Romeo ve Cüneyt??..."
SÜLEYMAN -- Evet..
MÜDÜR -- Peki,nasıl olacak o?
SÜLEYMAN -- Oyunun orijinalinde Romeo ve Jülyet,iki düşman ailenin çocukları değil mi?
MÜDÜR -- Evet.?
SÜLEYMAN -- Tamam işte,Jülyet'i,Cüneyt yapalım,Romeo ve Cüneyt de iki düşman JÜLYET -- "Ey yolcu,pek haksızlık ediyorsun kendine...Ama saygılı bir bağlılık görünüyor bunda..."
ROMEO -- "Bırak,dudaklar yapsın ellerin yaptığını....Dudaklarım arındı günahından senin dudaklarınla..."
JÜLYET -- "Dudaklarımdan mı geçti bu günah?...Ey,tatlı bir zorlanışla işlenen suç!..Günahımı geri ver bana..."
UŞAK -- Ne diyor bunlar?.Ben bişey anlamadım..
KUZEN -- Galiba görür görmez aşık oldular birbirlerine..
UŞAK -- Peki,ne diyorlar birbirlerine?
KUZEN -- Söylediklerinin bir önemi yok.Şu anda birbirlerinden öyle etkilendiler ki,elektrik faturasını okusalar,aynı etkiyi yapar..
UŞAK -- "Elektirik faturası??.."
KUZEN -- Mesela yani...
ROMEO -- Kuzenim?..
KUZEN -- Efendim Romeo?
ROMEO -- Ben zehiri verdim kıza...Lakin düşmanlarımızın kızı,nasıl olacak bu iş bilmiyorum..
KUZEN -- Vazgeç Romeo.burnuma,yüzyıllar boyu sürecek bir dram kokusu geliyor..
ROMEO -- Ama ben aşık oldum kuzenim.Ben vazgeçsem,aşk vazgeçmez...Gidelim kuzenim..Şu anda öyle doluyum ki,neler hissettiğimi sana uzun uzun anlatıp kafanı şişirmek istiyorum.
KUZEN -- Tamam gidelim,sen nasıl istersen,başrol sensin..
( Romeo,eğilerek Jülyet'e selam verir )
ROMEO -- Hoşçakal parıltılı melek...
JÜLYET - Güle güle utangaç ziyaretçi....
( Romeo ve kuzeni çıkarlar )
JÜLYET -- Uşak?!
UŞAK -- Emredin küçük hanımım..
JÜLYET -- Kimdi bu bey?
UŞAK -- O bey'in adı Romeo,küçük hanımım..
JÜLYET -- "Ah Romeo!...Duydum ben bu ismi...Montegü'lerden Romeo...Baş düşmanımızın biricik oğlu...Biricik sevgim doğdu biricik nefretimden...Uğursuz bir sevgi başlar bence,tiksinilen bir düşmanı sevince....(Üzgün,sağdan çıkar )
UŞAK -- (Sahnede yalnız kalır) Valla atardım şimdi bi tirad ama uşağız diye tirad da yazmamış Şekspir...Gideyim de konuklarla ilgileneyim bari.....
( Uşak soldan çıkar)
( DÖRDÜNCÜ SAHNE )
ROMEO ( Osman )
JÜLYET ( Alaattin )
JÜLYET'İN AMCASI TYBALT ( Süleyman )
VERONA PRENSİ ( Müdür )
UŞAK ( Gardiyan Mehmet )
Romeo ve Jülyet gizlice buluşurlar...
Jülyet'lerin evinin bahçesi...
( Romeo ve Jülyet soldan romantik romantik girerler...)
JÜLYET -- Ah Romeo...Buluşmamalıyım seninle böyle gizli gizli...Sen bizim en büyük düşmanımızın biricik oğlusun...
ROMEO -- Aslında biricik oğlu değilim..."Romei" adında bir kardeşim vardı,çocukken babam onu benden daha çok seviyor diye kıskandım,kardeşimi balkondan aşağı attım..
JÜLYET -- Kardeşine bişey oldu mu?
ROMEO -- Oldu..
JÜLYET -- Ne oldu?
ROMEO -- Öldü.
JÜLYET -- Ah Romeo...Yasak bir aşk mıdır bizim kaderimiz olan?..Neden Romeo?..Neden?..Neden Romeo'sun sen?..İnkar et babanı,kendi adını reddet!..Bu elinden gelmezse,yemin et beni sevdiğine,ben vazgeçeyim Kapulet olmaktan...
ROMEO -- Yapamayız Jülyet..Bu bizim elimizde değil..Ne ben vazgeçebilirim Romeo olmaktan,ne de sen vazgeçebilirsin Kapulet olmaktan.Kapulet olduğunu kabul etmek zorundasın...
JÜLYET -- Ama şunu bil ki,yalnız adındır benim düşmanım olan...Romeo'nun adı Romeo olmasaydı da,bu kusursuzluk yine kalırdı onda..
ROMEO -- Benden mi bahsediyorsun?
JÜLYET -- Evet.
ROMEO -- Hayır,üçüncü tekil şahıs kullanınca,başka bir Romeo daha mı var acaba dedim...
JÜLYET -- Kimsin sen!!
ROMEO -- Ben mi??..Romeo...?
JÜLYET -- Hayır,o anlamda söylemedim..Kimsin sen.böyle,geceye gizlenerek sırrıma el uzatan?..
ROMEO -- "Bilmem ki nasıl söylemeli kim olduğumu?...Ben de nefret ediyorum sana düşman diye adımdan...Ben yazmış olsaydım,yırtar atardım onu..."
JÜLYET -- Nasıl geldin buraya?...Söyle!...Bahçenin duvarları yüksek,aşılması güç..Bizden biri görürse bu yer mezar olur sana!..
ROMEO -- Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları..O yüzden kimse engel olamadı bana..
JÜLYET -- Bakayım..? ( Romeo'yu çevirip arkasına bakmak ister )
ROMEO -- Neye bakacaksın?
JÜLYET -- Kanatlarına bakacağım.
ROMEO -- Ne kanadı?
JÜLYET -- "Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları " demedin mi?
ROMEO -- Saçmalama Jülyet,şiirsel olsun diye öyle söyledim..Ne kanadı? Tavuk muyum ben?
JÜLYET -- Ne bileyim,aşık olunca sırtında kanat çıktı sandım..Aşk bu,aşkta her şey mümkün...
( Capulet'lerin yeğeni,Jülyet'in amcası TYBALT --Süleyman-- girer...)
TYBALT -- Sesine bakılırsa Motegü'lerden biri olmalı bu!...
JÜLYET -- Amca!..Tibalt amca!...Vallahi bişey yapmıyorduk..Tanımadığım bir yabancı bu..Adres sormak için gelmiş..Verona Postanesi nerde diye soruyor..
ROMEO -- Yazıklar olsun sana Jülyet!..İki dakka sahip çıkamadın aşkına.Hemen yelkenleri suya indirdin..
JÜLYET -- Durumu kurtarmaya çalışıyorum Romeo,yoksa vallahi seviyorum seni..
TYBALT -- Seni tanıyorum!.Sen alçak Romeo'sun!..
ROMEO -- Bak dayı?...Öyle alçak malçak konuşma?...Jülyet'in akrabasısın..Yaşına da saygımız var?.
Benim canımı sıkma..
TYBALT -- Sen bizim ailemizin düşmanısın..Ne işin var yeğenimin yanında?..
JÜLYET -- Amca lütfen...
TYBALT -- Sen karışma Jülyet,yürü eve!..Biz Romeo'yla düello yapacağız,üstüne kan sıçramasın..
Çek kılıcını Romeo!..
ROMEO -- Pekala...( Kılıcını çeker ) Bunu sen istedin!
TYBALT -- Ben senin kılıcını istemedim,düello yapacağız dedim.
ROMEO -- Ben de onu kastettim zaten.Ölmeye hazır mısın!
TYBALT -- Yoo,niye ki?
ROMEO -- Çünkü düellonun sonunda ölen sen olacaksın.
TYBALT -- Ha,onun için diyorsun..Orası hiç belli olmaz.
ROMEO -- Neresi hiç belli olmaz??
TYBALT -- Yani,düelloyu kimin kazanacağını,kimin öleceğini önceden bilemezsin.
ROMEO -- Ha,o anlamda diyorsun?
TYBALT -- Başlayalım mı?
ROMEO -- Başlayalım..Ben "üç"deyince başlayalım..Bir...İki...
( Tybalt, Romeo'nun "üç"demesini beklerken,Romeo "üç" demeden kılıcını havada bir kaç kere sallar,sonra,karşısında kıpırdamadan duran Tybalt'a -koltuk altına-sokar..)
TYBALT -- Ahh....( Yere yığılır..)
JÜLYET -- Amca!!..Tibalt amca!!!...( Amcasının yanına çöker,başını kucağına alır ) Ölme!..Lütfen ölme Tybalt amca!..Lütfen ölme...
TYBALT -- ( Ölmek üzereyken güçlükle konuşur..) "Üç" demedi..."Üç" demesini bekledim ama..."Üç"demedi..."Bir" dedi.."İki"dedi ama üç demedi....Sevgili yeğenim Jülyet.. Ölüyorum..Son nefesimde sana güzel bişeyler söylemek isterdim ama öleceğimi tahmin etmediğim için bir konuşma hazırlamadım..Ölümüm,benim için de sürpriz oldu..Sana sadece şunu söyleyebilirim...( Onu da söyleyemez,ölür..)
JÜLYET -- Amcaaa!...( Amcasına sarılır) Amcaamm!..Sevgili amcam...( Amcasının başını usulca yere bırakır.Romeoya döner,öfkeyle:) Neden yaptın bunu???
ROMEO -- Neden mi amcanı öldürdüm?
JÜLYET -- Hayır..Neden "Üç" demedin??
ROMEO -- Üç demedim mi?
JÜLYET -- Demedin.
ROMEO -- Hadi yaaa...Yine üç demeyi unuttum..Ben de diyorum,neden bütün düelloları ben kazanıyorum?...Olmadı şimdi bu. Öldü mü adam?
JÜLYET -- Öldü...
ROMEO -- Çok ayıp ettim, hiç yakışmadı bana...Neyse,yapacak bişey yok,bidahaki sefere daha dikkatli olurum..
( Verona Prens'i -Müdür-bütün heybetiyle girer..)
PRENS -- Ne oluyor burada?...
JÜLYET -- Prens!..Verona Prens'i!.. ( Eğilip selam verir )
PRENS -- Burda bir cinayet var!!...Yerde bir adet ölü var!!...Kim yaptı bunu???...
ROMEO -- Ben yaptım Prensim..
PRENS -- ( Romeo'ya bakmadan,yüzü seyirciye dönük:) "Nefretinizin sonuçları ilgilendirmiyor beni!...
Kanım akıyor hoyratça kavgalarınız yüzünden...Öyle bir ağır cezaya uğratayım ki...Pişman olsun kim
ise bu suçu işleyen..."
ROMEO -- Benim ben..Suçlu benim..
PRENS -- "Gözyaşlarıyla,dualarla yumuşama yok!...Yalvarmalara,mazeretlere tıkalı kulaklarım!..."
ROMEO --Yalvardığım falan yok..Ben yaptım diyorum,itiraf ediyorum,neyse cezam razıyım..
PRENS -- "Kim yaptıysa bunu....Mantua'ya, sürgüne gönderiyorum onu...Atıyorum,mesela,Romeo yaptıysa,hemen gitsin buradan...Yoksa son saati olur ele geçtiği an..."
ROMEO -- Haaa...Anladıım...Ben,gideyim diyorsunuz?...Tamam,gidiyorum...Hoşça kal Jülyet,ben sürgüne gidiyorum...Hoşça kal parıltılı meleğim...
JÜLİDE -- Güle güle kömür gözlüm..
( Romeo çıkar..)
PRENS -- Uşak!...
UŞAK -- (Girer) Geldim Prensim,emredin!..
JÜLYET -- Sen,bizim uşağımız değil miydin??
UŞAK -- Hafta sonları Prens'e çalışıyorum küçük hanımım..Üç-beş de ordan geliyor,ancak geçiniyoruz...
PRENS -- Uşak,tut şu cesedi ayaklarından,götürelim.Neydi senin adın?
UŞAK -- Efendim,Şekspir bana isim koymamış ama çalıştığım evde bana Bartolomeo ve Alberto isimlerini verdiler.
PRENS -- Onlar dursun sende,ben de sana "Roberto" diyeyim..
UŞAK -- Yaşasın!..Hiç ismim yok derken,üç tane ismim oldu...
PRENS -- Tut bakalım..
UŞAK -- Tutuyorum Prensim..
( Tybalt'ın ölüsünü iki tarafından tutarak çıkarırlar )
( Jülyet de üzgün,arkalarından gider...)
JÜLYET -- Amcam...Baba yarısı amcam...
( Çıkarlar....)
( BEŞİNCİ SAHNE )
RAHİP ( Süleyman )
JÜLYET ( Alaattin )
(Jülyet,Rahip'ten yardım istemek için kilise'ye gider)
( Rahip,sağdan girer..Bir elindeki su kabından,öteki eliyle su alıp,yerlere serper..)
RAHİP -- Yerleri sulayayım da,süpürürken toz kalkmasın...
( Jülyet,soldan girer.Telaşlı ve heyecanlıdır..)
JÜLYET -- Kutsal Pederim,bana yardım et!..Yardım et bana kutsal Pederim!.Bana ancak sen yardım edebilirsin!..Yalvarıyorum yardım et bana!..
RAHİP -- Dur,dur..Kızım dur!..Yavaş..Nedir bu telaşın?..Sakin ol,ne oldu,anlat bana..
JÜLYET -- Kutsal Pederim "Gönüllerimizi Tanrı birleştirdi ama kader ayırdı bizi!...Gönlüm alçakça bir isyanın pençesinde çırpınırken,nasıl sakin olabilirim?...Akıl ver bana...Yoksa bir hançer,acılarımla benim arama girip hayatıma son verecek..Söyle hadi...Sözlerin çareden haber vermeyecekse,çoktan ölmeye can atıyorum ben..."
RAHİP -- Sevgili kızım Jülyet..Söylediklerinden anlıyorum ki,Sen,Romeo diye biriyle tanışmışsın,birbirinize aşık olmuşsunuz,Romeo senin amcanı bir düelloda öldürmüş,Verona Prens'i,Romeo'yu sürgüne yollamış,sen de Romeo'dan ayrı kalmaya dayanamıyorsun,benden yardım istemeye geldin...Doğru anlamış mıyım?..
JÜLYET -- Evet Peder,aynen öyle..."Söyleyin,şu Kule'nin tepesinden atayım kendimi...Haydutlar yatağında gezeyim...Yılan yuvalarında gizleneyim ya da homurdanan Ayı'larla zincire vur beni...
Ölülerin takırdayan kemikleriyle,çürümüş bacaklar,çenesiz sarı kafalarla örtülü kalayım baştan aşağı..."
RAHİP -- Yaaa??..Demek ailen seni Kont Paris'le evlendirmek istiyor?...Doğru mu anladım?
JÜLYET -- Evet...Ama ben,Kont Paris'le evlenmektense,ölmeye razıyım...Ben Romeo'yu seviyorum..
Ama Romeo, Mantua'da sürgünde..Ne yapacağımı bilmiyorum,yardım et bana Peder!..
RAHİP -- Sen hiç merak etme Jülyet kızım..Ben Romeo'yla seni,birbirinize kavuşturacağım..(Cebinden küçük bir şişe çıkarır) Al bu şişeyi...
JÜLYET ( Şişeyi alır) Ne yapacağım bu şişeyi?..
RAHİP -- ( Bir an durur,yüzüne bakar) Tövbe tövbeee...Kızım,soru sorma,sen al bu şişeyi,evine git,evdekilere Kont Paris'le evlenmeye razı olduğunu söyle,gece yatarken şişeyi yanına al,yatağa gir ve iç!.
JÜLYET -- Şişeyi mi içeceğim?
RAHİP -- Hayır,şişeyi içmeyeceksin,şişenin içindekini içeceksin...
JÜLYET -- Ne var bu şişenin içinde?
RAHİP -- Ebenin suyu var!...Kızım,bi sus da dinle..Bu şişenin içinde özel bir iksir var.Sen bu iksiri içince,nabzın duracak,kalbin duracak,nefesin duracak,her şeyin duracak...
JÜLYET -- Ölecek miyim??
RAHİP -- Hayır,ölmeyeceksin..Bu iksir'in özelliği bu..Bu iksir seni geçici olarak ölmüş gibi gösterecek...Sabah olunca evdekiler odana girecekler,seni yatağında ölü bulacaklar.Sizin evde sabah oluyor değil mi?
JÜLYET -- Oluyor.
RAHİP -- Tamam o zaman.Sabah annen,baban odana girdiklerinde seni yatağında ölü bulacaklar..
JÜLYET -- Hani ölmeyecektim?
JÜLYET ( Alaattin )
(Jülyet,Rahip'ten yardım istemek için kilise'ye gider)
( Rahip,sağdan girer..Bir elindeki su kabından,öteki eliyle su alıp,yerlere serper..)
RAHİP -- Yerleri sulayayım da,süpürürken toz kalkmasın...
( Jülyet,soldan girer.Telaşlı ve heyecanlıdır..)
JÜLYET -- Kutsal Pederim,bana yardım et!..Yardım et bana kutsal Pederim!.Bana ancak sen yardım edebilirsin!..Yalvarıyorum yardım et bana!..
RAHİP -- Dur,dur..Kızım dur!..Yavaş..Nedir bu telaşın?..Sakin ol,ne oldu,anlat bana..
JÜLYET -- Kutsal Pederim "Gönüllerimizi Tanrı birleştirdi ama kader ayırdı bizi!...Gönlüm alçakça bir isyanın pençesinde çırpınırken,nasıl sakin olabilirim?...Akıl ver bana...Yoksa bir hançer,acılarımla benim arama girip hayatıma son verecek..Söyle hadi...Sözlerin çareden haber vermeyecekse,çoktan ölmeye can atıyorum ben..."
RAHİP -- Sevgili kızım Jülyet..Söylediklerinden anlıyorum ki,Sen,Romeo diye biriyle tanışmışsın,birbirinize aşık olmuşsunuz,Romeo senin amcanı bir düelloda öldürmüş,Verona Prens'i,Romeo'yu sürgüne yollamış,sen de Romeo'dan ayrı kalmaya dayanamıyorsun,benden yardım istemeye geldin...Doğru anlamış mıyım?..
JÜLYET -- Evet Peder,aynen öyle..."Söyleyin,şu Kule'nin tepesinden atayım kendimi...Haydutlar yatağında gezeyim...Yılan yuvalarında gizleneyim ya da homurdanan Ayı'larla zincire vur beni...
Ölülerin takırdayan kemikleriyle,çürümüş bacaklar,çenesiz sarı kafalarla örtülü kalayım baştan aşağı..."
RAHİP -- Yaaa??..Demek ailen seni Kont Paris'le evlendirmek istiyor?...Doğru mu anladım?
JÜLYET -- Evet...Ama ben,Kont Paris'le evlenmektense,ölmeye razıyım...Ben Romeo'yu seviyorum..
Ama Romeo, Mantua'da sürgünde..Ne yapacağımı bilmiyorum,yardım et bana Peder!..
RAHİP -- Sen hiç merak etme Jülyet kızım..Ben Romeo'yla seni,birbirinize kavuşturacağım..(Cebinden küçük bir şişe çıkarır) Al bu şişeyi...
JÜLYET ( Şişeyi alır) Ne yapacağım bu şişeyi?..
RAHİP -- ( Bir an durur,yüzüne bakar) Tövbe tövbeee...Kızım,soru sorma,sen al bu şişeyi,evine git,evdekilere Kont Paris'le evlenmeye razı olduğunu söyle,gece yatarken şişeyi yanına al,yatağa gir ve iç!.
JÜLYET -- Şişeyi mi içeceğim?
RAHİP -- Hayır,şişeyi içmeyeceksin,şişenin içindekini içeceksin...
JÜLYET -- Ne var bu şişenin içinde?
RAHİP -- Ebenin suyu var!...Kızım,bi sus da dinle..Bu şişenin içinde özel bir iksir var.Sen bu iksiri içince,nabzın duracak,kalbin duracak,nefesin duracak,her şeyin duracak...
JÜLYET -- Ölecek miyim??
RAHİP -- Hayır,ölmeyeceksin..Bu iksir'in özelliği bu..Bu iksir seni geçici olarak ölmüş gibi gösterecek...Sabah olunca evdekiler odana girecekler,seni yatağında ölü bulacaklar.Sizin evde sabah oluyor değil mi?
JÜLYET -- Oluyor.
RAHİP -- Tamam o zaman.Sabah annen,baban odana girdiklerinde seni yatağında ölü bulacaklar..
JÜLYET -- Hani ölmeyecektim?
RAHİP -- Kızım,sen beni dinlemiyorsun ki...Ölmeyeceksin..Odana girecekler,bakacaklar,sende hiç hareket yok..Nabzına bakacaklar,nabız yok..Kalbine bakacaklar,durmuş..Nefes desen,almıyor.."Bu olsa olsa ölmüştür"diyecekler,Kont Paris de,seninle evlenmekten vazgeçecek.Çünkü hiç bir erkek,ölü bir kadınla evlenmek istemez..
JÜLYET -- Ama ben aslında ölmedim?
RAHİP -- Yok,ölmedin..Geçici bir süre için bütün yaşam belirtilerin duracak.
JÜLYET -- Ama ölmeyeceğim??
RAHİP -- Ölmeyeceksin.
JÜLYET -- Peki bu iksir daha önce birinin üzerinde denendi mi?
RAHİP -- Yok,bu iksir daha yeni üretildi.İnsan üzerinde henüz bir deneme yapılmadı.Fareler üzerinde deneme yapıldı,çok başarılı oldu.İlk kez sende deniyorum.Ama merak etme farelerle insanların biyolojik yapıları birbirine benzer.Farelerde başarılı olduysa sende de başarılı olur.Korkma,ölmezsin.
JÜLYET -- Ya ölürsem??
RAHİP -- Ölürsen öl!...Allah Allaaah..(Kızar) Kızım niye üstüme geliyorsun?. Güvenmiyorsan ver şişeyi geri,varsa tanıdığın daha iyi bir iksirci,git ona yaptır!
JÜLYET -- Tamam Peder,özür dilerim...Peki bu iksiri aç karnına mı içeceğim,tok karnına mı?
RAHİP -- Ulan şimdi senin karnına bi tekme atarım!...Bela mısın kızım sen?..Hadi git! İşim gücüm var benim..
JÜLYET -- Tamam Peder,gidiyorum..
RAHİP -- Seni öldü sanınca,yüzün açık bir şekilde bir tabuta koyacaklar,bütün Kapuletler'in yattığı o eski mahzene götürecekler..Bu arada ben,senin durumunu mektupla Romeo'ya bildireceğim,senin uyanma vaktin yaklaşırken,Romeo buraya gelecek,seni alıp sürgünde olduğu yere götürecek,birlikte,gözlerden uzakta,mutlu ve uzun bir hayat süreceksiniz..
JÜLYET -- Umarım öyle olur Peder..Ben gidiyorum o zaman..
RAHİP -- Bişey unutmadın mı?..
JÜLYET -- Teşekkür etmeyi unuttum..Mutluluğumu size borçlu olacağım Peder,çok teşekkür ederim.
RAHİP -- Kızım,bana ne senin mutluluğundan?..İksir'in parasını vermedin..
JÜLYET -- İksir'in parasını mı?..Parayla mı bu iksir?
RAHİP -- Yok bedava!...Onaltıncı yüzyılda yaşıyoruz kızım,bu devirde kim kime bedava bişey veriyor?..Alayım iksir'in parasını..(Elini açar)
JÜLYET -- Yanımda hiç para yok,sonra versem olur mu?
RAHİP -- İyi hadi git,ben babandan alırım iksir'in parasını...Babana selam söyle.
JÜLYET -- Başüstüne....
RAHİP -- Güle güle kızım,güle güle...
( Jülyet soldan çıkar,Rahip sağdan çıkarken...)
RAHİP -- Ben de gideyim de,Romeo'ya göndereceğim mektubu yazayım..Mektuba nasıl başlasam acaba?.."Sevgili Romeo..Satırlarıma başlamadan önce selam eder,sürgündeki büyüklerin ellerinden,küçüklerin gözlerinden öperim.....Bu sabah senin Jülyet bana geldi,onunla bir plan yaptık...."
( Diyerek sağdan çıkar..)
( ALTINCI SAHNE )
ANLATICI...
Anlatıcı..( müdür ) Girer...
ANLATICI -- ( Seyirciye : ) " Jülyet,o gece, Kilisede Rahip'le planladıkları gibi,Rahibin verdiği şişedeki iksiri içip yatar...
Sabah odasına girdiklerinde,herkes Jülyet'i öldü sanır..
Öte yandan Rahip,Romeo'ya durumu anlatan bir mektup yazmış,mektubu Romeo'ya iletmesi için başka bir Rahibe vermiştir...
Ama o rahip,Romeo'nun sürgünde olduğu yere giderken,yolunun üzerindeki bir kasabada başka bir rahip arkadaşına uğramış,arkadaşının evindeyken,Veba salgını şüphesiyle,kasabadaki birçok evle birlikte o ev de mühürlenmiştir..
Mektup,Romeo'ya ulaşmaz...
Romeo,Jülyet'in ölüm haberini,kendisini ziyarete gelen kuzeninden alır,Jülyet'in gerçekten öldüğünü sanır...
Çok büyük bir acıya kapılan Romeo,tanıdığı bir Eczacı'ya giderek,kendisi için zehirli bir iksir hazırlatır ve Verona'ya doğru yola çıkar..
Sevdiği kadının mezarı başında zehiri içecek,hayatına son verecektir...
( Çıkar.. )
( YEDİNCİ SAHNE )
FİNAL SAHNESİ...
HEPSİ....
( Yazanın notu : Önceki sahnelerde,diyalogları biraz sulandırdık...Ama bu final sahnesindeki,Romeo-Jülyet bölümü,şakasız-esprisiz,oyunun aslına uygun,tamamen oyunculuğa dayalı,etkileyici bir dramatik sahne olmalıdır....)
( Jülyet, Capuletlerin mahzeninde,ölü gibi yatıyor...)
( Romeo girer....)
( Mahzende ölü gibi uzanmış yatan büyük aşkını görür..)
( Büyük bir acı ve üzüntüyle Jülyet'ine yaklaşır,güzel yüzüne bakar..)
ROMEO -- Jülyet!... ( Adını söylediği anda gözlerinden yaşlar boşanır )
Ah sevgilim!...Ah sevgilim!...
"Nefesinin balını emen ölüm,güzelliğine el sürememiş daha.....Güzellik sancağı daha kıpkızıl duruyor dudaklarında,yanaklarında...."
Jülyet!....
( Elini avuçlarına alır,öper)
Biricik sevgilim..Niçin böyle güzelsin hala?...
Buradayım parıltılı meleğim...Hep burada olacağım...
Yanında duracağım...
Bu karanlık gecenin sarayından ayrılmayacağım bir daha...
Burada dinleneceğim sonsuza kadar.....
Ey gözler,son kez bakın!...
Ey kollar,son kez kucaklayın!...
Ve siz dudaklar!...Nefes kapıları.....
Gel acı ilaç...Gel tatsız klavuz... ( Cebinden küçük zehir şişesini çıkarır,kapağını açar)
Deniz tutmuş şu yorgun tekneyi,yalçın kayalara bindiriver artık...
Geliyorum sevgilim...Yanına geliyorum....
( Zehiri içer,yere yığılır,ölür..)
( Biraz sonra Jülyet uyanır..)
JÜLYET -- Neredeyim ben?....
Hatırlıyorum...Nerede olmam gerektiğini hatırlıyorum...
Rahibin verdiği ilacı içtim,beni öldü sandılar,buraya getirdiler..Birazdan Romeo gelecek,birlikte gideceğiz buradan,uzun ve çok mutlu bir hayat yaşayacağız....
Peki,Romeo'm nerde?....
( Yerde yatan Romeo'yu farkeder..)
Romeo!...
Bu da ne?...Biricik sevgilimin elinde bir şişe!...(Şişeyi alır,bakar) Bir zehir şişesi!....
( Öldüğünü anlar)
Cimri!....(Gözlerinden yaşlar boşalır)
Cimrii!....
Hepsini içtin demek?...
Bana yoldaş olacak bir damlacık bırakmadın demek?....
Beni sensizliğe mahkum edemeyeceksin Romeo'm....
Romeo'm...Biricik sevgilim....
Yanına geliyorum büyük aşkım...Bana zehir bırakmamışsın ama bir zamanlar bana hayat veren dudaklarında bir parça zehir kalmıştır belki....
Şöyle,seyirciye arkamı döneyim,seni dudaklarından öpüyormuş gibi yapayım da dudaklarına bulaşmış zehiri içip,ben de öleyim....
(Dediğini yapar,zehir etkisini gösterir,Romeo'nun üzerine yığılır,ölür....)
( Biraz sonra Rahip -Süleyman- girer..
RAHİP -- Jülyet!...Romeo!...Yüce Tanrım!.Ne olmuş burada?...Bu zehir şişesi de ne?...Jülyet zamanında uyanmadı mı yoksa?..
Yoksa Romeo,Jülyet'in gerçekten öldüğünü mü düşündü?...
Jülyet'in öldüğünü düşünüp zehir içmiş,kendini öldürmüş Romeo...
Olay yeri incelemesinden anladığım kadarıyla,uyanan Jülyet,Romeo'nun öldüğünü görünce,bu acıya dayanamayarak,Romeo'yu zehir bulaşan dudaklarından öpmek suretiyle,kendini öldürmüş....
Ama neden?...
Romeo,kendisine yazdığım mektubu almadı mı yoksa?...Aldı da okuyamadı mı?..Yazım okunaklı değil miydi?..
Keşke daktiloyla yazsaydım..Ama daktilo icadedilmedi ki daha.Keşke icadedilseydi...
Yoksa mektup,Romeo'ya ulaşmadı mı?...
Evet...Öyle olmuş...Olay yeri incelemesinden anladığım kadarıyla,mektup Romeo'ya ulaşmamış..
Bu ne büyük bir dram...
Keşke mektubu kendim götürseydim Romeo'ya...
Kimseye güvenmemeliydim,ben götürüp vermeliydim mektubu Romeo'ya..O zaman Romeo,Jülyet'in öldüğünü düşünmez,böyle bir dram yaşanmazdı..Bu tamamen benim suçum.
BENİM YÜZÜMDEEENN!...BENİM YÜZÜMDEENN!...
( Rahip,"Babam ve oğlum" filmindeki Çetin Tekindor gibi,üstünü başını parçalarmış gibi yaparak kendisini suçlar..)
Ben bu sorumlulukla yaşayamam...Bu iki güzel çocuk benim yüzümden öldüler...Onların katili benim..Bu acıyla,bu üzüntüyle yaşayamam.Ben de ölmeliyim.Ben de onlar gibi zehir içip ölmeliyim.
Yanımda zehir olacaktı,onu içeyim de öleyim..
(Cebinden beş-altı tane küçük ilaç şişesi çıkarır)
Hangisi zehirdi bunların?..(Şişelere tek tek bakar) Bu,verem ilacı...Bu,öksürük için...Bu,kalın barsak iltihabı..Bu,romatizma...Bu,bel fıtığı.....Bu galiba...Zehir şişesi bu..İçeyim de öleyim..(Şişenin kapağını açar) Elveda hayat!...(içer...ölmeyi bekler ama ölmez)
Eee?..Niye ölmüyorum?...Şimdiye kadar etkisini göstermesi lazımdı....
Yanlış şişeyi mi içtim yoksa?...(İçtiği şişeyi alır,tekrar bakar,üzerindeki yazıyı okur) "Cinsel gücü artırır..İçtikten hemen sonra ereksiyon sağlar.." Anaa! yanlış şişeyi içmişim!.."
(İçtiği şişe etkisini göstermeye başlamıştır.Ereksiyon hali belli olmasın diye kendini geri çeker,eliyle önünü kapatır,koşarak çıkar)
Yanlış ilacı içmişim...Zehir diye yanlış ilacı içmişim.....(Çıkar)
( Uşak girer..Yerde ölü yatan Romeo ve Jülyet'i görür,üzülür)
UŞAK -- Zavallı Romeo,zavallı küçük hanımım...Romeo,Konağa geldiği zaman,küçük hanımım "Bu bey kim?" diye sormuştu bana.Keşke o zaman Romeo'nun evli olduğunu söyleseydim..Evli olduğunu söyleseydim,küçük hanımım,Romeo'yu sevmekten vazgeçerdi..
BENİM YÜZÜMDEEENN!...BENİM YÜZÜMDEEENN!...
( Uşak da,rahip gibi,üstünü başını yırtarmış gibi yaparak dövünür)
( Verona Prens'i -müdür-girer..)
PRENS -- Hayır!...Senin yüzünden değil...Senin bir suçun yok...Asıl suçlu benim..Hem Romeo'nun kuzeni olarak hem de Verona Prensi olarak suçlu benim..Romeo'nun kuzeni olarak,Romeo'ya,Kapuletlerin evinde bir davet olduğunu söylememeliydim.Davete gitmeseydi,Romeo,Jülyet'i görmeyecekti..
Verona Prens'i olarak da Romeo'yu sürgüne göndermem hataydı..
Romeo'yu, Verona'da hapse atsaydım,Jülyet,Romeo'yu hapishanede ziyaret eder,planını bizzat söylerdi.Romeo da Jülyet'in cenazesi için özel izin alır,birlikte kaçarlardı..Suç senin değil.suçlu benim.Hem de iki kere suçluyum.
BENİM YÜZÜMDEEENN!...BENİM YÜZÜMDEEENN!...
( Şekspir girer)
(Süleyman,Şekspir rolüyle girer)
ŞEKSPİR -- Hiç kimse suçlu değil arkadaşlar!...Boş yere kendinizi suçlamayın...
PRENS -- Sen de kimsin?
ŞEKSPİR -- Benim adım Şekspir..Vilyam Şekspir..Ben bu oyunun yazarıyım..
PRENS -- Saygılar efendim..
UŞAK -- Saygılar..
ŞEKSPİR -- Bu dramdan kendinizi sorumlu tutmayın..Sizler oyunun karakterlerisiniz..Sizleri ben yarattım...Romeo ile Jülyeti ben buluşturdum..Romeo'nun sürgüne gitmesini ben istedim..Rahibin planını ben yazdım..Etkili olması için de oyunun finalini böyle bağladım....
Ayrıca siz "Umut Tiyatrosu",Cezaevi oyuncularına, oyunumu oynadığınız,beni bir kere daha yaşattığınız için teşekkür ederim..
Teşekkür ederim,
Gün görmeyen koğuşlarınızda,
Hem cezaya,hem unutulmaya mahkum olan sizler...
Bozulmadan kalabilmek için,
Bu "ölüler evine",bir kaç nefeslik hayat verdiğiniz için..
JÜLYET -- Ama ben aslında ölmedim?
RAHİP -- Yok,ölmedin..Geçici bir süre için bütün yaşam belirtilerin duracak.
JÜLYET -- Ama ölmeyeceğim??
RAHİP -- Ölmeyeceksin.
JÜLYET -- Peki bu iksir daha önce birinin üzerinde denendi mi?
RAHİP -- Yok,bu iksir daha yeni üretildi.İnsan üzerinde henüz bir deneme yapılmadı.Fareler üzerinde deneme yapıldı,çok başarılı oldu.İlk kez sende deniyorum.Ama merak etme farelerle insanların biyolojik yapıları birbirine benzer.Farelerde başarılı olduysa sende de başarılı olur.Korkma,ölmezsin.
JÜLYET -- Ya ölürsem??
RAHİP -- Ölürsen öl!...Allah Allaaah..(Kızar) Kızım niye üstüme geliyorsun?. Güvenmiyorsan ver şişeyi geri,varsa tanıdığın daha iyi bir iksirci,git ona yaptır!
JÜLYET -- Tamam Peder,özür dilerim...Peki bu iksiri aç karnına mı içeceğim,tok karnına mı?
RAHİP -- Ulan şimdi senin karnına bi tekme atarım!...Bela mısın kızım sen?..Hadi git! İşim gücüm var benim..
JÜLYET -- Tamam Peder,gidiyorum..
RAHİP -- Seni öldü sanınca,yüzün açık bir şekilde bir tabuta koyacaklar,bütün Kapuletler'in yattığı o eski mahzene götürecekler..Bu arada ben,senin durumunu mektupla Romeo'ya bildireceğim,senin uyanma vaktin yaklaşırken,Romeo buraya gelecek,seni alıp sürgünde olduğu yere götürecek,birlikte,gözlerden uzakta,mutlu ve uzun bir hayat süreceksiniz..
JÜLYET -- Umarım öyle olur Peder..Ben gidiyorum o zaman..
RAHİP -- Bişey unutmadın mı?..
JÜLYET -- Teşekkür etmeyi unuttum..Mutluluğumu size borçlu olacağım Peder,çok teşekkür ederim.
RAHİP -- Kızım,bana ne senin mutluluğundan?..İksir'in parasını vermedin..
JÜLYET -- İksir'in parasını mı?..Parayla mı bu iksir?
RAHİP -- Yok bedava!...Onaltıncı yüzyılda yaşıyoruz kızım,bu devirde kim kime bedava bişey veriyor?..Alayım iksir'in parasını..(Elini açar)
JÜLYET -- Yanımda hiç para yok,sonra versem olur mu?
RAHİP -- İyi hadi git,ben babandan alırım iksir'in parasını...Babana selam söyle.
JÜLYET -- Başüstüne....
RAHİP -- Güle güle kızım,güle güle...
( Jülyet soldan çıkar,Rahip sağdan çıkarken...)
RAHİP -- Ben de gideyim de,Romeo'ya göndereceğim mektubu yazayım..Mektuba nasıl başlasam acaba?.."Sevgili Romeo..Satırlarıma başlamadan önce selam eder,sürgündeki büyüklerin ellerinden,küçüklerin gözlerinden öperim.....Bu sabah senin Jülyet bana geldi,onunla bir plan yaptık...."
( Diyerek sağdan çıkar..)
( ALTINCI SAHNE )
ANLATICI...
Anlatıcı..( müdür ) Girer...
ANLATICI -- ( Seyirciye : ) " Jülyet,o gece, Kilisede Rahip'le planladıkları gibi,Rahibin verdiği şişedeki iksiri içip yatar...
Sabah odasına girdiklerinde,herkes Jülyet'i öldü sanır..
Öte yandan Rahip,Romeo'ya durumu anlatan bir mektup yazmış,mektubu Romeo'ya iletmesi için başka bir Rahibe vermiştir...
Ama o rahip,Romeo'nun sürgünde olduğu yere giderken,yolunun üzerindeki bir kasabada başka bir rahip arkadaşına uğramış,arkadaşının evindeyken,Veba salgını şüphesiyle,kasabadaki birçok evle birlikte o ev de mühürlenmiştir..
Mektup,Romeo'ya ulaşmaz...
Romeo,Jülyet'in ölüm haberini,kendisini ziyarete gelen kuzeninden alır,Jülyet'in gerçekten öldüğünü sanır...
Çok büyük bir acıya kapılan Romeo,tanıdığı bir Eczacı'ya giderek,kendisi için zehirli bir iksir hazırlatır ve Verona'ya doğru yola çıkar..
Sevdiği kadının mezarı başında zehiri içecek,hayatına son verecektir...
( Çıkar.. )
( YEDİNCİ SAHNE )
FİNAL SAHNESİ...
HEPSİ....
( Yazanın notu : Önceki sahnelerde,diyalogları biraz sulandırdık...Ama bu final sahnesindeki,Romeo-Jülyet bölümü,şakasız-esprisiz,oyunun aslına uygun,tamamen oyunculuğa dayalı,etkileyici bir dramatik sahne olmalıdır....)
( Jülyet, Capuletlerin mahzeninde,ölü gibi yatıyor...)
( Romeo girer....)
( Mahzende ölü gibi uzanmış yatan büyük aşkını görür..)
( Büyük bir acı ve üzüntüyle Jülyet'ine yaklaşır,güzel yüzüne bakar..)
ROMEO -- Jülyet!... ( Adını söylediği anda gözlerinden yaşlar boşanır )
Ah sevgilim!...Ah sevgilim!...
"Nefesinin balını emen ölüm,güzelliğine el sürememiş daha.....Güzellik sancağı daha kıpkızıl duruyor dudaklarında,yanaklarında...."
Jülyet!....
( Elini avuçlarına alır,öper)
Biricik sevgilim..Niçin böyle güzelsin hala?...
Buradayım parıltılı meleğim...Hep burada olacağım...
Yanında duracağım...
Bu karanlık gecenin sarayından ayrılmayacağım bir daha...
Burada dinleneceğim sonsuza kadar.....
Ey gözler,son kez bakın!...
Ey kollar,son kez kucaklayın!...
Ve siz dudaklar!...Nefes kapıları.....
Gel acı ilaç...Gel tatsız klavuz... ( Cebinden küçük zehir şişesini çıkarır,kapağını açar)
Deniz tutmuş şu yorgun tekneyi,yalçın kayalara bindiriver artık...
Geliyorum sevgilim...Yanına geliyorum....
( Zehiri içer,yere yığılır,ölür..)
( Biraz sonra Jülyet uyanır..)
JÜLYET -- Neredeyim ben?....
Hatırlıyorum...Nerede olmam gerektiğini hatırlıyorum...
Rahibin verdiği ilacı içtim,beni öldü sandılar,buraya getirdiler..Birazdan Romeo gelecek,birlikte gideceğiz buradan,uzun ve çok mutlu bir hayat yaşayacağız....
Peki,Romeo'm nerde?....
( Yerde yatan Romeo'yu farkeder..)
Romeo!...
Bu da ne?...Biricik sevgilimin elinde bir şişe!...(Şişeyi alır,bakar) Bir zehir şişesi!....
( Öldüğünü anlar)
Cimri!....(Gözlerinden yaşlar boşalır)
Cimrii!....
Hepsini içtin demek?...
Bana yoldaş olacak bir damlacık bırakmadın demek?....
Beni sensizliğe mahkum edemeyeceksin Romeo'm....
Romeo'm...Biricik sevgilim....
Yanına geliyorum büyük aşkım...Bana zehir bırakmamışsın ama bir zamanlar bana hayat veren dudaklarında bir parça zehir kalmıştır belki....
Şöyle,seyirciye arkamı döneyim,seni dudaklarından öpüyormuş gibi yapayım da dudaklarına bulaşmış zehiri içip,ben de öleyim....
(Dediğini yapar,zehir etkisini gösterir,Romeo'nun üzerine yığılır,ölür....)
( Biraz sonra Rahip -Süleyman- girer..
RAHİP -- Jülyet!...Romeo!...Yüce Tanrım!.Ne olmuş burada?...Bu zehir şişesi de ne?...Jülyet zamanında uyanmadı mı yoksa?..
Yoksa Romeo,Jülyet'in gerçekten öldüğünü mü düşündü?...
Jülyet'in öldüğünü düşünüp zehir içmiş,kendini öldürmüş Romeo...
Olay yeri incelemesinden anladığım kadarıyla,uyanan Jülyet,Romeo'nun öldüğünü görünce,bu acıya dayanamayarak,Romeo'yu zehir bulaşan dudaklarından öpmek suretiyle,kendini öldürmüş....
Ama neden?...
Romeo,kendisine yazdığım mektubu almadı mı yoksa?...Aldı da okuyamadı mı?..Yazım okunaklı değil miydi?..
Keşke daktiloyla yazsaydım..Ama daktilo icadedilmedi ki daha.Keşke icadedilseydi...
Yoksa mektup,Romeo'ya ulaşmadı mı?...
Evet...Öyle olmuş...Olay yeri incelemesinden anladığım kadarıyla,mektup Romeo'ya ulaşmamış..
Bu ne büyük bir dram...
Keşke mektubu kendim götürseydim Romeo'ya...
Kimseye güvenmemeliydim,ben götürüp vermeliydim mektubu Romeo'ya..O zaman Romeo,Jülyet'in öldüğünü düşünmez,böyle bir dram yaşanmazdı..Bu tamamen benim suçum.
BENİM YÜZÜMDEEENN!...BENİM YÜZÜMDEENN!...
( Rahip,"Babam ve oğlum" filmindeki Çetin Tekindor gibi,üstünü başını parçalarmış gibi yaparak kendisini suçlar..)
Ben bu sorumlulukla yaşayamam...Bu iki güzel çocuk benim yüzümden öldüler...Onların katili benim..Bu acıyla,bu üzüntüyle yaşayamam.Ben de ölmeliyim.Ben de onlar gibi zehir içip ölmeliyim.
Yanımda zehir olacaktı,onu içeyim de öleyim..
(Cebinden beş-altı tane küçük ilaç şişesi çıkarır)
Hangisi zehirdi bunların?..(Şişelere tek tek bakar) Bu,verem ilacı...Bu,öksürük için...Bu,kalın barsak iltihabı..Bu,romatizma...Bu,bel fıtığı.....Bu galiba...Zehir şişesi bu..İçeyim de öleyim..(Şişenin kapağını açar) Elveda hayat!...(içer...ölmeyi bekler ama ölmez)
Eee?..Niye ölmüyorum?...Şimdiye kadar etkisini göstermesi lazımdı....
Yanlış şişeyi mi içtim yoksa?...(İçtiği şişeyi alır,tekrar bakar,üzerindeki yazıyı okur) "Cinsel gücü artırır..İçtikten hemen sonra ereksiyon sağlar.." Anaa! yanlış şişeyi içmişim!.."
(İçtiği şişe etkisini göstermeye başlamıştır.Ereksiyon hali belli olmasın diye kendini geri çeker,eliyle önünü kapatır,koşarak çıkar)
Yanlış ilacı içmişim...Zehir diye yanlış ilacı içmişim.....(Çıkar)
( Uşak girer..Yerde ölü yatan Romeo ve Jülyet'i görür,üzülür)
UŞAK -- Zavallı Romeo,zavallı küçük hanımım...Romeo,Konağa geldiği zaman,küçük hanımım "Bu bey kim?" diye sormuştu bana.Keşke o zaman Romeo'nun evli olduğunu söyleseydim..Evli olduğunu söyleseydim,küçük hanımım,Romeo'yu sevmekten vazgeçerdi..
BENİM YÜZÜMDEEENN!...BENİM YÜZÜMDEEENN!...
( Uşak da,rahip gibi,üstünü başını yırtarmış gibi yaparak dövünür)
( Verona Prens'i -müdür-girer..)
PRENS -- Hayır!...Senin yüzünden değil...Senin bir suçun yok...Asıl suçlu benim..Hem Romeo'nun kuzeni olarak hem de Verona Prensi olarak suçlu benim..Romeo'nun kuzeni olarak,Romeo'ya,Kapuletlerin evinde bir davet olduğunu söylememeliydim.Davete gitmeseydi,Romeo,Jülyet'i görmeyecekti..
Verona Prens'i olarak da Romeo'yu sürgüne göndermem hataydı..
Romeo'yu, Verona'da hapse atsaydım,Jülyet,Romeo'yu hapishanede ziyaret eder,planını bizzat söylerdi.Romeo da Jülyet'in cenazesi için özel izin alır,birlikte kaçarlardı..Suç senin değil.suçlu benim.Hem de iki kere suçluyum.
BENİM YÜZÜMDEEENN!...BENİM YÜZÜMDEEENN!...
( Şekspir girer)
(Süleyman,Şekspir rolüyle girer)
ŞEKSPİR -- Hiç kimse suçlu değil arkadaşlar!...Boş yere kendinizi suçlamayın...
PRENS -- Sen de kimsin?
ŞEKSPİR -- Benim adım Şekspir..Vilyam Şekspir..Ben bu oyunun yazarıyım..
PRENS -- Saygılar efendim..
UŞAK -- Saygılar..
ŞEKSPİR -- Bu dramdan kendinizi sorumlu tutmayın..Sizler oyunun karakterlerisiniz..Sizleri ben yarattım...Romeo ile Jülyeti ben buluşturdum..Romeo'nun sürgüne gitmesini ben istedim..Rahibin planını ben yazdım..Etkili olması için de oyunun finalini böyle bağladım....
Ayrıca siz "Umut Tiyatrosu",Cezaevi oyuncularına, oyunumu oynadığınız,beni bir kere daha yaşattığınız için teşekkür ederim..
Teşekkür ederim,
Gün görmeyen koğuşlarınızda,
Hem cezaya,hem unutulmaya mahkum olan sizler...
Bozulmadan kalabilmek için,
Bu "ölüler evine",bir kaç nefeslik hayat verdiğiniz için..
Vicdan azapları,pişmanlıklar ve kahredici yalnızlıklar içinde,
Umut ürettiğiniz için.....
PRENS -- Bidakka,bidakka....Şimdi bu oyunu sen mi yazdın?
ŞEKSPİR -- Evet,ben yazdım..
PRENS -- Yani bu çocukların..Romeo ve Jülyet'in ölmelerini sen istedin??
ŞEKSPİR -- Evet...
( Prens ve Uşak birbirlerine bakarlar..Sonra, Şekspir'in üzerine yürürler.)
PRENS-UŞAK : SENİN YÜZÜNDEEENN!...SENİN YÜZÜNDEEENN!....
( Şekspir'i kovalarlar...Romeo ile Jülyet de kalkar,kovalamaya katılırlar "Senin yüzündeeenn" diye diye kovalarlar..Şekspir kaçar,onlar kovalar,çıkarlar....)
( Sonra,seyirciye selam için tekrar girerler...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder