PARA BULDUM
Akşamüstü kahvede Simit-peynir-çay üçlemesi yapmak için simit fırınına simit almaya gittim..
Beş dakka sonra aynı kaldırımdan geri dönerken,yolumun üzerinde,yerde para buldum..
Otuzbeş lira..
Bir yirmilik,bir onluk,bir beşlik..
Boy sırasına dizilmiş,yanyana,dikine yerde duruyor...
Etrafı kollayarak,bi ayağımla çaktırmadan üzerine bastım...
Kimbilir hangi enayi düşürmüştü?..
Bana ne!..Bu benim kısmetimdi ve bu kısmeti tepmeyecektim...
Sevinçten çıldıracak gibiydim..
Ama bir yandan da,parayı alıp cebe atarken birisi görecek ve manalı manalı bakacak diye korkuyordum...
Kalbim hızla atıyor,nabzım yükseliyor, heyecanım artıyor,uzaklardan köpek sesleri geliyordu....
Sonra yavaşça eğildim...
Öbür ayağımın ayakkabısını bağlar gibi yaparak,sağ elimi uzattım......
Şaka şaka...
Parayı aldım,bir kafeterya'nın önüydü,kafedeki görevliye verdim..
Belki düşüren farkeder,araya araya geri gelir,oraya sorar diye...
Bende de şans yok ki...
Bula bula otuzbeş lira buluyorum..
Şans olsa....
Şöyle içinde otuz-kırkbin dolar olan şişkin bir cüzdan...
Ya da ne bileyim,yüzbin euro,5 kilo altın falan olan bir çanta bulurdum...
Hemen götürürdüm karakola,teslim ederdim..
Sahibini bulurlardı...
Gazetecilere haber verirlerdi..
"Şlak şlak" fotoğrafımı çekerlerdi...
Gazetelerde çıkardı..Bir günlüğüne de olsa meşhur olurdum..
Büyük başlıklar atarlardı :
"İNSANLIK ÖLMEMİŞ!.."
"ÖRNEK DAVRANIŞ.."
"BRAVO İHTİYAR!.."
"HELAL OLSUN SANA!.."
Haberin devamında da şöyle yazardı..
"Yücel Ziko (55) isimli vatandaş,yolda bulduğu,içinde yüzbin euro ve 15 kilo altın olan çantayı,hiç tereddüt etmeden götürüp polise teslim etti...
Emniyet müdürü,para dolu çantanın sahibine ulaşmasını sağlayan Yücel Ziko'yu,örnek davranışından dolayı tebrik ederek iki yanağından öptü...
Çantanın sahibi,bu son derece dürüst ve namuslu vatandaşı,bin lira vererek ödüllendirmek istedi ama o kabul etmedi.
"Beşyüz vereyim" dedi,onu da istemedi..
"Yüz?" dedi, "Hayır" dedi.
- Yemek ısmarlayayım?
- Hayır.
- Çay söyleyeyim?
- Hayır.
Yaptığının karşılık beklenmeyen bir insanlık görevi olduğunu söyleyen Yücel Ziko (55),karakoldakilerle vedalaşıp,vakur adımlarla karakolun kapısına yöneldi..
Arkasından gelen "Helal olsun sana!.." "Adamsın adam!.." "Adamın dibi!.." seslerine aldırmadan karakolun önüne çıktı..
Akşam güneşi şehrin üzerine kızıl gölgeler bırakırken,sakalını yalayan hafif rüzgarı arkasına aldı,karakolun önüne bağladığı atını çözdü...
Gözlerinde gururlu bir ifade,dudaklarında haysiyetli bir gülüşle atına binerek,hızla uzaklaştı....
Böyle olsa ne güzel olurdu...
Kırk senedir yazarak yakalayamadığım kadar şöhreti,bir günlüğüne de olsa yakalardım..Gazetelerde fotoğrafım çıkardı...
Yazarak meşhur olmaktan ümidimi kestiğim için,benim böyle bir çantaya ihtiyacım var...
Olmadı,tanıdık bir kuyumcu var..
Onunla anlaşacağım,bi çantaya yüzbin euro,15 kilo altın koyup bana verecek,sonra karakola kayıp başvurusu yapacak,ben de onu bulmuşum gibi karakola götüreceğim....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder