOKRASİ -- Değilim!
RIFAT -- Gördün mü bak?.Kız memnun değilmiş,sana ne oluyor??...
NURCAN -- Tamam tamam,öyle çağırırım kızı,sakin ol,tansiyonun yükselecek.
RIFAT -- Nereye gidiyorsun kızım?
DEMOKRASİ -- Arkadaşıma gidiyorum baba,sınavlara hazırlanıyoruz..
RIFAT -- Ne sınavı bu?
DEMOKRASİ -- Üniversite sınavı.
RIFAT -- Evet,tabi..Üniversiteye gideceksin..Ne istiyorsun,nereyi kazanmak istiyorsun?
DEMOKRASİ -- Hukuk fakültesine girmek istiyorum.Hukuk okuyacağım.
RIFAT -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
NURCAN -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
RIFAT -- Hukuk??
DEMOKRASİ -- Hukuk..
NURCAN -- Hukuk...
RIFAT -- Hukuk...
DEMOKRASİ -- Hukuk..
RIFAT --Afferim iyi düşünmüşsün,adına en çok yakışan mesleği bulmuşsun...Tabii ki hukuk okuyacaksın..Hukuksuz demokrasi olmaz..
Afferim kızım.Hukuk oku,Avukat ol,haksızlığa uğrayan insanların haklarını savun.
NURCAN -- Avukat olmasın,Hakim olsun.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Hakimlerin maaşları daha yüksektir..
RIFAT -- İşin gücün para..Aklın fikrin para..Bütün derdin para...Para herşey değildir...Paradan daha değerli şeyler var hayatta...
O değerleri savunacak benim kızım..
Hiç kimseden korkmadan,kimseden talimat almadan,haklının hakkını cesaretle savunacak..Hep haklının yanında olacak,hep adaletin yanında olacak..
DEMOKRASİ -- Onun yanına gidiyorum zaten..
RIFAT -- Kimin yanına gidiyorsun?
DEMOKRASİ -- Adaletin yanına..Beraber sınavlara çalıştığımız arkadaşımın adı Adalet.
RIFAT -- Ne güzel işte..Cuk oturmuş..Demokrasi ile adalet yan yana..Demokrasi nerede,adalet orada..Adalet nerede,demokrasi orada..
Siz hiç ayrılmayın,hep arkadaş kalın..
Afferim benim kızıma.Avukat olmakla kalmayacak,Başbakan olacak benim kızım,başbakan!..
Bu ülkeye özlenen gerçek demokrasiyi getirecek..
Bütün dünya parmak ısıracak..Bizim için "Demokrasi isimli kadın başbakanın yönettiği,dünyanın en demokratik ülkesi" diyecekler.
O elindeki nedir?
NURCAN -- Kayısı reçeli.Mukadder teyzem kabız olmuş..
RIFAT -- (Bir an sessizlik...) Yani,Nurcan?...Bu kadar slogan atıyorum..Demokrasi diyorum,Hukuk diyorum,adalet diyorum,senin söylediğin şeye bak!.: "Mukadder teyzem kabız olmuş..."
Sçtın batırdın herşeyi...
NURCAN -- Hayatın gerçekleri Rıfat?...İnsanlar demokrasilerde de kabız oluyorlar..
RIFAT -- Hayır efendim,gerçek demokrasilerde insanlar kabız olmaz!.
Demokrasi,özgürlüğü getirir..Özgürlük,zenginliği getirir..Parası olan insan doğru beslenir,kabız olmaz...
NURCAN -- Vay canına,nerden nereye?...Yani,kabızın demokrasiyle ilgisi var diyorsun?
RIFAT -- Var!...Demokrasinin herşeyle ilgisi var..Demokrasinin ilgisinin olmadığı hiç bir şey yok..
Adım attın:Demokrasi...Nefes aldın:Demokrasi...Alamadın:Demokrasi...
NURCAN -- Sen,taktın demokrasiye..
RIFAT -- Taktım..Takarım...Eğer takmazsak,bize takarlar....
Haydi kızım,sen git yoluna,geç kalma arkadaşına..
DEMOKRASİ -- Hoşçakalın...
RIFAT -- Dur bakayım,dur dur...Üstüne başına bir bakayım,kıyafetlerine bir bakayım senin...
(Kız,döner.Rıfat kızın kıyafetlerine bakarak..) Aman ha..Aman haa..Ben namuslu bir adamım.Benim
namusuma laf getirecek bişey istemem..Bu etek biraz kısa değil mi?..
NURCAN -- Pantolon mu giysin?
RIFAT -- Yok,pantolon giyince kıçı meydana çıkar,pantolon giymesin.
NURCAN -- Çıkmaz çıkmaz.Yürürken kıçını içeri çekerek yürür,bir kıçı olduğunu belli etmez..
DEMOKRASİ -- Eteğim kısa değil ki baba,baksana,dizlerimin üzerinde...Sen kırmızı tükenmez kalemle dizlerimin üzerine çizgi çizdin,etek boyu bundan kısa olmayacak dedin ya?..Bak,eteğimin boyu,o çizgiyi aşmıyor...
(Kız,eteğini azıcık yukarı çeker,dizlerinin üzerindeki kırmızı kalemle çizilmiş etek boyu çizgisini gösterir)
NURCAN -- Sen kızın bacaklarına çizgi mi çizdin Rıfat??..
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Tükenmez kalemle??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Kırmızı tükenmez kalemle??
RIFAT -- Onlar "Kırmızı çizgiler.." Herkesin kırmızı çizgileri vardır.Onlar da,kızın kırmızı çizgileri..
Onun için de kolaylık olur,etek boyunu ona göre ayarlar...
Aman kızım ben namuslu bir adamım,benim namusuma toz kondurmayacaksın..Yolda yürürken sağa sola bakmadan yürü..Başını önüne eğ,yere bakarak git,yere bakarak gel..Böyle,dümdüz,takoz gibi yürü.Yolda yürürken kimseyi tahrik edecek kadınsı hareketler yapma...Hep bol elbiseler giy,vücudun belli olmasın,bir vücudun olduğunu anlamasınlar..Güzel kızsın,üstelik de adın Demokrasi..Maazallah başına bişey gelir,çok üzülürüz sonra.
NURCAN -- Kızım,sen babanı dinleme.Başını hep dik tut,hep ileriye bakarak yürü...Sen kızına güvenmiyor musun?
RIFAT -- Kızıma güveniyorum...Kızıma güveniyorum ama ortalık sapık kaynıyor...Başbakan olana kadar böyle idare etsin.
NURCAN -- Haydi kızım baban saçmalamaya başladı,geç kalma sen..
DEMOKRASİ -- Hoşçakal babacım..(Yanağından öper) Hoşçakal anne..
NURCAN -- Güle güle kızım..
RIFAT -- Güle güle kızım,güle güle..Allah zihin açıklığı versin....
(Kız,soldan çıkar..Rıfat ve Nurcan içeriye yürürlerken..)
RIFAT -- Mukadder teyzen kabız mı olmuş?
NURCAN -- Evet.Kayısı reçeli yaptım gönderdim..Kayısı iyi geliyormuş..
RIFAT -- Aptal mısın sen Nurcan?.Kabızlığa kuru kayısı iyi gelir.Reçelini ne yapacak,kıçına mı sürecek,tövbe tövbee..İyice tıkayacaksın kadını..
Bana bak,bu kızın sevgilisi,erkek arkadaşı falan yok değil mi?
NURCAN -- Demokrasinin mi?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Olsa ne olur Rıfat??..Sevgilisi olsa ne olur?..Genç kız,güzel kız,hayatını yaşamasın mı?.
RIFAT -- Yaşamasın!..Şimdi hayatını yaşamasının sırası değil..Ben istemem öyle şeyler..Öyle şeylerle kafasını bulandırmayacak.Kendini derslerine verecek,okuyacak,başbakan olacak benim kızım..
NURCAN -- Rıfat bence kıza bu kadar baskı yapma.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Kızın adını "Demokrasi" koymadın mı??
RIFAT -- Evet..?
NURCAN -- Demokrasi baskıya gelmez...Kaçar gider evden,demokrasiden mahrum kalırız..........
( Diyerek çıkarlarken.....)
( Müzik..Perde...Beşinci tablo sonu)
( BEŞİNCİ TABLO'NUN SONU )
.................................................
( ALTINCI TABLO )
Evde...Akşam...Sahnede Nurcan...Kulağında telefon,kızını aramakta ama ulaşamamaktadır.....
NURCAN -- (Kulağında telefon,dinler....) Nerdesin be kızım?..Nerdesin be yavrum?..niye açmıyorsun telefonunu?...
RIFAT -- Rıfat bey soldan girer... (diyerek girer)
NURCAN -- (Kulağında telefon) Ne dedin?
RIFAT -- Yok bişey...Geldi mi kız?
NURCAN -- Yok gelmedi..Arıyorum arıyorum,telefonunu da açmıyor..(Endişeli)
RIFAT -- Merak etme gelir birazdan.Ders çalışmaktan yorulmuşlardır,çay içip dinleniyorlardır.Arkadaşının evine gitmişti değil mi?
NURCAN -- Ama telefonunu niye açmıyor?..Çalıyor çalıyor açmıyor telefonunu...
RIFAT -- Canım belki de telefonunu odada bırakmıştır,tuvalete lavaboya falan gitmiştir.Kapat,beş dakka sonra yeniden ararsın.
NURCAN -- Allah Allah..Niye böyle yapıyorsun kızım ya?..Telefonunu yanından ayırma demedim mi ben sana?..
RIFAT -- Yahu Nurcan,ne kadar evhamlısın sen?..Merak etme..Gelir birazdan..Saat kaç ki?.
(Kolundaki saatine bakar) OHA!.Saat onbirbuçuk!.Nerde bu kız??..
Nerde bu kız Nurcan??...(Karısından daha çok endişelenir,paniğe kapılır)
Niye bana haber göndermiyorsun ?..Saat onbir buçuk olmuş..(Karısının yanına gider,ev telefonunun
ahizesini karısının elinden alır) Ver şu telefonu!.
Neydi numarası kızın?
NURCAN -- Burda işte,defterde yazıyor..
RIFAT -- (Masadaki telefon defterinden bakarak,kızına telefon açar) Allah Allaah...Allah Allaaah..
Bu saatte ne dersi bu?..Alacağım okuldan!.Okul mokul yok bundan sonra!.Üniversiteye de
gitmeyecek..Bulacağız birini evlendirip göndereceğiz,uğraşamam ben bunla,ALO?
NURCAN -- Açtı mı?
RIFAT -- Yok,açmadı.Çalıyor,açmıyor.
NURCAN -- Açmıyorsa niye alo diyorsun?
RIFAT -- Açsın diye alo diyorum!..(Telefona bağırarak) Kızım açsana telefonu!...
NURCAN -- Telefonu açmıyorsa seni duyamaz Rıfat,bağırmana gerek yok.
RIFAT -- Öldüreceğim onu!..Gelsin eve bacaklarını kıracağım..(Telefonu kapatır,yeniden çevirir)
Yine çalıyor,açmıyor..
NURCAN -- (Bu kez Nurcan,kocasını sakinleştirmek için,onun söylediğini söyler) Belki de telefonunu odada bırakmıştır,lavaboya,tuvalete falan gitmiştir,sakin ol Rıfat..
RIFAT -- Saçma sapan konuşma Nurcan?..Telefonunu odada bırakmış da,tuvalete gitmiş?..Çok mu ağır telefon?..Yanında taşıyamıyor mu?..Evde telefonu duyan başka kimse yok mu?..
Kızın başına bişey geldi Nurcan!..Ben dışarı çıkıyorum,yollara bakacağım..Kime gitmişti bu kız?
NURCAN -- Arkadaşına gitti.Söyledi ya,aynı okuldan Adalet diye bir arkadaşı.
RIFAT -- Onun telefonu yok mu bizde?..Arkadaşının telefonu yok mu sende?
NURCAN -- Yok valla..
RIFAT -- Evleri nerde bunların?.Kimin kızı?.Nerde oturuyorlar?
NURCAN -- Özgür biliyor evlerini.. Özgür'ü gönderdim arkadaşının evine.
RIFAT -- İyi yapmışsın.Ne kadar oldu gideli Özgür?
NURCAN -- Bir saate yakın oldu,nerdeyse gelir..
RIFAT -- O kadar uzak mı arkadaşının evi?..Niye o kadar uzağa gidiyor?..Bu yakınlarda başka arkadaşı yok mu ders çalışacak?...
NURCAN -- Ne bileyim Rıfat,o kız bizimkinin en yakın arkadaşı..
RIFAT -- Başımıza ne gelirse zaten hep en yakınlarımızdan gelir...Özgür gelince bana telefon et,haber ver,ben de şeye gideyim..
NURCAN -- Nereye gideceksin?
RIFAT -- Ne bileyim Nurcan!..Gideyim bakayım biyerlere..Kız yok ortalıkta.Demokrasi yok ortalıkta...
Allah göstermesin,kaza maza olmuştur,karakola gideyim,hastanelere bakayım...
NURCAN -- Tamam....(Yüzünde endişe..)
(Söylenerek soldan çıkar)
RIFAT -- Allah Allaah..Nereye gitti bu Demokrasi?...Nerde bu Demokrasi?...Şimdiye kadar çoktan gelmiş olması lazımdı demokrasinin,hala ortalıkta yok......(Çıkar)
NURCAN -- Bir daha arayayım şunu...Aman be kızım..Niye böyle yapıyorsun be yavrum?..Başına bişey geldiyse,başıma bişey geldi diye ara..Öldüysen,öldüm diye ara,niye bizi merakta bırakıyorsun?..
(Telefon açar)
Çalıyor çalıyor yine cevap vermiyor...Cevap vermeyeceksen çalma bari....
(Özgür girer)
NURCAN -- Hah,Özgür!...Kardeşin nerde?
ÖZGÜR -- Yok anne..Sekiz gibi ayrılmış arkadaşından.
NURCAN -- Nasıl sekiz gibi?
ÖZGÜR -- Bütün gün evde arkadaşıyla ders çalışmışlar,sonra da kardeşim sekiz gibi ayrılmış ordan.
NURCAN -- "Sekiz gibi" ne oğlum?
ÖZGÜR -- Sekiz gibi işte..Sekize çeyrek kala da olabilir,sekizi çeyrek geçe de olabilir,sekiz buçuk da olabilir...Saate bakmamışlar.Arkadaşının babası o sırada televizyonda kurtlar vadisini seyrediyormuş,ordan hatırladı kız.
NURCAN -- Yani kesin bir saat söylemiyorlar?
ÖZGÜR -- Söylemiyorlar..Sekiz diyorlar,sekiz buçukta başlıyor,sekiz buçuk diyorlar,dokuzda başlıyor.
NURCAN -- Ne başlıyor?
ÖZGÜR -- Kurtlar vadisi.
NURCAN -- Oğlum ben sana kurtlar vadisini mi sordum,ben ne yapayım kurtlar vadisini??..
(Rıfat soldan girer)
RIFAT -- Geldi mi geldi mi,demokrasi geldi mi?.. Buldun mu kardeşini?..Nerde kardeşin? Seni gördüm de döndüm.Getirmedin mi demokrasiyi?
NURCAN -- Yok Rıfat,Demokrasi,arkadaşının evinden sekizde ayrılmış.
ÖZGÜR -- Sekizde değil,sekiz gibi..Kurtlar vadisi sekiz gibi başlıyor,ordan şey yaptılar..
RIFAT -- Demokrasinin kurtlar vadisiyle ne ilgisi var?
NURCAN -- Bir ilgisi yok Rıfat.Demokrasinin ne zaman gittiğini televizyondan öğrenmişler.
RIFAT -- Bizim kız televizyona mı çıkmış?
ÖZGÜR -- Yok baba..Televizyonda Kurtlar vadisi diye bir dizi var ya?..
RIFAT -- Evet?..
ÖZGÜR -- Kardeşim,kurtlar vadisi başladığı zaman evden ayrılmış.
RIFAT -- Niye?.Kötü bir dizi mi o?..
NURCAN -- Allaaşkına,bırakın diziyi miziyi Rıfat!.Kız kayıp!..Demokrasi yok ortalıkta siz
televizyon dizilerinden bahsediyorsunuz..
RIFAT -- Başına bişey geldi!..Kesin başına bişey geldi kızın!.Demokrasiye bişey oldu.Demokrasinin başına bişey geldi!..(Üzgün,çaresiz)
ÖZGÜR -- Keşke kask taksaydı..
RIFAT -- Ne yapsaydı?..
ÖZGÜR -- Keşke arkadaşına giderken kafasına kask taksaydı.
RIFAT -- Ne kaskı?
ÖZGÜR -- Motorsiklet kaskı.
RIFAT -- Niye takacak motorsiklet kaskını?
ÖZGÜR -- "Başına bişey geldi" dedin ya...Başında kask olsaydı,başına bişey gelse de çok etkilenmezdi..
RIFAT -- Özgür seni döverim!..Gerizekalı!.Başına bişey geldi derken,kafasına bişey düştü demedim,kaza maza geçirdiğini kastettim..
Bu çocuğu sen böyle gerizekalı yaptın Nurcan..Çocukluğundan beri dayadın ekmeği,dayadın ekmeği,sırf ekmekle besledin çocuğu,aptal yaptın...
Ben karakola gidiyorum..
NURCAN -- Sen de Hastaneye git Özgür..
ÖZGÜR -- Yok anne,iyiyim ben..
NURCAN -- Haklısın Rıfat...Yanlış besledim ben bu çocuğu..Oğlum sana kendin için hastaneye git demedim..Baban karakola soracak,sen de aşağıdaki devlet hastanesine git de sor,bu civarda kaza olmuş mu,acile yaralı maralı getirmişler mi?..
ÖZGÜR -- Tamam anne..
(Rıfat ve Özgür çıkarlar)
NURCAN -- Allahım sen koru demokrasimizi... Demokrasimizin başına bişey gelmesin...Biz koruyamadık,sen bizim demokrasimizi koru ya rabbim......
(Müzik..Perde..Altıncı tablo sonu)
( ALTINCI TABLO'NUN SONU )
....................
( YEDİNCİ TABLO )
Solda lokal ışık altında...
Evin kızı Demokrasi,arkadaşından dönerken bir sapık tarafından kaçırılmış,ormanda bir kulübeye kapatılmıştır..
Sahnede yalnızdır.
Bir iskemlede oturmaktadır.Yanında okul çantası..Kucağında bir defter,birşeyler yazmaktadır..
Bir süre yazar..Sonra yazdıklarını sesli okur...
DEMOKRASİ -- "Sevgili günlük!....
Üniversite sınavlarına birlikte çalışmak için gittiğim en yakın arkadaşım Adalet'in evinden dönerken,yolda,otostop yaptığım bir adam tarafından kaçırılarak,neresi olduğunu bilmediğim bir ormanda,bir kulübeye kapatıldım..
Beni kaçırıp kulübeye kilitleyen adam,ses çıkarmadan beklememi,bir arkadaşını alıp geleceğini söyledi...
Sanırım bana tecavüz edecekler...
Böyle bir şey benim başıma neden geldi?..
Neden otostop yaparken daha dikkatli olmadım?
Halbuki,bindiğim arabayı kullanan adamın alnında "Sapık" yazıyordu..
Arabanın plakasındaki harflerde de "SPK" yazıyordu..
İnanmak istemedim..Değildir dedim...Belki adamın alnında yazan Sapık yazısı,şakadır dedim..Hayata tutkuyla bağlı olmasının şaka yollu bir ifadesidir dedim..Plakadaki "SPK" harflerinin de tesadüfen biraraya gelmiş olabileceğini düşündüm..
Hiç şüphelenmedim,önemsemedim,arabanın konforuna kendimi kaptırıp,işaretlere aldırmadım..
Bu benim başıma göz göre göre geldi...
Adamlar birazdan gelecekler...Onlar gelmeden önce avazım çıktığı kadar "İmdaat,kurtarın beni" diye bağırmak istiyorum.Belki yakınlarda koyunlarını otlatan bir çoban...Belki bu civarda yürüyüş yapan tabiat aşığı iki insan..Belki ormanda,ucuz olsun diye tavuk mangal yapan birileri sesimi duyar da yardıma gelir..
(Okumayı bitirir,defteri kapatır,çantasına koyar,kulübenin içinde (!),sağa sola giderek bağırır.)
İMDAAAAT!..KURTARIN BENİİİİİ!...SESİMİ DUYAN YOK MUUU!...BENİM ADIM DEMOKRASİİİ..BENİ KAÇIRDILAAR,TECAVÜZ EDECEKLEEER..KİMSE SESİMİ DUYMUYOR MU,İMDAAAAAT!!!....
(Kızı kaçıran sapık,yanında arkadaşıyla girer..Adamların alınlarında büyük harflerle,"SAPIK" yazmaktadır..Beyaz boyayla..
Kız,adamları görünce korkarak,geri geri yürüyüp uzaklaşır..)
DEMOKRASİ -- KİMSİNİZ SİZ?..NE İSTİYORSUNUZ BENDEN??...
ADAM -- SENİ KURTARMAYA GELDİK YAVRUM!...
( Derken,pantolonunun fermuarını indirir,öteki adam da kemerini çözmeye başlar.)
( Kız,korkuyla geri geri giderken..)
DEMOKRASİ -- "Sevgili günlük!...Adamlardan biri fermuarını indirdi..Öbürü de kemerini çözdü...
Artık hiç şüphem yok,bana tecavüz edecekler...
İmdaaaaat!...
( Kız kaçar,adamlar kovalar,aralarından sıyrılır,soldan çıkar,adamlar da peşinden koşup çıkarlar..)
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( YEDİNCİ TABLO'NUN SONU )
.......................................
( SEKİZİNCİ TABLO )
Karakolda.....
Masasında Komiser..
Rıfat girer....
RIFAT -- Selamun aleyküm!..
KOMİSER -- Aleyküm selam...Gel amca,otur şöyle..
RIFAT -- Sağolun..Sağolun Komiser bey..(Elinde mendil,yaşlı gözlerini siler)
KOMİSER -- Evet amca seni dinliyorum..
RIFAT -- Ben bir kayıp başvurusunda bulunacaktım komiser bey..(Üzgün)
KOMİSER -- Geçmiş olsun.Kimi kaybettiniz?
RIFAT -- Demokrasiyi kaybettik!...
KOMİSER -- Anlamadım,kimi dedin?.
RIFAT -- Demokrasi,demokrasi...Kaybettik..Gitti..Artık Demokrasi yok...
KOMİSER -- Allah Allah?..Demek demokrasiyi kaybettiniz?..Nasıl oldu bu iş?..
(Şaka yaptığını sanır,hoşuna da gider,gülümseyerek arkasına yaslanır)
RIFAT -- Arkadaşına ders çalışmaya gitmişti..
KOMİSER -- Kim?
RIFAT -- Demokrasi.
KOMİSER -- Demokrasi,arkadaşına ders çalışmaya gitti?
RIFAT -- Evet..
KOMİSER -- Demokrasinin arkadaşı kim?
RIFAT -- Adalet..
KOMİSER -- Haaaaaa...Peki sonra?..
RIFAT -- Akşam sekiz gibi arkadaşının yanından ayrılmış...
KOMİSER -- Adaletin yanından?
RIFAT -- Evet...Adalet,en yakın arkadaşı..Onun yanından ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alamadık.
KOMİSER -- İşte onu yapmayacaktı.
RIFAT -- Neyi yapmayacaktı?
KOMİSER -- Adaletin yanından ayrılmayacaktı..Adaletin yanından ayrılırsan,başına her türlü şey gelir...
Haydi bakalım,bu kadar şaka yeter.Nedir problem?
RIFAT -- Problem bu Komiserim.Demokrasiyi kaybettik.Şimdiye kadar çoktan gelip yerleşmiş olması lazımdı..Çoktan eve gelip,üstünü başını değiştirip yemek masasındaki yerine yerleşmiş olması lazımdı ama hala gelmedi..Kaçırılmış olmasından korkuyoruz...
KOMİSER -- Kimin?
RIFAT -- Demokrasinin..Aklımıza kötü kötü şeyler geliyor komiserim.Başına bişey gelmesinden çok korkuyoruz..Namusunun kirletilmesinden korkuyoruz.
KOMİSER -- Kimin namusu?
RIFAT -- Demokrasinin namusu...Demokrasinin namusundan biz sorumluyuz komiserim..N'olur bulun demokrasiyi,geri getirin bize..Biz demokrasi olmadan yaşayamayız...Komiserim noolur bize yardım edin,komiseriiiiimmm....(Bırakır kendini,sesli sesli ağlamaya başlar)
KOMİSER -- Amca ne yapıyorsun?..(Yanına gider) Amca sen ne anlatıyorsun?.Niye ağlıyorsun?
Allah Allaah?...Demokrasi yok diye bağıranı,çağıranı gördüm de,hüngür hüngür ağlayanı ilk defa görüyorum..Sen ne demokrasi aşığı bir adammışsın amca?..
RIFAT -- Hayır ben o demokrasiden bahsetmiyorum..
KOMİSER -- Hangi demokrasiden bahsediyorsun?.Kaç tane demokrasi var?
RIFAT -- Ben kızımdan bahsediyorum..
(Devamı : KIZIN ADI DEMOKRASİ-2' de)KIZIN ADI DEMOKRASİ-- 2
(Devamı...Hepsi bir sayfaya sığmadı)
KOMİSER -- Hangi demokrasiden bahsediyorsun?.Kaç tane demokrasi var?
RIFAT -- Ben kızımdan bahsediyorum..
KOMİSER -- Kızının demokrasiyle ne ilgisi var?
RIFAT -- Kızımın adı "Demokrasi.." Kayıp olan,kızım....
(Bir an sessizlik)
KOMİSER -- Kızının adı Demokrasi mi??
RIFAT -- Evet..
KOMİSER -- Kızına demokrasi ismini mi koydun?
RIFAT -- Evet..
KOMİSER -- Neden?
RIFAT -- Çünkü demokrasiyi çok severim..
KOMİSER -- Başka isim bulamadın mı kızına verecek?.Anarşist misin sen?
RIFAT -- Niye?.Anarşist mi lazımdı?
KOMİSER -- Ben,kıllandım senden..İSMAİL!.
İSMAİL -- (Girer) Buyur komiserim?
KOMİSER -- Bu amcayı bir sorgulayın bakayım,neymiş demokrasiyle derdi anlayalım..
İSMAİL -- Gel bakalım amca...(Koluna girer,kaldırır)
RIFAT -- Komiserim,kızım kayboldu diyorum,ne sorgusu? Neyimi sorgulayacaksınız?.Sorgulanacak bişeyim yok benim..
KOMİSER -- Merak etme,kızınla da ilgileneceğiz.İsmail,kızı kaybolmuş amcanın,gerekli bilgileri alın,işlemi başlatın.
İSMAİL -- Tamam komiserim..Gel bakalım amca..
RIFAT -- Komiser,ayıp oluyor bu yaptığınız.Kızım kaybolmuş,benim içim yanıyor,siz bana ne yapıyorsunuz?
KOMİSER -- Amcanın içi yanıyormuş,soğuk ayran ikram edin..
RIFAT -- Komiser??..
KOMİSER -- (Şüpheyle bakarak) Kıllandım senden!...
RIFAT -- Traş ol o zaman!!..
Götür İsmail!..
İSMAİL -- Başüstüne!..
(Polis İsmail,Rıfatı götürürken..)
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( SEKİZİNCİ TABLO SONU )
............................
( DOKUZUNCU TABLO )
Evde...Nurcan,ev telefonunu koydukları sehpanın dibinde oturuyor.Kızından gelebilecek bir haberi bekliyor...
Rıfat girer..
NURCAN -- Hoşgeldin Rıfat..(Üzgün..Moralsiz.)
RIFAT -- Hoşbulduk..
NURCAN -- Var mı bir haber?.
RIFAT -- Yok...(Üzerlerinde,üzülmekten,ağlamaktan,yorgunluk ve umutsuzluk vardır)
Kaçırdılar kızımızı..İki gün oldu,hala haber yok..Gitti kızımız,gitti..Kaçırdılar..
NURCAN -- Karakola kayıp başvurusu yaptın değil mi?
RIFAT -- Yaptım..
NURCAN -- Yüzüne ne oldu senin? (Rıfat'ın suratında karakolda yediği bir kaç tokatın izleri vardır.)
RIFAT -- Bunlar mı?. (Yüzündeki morluğu,yara bandını falan göstererek)
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Bunlar karakolda oldu.
NURCAN -- Nasıl oldu?
RIFAT -- Kapıya çarptım.
NURCAN -- Karakolun kapısına mı?
RIFAT -- Evet...
(Koltuğa çöker)
Sen söylemiştin bana.."Kıza fazla baskı yapma,demokrasi baskıya gelmez,kaçar gider evden" demiştin...
NURCAN -- Kız,kaçmadı Rıfat..Kaçırdılar kızımızı...(Gözleri yaşlanır,mendiliyle gözlerini siler)
RIFAT -- Yapamazlar Nurcan!..Benim kızımı kaçıramazlar..Benim kızım üniversiteye gidecek..Benim kızım hukuk okuyacak.Avukat olacak,başbakan olacak benim kızım..Benim kızımı kaçıramazlar...
Bizim başımıza gelmez böyle şeyler..Böyle şeyler hep başkalarının başına gelir..Göreceksin,çıkıp gelecek biyerden..Kesin,bir yerde uyuyup kalmıştır.Arkadaşından gelirken,bindiği otobüste uyuyakalmıştır,kimbilir otobüs nereye gitti..Oradan da yine yanlış bir otobüse binmiştir...
NURCAN -- Telefon açamıyor mu peki?
RIFAT -- Belki de telefonunun şarzı bitmiştir.
NURCAN -- "Şarz" değil.."Şarj.."
RIFAT -- "Şarz..."
NURCAN -- Şarj..
RIFAT -- Şarz.
NURCAN -- Şarz değil Rıfat!.Şarj..
RIFAT -- Kızımız kayıp,şimdi bunu mu tartışacağız Nurcan?..Zaten gıcık oluyorum o kelimeye..Ş ile J harflerinin birbirlerine bu kadar yakın olmaları hiç doğru bir şey değil...
Sen niye duruyorsun öyle telefonun dibinde?
NURCAN -- Kızımızı kaçıranlar,kızımızın hayatına karşılık bizden Fidye istemek için ararlarsa diye telefonun başında bekliyorum..
RIFAT -- Fidye??
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Ne diyorsun sen Nurcan,ne fidyesi?..Benim her tarafım fidye olsa ne olur?.Nereden bulacağız da vereceğiz fidye parasını?
NURCAN -- Benim var biraz param.Kefen parası diye biraz para biriktirmiştim.
RIFAT -- Kefeni ne yapacaksın?
NURCAN -- Öldüğüm zaman için diyorum...
RIFAT -- Haa,o kefen parası?..Nerden biriktirdin?
NURCAN -- Mutfak masrafından artırıp biriktirdim...
RIFAT -- Mutfak masrafından artırıp kefen parası mı biriktirdin??
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- (Bir titreme gelir)
NURCAN -- Ne oldu?
RIFAT -- Bilmiyorum..Bi titreme geldi....
Peki,yeter mi o?..Bi kefen kaç para ki?..
NURCAN -- Dört tane de bileziğim var..
RIFAT -- Dört tane bileziğin var?
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Onlar nerden geldi?
NURCAN -- Mutfak masrafından artırdım...
RIFAT -- Yetmez Nurcan..Eğer kızımızı para için kaçırdılarsa,bir kefen parası,dört bileziğe vermezler kızımızı.
NURCAN -- Bir de Marmaris'te 500 metrekare arsa almıştım.
RIFAT -- Ne yapmıştın??
NURCAN -- Marmaris'te 500 metrekare arsam var.
RIFAT -- Marmariste 500 metrekare arsan var??
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Onu nasıl aldın?
NURCAN -- Mutfak masrafından artırdım....
RIFAT -- Ben emekli olunca dükkan açmak için para lazım oldu,para bulabilmek için dört döndüm,bana zırnık koklatmadın,kızın için kefen paranı bile veriyorsun?..
NURCAN -- Kızım için canımı veririm...(Yaşlanan gözlerini parmağının ucuyla siler)
RIFAT -- Benim için?
NURCAN -- Vermem.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Sana gençliğimi verdim ya?..
(Espriler,üzücü durumu değiştirmeyecek duyguda yapılmalıdır.Neşeli değil,buruktur)
(Ağabey Özgür soldan girer..Elinde bir gazete vardır.)
ÖZGÜR -- Kardeşimi gazeteye basmışlar..
NURCAN -- Ne yapmışlar?..
ÖZGÜR -- Kardeşimin haberini gazeteye basmışlar.
NURCAN -- Nereden duymuşlar ki?.
RIFAT -- Ben söyledim Nurcan.Karakoldaki polis muhabirine kızın fotoğrafını verdim.Gazetesine yazsın,faydası olur,gören duyan olur,haber verir diye.
Ne yazmışlar?.Oku bakayım..
ÖZGÜR -- (Okumaya başlar) " Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli..
NURCAN -- Fotoğrafını yana mı koymuşlar?
ÖZGÜR -- Evet...
NURCAN -- Niye yan tarafa koyuyorlar,üstte yer yok muymuş?
RIFAT -- Oku oğlum sen,devam et...
ÖZGÜR -- (Okur) "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli..
NURCAN -- Hayır,niye yan tarafa koyuyorlar?..Benim güzel kızımın fotoğrafını üst tarafa yakıştıramıyorlar mı?..
RIFAT -- Nurcan,orada yer varmış,oraya koymuşlar..Gazetenin bir şekli şemali var,bir düzeni var.Orasını uygun görmüşler,oraya koymuşlar kızımızın resmini..
Oku oğlum,devam et..
ÖZGÜR -- "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli,Parantez içinde onsekiz...
NURCAN -- Parantez içindeki nedir?
RIFAT -- Kızın yaşı Nurcan?...Onsekiz yaşında ya kızımız?
NURCAN -- Ama niye parantez içinde?..
RIFAT -- Nurcan,gazeteye insanların yaşlarını öyle yazıyorlar.Adını yazıyorlar,gerek duyarlarsa yanına parantez açıp,yaşını belirtiyorlar,saçmalama..
NURCAN -- Niye saçmalıyor muşum??...(Dokunsan ağlayacak gibi) Niye benim kızımın fotoğrafını üst tarafa koymuyorlar da,yan tarafa koyuyorlar?..Niye kızımı parantez içine alıyorlar??...Zaten hayatı boyunca hep bir parantezin içinde yaşar gibi yaşadı benim zavallı kızım?..
Şimdi kimbilir nerde,hangi parantezin içinde..
Bul kızımı Rıfaaat...Ben kızımı istiyoruuuumm...(Kendini koyverir,ölçülü bir sesle ağlamaya başlar.)
RIFAT -- (Karısının yanına gider,başını kendine yaslar,teselli etmeye çalışır) Tamam Nurcan,tamam..Bulacağız kızımızı..
Polis her yerde arıyor zaten.Merak etme bulunacak...
Biz bu acıyı hak edecek hiç bir şey yapmadık...Biz bu cezayı hak edecek kadar büyük günah işlemedik...Bulacaklar kızımızı...Bulacaklar demokrasimizi...Geri gelecek demokrasimiz.Hiç kimse onu bizim elimizden alamaz,merak etme sen...
ÖZGÜR -- "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli...
RIFAT -- Oğlum okuma!!...
ÖZGÜR -- Tamam baba..
(Dışarıdan önce bir gürültü gelir,sonra içeriye gazeteciler doluşur..
Aralarında bir de televizyon ekibi vardır.Omuzunda kamerayla,kameraman,elinde mikrofonla kadın muhabir..)
RIFAT -- NE OLUYOR?.NE OLUYOOOR!...HOOOP..YAVAŞ..OHAA..AHIRA MI GİRİYORSUNUZ?..
Oğlum,kim bunlar,nasıl girdiler içeri?..Niye kapıyı açık bırakıyorsunuz?.
(Gazeteciler bir kargaşa,gürültü içinde Rıfatı soru yağmuruna tutarlar.)
MUHABİR -- Demokrasinin babası siz misiniz?
l.GAZETECİ -- Kızınızdan hala bir haber yok mu?
2.GAZETECİ -- Kızınız kaçtı mı kaçırıldı mı?
3.GAZETECİ -- Kızınıza Demokrasi ismini siz mi koydunuz?
4.GAZETECİ -- Kızınızın adı gerçekten Demokrasi mi?
1.GAZETECİ -- Amerikanın başkenti neresi?
3.GAZETECİ -- İkinci ayakta kim geldi?
2.GAZETECİ -- Demokrasi sizin yüzünüzden mi evden kaçtı?
4.GAZETECİ -- Kaçıranlardan fidye talebi oldu mu?
1.GAZETECİ -- İki kere iki kaç eder?
3.GAZETECİ -- Kızınızı bulana ödül verecek misiniz?
(Gazetecilerin sesleri üstüste biner,Rıfat'ı bunaltırlar..)
RIFAT -- YETEEERRR!...SUSUN YAHU!..NE SORACAKSANIZ TEKER TEKER SORUN!..
Anladık,gazetecisiniz,işinizi yapıyorsunuz ama yavaş arkadaşlar!..Hepinize cevap veririz,sakin olun!.
Evet,sen!..Sor bakalım,ne soracaksan!
3.GAZETECİ -- Kızınıza niye Demokrasi ismini koydunuz?
RIFAT -- SANA NE!..
3.GAZETECİ -- Ama ben gazeteciyim??
RIFAT -- BANA NE!
3.GAZETECİ -- Ama olmuyo böyle..
RIFAT -- Niye olmuyormuş?..Sen istediğin soruyu sorabiliyorsun da,ben istediğim cevabı niye veremiyorum?..
2.GAZETECİ -- Kızınızdan hala bir haber yok mu?
RIFAT -- Yok..Ama bulacaklar..Polis her yerde kızımızı arıyor.Umudumuzu yitirmedik.Bulacaklar.
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Bulacaklar!
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Bulacaklar bulacaklar.Ben polise güveniyorum.
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Bulacaklar.
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Var mısın iddiaya??
Bulurlarsa fotoğraf makinanı bana veriyor musun???
2.GAZETECİ -- Veriyorum.Sen ne vericen??
NURCAN -- Rıfat n'apıyorsun??
RIFAT -- Hayır,inatlaşıyor benle...
TV.MUHABİRİ -- Efendim,sizi eşinizle birlikte çekebilir miyiz?
RIFAT -- Tabi.Çekebilirsiniz.Gel Nurcan..Oğlum sen de gel yanımıza..
(Rıfat,Nurcan,aralarına oğullarını alarak koltukta yan yana otururlar...Flaşlar patlar,Televizyon çekim yapar)
TV.Cİ -- Efendim,mümkünse konuşurken arada ağlayabilir misiniz?
RIFAT -- Ağlayayım mı?Niye?
TV.Cİ -- Televizyonda ağlayınca reyting yükseliyor..
RIFAT -- Valla çok isterim ağlamayı.Daha çok kişi seyretsin,kızımızın bulunmasına faydası olur ama ben iki gündür ağlıyorum,göz pınarlarım kurudu...(Karısına:) Sende kaldı mı gözyaşı?.Kaldıysa biraz ağla..
NURCAN -- Vallahi yok.Bu sabah ağladım hepsini.
TV.Cİ -- Kızınızı kaçıranlara buradan söylemek istediğiniz bir şey var mı?
RIFAT -- Kızımı kaçıranlara?..
TV.Cİ -- Evet..
RIFAT -- Eğer kızım kaçırıldıysa,kızımızı kaçıranlara,bizi güzel kızımızdan,güzel demokrasimizden mahrum bırakanlara sesleniyorum...Bu kamera mı?
TV.Cİ -- Başka kamera yok zaten.
RIFAT -- Tamam....."Eğer benim güzel kızımın saçının bir tek teline zarar gelirse...Eğer bizim güzel demokrasimizin saçının bir tek teline zarar verecek olursanız.....
(Rıfat sözlerinin geri kalanını söyleyeceği sırada,odadaki öteki gazeteciler aralarında yüksek sesle kızın kaçırılışını tartışmaya başlarlar.Gazetecilerin birbirine karışan sesleri,Rıfat'ın sesini bastırır.Rıfat'ı konuşurken görürüz ama söylediklerini duymayız.
Rıfat konuşmasını bitirir.Rıfat bitirince,gazeteciler de gürültüyü aniden keserler.En son bir tanesi,öbürüne:)
l.GAZETECİ -- ...doğru söylüyorsun..
RIFAT -- İşte,bizi güzel demokrasimizden mahrum bırakmaya çalışanlara söyleyeceklerim budur!.Umarım beni çok iyi dinlemişlerdir....
Ayrıca şunu da çok iyi bilsinler ki....(yine sözünün burasında gazeteciler kendi aralarında yüksek seslerle tartışarak,Rıfat'ın sesini bastırırlar..
Rıfat,kaşlarını çatarak,parmak sallayarak,duyulmayan konuşmasını yaparken......
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( DOKUZUNCU TABLO'NUN SONU )
..............................
( ONUNCU TABLO )
Ormanlık arazide "Arama-Kurtarma" sahnesi...
Sağdan,arama-kurtarma ekibi ""AKUT" girer...İki kişi..
Birinin elinde bir tasma,tasma'nın ucunda bir köpek vardır.Köpeği dizlerinin üzerine çökmüş,köpek gibi davranan bir oyuncu oynar.
"Köpek" önde,ötekiler arkasında,girerler.
"Köpek" tasmayı çekiştirerek havlar..
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV....HOV HOV HOV HOV HOV....
1.AKUT -- ( Tasmayı çeker,köpeği kontrol etmeye çalışır) Yavaş oğlum yavaş...Sakin ol oğlum,yavaş...
KÖPEK -- ( Tasmayı çekiştirir,sahnenin önüne gelir,seyirciye havlar) HOV HOV HOV HOV HOV
HOV HOV....HOV HOV HOV HOV HOV!...(Dişlerini gösterir) HIRRRRRR....
1.AKUT -- Oğlum,havlama seyirciye!...(Tasmayı çeker,köpeği seyirciden uzaklaştırır)
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV!...
2.AKUT -- Bu ne ağbi??
1.AKUT -- Köpek...
2.AKUT -- Ne köpeği?
1.AKUT -- Arama-Kurtarma köpeği.
2.AKUT -- Ne köpeği ağbi,insan bu...Gerçek köpek kalmadı mı elimizde?
1.AKUT -- Kalmadı valla.köpeklerin hepsini,deprem oldu ya,oraya gönderdiler,hiç gerçek köpek kalmadı elimizde..Ama bu da iş görür.
2.AKUT -- Nasıl iş görür?
1.AKUT -- Görür görür,sen bakma bunun insan gibi göründüğüne,köpek bu.
2.AKUT -- Nasıl köpek?
l.AKUT -- Bildiğin köpek..Bizim mahallede oturuyor bu.Yağcı,yalaka,şerefsiz,ahlaksız itin teki.
Buna köpek demek,köpeklere hakaret olur.Köpeklik yapa yapa bu hale geldi..
Bunun para için yapmayacağı köpeklik yok..Köpeklik yapa yapa köpekler gibi koku alma duyuları gelişmiş..Geçen ay mahallede bir çocuk kayboldu,çocuğun kıyafetlerini buna koklattık,yarım saatte buldu çocuğu..
2.AKUT -- Yapma ya?
1.AKUT -- "Bir arama işi var,bize de köpeklik yapar mısın?" dedim,attım önüne bir kemik..
2.AKUT -- Kemik?
1.AKUT -- Yani,attım bi elli kağıt,kuyruğunu sallayarak koştu geldi.
2.AKUT -- Kuyruğu da mı var?
l.AKUT -- Yani,kuyruk derken,kıçını böyle sallaya sallaya(gösterir) geldi.
Gel bakayım oğlum seveyim seni biraz..
KÖPEK -- (Yerde köpek gibi durmaktadır.Akut'çu,"gel" deyince sevinerek yerinden fırlar,köpeklerin yaptığı gibi Akut'çunun üzerine atlar,yüzünü yalamaya falan çalışır)
1.AKUT -- (Başını okşarken) Tamam oğlum,tamam..tamam..yalama yüzümü..(Yere indirir)
2.AKUT -- Gel biraz da ben seveyim..
KÖPEK -- ( Öteki Akut'çuya havlar) HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV!
2.AKUT -- (Bir köpeği susturur gibi azarlar) SUS BAKAYIM!
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV!.
2.AKUT -- SUS DEDİM!..
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV!
2.AKUT -- SUS!
KÖPEK -- HOV HOV HOV!
2.AKUT -- SUS!
KÖPEK -- HOV HOV..
2.AKUT -- SUS!
KÖPEK -- HOV..
2.AKUT -- SUS,ÇAKARIM TOKADI! (Tokadı göstererek)
KÖPEK -- İYYYYY... (Siner)
2.AKUT -- OTUR BAKAYIM!!
KÖPEK -- (Köpek gibi oturur)
1.AKUT -- Haydi,aramaya devam edelim..
2.AKUT -- Aradığımız kızın adı neydi?
1.AKUT -- "Demokrasi.." Kızın adı demokrasi..Babası Demokrasi ismini koymuş kıza..
2.AKUT -- Biz şimdi ormanda demokrasiyi mi arayacağız?
1.AKUT -- Memleketin her yerinde arıyorlar kızı.Kızın ismi Demokrasi ya,gazetelerde televizyonlarda yayınlanınca herkesin ilgisini çekti.Hükümet,içişleri,emniyet,vatandaşlar,herkes seferber oldu,memleketin her yerinde demokrasiyi arıyorlar.
2.AKUT -- Hiç iz yok mu?
1.AKUT -- Yok..Bir haftadır aranmadık yer kalmadı,memleketin hiçbir yerinde demokrasiden iz yok..
Buralarda görüldüğüne dair bir ihbar alınmış..Bağıralım,belki sesimizi duyar.DEMOKRASİİİİİ!..
2.AKUT -- DEMOKRASİİİİİ!.
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV!
1.AKUT -- DEMOKRASİİİ..NERDESİİİN?...ELMA DERSEK ÇIK,ARMUT DERSEK
ÇIKMAAA!
İKİSİ BİRLİKTE -- ELMAAA!..
2.AKUT -- DEMOKRASİİİ...NERDESİİİİN?..ELMAAA..
1.AKUT -- DEMOKRASİİİİ...
2.AKUT -- DEMOKRAAASİİ!..
1.AKUT -- "Demokraaasi" değil,Demokrasi...DEMOKRASİİİİ!..
2.AKUT -- DEMOKRASİİİİ!..
(Diye bağırarak,köpek önde,ötekiler arkada,ormanın içlerine(!) doğru giderler....Soldan çıkarlar)
( ONUNCU TABLO'NUN SONU )
....................................
( ON BİRİNCİ TABLO )
Rıfat bey,elinde bir kaç günlük gazeteyle girer..
Nurcan,telefonun başında oturmaktadır.Perişan bir görüntüsü vardır,ağlamaktan gözleri kızarmıştır.Elinde mendil...
RIFAT -- Bütün gazeteler bizim kızı yazıyor...Bütün gazetelerde bizim kızın fotoğrafı var...
NURCAN -- Söylemiştim sana...Adını Demokrasi koyma demiştim...
RIFAT -- Doğru söylüyorsun..Kızın başına ne geldiyse,demokrasinin başına ne geldiyse benim yüzümden geldi..Kaçıranların hiç suçu yok..
NURCAN -- Ne yazıyor gazetelerde?..
RIFAT -- (Oturur,gazetelerden birinin manşetini okur:) "KAYIP DEMOKRASİ....Bir süre önce kaybolan demokrasi,hala bulunamadı..."
Yabancı gazeteler bile haber yapmışlar kızımızı..(Başka bir gazeteyi alır) Avrupa gazetelerinde yayınlanan haberleri yazmış bizim gazeteler..
" Türkiye demokrasiye sahip çıkamadı..."
NURCAN -- Konuyu başka taraflara çekiyorlar..Kızımızın adını kullanıp,Türkiye'nin itibarına gölge düşürmeye çalışıyorlar...
RIFAT -- Aman itibarımıza gölge düşmesin.Kızımız hiç önemli değil,itibarımıza bişey olmasın...
Bişeyler yiyelim...Sen de bir haftadır doğru dürüst yemek yemiyorsun,düşüp bayılacaksın,hazırla bişeyler de yemek yiyelim.
NURCAN -- Sen git mutfakta ye,ben ayrılamam burdan.
RIFAT -- Nerden?
NURCAN -- Telefonun başından..Belki fidye için ararlar...
(Soldan,kayıp başvurusu yaptıkları karakolun Komiser'i girer.Yanında evin oğlu Özgür)
ÖZGÜR -- Baba,kardeşim bulundu!..
(Bir sevinç,bir heyecan...)
NURCAN -- Ne diyorsun??..Nerde?..Buldular mı kızımı?
RIFAT -- Nerde kızım?.Buldular mı kızımı?.Buldular mı Demokrasi'yi?
NURCAN -- Hani nerde?.Nerde kızım Özgür?.Nerde kardeşin?
RIFAT -- Komiser??..Buldunuz mu kızımı?
KOMİSER -- Sakin olun..Sakin olun..Kızınız bulundu..
NURCAN -- Allahım sana şükürler olsun!..Nerde kızım?
RIFAT -- Kızımız bulundu Nurcan!..
Kızımızı buldular Nurcan..(Karısına sarılır,Komisere sarılır,herkes birbirine sarılır.Rıfat sahneden iner,ön sıradaki seyircilere sarılır) Kızımız bulundu!..Bulundu!.kızımız bulundu!..
NURCAN -- Nerde kızım?
RIFAT -- Nurcan bu bey,kayıp başvurusu yaptığımız karakolun komiseri.Hani kapıya çarptım demiştim ya,işte o kapının olduğu karakolun komiseri.Önce benden hoşlanmadı.Benden kıllandı.Tabi,haklı.Ben karakolda kızımı kaçıranlara,bizi demokrasimizden mahrum bırakanlara küfürü basınca,beni yanlış anladılar.Ama sonra tabi durum anlaşıldı.Bizlerin kötü insanlar olmadığını anladılar.Bize yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptılar.Kızımızı buldular.Allah senden razı olsun.
(Kendisinden genç komiserin ellerini öpmeye çalışır,komiser engel olur.)
KOMİSER -- Estağfurullah,estağfurullah..Yalnız Rıfat amca kızınızın durumu....
RIFAT -- Kızımızın durumu mu?.Ne olmuş kızımızın durumuna?.Kızımızın durumu belli.Bu sene lise'yi bitiriyor,seneye üniversiteye gidecek.Kızın durumu bu.
NURCAN -- Okula bir sene geç başlamıştı,eğer o durumu soruyorsanız?..
RIFAT -- Hayır hayır ben kızınızın şu anki durumundan bahsediyorum..
NURCAN -- Kızımız nerde Komiser bey??
KOMİSER -- Hastanede..
RIFAT -- Hastanede?..Ne işi var hastanede?..(Panik,telaş)
NURCAN -- Ne oldu kızıma!? Hangi hastanede?..Ben üstüme bişey alayım Rıfat,hemen gidelim hastaneye..(Çıkar)
RIFAT -- Komiser,söylesenize,kızıma bişey mi oldu? Kaza mı geçirdi? Öldü mü kızım??
KOMİSER -- Sakin olun..Kızınız ölmedi.Hastanede gözlem altında..Bize ameliyat edildiği,biraz önce ameliyattan çıktığı bildirildi.
RIFAT -- Niye çıkmış ameliyattan?.Kim dedi ona ameliyattan çık diye?..Ameliyatını yarım bırakıp çıkmış gitmiş mi?.Nereye gitmiş?..
(Panikten,ne dediğinin farkında değildir)
KOMİSER -- Rıfat bey,sakin olun..Kızınızın şu anki durumunda endişe edilecek bişey yok.Bize durumunun stabil olduğu söylendi.
RIFAT -- Kız Stabil mi olmuş?
NURCAN -- (Girer) Haydi gidelim hastaneye!
RIFAT -- Kızımız stabil olmuş Nurcan..
NURCAN -- Ne diyorsun?..(koltuğa çöker) Allahım biz ne günah işledik de kızımı stabil yaptın?..(Hıçkırarak ağlar)
Stabil olmuş benim kızıııımm...
KOMİSER -- Yahu siz ne yapıyorsunuz?."Stabil" kötü birşey değil.
RIFAT -- Olur mu canım,benim eniştem stabil hastalığından öldü.
KOMİSER -- Yahu sen karıştırıyorsun.Stabil, hastalık değil.Şu anki durumunda kötüye giden birşey yok.İyiye gidiyor.Kontrol altında...
RIFAT -- Peki ne oldu kızıma Komiser?..Niye hastanede?.Niye ameliyat oldu?.Nerde buldular kızımı?.
KOMİSER -- Kızınızı ormanda bulmuşlar..
RIFAT -- Ormanda??..Hangi ormanda?.Nerde??
KOMİSER -- Kızınızı ormanlık bir arazide,bir dere yatağında bulmuşlar..
RIFAT -- Dere yatağında??
KOMİSER -- Evet..
RIFAT -- Ne işi varmış dere yatağında??...Evdeki yatağından memnun değil miymiş?..Niye
söylemedi bana?..Bana söyleseydi,ben ona istediği yatağı alırdım..
KOMİSER -- Öyle değil Rıfat bey..
RIFAT -- Nasıl peki?..Ne diyorsunuz siz Komiser bey?..Kızımın ormanda ne işi var?..Piknik yapmaya mı gitmiş?...
Ah benim güzel kızım..Piknik yapmayı çok sever benim kızım..Ormanı,ağaçları,tabiatı çok sever.Çok romantiktir..Arkadaşıyla birlikte ormana piknik yapmaya mı gitmiş?
KOMİSER -- Hayır,piknik yapmaya gitmemiş..Kaçırmışlar kızınızı.Maalesef kızınıza....
RIFAT -- Ne yapmışlar?..Maalesef ne?..Ne yaptılar kızıma?..
KOMİSER -- Bunu nasıl söyleyeyim,bilmiyorum Rıfat bey...Kızınızı arabaya atmışlar...
RIFAT -- Arabaya mı atmışlar?..Nasıl arabaya atmışlar?..Kızımı böyle tutup arabaya mı fırlatmışlar?.
Onun için mi yaralandı kızım?.Onun için mi hastaneye kaldırdılar??
KOMİSER -- Hayır Rıfat bey...Tanımadığı bir adam kızınızı arabasına bindirip ormana götürmüş..
RIFAT -- Niye?..
KOMİSER -- Rıfat bey,ben söyleyemiyorum,siz anlamaya çalışın..
RIFAT -- Ama anlamıyorum Komiser,tanımadığı bir adam,kızımı arabasına bindirip ormana niye götürsün??...
KOMİSER -- İki kişilermiş..Kızınızı ormanda bir kulubeye kapatmışlar..
RIFAT -- Tanımadığı iki tane adam,kızımı arabalarına bindirip ormana götürüyorlar,bir kulubeye kapatıyorlar?...
Anlamıyorum komiser,ne anlatmaya çalışıyorsun?..
KOMİSER -- Kızınız çok direnmiş,karşı koymaya çalışmış ama maalesef...
RIFAT -- Evet?..
KOMİSER -- Ama maalesef adamlar..
RIFAT -- Evet?..
KOMİSER -- Zorla...
RIFAT -- Evet?..
KOMİSER -- Kızınızı yanaklarından öpmüşler.
NURCAN -- HAAAYIIIRR!...
(Bayılır,yere yığılır)
RIFAT -- (Perişan olur,kendini koltuğa bırakır) Olamaz...Bunu bize nasıl yaparlar?...
(Özgür,baygınlık geçiren annesiyle ilgilenir.Komiser,Rıfatın yanına gidip omuzundan destek olur)
KOMİSER -- Bırakmayın kendinizi.Güçlü olun..
RIFAT -- Peki hastaneye niye götürdüler kızımı?
KOMİSER -- Şimdi bu adamlar kızınızı yanaklarından öpünce,adamlardan birinde bir hastalık varmış,kızınızına bulaşmış.Ameliyatla kızınızın sağ yanağını almışlar,kalçasından parça alıp,yeni yanak yapmışlar.
RIFAT -- Olsun..Daha yumuşak olur..
(Nurcan kendine gelmiştir.oğlu yanındadır,destek olur..)
NURCAN -- Gidelim Rıfat..Hastaneye kızımızın yanına gidelim..
RIFAT -- Gidelim Nurcan...
(Rıfat kalkar..Son derece üzgün tavırlarla ağır ağır yürüyüp,soldan çıkarlarken......)
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( ONBİRİNCİ TABLO'NUN SONU )
.............................
( ONİKİNCİ TABLO )
(FİNAL)
Perde açılır veya ışık yanar,sahne boştur..
Sonra,soldan Rıfat,Nurcan,oğulları Özgür ve kızları Demokrasi girerler...
Kızları Demokrasi,sargılar içindedir..Kafası sarılı,gözünde bant,bir kolunda koltuk değneği,bir bacağı alçıda..Yüzü gözü yara bere içinde...
Yani,memleketteki demokrasinin hali neyse,kızın hali de odur..
Kızın sağında,solunda ona destek olurlar)
NURCAN -- Yavaş kızım..Yavaş.Acele etme..
RIFAT -- Tutun bana,tutun..
NURCAN -- Özgür,yastık koy koltuğa kardeşinin arkasına..(Özgür,kardeşini oturtacakları yere yastık koyar)
(Kızı getirip yavaşça koltuğa oturturlar.)
NURCAN -- Otur kızım..Yavaşça...Canım kızım benim.Acıyor mu?..Hiç merak etme,hiç bir şeyin kalmayacak,iyileşeceksin...
(Kız ortaya oturur,annesi ve ağabeyisi iki yanına otururlar,Rıfat,koltuğun yanında ayaktadır)
RIFAT -- (Seyirciye: ) Görüyorsunuz değil mi,Demokrasiyi ne hale getirdiler.....
Bir gözü kör,ayağı topal,her tarafı sargılar içinde...
Ama nefes alıyor..
Hayatta...
Nefes aldıkça,yaşadıkça umut var demektir..
İyileşecek..İyileşmek zorunda..Daha kaç yaşında ki?..
Bunu da atlatır..Ben inanıyorum..Ona özen göstereceğiz,koruyacağız,bakacağız,bir an önce iyileşmesi için elimizden geleni yapacağız,güzel ve sağlıklı demokrasimize yeniden kavuşacağız..
Ama ben yine de ne olur ne olmaz,kızımızın başına bir daha aynı şey gelmesin diye,kızımızın adını değiştirdim.
NURCAN -- Kızın adını mı değiştirdin Rıfat?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Ne yaptın?
RIFAT -- "Hasan..." Kızın adını değiştirdim,Hasan yaptım..İyileşince de basacağız erkeklik hormonunu,sonra da ameliyatla erkek yapacağız..
NURCAN -- Doğru söylüyorsun,bu memlekette kadın olmak da çok tehlikeli..
RIFAT -- (Cebinden kızı için simsiyah,kalın bir takma bıyık çıkarır,kızının dudaklarının üzerine yapıştırır)
Kızıma erkek olana kadar,bıyıkları çıkana kadar taksın diye takma bıyık aldım...Dur kızım yapıştırayım şunu suratına.bu seni her türlü beladan korur..
(Bıyığı yapıştırır)
NURCAN -- Dur bakayım kızım?..Aaa,vallahi çok yakıştı..Ben de mi erkek olsam yoksa?
RIFAT -- (Seyirciye:)
Kızımızın adını "Demokrasi" koydum ya..Kız kaçırılınca herkesin dikkatini çekti..İsminden dolayı konuyu demokrasiyle ilişkilendirdiler..
Halbuki ne alakası var?...
Bütün dünya basını bu olayla ilgilendi,gazetelerinde,televizyonlarında yer verdiler.
Kızımızın başına gelen bu talihsiz olaydan sonra,kendini bilmez,Türkiye düşmanı bir yabancı gazete,bakın nasıl manşet atmış...
(Koltuktan gazeteyi alır)
Kızımızın adı Demokrasi'ydi ya..
Olaydan sonra şöyle manşet atmışlar..: (Okur)
"TÜRKİYE'DE DEMOKRASİNİN IRZINA GEÇTİLER....."
RIFAT -- Haydi Nurcan,oyun bitti,Hasan'ın da dinlenmesi lazım,götür yatağına yatır Hasanı.
NURCAN -- Hasan,kalk kızım...Yatağına götürelim seni..
RIFAT -- Kızım deme,kızım deme,oğlum de..Şimdiden kulağı alışsın.Artık adı demokrasi değil..Ameliyatla cinsiyetini de değiştireceğiz...Biz demokrasinin de kadının da kıymetini bilmiyoruz..
Bize demokrasi de,kadın da fazla..Biz böyle güzellikleri hiç haketmiyoruz..
Haydi oyun bitti,gidiyoruz haydi..(Seyirciye:) Siz ne bekliyorsunuz?Oyun bitti...
(Sola,çıkışa giderler..Çıkmadan geri dönerler,öteki oyuncular da girerler,final selamı verirler......)
BİTTİ
(Tiyatro oyunu)
(Açıklama : Uzuuuuuuuuun bir yazı okumaya hazır mısınız?...Hazır değilseniz,hiç başlamayın..Ben öyle yazılarımın yarıda bırakılmasından hiç hoşlanmam..Ha yemeği yarım bırakmışsın,ha yazıyı,aynı şey..Günah..
Efenim gelelim bu kadar uzun bir yazıyı,bildiğin,oynaması iki saat süren iki perdelik bir tiyatro oyununu niye yayınlıyorum?
Çünkü para lazım!...
Belki oynamak isteyen bir tiyatro'ya ulaşır,oynarlar,on trilyon kazanırlarsa,iki trilyon da bana atarlar...
Bunun gibi bi tane daha var..Onu da bikaç güne yayınlarım..
Oyunlar tescillidir ona göre..Araklayıp gizli gizli oynayanı fena yaparım...Fena yapamasam da en azından "Ayıp olmuyor mu bilader?." diyerek en az iki kişinin önünde mahcup ederim..
Buyrunuz efendim,oyun başlıyor..Okurken kendinizi sanki bir tiyatroda oyunu seyrediyormuş gibi hayal edebilmeniz için gözlerinizi kapayarak okumanızı tavsiye ederim...)
(Birinci tablo)
RIFAT...Kırklı yaşların ortalarında..
NURCAN...Rıfat'ın karısı.
ÖZGÜR...Oğulları..on sekiz-on dokuz yaşlarında.
Nurcan,hamiledir..Doğumu yakındır..Kız çocuğu bekliyorlar...
Evin salonu..akşam yemeği zamanı..
Nurcan,birazdan yiyecekleri yemek için masayı hazırlıyor..Elinde tabaklar,kaşıklar,sağdan girer.Üzerinde,sona yaklaşmış hamileliğin genel sıkıntıları vardır.Bir eliyle belini tutarak güçlükle yürür.Yanında oğlu Özgür,annesine masayı hazırlamakta yardım ediyor....
NURCAN -- Of of of..Öldürecek beni bu hamilelik...Belim bir yandan,ayaklarım bir yandan...
( Tabakları masaya koyar,düzenlerler..)
Vallahi hamallıktan başka birşey değil hamilelik..
Hamallık,hamilelik.. İkisi de aynı kökten türemiş herhalde,aynı şey,hamilelik eşittir hamallık...
Oğlum,sana bir anne tavsiyesi vereyim,sakın hamile kalma..
ÖZGÜR -- Saçmalama anne,erkekler hamile kalmazlar..
NURCAN -- Kalmazsınız tabi...Nasıl olsa biz kalıyoruz ya?..Siz keyfinize bakın...
Git mutfaktan suyu getir!.Sürahiyi doldurdum,tezgahın üzerinde unuttum,git al gel,ben de oturayım azıcık şöyle..(Masanın sandalyelerinden birini çeker,oturur.)
Bilgisayarını tamir ettirdin mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,bu akşam götüreceğim tamire..
NURCAN -- Oğlum dikkatli kullan,niye ikide bir bozuluyor bilgisayarın? Bilgileri yanlış mı sayıyorsun?..
Dikkatli kullan,bütün paramızı senin bilgisayarının tamirine veremeyiz.
ÖZGÜR -- Bilgisayarıma virüs girdi..
NURCAN -- Ne girdi?
ÖZGÜR -- Virüs..
NURCAN -- Virüs ne oğlum,varis gibi bişey mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,virüs işte..Mikrop gibi birşey..
NURCAN -- Bilgisayarın mikrop mu kaptı?..Ne yaptın,bilgisayarının yanında mı hapşırdın? Senden mi kaptı mikrobu?
ÖZGÜR -- Yok anne öyle birşey değil..
NURCAN -- Kapatıp aç,belki düzelir..
ÖZGÜR -- Neyi kapatıp açayım?
NURCAN -- Bilgisayarı... Elektrikli aletlerde oluyor ya öyle,kapatıp açınca düzeliyor..Hatta ben baban bozulunca,babanı bile kapatıp açıyorum da,düzeliyor.
ÖZGÜR -- Anlamadım,babamı kapatıp açıyor musun?.Nasıl yani?..
NURCAN -- Kaç kere aramız bozuldu,kavga ettik,aramızdaki ilişkiyi kapattım,çektim annemin evine gittim,bir hafta sonra kuzu kuzu geldi,yalvar yakar aldı beni annemin evinden...
İlişkilerde de böyledir.Baktın ki,karşındaki sana kötü davranıyor,ilişkiye ara vereceksin,uzak duracaksın..
Karşındaki sana durup dururken niye kötü davransın? Demek ki bozulmuş...Hemen ilişkiyi kapatacaksın,karşındaki kendini düzeltince yeniden açacaksın..
ÖZGÜR -- ( Oturur)
NURCAN -- Oğlum,hemen oturdun masaya.Daha yemek hazır değil.Git babanı al gel kahveden..
ÖZGÜR -- Olur anne...( Kalkar,çıkışa doğru yürür )
NURCAN -- Gelirken iki tane ekmek daha al,ne olur ne olmaz..Maşşallah,ekmeğe doymuyorsunuz,fırın açsam,ekmek yettiremem size..
ÖZGÜR -- Ben de onu merak ediyorum ya zaten..Ekmek yiye yiye,nasıl oldu da ben üniversite kazandım?
NURCAN -- Havalara girme hemen..Alt tarafı,Turizim-Otelciliği kazandın..Babana söyleseydin,üniversiteye gitmeden de bir otelde iş bulurdu sana...
Haydi git,babanı al gel,oyuna dalmasın yine,ikide bir yemek hazırlayamam...
ÖZGÜR -- Tamam,gidiyorum..
( Çıkacakken,babası girer)
RIFAT -- NEREYE?..NEREYEE?...Akşam akşam,yemek vakti nereye gidiyorsun?...
ÖZGÜR -- Seni almaya geliyordum baba..
RIFAT -- ( Sert ama içten içe keyifli) Beni alıp ne yapacaksın?..Atsan atılmam,satsan satılmam,elinde kalırım,alma beni boşver..
ÖZGÜR -- Estağfurullah baba,sen bizim için çok değerlisin..
RIFAT -- Gerçekten mi?.Değerli miyim??
NURCAN -- Değerlisin tabi Rıfat..Senin emekli maaşınla dönüyor bu ev..
RIFAT -- ( Karısının üzerine gider,ciddi ciddi.) Bu ev "dönüyor mu" Nurcan??..
NURCAN -- Yani lafın gelişi öyle söyledim.Dönüyor derken..
RIFAT -- Lafın gelişi olur mu Nurcan?.Dünya dönmüyor mu?
NURCAN -- Dönüyoor..?
RIFAT -- Eee?..Bizim ev dünyada değil mi?..Biz,uzay boşluğunda mı yaşıyoruz?..Dünya dönüyorsa,bizim ev de dönüyor..
NURCAN -- Gerçekten mi??..Ben de diyorum,niye sabahtan beri başım dönüyor?..
( Baba-Oğul gülerler..)
RIFAT -- Yahu sen ne kadar kolay kandırılıyorsun Nurcan?..O baş dönmesi,hamileliktendir..Karnında bebek taşıyorsun.Karnında hayat taşıyorsun,hayat..Yükün ağır,Allah kolaylık versin,Allah yardımcın olsun..
NURCAN -- Siz de biraz yardımcı olsanız?..
RIFAT -- Ben üzerime düşeni yaptım!....Daha ne yapayım?..
Oğlum,Özgür,yardım ediyor musun evdeyken annene?..Keşke bu çocuğu kız gibi yetiştirseydik,ev işlerinde yardım ederdi sana..
Nasıl gidiyor hamilelik?.İyi bakıyor musun kızıma?..
NURCAN -- Nereden senin kızın oluyor,ben taşıyorum onu dokuz ay karnımda?.
RIFAT -- Olsun..Her ne kadar birlikte yapmış olsak da,benim kızım sayılır..
NURCAN -- Nasıl senin sayılıyor?
RIFAT -- Şöyle...Diyelim ki,gazoz makinasına para attın,gazoz,düştü...O gazoz,makinanın mıdır,yoksa parayı atanın mı?..
NURCAN -- Ben gazoz makinası değilim Rıfat,insanım!..
RIFAT -- Ben de insanım?.
ÖZGÜR -- Ben de...
NURCAN -- Eee?
RIFAT -- Eee?
ÖZGÜR -- Eeee?
NURCAN -- Eeee?
RIFAT -- Hepimiz insanız Nurcan?..Sen,insanız derken ne demek istedin?
NURCAN -- Ay Bilmiyorum,kafam çok dağınık..Cümleye girerken ne demiştim ben?
RIFAT -- Boş ver cümleyi,yemek yiyelim,çok acıktım ben...
(Masaya,yemeğe otururlar)
(Yemekler konulup,yenirken..)
RIFAT --Şaka yapıyorum Nurcan..Tabii ki,çocuklar sadece babaya ait olamaz..Mesela şu senin karnındaki çocuğun üzerinde bir çok insanın hakkı var...Portakal aldığım manavdan,portakal üreticisine....
Hatta,bizim Sabri,doğacak çocuğumuzun manevi babası sayılır.
NURCAN -- Sabri kim?
RIFAT -- Kahve'den arkadaşım...Sabri'yle kahvede tavla oynuyorduk,beni altı-sıfır yendi....Benim kaybetmeye hiç tahammülüm yoktur biliyorsun..O kızgınlıkla eve geldim..Hatırlasana,ne kadar kızgındım o gün?...Çocuk okuldaydı,evde kimse yoktu,sen beni sakinleştirmek için.....
NURCAN -- Ben seni sakinleştirirken mi oldu bu çocuk?
RIFAT -- Evet..Geriye doğru saydım,o güne denk geliyor..Bu çocuğu Sabri'ye borçluyuz..Çocuk doğunca,Sabri'yi,çocuğun vaftiz babası yapalım..
NURCAN -- Saçmalama.. Ne koyacağız çocuğumuzun adını?.
RIFAT -- Koyarız bişey,acelesi yok...Olmadı,boş bırakırız,büyüyünce kendi ismini kendi koyar..
NURCAN -- Ayşe koyalım..Kızımızın ismi Ayşe olsun.
ÖZGÜR -- "Açelya" koyun..
RIFAT -- Niye??
ÖZGÜR -- Bilmiyorum..
RIFAT -- Daha erken,hele bir doğsun da..
NURCAN -- "Menekşe" olabilir...Veya "Gül..Lale...Papatya..Akasya..."
RIFAT -- Yok,Ihlamur!..Sen kafanı yorma,ben bulurum güzel kızıma güzel bir isim.,
NURCAN -- Kızın güzel olacağını nerden biliyorsun?
RIFAT -- Güzel olacak.Erkek adamın güzel kızı olur..
ÖZGÜR -- Didem..Dilara..Burcu..
RIFAT -- Ne olmuş onlara?
ÖZGÜR -- Bunları da koyabilirsiniz..Veya herkes bir isim koysun,üç tane ismi olsun,hangisini beğenirse onu kullanır.
NURCAN -Canan da güzel isim..Veya Fatma da olabilir..Emine de fena değil..Veya Cemile..Serap..
Fatoş..Şule..Nuriye..Huriye...Necati..
RIFAT -- Necati mi?..Manyaklaşma Nurcan,Necati erkek ismi..
NURCAN -- Olur mu canım,benim teyzemin kızının adı Necati....Ruşen teyzemin kızı..
Veya Ajda olabilir...Arzu...Belkıs..Nazan..Jülide..Ebru..Betül..Duygu..Gülbahar..Nigar..Dilek..Nihal
Hülya...
RIFAT --Yahu Yeter!..
NURCAN -- Aaa..Doğru söylüyorsun."Yeter" koyalım..Rahmetli Yeter halamın ismi....
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( BİRİNCİ TABLO'NUN SONU )
...............................
(İKİNCİ TABLO)
Lokal ışık altında yatak odası...
Rıfat ve karısı Nurcan yatma hazırlığındalar...
NURCAN -- Rıfat sen iyice gevşedin,bir işe girmeyecek misin?.
RIFAT -- Ne işi?..Otuz sene köpek gibi çalıştım,yetmez mi?..Yorgunum Nurcan,yeter çalıştığım.Emekli maaşım yeter bize.Ayağımızı yorganımıza göre uzatırız..
NURCAN -- Özgür'ün üniversite masrafı arttı Rıfat,senin maaşının yarısı ona gidiyor,bir de bu var..
(Şişkin karnını gösterir) Bir işe girsen,bir ek gelirin olsa iyi olmaz mı?
RIFAT -- O senin yüzünden oldu..
NURCAN -- Ne benim yüzümden oldu?
RIFAT -- Karnındaki...Ben sana söylemiştim,başka çocuk yapmayacaktık,öyle konuşmuştuk.Dede olacak yaşa geldim,şimdi bir daha baba mı olacağım?
NURCAN -- Bunun için hiç beni suçlama Rıfat.Bu,benim yüzümden olmadı,senin yüzünden oldu.
RIFAT -- Niye benim yüzümden oluyormuş?.Ben mi şişirdim karnını??
NURCAN -- Sen şişirdin tabi,kim şişirdi?
RIFAT -- Hayır,onu demek istemedim.Niye beni suçluyorsun?.
NURCAN -- Kimi suçlayacağım?.Senin yüzünden hamile kaldım..Sen dedin bana,"Hap kullanma,ben kendimi kontrol ederim "dedin,ben de sana güvenip hap kullanmayı bıraktım.
RIFAT -- Ne yapayım,kontrol edemedim işte.Dalmışım,unuttum..
NURCAN -- Dalmışsın??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Nereye daldın?.
RIFAT -- Dedim ya,o gün gündüz,kahvede Sabri'ye tavla'da yenilmiştim,onu düşünüyordum...
NURCAN -- Sen benimle sevişirken kahvedeki arkadaşlarını mı düşünüyorsun??
RIFAT -- Hayır yahu!..Dübeş attığım zaman içeriye kapı alsaydım,Sabri beni son elde yenemezdi,oyunu çevirebilirdim.O anda o geldi aklıma.
NURCAN -- Tam o sırada?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Aklına o gelince kendini kontrol etmeyi unuttun,"boşver anasını satayım,koyver gitsin" dedin??
RIFAT -- Öyle oldu..
NURCAN -- Yani,dübeş attığın zaman kapı alsaydın,ben hamile kalmayacaktım??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- O zaman çocuk doğduğunda adını "Dübeş" koyalım.
RIFAT -- Saçmalama,hadi hadi geç oldu,yatalım artık...O doğum kontrol haplarını kullanmanı istemiyorum.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- O haplar kıllanma yapıyor.O hapları kullandığın zaman bacaklarında kıl çıkıyor.Bacaklarını okşarken kafam karışıyor,senin bacaklarını mı okşuyorum,kendi bacaklarımı mı okşuyorum?..
NURCAN -- Saçmalama,benim bacaklarım kıllı değil.. Hap kullanmıyorum.
RIFAT -- Kullanma..Kullanacaksan da,düzenli traş ol..Benim traş makinamı da kullanma.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- Ne demek niye?.Ben nerden bileyim senin nereni traş ettiğini?..,
Ne koyacağız adını?.Bir isim bulalım şuna..
NURCAN -- (Sevgiyle karnını okşar) Bebeciğime mi?."Ayşe" koyalım.İsmi Ayşe olsun.
RIFAT -- Sen de taktın "Ayşe"ye.Ne var Ayşe'de?.
NURCAN -- Bişey olduğundan değil Rıfat?..Ayşe basit isim.Ayşe isminden çok var.Bizimki de onların arasına karışır,dikkat çekmez.
RIFAT -- Hayır,ben anlamlı bir isim koyalım istiyorum çocuğumuza.Kız çocuğuydu değil mi?.Kız çocuğuna hamilesin?..
NURCAN -- Evet Rıfat!..(Kızgın) Kız çocuğuna hamileyim!!
RIFAT -- Acaba..sevişirken sen üste mi çıkmıştın o ara,ondan mı öyle oldu?? (Kırmamaya çalışarak)
NURCAN -- Kız çocuğunun nesi var Rıfat??? (Kızgın)
RIFAT -- Bişeyi var demedim Nurcan..Olsun..Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez.
NURCAN -- İğreniyorum bu laftan!..
RIFAT -- Hangi laftan?
NURCAN --"Hayırlısı olsun da,kız-erkek farketmez"miş...Nedense hep kız çocuğu olunca söylersiniz bu lafı...Niye erkek çocuğu bekleyen babalar "Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez "demiyor?..
Erkekliğiniz batsın sizin!..
RIFAT -- Tamam batsın,hadi yatalım...(Yatağa girerler)
Ne koyalım kızın adını,ne koyalım,ne koyalım??..
Anlamlı bir isim olsun Nurcan.Bak,oğlanın adını Özgür koyduk.Özgür,ne kadar güzel bir isim..Eğer bu da oğlan olsaydı adını "Barış" koyardım..Özgür..Barış..Onur..Şeref..Haysiyet..Bunlar bir erkeğe yakışan anlamlı,güzel isimler.
NURCAN -- "Haysiyet" diye erkek ismi mi var?
RIFAT -- Mesela yani..Öyle anlamlı bir isim takalım ki,söylene söylene ismi bilinç altına yerleşsin,isimlerinden etkilensinler,isimleri gibi yaşasınlar,özgürlükten,barıştan yana olsunlar..
NURCAN -- "Sevgi" olabilir mi?.Sevgi,kız için hem güzel,hem anlamlı bir isim.
RIFAT -- Bravo!.Sevgi çok güzel bir isim.Ben de kadınlarda,kızlarda Sevgi ismini çok beğenirim.Sevgi ilham verir.Çok anlamlı ve çok güzel bir isim.
NURCAN -- "Sevgi"mi koyalım?
RIFAT -- Hayır!....
"Sevgi" güzel isim ama ben daha farklı,daha özel bişey olsun istiyorum..Hem özel,hem güzel bir isim olsun,kardeşiyle isimleri uyumlu olsun..
Ne koyabiliriz?.Ne koyabiliriz??...
NURCAN -- Akrabalarımızdan sevdiğimiz birinin ismini koyalım.O da çok anlamlı olur.
RIFAT -- Olabilir.Kim mesela?
NURCAN -- Mukadder teyzem var ya benim,çok severim,Mukadder teyzemin ismini koyalım.
RIFAT -- Nedir Mukadder teyzenin ismi?
NURCAN -- Mukadder..
RIFAT -- Hayır...Daha orijinal,hiç duyulmamış,hiç takılmamış bir isim verelim kızımıza.İlginç olsun,farklı olsun..
NURCAN -- Öyle her istediğin ismi koyabiliyor musun çocuğuna?
RIFAT -- Koyarım tabi,niye koyamayacakmışım?..Allah Allah?..(Yastığını düzeltir,kafayı koyar) Memlekette demokrasi yok mu?.Niye kendi çocuğuma istediğim ismi koyamayacakmışım?
(Durur.İsmi bulmuştur.Heyecanla doğrulur)
BULDUM!!...
NURCAN -- Ne buldun?
RIFAT -- Doğacak kızımıza ne isim koyacağımızı buldum!!..
NURCAN -- Ne isim koyacağız kızımıza?
(Gözleri parlayarak)
RIFAT -- "DEMOKRASİİİİ!........"
(Işık..Müzik..İkinci tablo sonu)
(İKİNCİ TABLO'NUN SONU)
...................................
(ÜÇÜNCÜ TABLO)
Ertesi sabah...
Kahvaltı zamanı..
Sağda masa..Özgür,masada..
Nurcan,elinde kahvaltılıklarla mutfaktan gelir...
NURCAN -- Sanki başka isim kalmadı,bula bula onu buldu....
Koydurmam valla..."Demokrasi" diye isim mi olur?...Demokrasi bir rejim,benim kızım rejim mi?..
Demokrasi bir yönetim biçimi,benim kızım yönetim biçimi mi?...
(Kahvaltılıkları masaya yerleştirir)
ÖZGÜR -- Ne oldu anne?
NURCAN -- Baban,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koyacakmış..
ÖZGÜR -- Ne demokrasisi?
NURCAN -- Parlamenter demokrasi!...
Oğlum ne bileyim ne demokrasisi?..Kıza isim arıyorduk,nerden aklına geldiyse,kızın adı "Demokrasi" olacak dedi..
ÖZGÜR -- Niye?
NURCAN -- Ne bileyim niye?...Güzel olsun,farklı olsun,anlamlı olsun,abisinin ismiyle uyumlu olsun dedi,sonra da nerden aklına geldiyse "Demokrasi" ismini buldu.
ÖZGÜR -- Olur mu öyle şey anne,saçmalamış babam.
NURCAN -- Ben de öyle dedim,"Olur mu öyle şey anne" dedim...Yani,babana,anne demedim de..
saçmaladığını söyledim...
ÖZGÜR -- Hem benim ismimle ne alakası var?..Benim ismimle uyumlu mu Demokrasi ismi?
NURCAN -- Senin ismin Özgür ya,kızın adını da Demokrasi koyarsak,"Özgürlük-Demokrasi"
yan yana güzel dururlar dedi...
ÖZGÜR -- Öyle miymiş?.Özgürlükle Demokrasi yan yana güzel mi duruyormuş?
NURCAN -- Ben ne bileyim oğlum?.Ben ne anlarım özgürlükten,demokrasiden?..
( Rıfat,bir kolunu,omuzunu ovuşturarak girer )
RIFAT -- Günaydın...
ÖZGÜR -- Günaydın baba..
NURCAN -- Günaydın...Ne oldu,niye ovalayıp duruyorsun kolunu?
RIFAT -- Ağrı girdi koluma..Pencere mi açık kaldı,ceryanda mı kaldım nedir?..
NURCAN -- Yaşlandın artık Rıfat bey,romatizma ağrısıdır o...(O arada ekmek falan doğrar)
RIFAT -- Bu? (Kolunu göstererek)
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Romatizma ağrısı?
NURCAN -- Evet..Yaştandır,yaştan.
RIFAT -- Yaştan?
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Öbür kolum da aynı yaşta,o niye ağrımıyor??..(yazarın notu:Bu espri,anonimdir)
(Bir yandan kahvaltı ediyorlar)
ÖZGÜR -- Aslan babam!..(İçinden gelir,babasının sırtına vurarak)
RIFAT -- Oğlum vurma sırtıma,lokmamı düşüreceksin ağzımdan....
Hem bana "Aslan" deme!..Aslan değilim ben..Beşiktaşlıyım ben,Kartal'ım.."Kartal" diyeceksin bana!
ÖZGÜR -- "Kartal babam!..." (Aynı hareketi yaparak)
NURCAN -- Beşiktaş ne yaptı bu hafta?
RIFAT -- SANA NE???...Sen,Galatasaraylı değil misin?
NURCAN -- Olur mu Rıfat?.Galatasaray benim "kızlık takımım.."
RIFAT -- Anlamadım,ne takımın?..
NURCAN -- Kızlık takımım...Evlenmeden önce Galatasaraylıydım,evlenince,sen Beşiktaşlısın ya,senin takımını aldım,Beşiktaşlı oldum.
RIFAT --Nasıl benim takımımı aldın??..Ne diyorsun sen Nurcan??
NURCAN -- Kadın,evlenince kızlık soyadını bırakıp,kocasının soyadını almaz mı?
RIFAT -- Eveet..?
NURCAN -- Sanki benim soyum yokmuş,ben soysuzmuşum gibi senin soyadını alıyorum ya?
RIFAT -- Doğrudur,evet..?
NURCAN -- Senin soyadını alınca senin bir parçan oluyorum,sen neyi seversen,neyi tutarsan,ben de onu tutuyorum ya,işte bu da öyle,Galatasaray benim kızlık takımım.evlendikten sonra senin takımını tutmaya başladım..
RIFAT -- Nurcan saçmalama,öyle bir şey yok,istediğin takımı tutabilirsin!..Yani...İstediğin futbol takımını tutabilirsin.
NURCAN -- Yok,iyi böyle,ben senin takımını tutmaya alıştım,başka takım tutamam bu yaştan sonra.
Kara Kartal Oley!..
RIFAT -- Dersler nasıl Özgür bey?.Nasıl gidiyor üniversite?
ÖZGÜR -- İyi gidiyor baba..
RIFAT -- İyi iyi,aferim,oku..Oku da baban gibi eşek olma..
NURCAN -- Rıfat?..
RIFAT -- Efendim?
NURCAN -- Ben o ismi kızıma koydurtmam bilesin..
RIFAT -- Hangi ismi?
NURCAN -- Rıfat saçmalama Allahaşkına,"Demokrasi" diye isim mi olur?..Demokrasiyi yönetim şekli olarak bile beğenmiyorlar da,değiştirmeye çalışıyorlar,sen,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koymak istiyorsun?..
RIFAT -- Koydum bile..Karar verdim.Kızın adı Demokrasi olacak..Oğlanın adını Özgür koyduk,kızın adını Demokrasi koyacağız,bir oğlan daha yaparız,onun adını da Barış koyarız,"Özgürlük-Barış ve Demokrasi." bir insan daha ne ister?
NURCAN -- Ay sen iyice siyasi bir adam oldun Rıfat?..Eskiden oy vermeye bile üşenirdin,ne oldu sana?
RIFAT -- Okuyorum Nurcan..Okuyorum,bilgileniyorum,memlekette ne oluyor,ne bitiyor,okuyoruz duyuyoruz,görüyoruz,kör değiliz,sağır değiliz,aptal değiliz,enayi hiç değiliz..
NURCAN -Ne zaman okuyorsun?.Ben seni hiç okurken görmedim.
RIFAT -- Görmek istiyorsan kahveye gel.Her gün kahvede beş tane gaste okuyorum.Arkadaşlar gelip Okey kurulana kadar bütün gasteleri didik didik ediyorum.Demek ki o arada farketmeden siyasi bir adam olmuşum.
NURCAN -- Git bir siyasi partiye üye ol bari..
RIFAT -- Yok,ben gelemem o işlere..Böyle iyi.Biz arkadaşlarla kahveden yönetiyoruz memleketi..
NURCAN -- AY!
RIFAT -- Ne oldu?
NURCAN -- AYY!..
RIFAT -- Ne oldu Nurcan,doğum sancısı mı? Geliyor mu çocuk??
NURCAN -- Galiba..AYY...AYYY!..
RIFAT -- Oğlum bakma öyle öküz gibi,koş duraktan taksi al gel!..(Özgür çıkar)
Nurcan,gel şöyle koltuğa geç...yavaş..Sakin ol..Nefes al,nefes al...(Koluna girer,destek olur)
NURCAN -- Ayy..Bebek geliyor galiba Rıfat..Geliyor bebek..
RIFAT -- Sakin ol..Nefes al..Taksi geliyor şimdi,beş dakkada hastanedeyiz..Nefes al..Derin derin nefes al,nefes ver..Nefes al,nefes ver...Nefes al,nefes ver!..
NURCAN -- Alıyorum Rıfat,nefes almadan nasıl yaşayacağım?..
RIFAT -- Çocuk için de al,çocuk için de al..Hep kendin için alma,çocuk için de nefes al..Geliyor,geliyor,Demokrasi geliyor...EVİMİZE DEMOKRASİ GELİYOOOORRR!.....
( Müzik..Perde..Üçüncü tablo sonu)
(ÜÇÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
..........................................
(DÖRDÜNCÜ TABLO)
Adını "Demokrasi" koydukları kızları dünyaya gelmiştir..
Rıfat,elinde kızının beşiği,içinde kızı (!),soldan girer...
RIFAT -- GELDİİİİİİİ......
Evimize demokrasi geldi...
Nihayet,özlemle,hasretle,dört gözle beklediğimiz kızımız "Demokrasi" dünyaya geldi!...
(Elinde beşikle,öne,seyirciye yaklaşır..)
RIFAT -- Demokrasi lazım mıydı?.. (Seyirciye)
(Ön sıradan bir seyirciyi gözüne kestirir)
Beyefendi,Demokrasi lazım mı,demokrasiye ihtiyacınız var mı?..Lazımsa vereyim size bunu,biz yenisini yaparız...
Yok mu?..Demokrasiye ihtiyacınız yok mu?..
Öyle demeyin beyefendi,herkesin demokrasiye ihtiyacı vardır.Bugün ihtiyacım yok dersin ama yarın ihtiyacın olur,hiç belli olmaz bu işler...
(Ön sırada bir kadın seyirciyi gözüne kestirir)
Hanımefendi,sizin var mı demokrasiye ihtiyacınız?...
Evinizde demokrasi var mı?..Evde kimin sözü geçiyor?.İsteklerinizi,haklarınızı kocanıza kabul ettirebiliyor musunuz?..
Demokrasi,her eve lazım...Demokrasi evlerden başlar.Evlerde demokrasi yoksa,Ülkede de olmaz.
Demokrasi güneş gibidir,demokrasi giren eve doktor girmez...
(Seyirciyle konuşmayı bitirir,beşikle birlikte,geriye gider)
Haydi bakalım,senin uyku vaktin geldi.seni biraz sallayalım da,uyu.Uyu da büyü..
(Koltuğa oturur,beşiği karşısına koyar,sallamaya başlar)
RIFAT -- "Dandini dandini dasdaana..Danalar girmiş bostaana...Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana...
NURCAN -- (Sağdan girer.Elinde soymaya başladığı bir patates ve bıçakla) Ne dedin Rıfat,duyamadım,kim nereye girmiş?
RIFAT -- (Şaşkın bakar,sonra..) Danalar diyorum,bostana girmişler,niye dikkat etmiyorsun?...
NURCAN -- Neye dikkat edeceğim?
RIFAT -- Danalara.
NURCAN -- Ne danası?
RIFAT -- Süt danası.
NURCAN -- Ne diyorsun sen?
RIFAT -- Sen ne diyorsun? Bebeği uyutmaya çalışıyorum,sallayıp ninni söylüyorum...
"Dandini dandini dasdaana..."
Bizim başka ninnimiz yok mu,bu ninniyle uyumuyor bebek?
NURCAN -- Yok valla.Bizim başka ninnimiz yok.Biz hep bu ninniyle uyuduk,büyüdük.Benim yedi sülalem hep bu ninniyle uyudu, "Dandini ninnisi" bizim aile ninnimiz..
RIFAT -- Ama bu ninniyle uyumuyor çocuk?..Yeni nesil bu ninnilerle uyumuyor Nurcan..
NURCAN --Demek ki,nesiller değiştikçe insanları uyutabilmek için ninnileri de değiştirmek lazım..
RIFAT --Karnı aç olmasın,sen emzirdin bunu değil mi?
NURCAN -- Emzirdim emzirdim..Hem nasıl emdi bilsen..Nasıl da acıkmış yavrum benim..
RIFAT -- (Bebeğe) Bana bak,açlıktan çıkmış gibi saldırma annenin memelerine!.Doğru dürüst em,
annenin memelerini bozma..Geriye bir tek onlar kaldı zaten.
Afferim sana,afferim sana..Annenin sütü,ananın ak sütü gibi helal olsun sana!..
Canım kızım..Benim güzel Demokrasim!..
NURCAN -- Dediğini yaptın,adını "Demokrasi" koydun değil mi?
RIFAT -- Evet..Kızımızın adını "Demokrasi" koydum,kapı gibi pembe nüfus kağıdını da aldım,canım kızımın nüfus kağıdını kalbimin üstünde taşıyorum..
(Kazağının altındaki gömleğinin cebinden,kızının nüfus kağıdını çıkarır,gururla okur:)
Adı : Demokrasi..
Baba adı : Rıfat
Ana adı : Nurcan
Doğum yeri : İstanbul
Doğum tarihi : 29 Ekim 20l6
(Arkasını çevirir)
Medeni hali : Bekar
Hane no : 0034
Cilt no : 0041
NURCAN --"Cilt no" nedir?
RIFAT -- Cilt no...Şey işte..Kızın cilt numarası...Mesela benim cilt numaram Otuzaltı..(Kolunu uzatır) Elle bak,Otuzaltı numara ciltler pürüzsüz oluyor...Bazı ciltler de portakal kabuğu gibi oluyor ya,mesela senin kalçaların öyle,onun numarası üçyüzseksenaltı...
NURCAN -- (Bozulur) Bana bak,atarım şimdi şu elimdeki patatesi kafana!.Benim kalçalarımda portakal kabuğu yok!.
İki tane çocuk doğur da,asıl ben senin kıçını göreyim!.
RIFAT -- Şaka yapıyorum,niye bozuluyorsun hemen?..Ben senin kalçalarını beğeniyorum..Bazı geceler,seni ters çevirip başımı yastık niyetine kalçalarının üzerine koymuyor muyum?..
NURCAN -- Terbiyesizleşme,seyirci var!.. (Salondaki seyirciyi göstererek)
RIFAT -- Aman!..Sanki seyirci çok terbiyeli?..(Seyirciye bakarak)
NURCAN -- Ver şunu,ben ayağımda sallar uyuturum..(Beşiği almaya yeltenir)
RIFAT -- Vermem valla..(Engeller) Ben uyuturum..Ben güzel kızıma güzel ninniler söyleye söyleye uyuturum..Dandini dandini dasdaanaa..
NURCAN -- Bakıyorum bir türlü ayrılamıyorsun kızından?..
RIFAT -- Yaa..Ayrılamıyorum...Kız evladı başkaymış...Kız evladı daha çok korunmaya muhtaç ya,insanı daha çok baba yapıyor...(Duygusal haller..)
Oğlan büyüdü,ben yaşlandım,içimdeki babalık duygusu kurudu sanıyordum.(Beşiğe bakarak) Bu güzel kız içimdeki babalık duygusunu yeniden canlandırdı,beni tazeledi,gençleştirdi.Kızımı seyrederken içimde sürekli,ne olduğunu anlayamadığım hoşuma giden şeyler hissediyorum..
NURCAN -- Onlara "Duygu" deniyor..
RIFAT -- Neylere?
NURCAN -- Kızını seyrederken,içinde oluşan güzel şeylere.
RIFAT -- Onlar duygu mu?
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Niye bana daha önce duyguların güzel bir şey olduğunu söylemedin??
NURCAN -- Bilmem...(Yanına oturur) Seni tanıdığım zaman sen kütük gibi bir adamdın.Ben seni öyle sevdim,değiştirmek istemedim..
RIFAT -- Kütük gibi bir adam olduğum için hep gurur duymuşumdur kendimle...Sakin..Soğukkanlı ..Duygusuz...Duygu baya güzel bir şeymiş.İnsan kendini şey gibi hissediyor.
NURCAN -- Ney gibi?
RIFAT -- İnsan gibi..
Bu güzel bebek sayesinde içimde yeni bir heyecan,yeni bir umut var...
NURCAN -- Her bebek yeni bir umuttur zaten..
RIFAT -- Bana bu heyecanı,bu güzel bebeği sen verdin.Sana bunun için teşekkür ederim.
NURCAN -- Rica ederim..Vazifemiz...
Kımıldanmaya başladı,salla şunu..
RIFAT -- (Beşiği sallamaya başlar) Dandini dandini dasdaana!.Danalar girmiş bostaana!..
Yok,bu ninni işe yaramıyor,daha çok rahatsız oldu..
NURCAN -- Bırak bana..Annesinin yumuşacık sesiyle uyutayım ben onu..(Beşiği sallamaya başlar) "Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana!.Kov bostancı daanaayı,yemesin lahaanaayı!
RIFAT -- Lahanayı??
NURCAN -- Evet..(Beşiği sallamaya devam eder) "Dandini dandini dasdaana!..
RIFAT -- "Dasdana" dediğine göre baya büyük bir dana galiba..Dasdana..Dapdana...
Bostanda hiç bir şey bırakmaz bunlar..
NURCAN -- Dalga geçme..."Dandini dandini dan ister...Bey babasından don ister...Basmayı beğenmezse...Kadifeden don ister...Eee..ee..ee..e!..Eee..ee..ee..e!"
RIFAT -- Yok Nurcan zorlama,beğenmedi bu ninniyi..Bir de "Fış fış kayıkçıyı" deneyelim.
NURCAN -- Fış fış kayıkçı mı?.
RIFAT -- Fış fış kayıkçıyı bilmiyor musun?.Bebekken sana söylemediler mi?.."Fış fış kayıkçı,kayıkçının küreği,tıp tıp eder yüreği,akşama fırın böreği.." Ne alakası varsa?..
"Yavrum yesin büyüsün,tıpış tıpış yürüsün.." Sonra nakarat kısmı var.
NURCAN -- Nakarat kısmı ne?
RIFAT -- "Eeee..ee..ee..e!.."
Nakarat kısmı bu..Ben bebekken bana hep bu ninniyi söylerlermiş.Biz kayıkçının fışfışlarıyla büyüdük.
NURCAN -- "Fış fış" ne oluyor?
RIFAT -- Fış fış?...Kayıkçı ya bu..Kürek çekiyor,kürek suya girip çıktıkça "Fış..Fışş..Fışşş.." diye ses çıkarıyor.
NURCAN -- Haaaaa...
RIFAT -- Odur herhalde ne bileyim.Belki de kayıkçının lakabı "Fışfış"tır...Adı "Nuri"yse,"Fışfış Nuri" diyorlardır,ne bileyim..
Bırak bana,ben onu bir fışfışlayayım bak nasıl hemen uyuyor...
(Beşiği sallayarak )
"Fış fış kaayıkçı..Kaayıkçının küüreği..Tıp tıp eder yüüreği..Akşama fıırın bööreği..Eee..ee..ee..e!.
Eee..ee..ee..e!...Eee..ee..ee..e!..Eee..eee..eee..ee..Eeee..eee..eee..eee!
Eeee,uzattın ama,uyuyacaksan uyu artık kızım!...
NURCAN -- Bana bırak bana,ben babaannemin ninnisini söyleyeyim kızıma.Babaannemin çok sevdiği, bir ninni var,bizim yöreye ait,onu söyleyeyim hemen uyur.
RIFAT -- İyi,işe yarayacaksa söyle..
NURCAN -- Yarar yarar,göreceksin bak,hemen şıp diye uyuyacak..(Boğazını temizler,kendini hazırlar)
Ses..ses..deneme...
RIFAT -- N'apıyorsun Nurcan,konuşma mı yapacaksın bebeğe?
NURCAN -- Hayır,ninni söyleyeceğim.Bizim oraya ait bir ninni...
RIFAT -- Söyle bakalım,nasıl bir ninniymiş bu?
NURCAN --"Dam üstünde uzun uzun bacalar amaaaaaaaan!... (Uzun hava tutturur)
Bizim elde uzun olur geceler amaaaaaaannn....
Zalım eller aman amaaaaaannn.... (Yanında oturan Rıfat gerilmeye başlar)
Ben öleyim beni yare gönderin amaaaaaannn...
Yüreğime ok değmiş sızlarım amaaaaannn..(Rıfat daha da gerilir,yan yan uzaklaşır)
Zalım eller aman amaaaann..Nenni yavrum nenniiiii..
Koyunum var Karaman amaaaann...Aman amaaaan..Ooooy.. Ooyy..Oooyy...
Kaybolursa aramam aman aman amaaan..oooyyy..oooyyy..Nenniii yavrum nenni oooyy...
Ben bir köylü kızıyım amaaaan,
Şehirliye yaramam amaaaann...Oooyyy..Oyyyy..Nenni yavrum nenni,uyusun da büyüsün nenni oooy ooyy..oooyyy....
RIFAT -- Nurcan manyak mısın sen,nedir bu?
NURCAN -- Ninni..Babaannem köyde bebekleri hep böyle uyuturmuş...Uyudu ama bak,hiç kıpırdamıyor.
RIFAT -- Korkudan kıpırdayamıyor.Korkuttun çocuğu,kasıldı kaldı..
Sen git mutfağına,işine bak,odada ayağımda sallar uyuturum..Deli midir nedir,bebeği uzun havayla uyutmaya çalışıyor..(Beşiği alır,sola çıkışa doğru yürür)
NURCAN -- "Bizim elde uzun olur geceler amaaaaannn...Ben öleyim beni yare gönderin amaaaann..Oooyy ooyy oooyyy...oooyyy..."
(Diye,keyifle uzun havasını atarak sağdan çıkarken...)
(Müzik..Perde..Dördüncü tablo'nun sonu)
(DÖRDÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
...................................
( BEŞİNCİ TABLO )
Adını "Demokrasi" koydukları kızları büyümüş,çok güzel bir genç kız olmuştur..Demokrasi kadar güzeldir....
Soldan girer...
DEMOKRASİ -- Anne ben çıkıyoruum..Anneee!...
NURCAN -- Bekle kızım Demet,bi dakka....(Diyerek,sağdan girer,elinde bir küçük kavanoz reçel ve poşet vardır.)
Giderken bunu Mukadder teyzeme bırak...(Reçeli poşete koyar)
DEMOKRASİ -- Nedir bu?
NURCAN -- İlaç...Mukadder teyzem tuvalete çıkmakta zorlanıyormuş.
DEMOKRASİ -- Niye zorlanıyor?.Tuvalet üst katta mı?
NURCAN -- Hayır kızım,öyle değil.Tuvaletini yapmakta zorlanıyormuş..Kayısı iyi gelir dediler,kuru kuru yemesin diye reçelini yaptım.Geçerken uğra,ver reçeli,tatlı tatlı yesin....Tatlı tatlı çıkarsın.
DEMOKRASİ -- Tamam anne,veririm..
NURCAN -- Demet kızım,akşama gelirken de şeye uğra...
(Karşı kapıdan Rıfat girer)
RIFAT -- Neye uğrayacak?..Nereye uğrayacak?...Demet kim?.Sen kime Demet diyorsun??
DEMOKRASİ -- Günaydın babacım...(Sevgiyle..Gülümseyerek.)
RIFAT -- Günaydın kızım... (Kızına döner)
Maşşallah,maşşallah,Allah nazardan saklasın,şunun güzelliğine bak!.Şunun güzelliğine bak!..Bebeğimiz büyümüş de dünya güzeli bir kız olmuş..
Zaman ne çabuk geçiyor.Beş dakka önce ninni söyleyip,beşiğini sallıyorduk,şimdi büyümüş de koskoca kız olmuş.
NURCAN -- Sahne üstünde zaman çok çabuk geçiyor Rıfat..
RIFAT -- Maşşallah maşşallah...Dünya güzeli değil,kainat güzeli...Allah nazardan saklasın.Tüph tüph tüph tüph tüph!..(Kızın suratına doğru)
DEMOKRASİ -- Baba tükürmee!?...
RIFAT -- Tükürmek iyidir,nazardan korur.Ne kadar çok tükürürsem,o kadar çok nazardan korunursun..Tüph tüph tüph tüph tüph tüph!..(Biraz da abartarak kızın yüzüne tükürük saçar)
Nurcan,var mı sende de nazar,sana da tüküreyim mi?
NURCAN -- Yok ben almayayım,bana nazar deymiş deyeceği kadar,beni tükürük bezlerine sarsan nafile..
RIFAT -- Bana bak Nurcan,bir daha bu kıza "Demet" dediğini duymayacağım..Demet değil onun adı,"Demokrasi." Kızımızın adını Demokrasi koyduk,kıza adıyla hitap et!..
NURCAN -- Ben de öyle diyorum Rıfat?..Öyle demedim mi kızım?."Demokrasi" diye çağırmadım mı ben seni?
RIFAT -- Nurcan beni enayi yerine koyma!.Sağır değilim,kıza "Demet" diye sesleniyorsun.
NURCAN -- İşte,Demet..Demokrasi..Aynı şey...Demokrasi çok uzun,ben kısaca Demet diyorum.
RIFAT -- Demokrasinin kısaltılmış hali demet mi??
NURCAN -- Değil mi??
RIFAT -- Nurcan,saçmalama.
NURCAN -- Ben yanlış biliyorum o zaman...
RIFAT -- Bu kızın adı Demokrasi..Kıza demokrasi ismini verdik,öyle çağıracaksın!..Demokrasiyi kısaltmak senin haddine mi?.Demokrasi demokrasidir,uzunu kısası olmaz,kafana göre demokrasiyle oynayamazsın!..
Kızım sen isminden memnun değil misin?
DEMOKRASİ -- Değilim!
RIFAT -- Gördün mü bak?.Kız memnun değilmiş,sana ne oluyor??...
NURCAN -- Tamam tamam,öyle çağırırım kızı,sakin ol,tansiyonun yükselecek.
RIFAT -- Nereye gidiyorsun kızım?
DEMOKRASİ -- Arkadaşıma gidiyorum baba,sınavlara hazırlanıyoruz..
RIFAT -- Ne sınavı bu?
DEMOKRASİ -- Üniversite sınavı.
RIFAT -- Evet,tabi..Üniversiteye gideceksin..Ne istiyorsun,nereyi kazanmak istiyorsun?
DEMOKRASİ -- Hukuk fakültesine girmek istiyorum.Hukuk okuyacağım.
RIFAT -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
NURCAN -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
RIFAT -- Hukuk??
DEMOKRASİ -- Hukuk..
NURCAN -- Hukuk...
RIFAT -- Hukuk...
DEMOKRASİ -- Hukuk..
RIFAT --Afferim iyi düşünmüşsün,adına en çok yakışan mesleği bulmuşsun...Tabii ki hukuk okuyacaksın..Hukuksuz demokrasi olmaz..
Afferim kızım.Hukuk oku,Avukat ol,haksızlığa uğrayan insanların haklarını savun.
NURCAN -- Avukat olmasın,Hakim olsun.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Hakimlerin maaşları daha yüksektir..
RIFAT -- İşin gücün para..Aklın fikrin para..Bütün derdin para...Para herşey değildir...Paradan daha değerli şeyler var hayatta...
O değerleri savunacak benim kızım..
Hiç kimseden korkmadan,kimseden talimat almadan,haklının hakkını cesaretle savunacak..Hep haklının yanında olacak,hep adaletin yanında olacak..
DEMOKRASİ -- Onun yanına gidiyorum zaten..
RIFAT -- Kimin yanına gidiyorsun?
DEMOKRASİ -- Adaletin yanına..Beraber sınavlara çalıştığımız arkadaşımın adı Adalet.
RIFAT -- Ne güzel işte..Cuk oturmuş..Demokrasi ile adalet yan yana..Demokrasi nerede,adalet orada..Adalet nerede,demokrasi orada..
Siz hiç ayrılmayın,hep arkadaş kalın..
Afferim benim kızıma.Avukat olmakla kalmayacak,Başbakan olacak benim kızım,başbakan!..
Bu ülkeye özlenen gerçek demokrasiyi getirecek..
Bütün dünya parmak ısıracak..Bizim için "Demokrasi isimli kadın başbakanın yönettiği,dünyanın en demokratik ülkesi" diyecekler.
O elindeki nedir?
NURCAN -- Kayısı reçeli.Mukadder teyzem kabız olmuş..
RIFAT -- (Bir an sessizlik...) Yani,Nurcan?...Bu kadar slogan atıyorum..Demokrasi diyorum,Hukuk diyorum,adalet diyorum,senin söylediğin şeye bak!.: "Mukadder teyzem kabız olmuş..."
Sçtın batırdın herşeyi...
NURCAN -- Hayatın gerçekleri Rıfat?...İnsanlar demokrasilerde de kabız oluyorlar..
RIFAT -- Hayır efendim,gerçek demokrasilerde insanlar kabız olmaz!.
Demokrasi,özgürlüğü getirir..Özgürlük,zenginliği getirir..Parası olan insan doğru beslenir,kabız olmaz...
NURCAN -- Vay canına,nerden nereye?...Yani,kabızın demokrasiyle ilgisi var diyorsun?
RIFAT -- Var!...Demokrasinin herşeyle ilgisi var..Demokrasinin ilgisinin olmadığı hiç bir şey yok..
Adım attın:Demokrasi...Nefes aldın:Demokrasi...Alamadın:Demokrasi...
NURCAN -- Sen,taktın demokrasiye..
RIFAT -- Taktım..Takarım...Eğer takmazsak,bize takarlar....
Haydi kızım,sen git yoluna,geç kalma arkadaşına..
DEMOKRASİ -- Hoşçakalın...
RIFAT -- Dur bakayım,dur dur...Üstüne başına bir bakayım,kıyafetlerine bir bakayım senin...
(Kız,döner.Rıfat kızın kıyafetlerine bakarak..) Aman ha..Aman haa..Ben namuslu bir adamım.Benim
namusuma laf getirecek bişey istemem..Bu etek biraz kısa değil mi?..
NURCAN -- Pantolon mu giysin?
RIFAT -- Yok,pantolon giyince kıçı meydana çıkar,pantolon giymesin.
NURCAN -- Çıkmaz çıkmaz.Yürürken kıçını içeri çekerek yürür,bir kıçı olduğunu belli etmez..
DEMOKRASİ -- Eteğim kısa değil ki baba,baksana,dizlerimin üzerinde...Sen kırmızı tükenmez kalemle dizlerimin üzerine çizgi çizdin,etek boyu bundan kısa olmayacak dedin ya?..Bak,eteğimin boyu,o çizgiyi aşmıyor...
(Kız,eteğini azıcık yukarı çeker,dizlerinin üzerindeki kırmızı kalemle çizilmiş etek boyu çizgisini gösterir)
NURCAN -- Sen kızın bacaklarına çizgi mi çizdin Rıfat??..
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Tükenmez kalemle??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Kırmızı tükenmez kalemle??
RIFAT -- Onlar "Kırmızı çizgiler.." Herkesin kırmızı çizgileri vardır.Onlar da,kızın kırmızı çizgileri..
Onun için de kolaylık olur,etek boyunu ona göre ayarlar...
Aman kızım ben namuslu bir adamım,benim namusuma toz kondurmayacaksın..Yolda yürürken sağa sola bakmadan yürü..Başını önüne eğ,yere bakarak git,yere bakarak gel..Böyle,dümdüz,takoz gibi yürü.Yolda yürürken kimseyi tahrik edecek kadınsı hareketler yapma...Hep bol elbiseler giy,vücudun belli olmasın,bir vücudun olduğunu anlamasınlar..Güzel kızsın,üstelik de adın Demokrasi..Maazallah başına bişey gelir,çok üzülürüz sonra.
NURCAN -- Kızım,sen babanı dinleme.Başını hep dik tut,hep ileriye bakarak yürü...Sen kızına güvenmiyor musun?
RIFAT -- Kızıma güveniyorum...Kızıma güveniyorum ama ortalık sapık kaynıyor...Başbakan olana kadar böyle idare etsin.
NURCAN -- Haydi kızım baban saçmalamaya başladı,geç kalma sen..
DEMOKRASİ -- Hoşçakal babacım..(Yanağından öper) Hoşçakal anne..
NURCAN -- Güle güle kızım..
RIFAT -- Güle güle kızım,güle güle..Allah zihin açıklığı versin....
(Kız,soldan çıkar..Rıfat ve Nurcan içeriye yürürlerken..)
RIFAT -- Mukadder teyzen kabız mı olmuş?
NURCAN -- Evet.Kayısı reçeli yaptım gönderdim..Kayısı iyi geliyormuş..
RIFAT -- Aptal mısın sen Nurcan?.Kabızlığa kuru kayısı iyi gelir.Reçelini ne yapacak,kıçına mı sürecek,tövbe tövbee..İyice tıkayacaksın kadını..
Bana bak,bu kızın sevgilisi,erkek arkadaşı falan yok değil mi?
NURCAN -- Demokrasinin mi?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Olsa ne olur Rıfat??..Sevgilisi olsa ne olur?..Genç kız,güzel kız,hayatını yaşamasın mı?.
RIFAT -- Yaşamasın!..Şimdi hayatını yaşamasının sırası değil..Ben istemem öyle şeyler..Öyle şeylerle kafasını bulandırmayacak.Kendini derslerine verecek,okuyacak,başbakan olacak benim kızım..
NURCAN -- Rıfat bence kıza bu kadar baskı yapma.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Kızın adını "Demokrasi" koymadın mı??
RIFAT -- Evet..?
NURCAN -- Demokrasi baskıya gelmez...Kaçar gider evden,demokrasiden mahrum kalırız..........
( Diyerek çıkarlarken.....)
( Müzik..Perde...Beşinci tablo sonu)
( BEŞİNCİ TABLO'NUN SONU )
.................................................
( ALTINCI TABLO )
Evde...Akşam...Sahnede Nurcan...Kulağında telefon,kızını aramakta ama ulaşamamaktadır.....
NURCAN -- (Kulağında telefon,dinler....) Nerdesin be kızım?..Nerdesin be yavrum?..niye açmıyorsun telefonunu?...
RIFAT -- Rıfat bey soldan girer... (diyerek girer)
NURCAN -- (Kulağında telefon) Ne dedin?
RIFAT -- Yok bişey...Geldi mi kız?
NURCAN -- Yok gelmedi..Arıyorum arıyorum,telefonunu da açmıyor..(Endişeli)
RIFAT -- Merak etme gelir birazdan.Ders çalışmaktan yorulmuşlardır,çay içip dinleniyorlardır.Arkadaşının evine gitmişti değil mi?
NURCAN -- Ama telefonunu niye açmıyor?..Çalıyor çalıyor açmıyor telefonunu...
RIFAT -- Canım belki de telefonunu odada bırakmıştır,tuvalete lavaboya falan gitmiştir.Kapat,beş dakka sonra yeniden ararsın.
NURCAN -- Allah Allah..Niye böyle yapıyorsun kızım ya?..Telefonunu yanından ayırma demedim mi ben sana?..
RIFAT -- Yahu Nurcan,ne kadar evhamlısın sen?..Merak etme..Gelir birazdan..Saat kaç ki?.
(Kolundaki saatine bakar) OHA!.Saat onbirbuçuk!.Nerde bu kız??..
Nerde bu kız Nurcan??...(Karısından daha çok endişelenir,paniğe kapılır)
Niye bana haber göndermiyorsun ?..Saat onbir buçuk olmuş..(Karısının yanına gider,ev telefonunun
ahizesini karısının elinden alır) Ver şu telefonu!.
Neydi numarası kızın?
NURCAN -- Burda işte,defterde yazıyor..
RIFAT -- (Masadaki telefon defterinden bakarak,kızına telefon açar) Allah Allaah...Allah Allaaah..
Bu saatte ne dersi bu?..Alacağım okuldan!.Okul mokul yok bundan sonra!.Üniversiteye de
gitmeyecek..Bulacağız birini evlendirip göndereceğiz,uğraşamam ben bunla,ALO?
NURCAN -- Açtı mı?
RIFAT -- Yok,açmadı.Çalıyor,açmıyor.
NURCAN -- Açmıyorsa niye alo diyorsun?
RIFAT -- Açsın diye alo diyorum!..(Telefona bağırarak) Kızım açsana telefonu!...
NURCAN -- Telefonu açmıyorsa seni duyamaz Rıfat,bağırmana gerek yok.
RIFAT -- Öldüreceğim onu!..Gelsin eve bacaklarını kıracağım..(Telefonu kapatır,yeniden çevirir)
Yine çalıyor,açmıyor..
NURCAN -- (Bu kez Nurcan,kocasını sakinleştirmek için,onun söylediğini söyler) Belki de telefonunu odada bırakmıştır,lavaboya,tuvalete falan gitmiştir,sakin ol Rıfat..
RIFAT -- Saçma sapan konuşma Nurcan?..Telefonunu odada bırakmış da,tuvalete gitmiş?..Çok mu ağır telefon?..Yanında taşıyamıyor mu?..Evde telefonu duyan başka kimse yok mu?..
Kızın başına bişey geldi Nurcan!..Ben dışarı çıkıyorum,yollara bakacağım..Kime gitmişti bu kız?
NURCAN -- Arkadaşına gitti.Söyledi ya,aynı okuldan Adalet diye bir arkadaşı.
RIFAT -- Onun telefonu yok mu bizde?..Arkadaşının telefonu yok mu sende?
NURCAN -- Yok valla..
RIFAT -- Evleri nerde bunların?.Kimin kızı?.Nerde oturuyorlar?
NURCAN -- Özgür biliyor evlerini.. Özgür'ü gönderdim arkadaşının evine.
RIFAT -- İyi yapmışsın.Ne kadar oldu gideli Özgür?
NURCAN -- Bir saate yakın oldu,nerdeyse gelir..
RIFAT -- O kadar uzak mı arkadaşının evi?..Niye o kadar uzağa gidiyor?..Bu yakınlarda başka arkadaşı yok mu ders çalışacak?...
NURCAN -- Ne bileyim Rıfat,o kız bizimkinin en yakın arkadaşı..
RIFAT -- Başımıza ne gelirse zaten hep en yakınlarımızdan gelir...Özgür gelince bana telefon et,haber ver,ben de şeye gideyim..
NURCAN -- Nereye gideceksin?
RIFAT -- Ne bileyim Nurcan!..Gideyim bakayım biyerlere..Kız yok ortalıkta.Demokrasi yok ortalıkta...
Allah göstermesin,kaza maza olmuştur,karakola gideyim,hastanelere bakayım...
NURCAN -- Tamam....(Yüzünde endişe..)
(Söylenerek soldan çıkar)
RIFAT -- Allah Allaah..Nereye gitti bu Demokrasi?...Nerde bu Demokrasi?...Şimdiye kadar çoktan gelmiş olması lazımdı demokrasinin,hala ortalıkta yok......(Çıkar)
NURCAN -- Bir daha arayayım şunu...Aman be kızım..Niye böyle yapıyorsun be yavrum?..Başına bişey geldiyse,başıma bişey geldi diye ara..Öldüysen,öldüm diye ara,niye bizi merakta bırakıyorsun?..
(Telefon açar)
Çalıyor çalıyor yine cevap vermiyor...Cevap vermeyeceksen çalma bari....
(Özgür girer)
NURCAN -- Hah,Özgür!...Kardeşin nerde?
ÖZGÜR -- Yok anne..Sekiz gibi ayrılmış arkadaşından.
NURCAN -- Nasıl sekiz gibi?
ÖZGÜR -- Bütün gün evde arkadaşıyla ders çalışmışlar,sonra da kardeşim sekiz gibi ayrılmış ordan.
NURCAN -- "Sekiz gibi" ne oğlum?
ÖZGÜR -- Sekiz gibi işte..Sekize çeyrek kala da olabilir,sekizi çeyrek geçe de olabilir,sekiz buçuk da olabilir...Saate bakmamışlar.Arkadaşının babası o sırada televizyonda kurtlar vadisini seyrediyormuş,ordan hatırladı kız.
NURCAN -- Yani kesin bir saat söylemiyorlar?
ÖZGÜR -- Söylemiyorlar..Sekiz diyorlar,sekiz buçukta başlıyor,sekiz buçuk diyorlar,dokuzda başlıyor.
NURCAN -- Ne başlıyor?
ÖZGÜR -- Kurtlar vadisi.
NURCAN -- Oğlum ben sana kurtlar vadisini mi sordum,ben ne yapayım kurtlar vadisini??..
(Rıfat soldan girer)
RIFAT -- Geldi mi geldi mi,demokrasi geldi mi?.. Buldun mu kardeşini?..Nerde kardeşin? Seni gördüm de döndüm.Getirmedin mi demokrasiyi?
NURCAN -- Yok Rıfat,Demokrasi,arkadaşının evinden sekizde ayrılmış.
ÖZGÜR -- Sekizde değil,sekiz gibi..Kurtlar vadisi sekiz gibi başlıyor,ordan şey yaptılar..
RIFAT -- Demokrasinin kurtlar vadisiyle ne ilgisi var?
NURCAN -- Bir ilgisi yok Rıfat.Demokrasinin ne zaman gittiğini televizyondan öğrenmişler.
RIFAT -- Bizim kız televizyona mı çıkmış?
ÖZGÜR -- Yok baba..Televizyonda Kurtlar vadisi diye bir dizi var ya?..
RIFAT -- Evet?..
ÖZGÜR -- Kardeşim,kurtlar vadisi başladığı zaman evden ayrılmış.
RIFAT -- Niye?.Kötü bir dizi mi o?..
NURCAN -- Allaaşkına,bırakın diziyi miziyi Rıfat!.Kız kayıp!..Demokrasi yok ortalıkta siz
televizyon dizilerinden bahsediyorsunuz..
RIFAT -- Başına bişey geldi!..Kesin başına bişey geldi kızın!.Demokrasiye bişey oldu.Demokrasinin başına bişey geldi!..(Üzgün,çaresiz)
ÖZGÜR -- Keşke kask taksaydı..
RIFAT -- Ne yapsaydı?..
ÖZGÜR -- Keşke arkadaşına giderken kafasına kask taksaydı.
RIFAT -- Ne kaskı?
ÖZGÜR -- Motorsiklet kaskı.
RIFAT -- Niye takacak motorsiklet kaskını?
ÖZGÜR -- "Başına bişey geldi" dedin ya...Başında kask olsaydı,başına bişey gelse de çok etkilenmezdi..
RIFAT -- Özgür seni döverim!..Gerizekalı!.Başına bişey geldi derken,kafasına bişey düştü demedim,kaza maza geçirdiğini kastettim..
Bu çocuğu sen böyle gerizekalı yaptın Nurcan..Çocukluğundan beri dayadın ekmeği,dayadın ekmeği,sırf ekmekle besledin çocuğu,aptal yaptın...
Ben karakola gidiyorum..
NURCAN -- Sen de Hastaneye git Özgür..
ÖZGÜR -- Yok anne,iyiyim ben..
NURCAN -- Haklısın Rıfat...Yanlış besledim ben bu çocuğu..Oğlum sana kendin için hastaneye git demedim..Baban karakola soracak,sen de aşağıdaki devlet hastanesine git de sor,bu civarda kaza olmuş mu,acile yaralı maralı getirmişler mi?..
ÖZGÜR -- Tamam anne..
(Rıfat ve Özgür çıkarlar)
NURCAN -- Allahım sen koru demokrasimizi... Demokrasimizin başına bişey gelmesin...Biz koruyamadık,sen bizim demokrasimizi koru ya rabbim......
(Müzik..Perde..Altıncı tablo sonu)
( ALTINCI TABLO'NUN SONU )
....................
( YEDİNCİ TABLO )
Solda lokal ışık altında...
Evin kızı Demokrasi,arkadaşından dönerken bir sapık tarafından kaçırılmış,ormanda bir kulübeye kapatılmıştır..
Sahnede yalnızdır.
Bir iskemlede oturmaktadır.Yanında okul çantası..Kucağında bir defter,birşeyler yazmaktadır..
Bir süre yazar..Sonra yazdıklarını sesli okur...
DEMOKRASİ -- "Sevgili günlük!....
Üniversite sınavlarına birlikte çalışmak için gittiğim en yakın arkadaşım Adalet'in evinden dönerken,yolda,otostop yaptığım bir adam tarafından kaçırılarak,neresi olduğunu bilmediğim bir ormanda,bir kulübeye kapatıldım..
Beni kaçırıp kulübeye kilitleyen adam,ses çıkarmadan beklememi,bir arkadaşını alıp geleceğini söyledi...
Sanırım bana tecavüz edecekler...
Böyle bir şey benim başıma neden geldi?..
Neden otostop yaparken daha dikkatli olmadım?
Halbuki,bindiğim arabayı kullanan adamın alnında "Sapık" yazıyordu..
Arabanın plakasındaki harflerde de "SPK" yazıyordu..
İnanmak istemedim..Değildir dedim...Belki adamın alnında yazan Sapık yazısı,şakadır dedim..Hayata tutkuyla bağlı olmasının şaka yollu bir ifadesidir dedim..Plakadaki "SPK" harflerinin de tesadüfen biraraya gelmiş olabileceğini düşündüm..
Hiç şüphelenmedim,önemsemedim,arabanın konforuna kendimi kaptırıp,işaretlere aldırmadım..
Bu benim başıma göz göre göre geldi...
Adamlar birazdan gelecekler...Onlar gelmeden önce avazım çıktığı kadar "İmdaat,kurtarın beni" diye bağırmak istiyorum.Belki yakınlarda koyunlarını otlatan bir çoban...Belki bu civarda yürüyüş yapan tabiat aşığı iki insan..Belki ormanda,ucuz olsun diye tavuk mangal yapan birileri sesimi duyar da yardıma gelir..
(Okumayı bitirir,defteri kapatır,çantasına koyar,kulübenin içinde (!),sağa sola giderek bağırır.)
İMDAAAAT!..KURTARIN BENİİİİİ!...SESİMİ DUYAN YOK MUUU!...BENİM ADIM DEMOKRASİİİ..BENİ KAÇIRDILAAR,TECAVÜZ EDECEKLEEER..KİMSE SESİMİ DUYMUYOR MU,İMDAAAAAT!!!....
(Kızı kaçıran sapık,yanında arkadaşıyla girer..Adamların alınlarında büyük harflerle,"SAPIK" yazmaktadır..Beyaz boyayla..
Kız,adamları görünce korkarak,geri geri yürüyüp uzaklaşır..)
DEMOKRASİ -- KİMSİNİZ SİZ?..NE İSTİYORSUNUZ BENDEN??...
ADAM -- SENİ KURTARMAYA GELDİK YAVRUM!...
( Derken,pantolonunun fermuarını indirir,öteki adam da kemerini çözmeye başlar.)
( Kız,korkuyla geri geri giderken..)
DEMOKRASİ -- "Sevgili günlük!...Adamlardan biri fermuarını indirdi..Öbürü de kemerini çözdü...
Artık hiç şüphem yok,bana tecavüz edecekler...
İmdaaaaat!...
( Kız kaçar,adamlar kovalar,aralarından sıyrılır,soldan çıkar,adamlar da peşinden koşup çıkarlar..)
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( YEDİNCİ TABLO'NUN SONU )
.......................................
( SEKİZİNCİ TABLO )
Karakolda.....
Masasında Komiser..
Rıfat girer....
RIFAT -- Selamun aleyküm!..
KOMİSER -- Aleyküm selam...Gel amca,otur şöyle..
RIFAT -- Sağolun..Sağolun Komiser bey..(Elinde mendil,yaşlı gözlerini siler)
KOMİSER -- Evet amca seni dinliyorum..
RIFAT -- Ben bir kayıp başvurusunda bulunacaktım komiser bey..(Üzgün)
KOMİSER -- Geçmiş olsun.Kimi kaybettiniz?
RIFAT -- Demokrasiyi kaybettik!...
KOMİSER -- Anlamadım,kimi dedin?.
RIFAT -- Demokrasi,demokrasi...Kaybettik..Gitti..Artık Demokrasi yok...
KOMİSER -- Allah Allah?..Demek demokrasiyi kaybettiniz?..Nasıl oldu bu iş?..
(Şaka yaptığını sanır,hoşuna da gider,gülümseyerek arkasına yaslanır)
RIFAT -- Arkadaşına ders çalışmaya gitmişti..
KOMİSER -- Kim?
RIFAT -- Demokrasi.
KOMİSER -- Demokrasi,arkadaşına ders çalışmaya gitti?
RIFAT -- Evet..
KOMİSER -- Demokrasinin arkadaşı kim?
RIFAT -- Adalet..
KOMİSER -- Haaaaaa...Peki sonra?..
RIFAT -- Akşam sekiz gibi arkadaşının yanından ayrılmış...
KOMİSER -- Adaletin yanından?
RIFAT -- Evet...Adalet,en yakın arkadaşı..Onun yanından ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alamadık.
KOMİSER -- İşte onu yapmayacaktı.
RIFAT -- Neyi yapmayacaktı?
KOMİSER -- Adaletin yanından ayrılmayacaktı..Adaletin yanından ayrılırsan,başına her türlü şey gelir...
Haydi bakalım,bu kadar şaka yeter.Nedir problem?
RIFAT -- Problem bu Komiserim.Demokrasiyi kaybettik.Şimdiye kadar çoktan gelip yerleşmiş olması lazımdı..Çoktan eve gelip,üstünü başını değiştirip yemek masasındaki yerine yerleşmiş olması lazımdı ama hala gelmedi..Kaçırılmış olmasından korkuyoruz...
KOMİSER -- Kimin?
RIFAT -- Demokrasinin..Aklımıza kötü kötü şeyler geliyor komiserim.Başına bişey gelmesinden çok korkuyoruz..Namusunun kirletilmesinden korkuyoruz.
KOMİSER -- Kimin namusu?
RIFAT -- Demokrasinin namusu...Demokrasinin namusundan biz sorumluyuz komiserim..N'olur bulun demokrasiyi,geri getirin bize..Biz demokrasi olmadan yaşayamayız...Komiserim noolur bize yardım edin,komiseriiiiimmm....(Bırakır kendini,sesli sesli ağlamaya başlar)
KOMİSER -- Amca ne yapıyorsun?..(Yanına gider) Amca sen ne anlatıyorsun?.Niye ağlıyorsun?
Allah Allaah?...Demokrasi yok diye bağıranı,çağıranı gördüm de,hüngür hüngür ağlayanı ilk defa görüyorum..Sen ne demokrasi aşığı bir adammışsın amca?..
RIFAT -- Hayır ben o demokrasiden bahsetmiyorum..
KOMİSER -- Hangi demokrasiden bahsediyorsun?.Kaç tane demokrasi var?
RIFAT -- Ben kızımdan bahsediyorum..
(Devamı : KIZIN ADI DEMOKRASİ-2' de)KIZIN ADI DEMOKRASİ-- 2
(Devamı...Hepsi bir sayfaya sığmadı)
KOMİSER -- Hangi demokrasiden bahsediyorsun?.Kaç tane demokrasi var?
RIFAT -- Ben kızımdan bahsediyorum..
KOMİSER -- Kızının demokrasiyle ne ilgisi var?
RIFAT -- Kızımın adı "Demokrasi.." Kayıp olan,kızım....
(Bir an sessizlik)
KOMİSER -- Kızının adı Demokrasi mi??
RIFAT -- Evet..
KOMİSER -- Kızına demokrasi ismini mi koydun?
RIFAT -- Evet..
KOMİSER -- Neden?
RIFAT -- Çünkü demokrasiyi çok severim..
KOMİSER -- Başka isim bulamadın mı kızına verecek?.Anarşist misin sen?
RIFAT -- Niye?.Anarşist mi lazımdı?
KOMİSER -- Ben,kıllandım senden..İSMAİL!.
İSMAİL -- (Girer) Buyur komiserim?
KOMİSER -- Bu amcayı bir sorgulayın bakayım,neymiş demokrasiyle derdi anlayalım..
İSMAİL -- Gel bakalım amca...(Koluna girer,kaldırır)
RIFAT -- Komiserim,kızım kayboldu diyorum,ne sorgusu? Neyimi sorgulayacaksınız?.Sorgulanacak bişeyim yok benim..
KOMİSER -- Merak etme,kızınla da ilgileneceğiz.İsmail,kızı kaybolmuş amcanın,gerekli bilgileri alın,işlemi başlatın.
İSMAİL -- Tamam komiserim..Gel bakalım amca..
RIFAT -- Komiser,ayıp oluyor bu yaptığınız.Kızım kaybolmuş,benim içim yanıyor,siz bana ne yapıyorsunuz?
KOMİSER -- Amcanın içi yanıyormuş,soğuk ayran ikram edin..
RIFAT -- Komiser??..
KOMİSER -- (Şüpheyle bakarak) Kıllandım senden!...
RIFAT -- Traş ol o zaman!!..
Götür İsmail!..
İSMAİL -- Başüstüne!..
(Polis İsmail,Rıfatı götürürken..)
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( SEKİZİNCİ TABLO SONU )
............................
( DOKUZUNCU TABLO )
Evde...Nurcan,ev telefonunu koydukları sehpanın dibinde oturuyor.Kızından gelebilecek bir haberi bekliyor...
Rıfat girer..
NURCAN -- Hoşgeldin Rıfat..(Üzgün..Moralsiz.)
RIFAT -- Hoşbulduk..
NURCAN -- Var mı bir haber?.
RIFAT -- Yok...(Üzerlerinde,üzülmekten,ağlamaktan,yorgunluk ve umutsuzluk vardır)
Kaçırdılar kızımızı..İki gün oldu,hala haber yok..Gitti kızımız,gitti..Kaçırdılar..
NURCAN -- Karakola kayıp başvurusu yaptın değil mi?
RIFAT -- Yaptım..
NURCAN -- Yüzüne ne oldu senin? (Rıfat'ın suratında karakolda yediği bir kaç tokatın izleri vardır.)
RIFAT -- Bunlar mı?. (Yüzündeki morluğu,yara bandını falan göstererek)
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Bunlar karakolda oldu.
NURCAN -- Nasıl oldu?
RIFAT -- Kapıya çarptım.
NURCAN -- Karakolun kapısına mı?
RIFAT -- Evet...
(Koltuğa çöker)
Sen söylemiştin bana.."Kıza fazla baskı yapma,demokrasi baskıya gelmez,kaçar gider evden" demiştin...
NURCAN -- Kız,kaçmadı Rıfat..Kaçırdılar kızımızı...(Gözleri yaşlanır,mendiliyle gözlerini siler)
RIFAT -- Yapamazlar Nurcan!..Benim kızımı kaçıramazlar..Benim kızım üniversiteye gidecek..Benim kızım hukuk okuyacak.Avukat olacak,başbakan olacak benim kızım..Benim kızımı kaçıramazlar...
Bizim başımıza gelmez böyle şeyler..Böyle şeyler hep başkalarının başına gelir..Göreceksin,çıkıp gelecek biyerden..Kesin,bir yerde uyuyup kalmıştır.Arkadaşından gelirken,bindiği otobüste uyuyakalmıştır,kimbilir otobüs nereye gitti..Oradan da yine yanlış bir otobüse binmiştir...
NURCAN -- Telefon açamıyor mu peki?
RIFAT -- Belki de telefonunun şarzı bitmiştir.
NURCAN -- "Şarz" değil.."Şarj.."
RIFAT -- "Şarz..."
NURCAN -- Şarj..
RIFAT -- Şarz.
NURCAN -- Şarz değil Rıfat!.Şarj..
RIFAT -- Kızımız kayıp,şimdi bunu mu tartışacağız Nurcan?..Zaten gıcık oluyorum o kelimeye..Ş ile J harflerinin birbirlerine bu kadar yakın olmaları hiç doğru bir şey değil...
Sen niye duruyorsun öyle telefonun dibinde?
NURCAN -- Kızımızı kaçıranlar,kızımızın hayatına karşılık bizden Fidye istemek için ararlarsa diye telefonun başında bekliyorum..
RIFAT -- Fidye??
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Ne diyorsun sen Nurcan,ne fidyesi?..Benim her tarafım fidye olsa ne olur?.Nereden bulacağız da vereceğiz fidye parasını?
NURCAN -- Benim var biraz param.Kefen parası diye biraz para biriktirmiştim.
RIFAT -- Kefeni ne yapacaksın?
NURCAN -- Öldüğüm zaman için diyorum...
RIFAT -- Haa,o kefen parası?..Nerden biriktirdin?
NURCAN -- Mutfak masrafından artırıp biriktirdim...
RIFAT -- Mutfak masrafından artırıp kefen parası mı biriktirdin??
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- (Bir titreme gelir)
NURCAN -- Ne oldu?
RIFAT -- Bilmiyorum..Bi titreme geldi....
Peki,yeter mi o?..Bi kefen kaç para ki?..
NURCAN -- Dört tane de bileziğim var..
RIFAT -- Dört tane bileziğin var?
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Onlar nerden geldi?
NURCAN -- Mutfak masrafından artırdım...
RIFAT -- Yetmez Nurcan..Eğer kızımızı para için kaçırdılarsa,bir kefen parası,dört bileziğe vermezler kızımızı.
NURCAN -- Bir de Marmaris'te 500 metrekare arsa almıştım.
RIFAT -- Ne yapmıştın??
NURCAN -- Marmaris'te 500 metrekare arsam var.
RIFAT -- Marmariste 500 metrekare arsan var??
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Onu nasıl aldın?
NURCAN -- Mutfak masrafından artırdım....
RIFAT -- Ben emekli olunca dükkan açmak için para lazım oldu,para bulabilmek için dört döndüm,bana zırnık koklatmadın,kızın için kefen paranı bile veriyorsun?..
NURCAN -- Kızım için canımı veririm...(Yaşlanan gözlerini parmağının ucuyla siler)
RIFAT -- Benim için?
NURCAN -- Vermem.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Sana gençliğimi verdim ya?..
(Espriler,üzücü durumu değiştirmeyecek duyguda yapılmalıdır.Neşeli değil,buruktur)
(Ağabey Özgür soldan girer..Elinde bir gazete vardır.)
ÖZGÜR -- Kardeşimi gazeteye basmışlar..
NURCAN -- Ne yapmışlar?..
ÖZGÜR -- Kardeşimin haberini gazeteye basmışlar.
NURCAN -- Nereden duymuşlar ki?.
RIFAT -- Ben söyledim Nurcan.Karakoldaki polis muhabirine kızın fotoğrafını verdim.Gazetesine yazsın,faydası olur,gören duyan olur,haber verir diye.
Ne yazmışlar?.Oku bakayım..
ÖZGÜR -- (Okumaya başlar) " Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli..
NURCAN -- Fotoğrafını yana mı koymuşlar?
ÖZGÜR -- Evet...
NURCAN -- Niye yan tarafa koyuyorlar,üstte yer yok muymuş?
RIFAT -- Oku oğlum sen,devam et...
ÖZGÜR -- (Okur) "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli..
NURCAN -- Hayır,niye yan tarafa koyuyorlar?..Benim güzel kızımın fotoğrafını üst tarafa yakıştıramıyorlar mı?..
RIFAT -- Nurcan,orada yer varmış,oraya koymuşlar..Gazetenin bir şekli şemali var,bir düzeni var.Orasını uygun görmüşler,oraya koymuşlar kızımızın resmini..
Oku oğlum,devam et..
ÖZGÜR -- "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli,Parantez içinde onsekiz...
NURCAN -- Parantez içindeki nedir?
RIFAT -- Kızın yaşı Nurcan?...Onsekiz yaşında ya kızımız?
NURCAN -- Ama niye parantez içinde?..
RIFAT -- Nurcan,gazeteye insanların yaşlarını öyle yazıyorlar.Adını yazıyorlar,gerek duyarlarsa yanına parantez açıp,yaşını belirtiyorlar,saçmalama..
NURCAN -- Niye saçmalıyor muşum??...(Dokunsan ağlayacak gibi) Niye benim kızımın fotoğrafını üst tarafa koymuyorlar da,yan tarafa koyuyorlar?..Niye kızımı parantez içine alıyorlar??...Zaten hayatı boyunca hep bir parantezin içinde yaşar gibi yaşadı benim zavallı kızım?..
Şimdi kimbilir nerde,hangi parantezin içinde..
Bul kızımı Rıfaaat...Ben kızımı istiyoruuuumm...(Kendini koyverir,ölçülü bir sesle ağlamaya başlar.)
RIFAT -- (Karısının yanına gider,başını kendine yaslar,teselli etmeye çalışır) Tamam Nurcan,tamam..Bulacağız kızımızı..
Polis her yerde arıyor zaten.Merak etme bulunacak...
Biz bu acıyı hak edecek hiç bir şey yapmadık...Biz bu cezayı hak edecek kadar büyük günah işlemedik...Bulacaklar kızımızı...Bulacaklar demokrasimizi...Geri gelecek demokrasimiz.Hiç kimse onu bizim elimizden alamaz,merak etme sen...
ÖZGÜR -- "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli...
RIFAT -- Oğlum okuma!!...
ÖZGÜR -- Tamam baba..
(Dışarıdan önce bir gürültü gelir,sonra içeriye gazeteciler doluşur..
Aralarında bir de televizyon ekibi vardır.Omuzunda kamerayla,kameraman,elinde mikrofonla kadın muhabir..)
RIFAT -- NE OLUYOR?.NE OLUYOOOR!...HOOOP..YAVAŞ..OHAA..AHIRA MI GİRİYORSUNUZ?..
Oğlum,kim bunlar,nasıl girdiler içeri?..Niye kapıyı açık bırakıyorsunuz?.
(Gazeteciler bir kargaşa,gürültü içinde Rıfatı soru yağmuruna tutarlar.)
MUHABİR -- Demokrasinin babası siz misiniz?
l.GAZETECİ -- Kızınızdan hala bir haber yok mu?
2.GAZETECİ -- Kızınız kaçtı mı kaçırıldı mı?
3.GAZETECİ -- Kızınıza Demokrasi ismini siz mi koydunuz?
4.GAZETECİ -- Kızınızın adı gerçekten Demokrasi mi?
1.GAZETECİ -- Amerikanın başkenti neresi?
3.GAZETECİ -- İkinci ayakta kim geldi?
2.GAZETECİ -- Demokrasi sizin yüzünüzden mi evden kaçtı?
4.GAZETECİ -- Kaçıranlardan fidye talebi oldu mu?
1.GAZETECİ -- İki kere iki kaç eder?
3.GAZETECİ -- Kızınızı bulana ödül verecek misiniz?
(Gazetecilerin sesleri üstüste biner,Rıfat'ı bunaltırlar..)
RIFAT -- YETEEERRR!...SUSUN YAHU!..NE SORACAKSANIZ TEKER TEKER SORUN!..
Anladık,gazetecisiniz,işinizi yapıyorsunuz ama yavaş arkadaşlar!..Hepinize cevap veririz,sakin olun!.
Evet,sen!..Sor bakalım,ne soracaksan!
3.GAZETECİ -- Kızınıza niye Demokrasi ismini koydunuz?
RIFAT -- SANA NE!..
3.GAZETECİ -- Ama ben gazeteciyim??
RIFAT -- BANA NE!
3.GAZETECİ -- Ama olmuyo böyle..
RIFAT -- Niye olmuyormuş?..Sen istediğin soruyu sorabiliyorsun da,ben istediğim cevabı niye veremiyorum?..
2.GAZETECİ -- Kızınızdan hala bir haber yok mu?
RIFAT -- Yok..Ama bulacaklar..Polis her yerde kızımızı arıyor.Umudumuzu yitirmedik.Bulacaklar.
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Bulacaklar!
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Bulacaklar bulacaklar.Ben polise güveniyorum.
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Bulacaklar.
2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?
RIFAT -- Var mısın iddiaya??
Bulurlarsa fotoğraf makinanı bana veriyor musun???
2.GAZETECİ -- Veriyorum.Sen ne vericen??
NURCAN -- Rıfat n'apıyorsun??
RIFAT -- Hayır,inatlaşıyor benle...
TV.MUHABİRİ -- Efendim,sizi eşinizle birlikte çekebilir miyiz?
RIFAT -- Tabi.Çekebilirsiniz.Gel Nurcan..Oğlum sen de gel yanımıza..
(Rıfat,Nurcan,aralarına oğullarını alarak koltukta yan yana otururlar...Flaşlar patlar,Televizyon çekim yapar)
TV.Cİ -- Efendim,mümkünse konuşurken arada ağlayabilir misiniz?
RIFAT -- Ağlayayım mı?Niye?
TV.Cİ -- Televizyonda ağlayınca reyting yükseliyor..
RIFAT -- Valla çok isterim ağlamayı.Daha çok kişi seyretsin,kızımızın bulunmasına faydası olur ama ben iki gündür ağlıyorum,göz pınarlarım kurudu...(Karısına:) Sende kaldı mı gözyaşı?.Kaldıysa biraz ağla..
NURCAN -- Vallahi yok.Bu sabah ağladım hepsini.
TV.Cİ -- Kızınızı kaçıranlara buradan söylemek istediğiniz bir şey var mı?
RIFAT -- Kızımı kaçıranlara?..
TV.Cİ -- Evet..
RIFAT -- Eğer kızım kaçırıldıysa,kızımızı kaçıranlara,bizi güzel kızımızdan,güzel demokrasimizden mahrum bırakanlara sesleniyorum...Bu kamera mı?
TV.Cİ -- Başka kamera yok zaten.
RIFAT -- Tamam....."Eğer benim güzel kızımın saçının bir tek teline zarar gelirse...Eğer bizim güzel demokrasimizin saçının bir tek teline zarar verecek olursanız.....
(Rıfat sözlerinin geri kalanını söyleyeceği sırada,odadaki öteki gazeteciler aralarında yüksek sesle kızın kaçırılışını tartışmaya başlarlar.Gazetecilerin birbirine karışan sesleri,Rıfat'ın sesini bastırır.Rıfat'ı konuşurken görürüz ama söylediklerini duymayız.
Rıfat konuşmasını bitirir.Rıfat bitirince,gazeteciler de gürültüyü aniden keserler.En son bir tanesi,öbürüne:)
l.GAZETECİ -- ...doğru söylüyorsun..
RIFAT -- İşte,bizi güzel demokrasimizden mahrum bırakmaya çalışanlara söyleyeceklerim budur!.Umarım beni çok iyi dinlemişlerdir....
Ayrıca şunu da çok iyi bilsinler ki....(yine sözünün burasında gazeteciler kendi aralarında yüksek seslerle tartışarak,Rıfat'ın sesini bastırırlar..
Rıfat,kaşlarını çatarak,parmak sallayarak,duyulmayan konuşmasını yaparken......
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( DOKUZUNCU TABLO'NUN SONU )
..............................
( ONUNCU TABLO )
Ormanlık arazide "Arama-Kurtarma" sahnesi...
Sağdan,arama-kurtarma ekibi ""AKUT" girer...İki kişi..
Birinin elinde bir tasma,tasma'nın ucunda bir köpek vardır.Köpeği dizlerinin üzerine çökmüş,köpek gibi davranan bir oyuncu oynar.
"Köpek" önde,ötekiler arkasında,girerler.
"Köpek" tasmayı çekiştirerek havlar..
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV....HOV HOV HOV HOV HOV....
1.AKUT -- ( Tasmayı çeker,köpeği kontrol etmeye çalışır) Yavaş oğlum yavaş...Sakin ol oğlum,yavaş...
KÖPEK -- ( Tasmayı çekiştirir,sahnenin önüne gelir,seyirciye havlar) HOV HOV HOV HOV HOV
HOV HOV....HOV HOV HOV HOV HOV!...(Dişlerini gösterir) HIRRRRRR....
1.AKUT -- Oğlum,havlama seyirciye!...(Tasmayı çeker,köpeği seyirciden uzaklaştırır)
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV!...
2.AKUT -- Bu ne ağbi??
1.AKUT -- Köpek...
2.AKUT -- Ne köpeği?
1.AKUT -- Arama-Kurtarma köpeği.
2.AKUT -- Ne köpeği ağbi,insan bu...Gerçek köpek kalmadı mı elimizde?
1.AKUT -- Kalmadı valla.köpeklerin hepsini,deprem oldu ya,oraya gönderdiler,hiç gerçek köpek kalmadı elimizde..Ama bu da iş görür.
2.AKUT -- Nasıl iş görür?
1.AKUT -- Görür görür,sen bakma bunun insan gibi göründüğüne,köpek bu.
2.AKUT -- Nasıl köpek?
l.AKUT -- Bildiğin köpek..Bizim mahallede oturuyor bu.Yağcı,yalaka,şerefsiz,ahlaksız itin teki.
Buna köpek demek,köpeklere hakaret olur.Köpeklik yapa yapa bu hale geldi..
Bunun para için yapmayacağı köpeklik yok..Köpeklik yapa yapa köpekler gibi koku alma duyuları gelişmiş..Geçen ay mahallede bir çocuk kayboldu,çocuğun kıyafetlerini buna koklattık,yarım saatte buldu çocuğu..
2.AKUT -- Yapma ya?
1.AKUT -- "Bir arama işi var,bize de köpeklik yapar mısın?" dedim,attım önüne bir kemik..
2.AKUT -- Kemik?
1.AKUT -- Yani,attım bi elli kağıt,kuyruğunu sallayarak koştu geldi.
2.AKUT -- Kuyruğu da mı var?
l.AKUT -- Yani,kuyruk derken,kıçını böyle sallaya sallaya(gösterir) geldi.
Gel bakayım oğlum seveyim seni biraz..
KÖPEK -- (Yerde köpek gibi durmaktadır.Akut'çu,"gel" deyince sevinerek yerinden fırlar,köpeklerin yaptığı gibi Akut'çunun üzerine atlar,yüzünü yalamaya falan çalışır)
1.AKUT -- (Başını okşarken) Tamam oğlum,tamam..tamam..yalama yüzümü..(Yere indirir)
2.AKUT -- Gel biraz da ben seveyim..
KÖPEK -- ( Öteki Akut'çuya havlar) HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV!
2.AKUT -- (Bir köpeği susturur gibi azarlar) SUS BAKAYIM!
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV!.
2.AKUT -- SUS DEDİM!..
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV!
2.AKUT -- SUS!
KÖPEK -- HOV HOV HOV!
2.AKUT -- SUS!
KÖPEK -- HOV HOV..
2.AKUT -- SUS!
KÖPEK -- HOV..
2.AKUT -- SUS,ÇAKARIM TOKADI! (Tokadı göstererek)
KÖPEK -- İYYYYY... (Siner)
2.AKUT -- OTUR BAKAYIM!!
KÖPEK -- (Köpek gibi oturur)
1.AKUT -- Haydi,aramaya devam edelim..
2.AKUT -- Aradığımız kızın adı neydi?
1.AKUT -- "Demokrasi.." Kızın adı demokrasi..Babası Demokrasi ismini koymuş kıza..
2.AKUT -- Biz şimdi ormanda demokrasiyi mi arayacağız?
1.AKUT -- Memleketin her yerinde arıyorlar kızı.Kızın ismi Demokrasi ya,gazetelerde televizyonlarda yayınlanınca herkesin ilgisini çekti.Hükümet,içişleri,emniyet,vatandaşlar,herkes seferber oldu,memleketin her yerinde demokrasiyi arıyorlar.
2.AKUT -- Hiç iz yok mu?
1.AKUT -- Yok..Bir haftadır aranmadık yer kalmadı,memleketin hiçbir yerinde demokrasiden iz yok..
Buralarda görüldüğüne dair bir ihbar alınmış..Bağıralım,belki sesimizi duyar.DEMOKRASİİİİİ!..
2.AKUT -- DEMOKRASİİİİİ!.
KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV!
1.AKUT -- DEMOKRASİİİ..NERDESİİİN?...ELMA DERSEK ÇIK,ARMUT DERSEK
ÇIKMAAA!
İKİSİ BİRLİKTE -- ELMAAA!..
2.AKUT -- DEMOKRASİİİ...NERDESİİİİN?..ELMAAA..
1.AKUT -- DEMOKRASİİİİ...
2.AKUT -- DEMOKRAAASİİ!..
1.AKUT -- "Demokraaasi" değil,Demokrasi...DEMOKRASİİİİ!..
2.AKUT -- DEMOKRASİİİİ!..
(Diye bağırarak,köpek önde,ötekiler arkada,ormanın içlerine(!) doğru giderler....Soldan çıkarlar)
( ONUNCU TABLO'NUN SONU )
....................................
( ON BİRİNCİ TABLO )
Rıfat bey,elinde bir kaç günlük gazeteyle girer..
Nurcan,telefonun başında oturmaktadır.Perişan bir görüntüsü vardır,ağlamaktan gözleri kızarmıştır.Elinde mendil...
RIFAT -- Bütün gazeteler bizim kızı yazıyor...Bütün gazetelerde bizim kızın fotoğrafı var...
NURCAN -- Söylemiştim sana...Adını Demokrasi koyma demiştim...
RIFAT -- Doğru söylüyorsun..Kızın başına ne geldiyse,demokrasinin başına ne geldiyse benim yüzümden geldi..Kaçıranların hiç suçu yok..
NURCAN -- Ne yazıyor gazetelerde?..
RIFAT -- (Oturur,gazetelerden birinin manşetini okur:) "KAYIP DEMOKRASİ....Bir süre önce kaybolan demokrasi,hala bulunamadı..."
Yabancı gazeteler bile haber yapmışlar kızımızı..(Başka bir gazeteyi alır) Avrupa gazetelerinde yayınlanan haberleri yazmış bizim gazeteler..
" Türkiye demokrasiye sahip çıkamadı..."
NURCAN -- Konuyu başka taraflara çekiyorlar..Kızımızın adını kullanıp,Türkiye'nin itibarına gölge düşürmeye çalışıyorlar...
RIFAT -- Aman itibarımıza gölge düşmesin.Kızımız hiç önemli değil,itibarımıza bişey olmasın...
Bişeyler yiyelim...Sen de bir haftadır doğru dürüst yemek yemiyorsun,düşüp bayılacaksın,hazırla bişeyler de yemek yiyelim.
NURCAN -- Sen git mutfakta ye,ben ayrılamam burdan.
RIFAT -- Nerden?
NURCAN -- Telefonun başından..Belki fidye için ararlar...
(Soldan,kayıp başvurusu yaptıkları karakolun Komiser'i girer.Yanında evin oğlu Özgür)
ÖZGÜR -- Baba,kardeşim bulundu!..
(Bir sevinç,bir heyecan...)
NURCAN -- Ne diyorsun??..Nerde?..Buldular mı kızımı?
RIFAT -- Nerde kızım?.Buldular mı kızımı?.Buldular mı Demokrasi'yi?
NURCAN -- Hani nerde?.Nerde kızım Özgür?.Nerde kardeşin?
RIFAT -- Komiser??..Buldunuz mu kızımı?
KOMİSER -- Sakin olun..Sakin olun..Kızınız bulundu..
NURCAN -- Allahım sana şükürler olsun!..Nerde kızım?
RIFAT -- Kızımız bulundu Nurcan!..
Kızımızı buldular Nurcan..(Karısına sarılır,Komisere sarılır,herkes birbirine sarılır.Rıfat sahneden iner,ön sıradaki seyircilere sarılır) Kızımız bulundu!..Bulundu!.kızımız bulundu!..
NURCAN -- Nerde kızım?
RIFAT -- Nurcan bu bey,kayıp başvurusu yaptığımız karakolun komiseri.Hani kapıya çarptım demiştim ya,işte o kapının olduğu karakolun komiseri.Önce benden hoşlanmadı.Benden kıllandı.Tabi,haklı.Ben karakolda kızımı kaçıranlara,bizi demokrasimizden mahrum bırakanlara küfürü basınca,beni yanlış anladılar.Ama sonra tabi durum anlaşıldı.Bizlerin kötü insanlar olmadığını anladılar.Bize yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptılar.Kızımızı buldular.Allah senden razı olsun.
(Kendisinden genç komiserin ellerini öpmeye çalışır,komiser engel olur.)
KOMİSER -- Estağfurullah,estağfurullah..Yalnız Rıfat amca kızınızın durumu....
RIFAT -- Kızımızın durumu mu?.Ne olmuş kızımızın durumuna?.Kızımızın durumu belli.Bu sene lise'yi bitiriyor,seneye üniversiteye gidecek.Kızın durumu bu.
NURCAN -- Okula bir sene geç başlamıştı,eğer o durumu soruyorsanız?..
RIFAT -- Hayır hayır ben kızınızın şu anki durumundan bahsediyorum..
NURCAN -- Kızımız nerde Komiser bey??
KOMİSER -- Hastanede..
RIFAT -- Hastanede?..Ne işi var hastanede?..(Panik,telaş)
NURCAN -- Ne oldu kızıma!? Hangi hastanede?..Ben üstüme bişey alayım Rıfat,hemen gidelim hastaneye..(Çıkar)
RIFAT -- Komiser,söylesenize,kızıma bişey mi oldu? Kaza mı geçirdi? Öldü mü kızım??
KOMİSER -- Sakin olun..Kızınız ölmedi.Hastanede gözlem altında..Bize ameliyat edildiği,biraz önce ameliyattan çıktığı bildirildi.
RIFAT -- Niye çıkmış ameliyattan?.Kim dedi ona ameliyattan çık diye?..Ameliyatını yarım bırakıp çıkmış gitmiş mi?.Nereye gitmiş?..
(Panikten,ne dediğinin farkında değildir)
KOMİSER -- Rıfat bey,sakin olun..Kızınızın şu anki durumunda endişe edilecek bişey yok.Bize durumunun stabil olduğu söylendi.
RIFAT -- Kız Stabil mi olmuş?
NURCAN -- (Girer) Haydi gidelim hastaneye!
RIFAT -- Kızımız stabil olmuş Nurcan..
NURCAN -- Ne diyorsun?..(koltuğa çöker) Allahım biz ne günah işledik de kızımı stabil yaptın?..(Hıçkırarak ağlar)
Stabil olmuş benim kızıııımm...
KOMİSER -- Yahu siz ne yapıyorsunuz?."Stabil" kötü birşey değil.
RIFAT -- Olur mu canım,benim eniştem stabil hastalığından öldü.
KOMİSER -- Yahu sen karıştırıyorsun.Stabil, hastalık değil.Şu anki durumunda kötüye giden birşey yok.İyiye gidiyor.Kontrol altında...
RIFAT -- Peki ne oldu kızıma Komiser?..Niye hastanede?.Niye ameliyat oldu?.Nerde buldular kızımı?.
KOMİSER -- Kızınızı ormanda bulmuşlar..
RIFAT -- Ormanda??..Hangi ormanda?.Nerde??
KOMİSER -- Kızınızı ormanlık bir arazide,bir dere yatağında bulmuşlar..
RIFAT -- Dere yatağında??
KOMİSER -- Evet..
RIFAT -- Ne işi varmış dere yatağında??...Evdeki yatağından memnun değil miymiş?..Niye
söylemedi bana?..Bana söyleseydi,ben ona istediği yatağı alırdım..
KOMİSER -- Öyle değil Rıfat bey..
RIFAT -- Nasıl peki?..Ne diyorsunuz siz Komiser bey?..Kızımın ormanda ne işi var?..Piknik yapmaya mı gitmiş?...
Ah benim güzel kızım..Piknik yapmayı çok sever benim kızım..Ormanı,ağaçları,tabiatı çok sever.Çok romantiktir..Arkadaşıyla birlikte ormana piknik yapmaya mı gitmiş?
KOMİSER -- Hayır,piknik yapmaya gitmemiş..Kaçırmışlar kızınızı.Maalesef kızınıza....
RIFAT -- Ne yapmışlar?..Maalesef ne?..Ne yaptılar kızıma?..
KOMİSER -- Bunu nasıl söyleyeyim,bilmiyorum Rıfat bey...Kızınızı arabaya atmışlar...
RIFAT -- Arabaya mı atmışlar?..Nasıl arabaya atmışlar?..Kızımı böyle tutup arabaya mı fırlatmışlar?.
Onun için mi yaralandı kızım?.Onun için mi hastaneye kaldırdılar??
KOMİSER -- Hayır Rıfat bey...Tanımadığı bir adam kızınızı arabasına bindirip ormana götürmüş..
RIFAT -- Niye?..
KOMİSER -- Rıfat bey,ben söyleyemiyorum,siz anlamaya çalışın..
RIFAT -- Ama anlamıyorum Komiser,tanımadığı bir adam,kızımı arabasına bindirip ormana niye götürsün??...
KOMİSER -- İki kişilermiş..Kızınızı ormanda bir kulubeye kapatmışlar..
RIFAT -- Tanımadığı iki tane adam,kızımı arabalarına bindirip ormana götürüyorlar,bir kulubeye kapatıyorlar?...
Anlamıyorum komiser,ne anlatmaya çalışıyorsun?..
KOMİSER -- Kızınız çok direnmiş,karşı koymaya çalışmış ama maalesef...
RIFAT -- Evet?..
KOMİSER -- Ama maalesef adamlar..
RIFAT -- Evet?..
KOMİSER -- Zorla...
RIFAT -- Evet?..
KOMİSER -- Kızınızı yanaklarından öpmüşler.
NURCAN -- HAAAYIIIRR!...
(Bayılır,yere yığılır)
RIFAT -- (Perişan olur,kendini koltuğa bırakır) Olamaz...Bunu bize nasıl yaparlar?...
(Özgür,baygınlık geçiren annesiyle ilgilenir.Komiser,Rıfatın yanına gidip omuzundan destek olur)
KOMİSER -- Bırakmayın kendinizi.Güçlü olun..
RIFAT -- Peki hastaneye niye götürdüler kızımı?
KOMİSER -- Şimdi bu adamlar kızınızı yanaklarından öpünce,adamlardan birinde bir hastalık varmış,kızınızına bulaşmış.Ameliyatla kızınızın sağ yanağını almışlar,kalçasından parça alıp,yeni yanak yapmışlar.
RIFAT -- Olsun..Daha yumuşak olur..
(Nurcan kendine gelmiştir.oğlu yanındadır,destek olur..)
NURCAN -- Gidelim Rıfat..Hastaneye kızımızın yanına gidelim..
RIFAT -- Gidelim Nurcan...
(Rıfat kalkar..Son derece üzgün tavırlarla ağır ağır yürüyüp,soldan çıkarlarken......)
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( ONBİRİNCİ TABLO'NUN SONU )
.............................
( ONİKİNCİ TABLO )
(FİNAL)
Perde açılır veya ışık yanar,sahne boştur..
Sonra,soldan Rıfat,Nurcan,oğulları Özgür ve kızları Demokrasi girerler...
Kızları Demokrasi,sargılar içindedir..Kafası sarılı,gözünde bant,bir kolunda koltuk değneği,bir bacağı alçıda..Yüzü gözü yara bere içinde...
Yani,memleketteki demokrasinin hali neyse,kızın hali de odur..
Kızın sağında,solunda ona destek olurlar)
NURCAN -- Yavaş kızım..Yavaş.Acele etme..
RIFAT -- Tutun bana,tutun..
NURCAN -- Özgür,yastık koy koltuğa kardeşinin arkasına..(Özgür,kardeşini oturtacakları yere yastık koyar)
(Kızı getirip yavaşça koltuğa oturturlar.)
NURCAN -- Otur kızım..Yavaşça...Canım kızım benim.Acıyor mu?..Hiç merak etme,hiç bir şeyin kalmayacak,iyileşeceksin...
(Kız ortaya oturur,annesi ve ağabeyisi iki yanına otururlar,Rıfat,koltuğun yanında ayaktadır)
RIFAT -- (Seyirciye: ) Görüyorsunuz değil mi,Demokrasiyi ne hale getirdiler.....
Bir gözü kör,ayağı topal,her tarafı sargılar içinde...
Ama nefes alıyor..
Hayatta...
Nefes aldıkça,yaşadıkça umut var demektir..
İyileşecek..İyileşmek zorunda..Daha kaç yaşında ki?..
Bunu da atlatır..Ben inanıyorum..Ona özen göstereceğiz,koruyacağız,bakacağız,bir an önce iyileşmesi için elimizden geleni yapacağız,güzel ve sağlıklı demokrasimize yeniden kavuşacağız..
Ama ben yine de ne olur ne olmaz,kızımızın başına bir daha aynı şey gelmesin diye,kızımızın adını değiştirdim.
NURCAN -- Kızın adını mı değiştirdin Rıfat?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Ne yaptın?
RIFAT -- "Hasan..." Kızın adını değiştirdim,Hasan yaptım..İyileşince de basacağız erkeklik hormonunu,sonra da ameliyatla erkek yapacağız..
NURCAN -- Doğru söylüyorsun,bu memlekette kadın olmak da çok tehlikeli..
RIFAT -- (Cebinden kızı için simsiyah,kalın bir takma bıyık çıkarır,kızının dudaklarının üzerine yapıştırır)
Kızıma erkek olana kadar,bıyıkları çıkana kadar taksın diye takma bıyık aldım...Dur kızım yapıştırayım şunu suratına.bu seni her türlü beladan korur..
(Bıyığı yapıştırır)
NURCAN -- Dur bakayım kızım?..Aaa,vallahi çok yakıştı..Ben de mi erkek olsam yoksa?
RIFAT -- (Seyirciye:)
Kızımızın adını "Demokrasi" koydum ya..Kız kaçırılınca herkesin dikkatini çekti..İsminden dolayı konuyu demokrasiyle ilişkilendirdiler..
Halbuki ne alakası var?...
Bütün dünya basını bu olayla ilgilendi,gazetelerinde,televizyonlarında yer verdiler.
Kızımızın başına gelen bu talihsiz olaydan sonra,kendini bilmez,Türkiye düşmanı bir yabancı gazete,bakın nasıl manşet atmış...
(Koltuktan gazeteyi alır)
Kızımızın adı Demokrasi'ydi ya..
Olaydan sonra şöyle manşet atmışlar..: (Okur)
"TÜRKİYE'DE DEMOKRASİNİN IRZINA GEÇTİLER....."
RIFAT -- Haydi Nurcan,oyun bitti,Hasan'ın da dinlenmesi lazım,götür yatağına yatır Hasanı.
NURCAN -- Hasan,kalk kızım...Yatağına götürelim seni..
RIFAT -- Kızım deme,kızım deme,oğlum de..Şimdiden kulağı alışsın.Artık adı demokrasi değil..Ameliyatla cinsiyetini de değiştireceğiz...Biz demokrasinin de kadının da kıymetini bilmiyoruz..
Bize demokrasi de,kadın da fazla..Biz böyle güzellikleri hiç haketmiyoruz..
Haydi oyun bitti,gidiyoruz haydi..(Seyirciye:) Siz ne bekliyorsunuz?Oyun bitti...
(Sola,çıkışa giderler..Çıkmadan geri dönerler,öteki oyuncular da girerler,final selamı verirler......)
BİTTİ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder