YAZILAR

cc

8 Nisan 2016 Cuma




NURCAN -- Tamam....(Yüzünde endişe..)

(Söylenerek KOMİSER -- Hangi demokrasiden bahsediyorsun?.Kaç tane demokrasi var?

RIFAT -- Ben kızımdan bahsediyorum..

KOMİSER -- Kızının demokrasiyle ne ilgisi var?

RIFAT -- Kızımın adı "Demokrasi.." Kayıp olan,kızım....

(Bir an sessizlik)

KOMİSER -- Kızının adı Demokrasi mi??

RIFAT -- Evet..

KOMİSER -- Kızına demokrasi ismini mi koydun?

RIFAT -- Evet..

KOMİSER -- Neden?

RIFAT -- Çünkü demokrasiyi çok severim..

KOMİSER -- Başka isim bulamadın mı kızına verecek?.Anarşist misin sen?

RIFAT -- Niye?.Anarşist mi lazımdı?

KOMİSER -- Ben,kıllandım senden..İSMAİL!.

İSMAİL -- (Girer) Buyur komiserim?

KOMİSER -- Bu amcayı bir sorgulayın bakayım,neymiş demokrasiyle derdi anlayalım..

İSMAİL -- Gel bakalım amca...(Koluna girer,kaldırır)

RIFAT -- Komiserim,kızım kayboldu diyorum,ne sorgusu? Neyimi sorgulayacaksınız?.Sorgulanacak bişeyim yok benim..

KOMİSER -- Merak etme,kızınla da ilgileneceğiz.İsmail,kızı kaybolmuş amcanın,gerekli bilgileri alın,işlemi başlatın.

İSMAİL -- Tamam komiserim..Gel bakalım amca..

RIFAT -- Komiser,ayıp oluyor bu yaptığınız.Kızım kaybolmuş,benim içim yanıyor,siz bana ne yapıyorsunuz?

KOMİSER -- Amcanın içi yanıyormuş,soğuk ayran ikram edin..

RIFAT -- Komiser??..

KOMİSER -- (Şüpheyle bakarak) Kıllandım senden!...

RIFAT -- Traş ol o zaman!!..

Götür İsmail!..

İSMAİL -- Başüstüne!..


(Polis İsmail,Rıfatı götürürken..)

(Müzik..Perde..Tablo sonu)




                                          ( SEKİZİNCİ TABLO SONU )

                                                              ............................




                                               ( DOKUZUNCU TABLO )



Evde...Nurcan,ev telefonunu koydukları sehpanın dibinde oturuyor.Kızından gelebilecek bir haberi bekliyor...

Rıfat girer..

NURCAN -- Hoşgeldin Rıfat..(Üzgün..Moralsiz.)

RIFAT -- Hoşbulduk..

NURCAN -- Var mı bir haber?.

RIFAT -- Yok...(Üzerlerinde,üzülmekten,ağlamaktan,yorgunluk ve umutsuzluk vardır)

Kaçırdılar kızımızı..İki gün oldu,hala haber yok..Gitti kızımız,gitti..Kaçırdılar..

NURCAN -- Karakola kayıp başvurusu yaptın değil mi?

RIFAT -- Yaptım..

NURCAN -- Yüzüne ne oldu senin? (Rıfat'ın suratında karakolda yediği bir kaç tokatın izleri vardır.)

RIFAT -- Bunlar mı?. (Yüzündeki morluğu,yara bandını falan göstererek)

NURCAN -- Evet.

RIFAT -- Bunlar karakolda oldu.

NURCAN -- Nasıl oldu?

RIFAT -- Kapıya çarptım.

NURCAN -- Karakolun kapısına mı?

RIFAT -- Evet...

(Koltuğa çöker)

Sen söylemiştin bana.."Kıza fazla baskı yapma,demokrasi baskıya gelmez,kaçar gider evden" demiştin...

NURCAN -- Kız,kaçmadı Rıfat..Kaçırdılar kızımızı...(Gözleri yaşlanır,mendiliyle gözlerini siler)

RIFAT -- Yapamazlar Nurcan!..Benim kızımı kaçıramazlar..Benim kızım üniversiteye gidecek..Benim kızım hukuk okuyacak.Avukat olacak,başbakan olacak benim kızım..Benim kızımı kaçıramazlar...

Bizim başımıza gelmez böyle şeyler..Böyle şeyler hep başkalarının başına gelir..Göreceksin,çıkıp gelecek biyerden..Kesin,bir yerde uyuyup kalmıştır.Arkadaşından gelirken,bindiği otobüste uyuyakalmıştır,kimbilir otobüs nereye gitti..Oradan da yine yanlış bir otobüse binmiştir...

NURCAN -- Telefon açamıyor mu peki?

RIFAT -- Belki de telefonunun şarzı bitmiştir.

NURCAN -- "Şarz" değil.."Şarj.."

RIFAT -- "Şarz..."

NURCAN -- Şarj..

RIFAT -- Şarz.

NURCAN -- Şarz değil Rıfat!.Şarj..

RIFAT -- Kızımız kayıp,şimdi bunu mu tartışacağız Nurcan?..Zaten gıcık oluyorum o kelimeye..Ş ile J harflerinin birbirlerine bu kadar yakın olmaları hiç doğru bir şey değil...

Sen niye duruyorsun öyle telefonun dibinde?

NURCAN -- Kızımızı kaçıranlar,kızımızın hayatına karşılık bizden Fidye istemek için ararlarsa diye telefonun başında bekliyorum..

RIFAT -- Fidye??

NURCAN -- Evet..

RIFAT -- Ne diyorsun sen Nurcan,ne fidyesi?..Benim her tarafım fidye olsa ne olur?.Nereden bulacağız da vereceğiz fidye parasını?

NURCAN -- Benim var biraz param.Kefen parası diye biraz para biriktirmiştim.

RIFAT -- Kefeni ne yapacaksın?

NURCAN -- Öldüğüm zaman için diyorum...

RIFAT -- Haa,o kefen parası?..Nerden biriktirdin?

NURCAN -- Mutfak masrafından artırıp biriktirdim...

RIFAT -- Mutfak masrafından artırıp kefen parası mı biriktirdin??

NURCAN -- Evet..

RIFAT -- (Bir titreme gelir)

NURCAN -- Ne oldu?

RIFAT -- Bilmiyorum..Bi titreme geldi....

Peki,yeter mi o?..Bi kefen kaç para ki?..

NURCAN -- Dört tane de bileziğim var..

RIFAT -- Dört tane bileziğin var?

NURCAN -- Evet..

RIFAT -- Onlar nerden geldi?

NURCAN -- Mutfak masrafından artırdım...

RIFAT -- Yetmez Nurcan..Eğer kızımızı para için kaçırdılarsa,bir kefen parası,dört bileziğe vermezler kızımızı.

NURCAN -- Bir de Marmaris'te 500 metrekare arsa almıştım.

RIFAT -- Ne yapmıştın??

NURCAN -- Marmaris'te 500 metrekare arsam var.

RIFAT -- Marmariste 500 metrekare arsan var??

NURCAN -- Evet.

RIFAT -- Onu nasıl aldın?

NURCAN -- Mutfak masrafından artırdım....

RIFAT -- Ben emekli olunca dükkan açmak için para lazım oldu,para bulabilmek için dört döndüm,bana zırnık koklatmadın,kızın için kefen paranı bile veriyorsun?..

NURCAN -- Kızım için canımı veririm...(Yaşlanan gözlerini parmağının ucuyla siler)

RIFAT -- Benim için?

NURCAN -- Vermem.

RIFAT -- Niye?

NURCAN -- Sana gençliğimi verdim ya?..

(Espriler,üzücü durumu değiştirmeyecek duyguda yapılmalıdır.Neşeli değil,buruktur)

(Ağabey Özgür soldan girer..Elinde bir gazete vardır.)

ÖZGÜR -- Kardeşimi gazeteye basmışlar..

NURCAN  -- Ne yapmışlar?..

ÖZGÜR -- Kardeşimin haberini gazeteye basmışlar.

NURCAN -- Nereden duymuşlar ki?.

RIFAT -- Ben söyledim Nurcan.Karakoldaki polis muhabirine kızın fotoğrafını verdim.Gazetesine yazsın,faydası olur,gören duyan olur,haber verir diye.

Ne yazmışlar?.Oku bakayım..

ÖZGÜR -- (Okumaya başlar) " Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli..

NURCAN -- Fotoğrafını yana mı koymuşlar?

ÖZGÜR -- Evet...

NURCAN -- Niye yan tarafa koyuyorlar,üstte yer yok muymuş?

RIFAT -- Oku oğlum sen,devam et...

ÖZGÜR -- (Okur) "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli..

NURCAN -- Hayır,niye yan tarafa koyuyorlar?..Benim güzel kızımın fotoğrafını üst tarafa yakıştıramıyorlar mı?..

RIFAT -- Nurcan,orada yer varmış,oraya koymuşlar..Gazetenin bir şekli şemali var,bir düzeni var.Orasını uygun görmüşler,oraya koymuşlar kızımızın resmini..
Oku oğlum,devam et..

ÖZGÜR -- "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli,Parantez içinde onsekiz...

NURCAN -- Parantez içindeki nedir?

RIFAT -- Kızın yaşı Nurcan?...Onsekiz yaşında ya kızımız?

NURCAN -- Ama niye parantez içinde?..

RIFAT -- Nurcan,gazeteye insanların yaşlarını öyle yazıyorlar.Adını yazıyorlar,gerek duyarlarsa yanına parantez açıp,yaşını belirtiyorlar,saçmalama..

NURCAN -- Niye saçmalıyor muşum??...(Dokunsan ağlayacak gibi) Niye benim kızımın fotoğrafını üst tarafa koymuyorlar da,yan tarafa koyuyorlar?..Niye kızımı parantez içine alıyorlar??...Zaten hayatı boyunca hep bir parantezin içinde yaşar gibi yaşadı benim zavallı kızım?..

Şimdi kimbilir nerde,hangi parantezin içinde..

Bul kızımı Rıfaaat...Ben kızımı istiyoruuuumm...(Kendini koyverir,ölçülü bir sesle ağlamaya başlar.)

RIFAT -- (Karısının yanına gider,başını kendine yaslar,teselli etmeye çalışır) Tamam Nurcan,tamam..Bulacağız kızımızı..

Polis her yerde arıyor zaten.Merak etme bulunacak...

Biz bu acıyı hak edecek hiç bir şey yapmadık...Biz bu cezayı hak edecek kadar büyük günah işlemedik...Bulacaklar kızımızı...Bulacaklar demokrasimizi...Geri gelecek demokrasimiz.Hiç kimse onu bizim elimizden alamaz,merak etme sen...

ÖZGÜR -- "Yanda fotoğrafı görülen,Demokrasi isimli...

RIFAT -- Oğlum okuma!!...

ÖZGÜR -- Tamam baba..


(Dışarıdan önce bir gürültü gelir,sonra içeriye gazeteciler doluşur..

Aralarında bir de televizyon ekibi vardır.Omuzunda kamerayla,kameraman,elinde mikrofonla kadın muhabir..)


RIFAT -- NE OLUYOR?.NE OLUYOOOR!...HOOOP..YAVAŞ..OHAA..AHIRA MI GİRİYORSUNUZ?..

Oğlum,kim bunlar,nasıl girdiler içeri?..Niye kapıyı açık bırakıyorsunuz?.

(Gazeteciler bir kargaşa,gürültü içinde Rıfatı soru yağmuruna tutarlar.)


MUHABİR -- Demokrasinin babası siz misiniz?

l.GAZETECİ -- Kızınızdan hala bir haber yok mu?

2.GAZETECİ -- Kızınız kaçtı mı kaçırıldı mı?

3.GAZETECİ -- Kızınıza Demokrasi ismini siz mi koydunuz?

4.GAZETECİ -- Kızınızın adı gerçekten Demokrasi mi?

1.GAZETECİ -- Amerikanın başkenti neresi?

3.GAZETECİ -- İkinci ayakta kim geldi?

2.GAZETECİ -- Demokrasi sizin yüzünüzden mi evden kaçtı?

4.GAZETECİ -- Kaçıranlardan fidye talebi oldu mu?

1.GAZETECİ -- İki kere iki kaç eder?

3.GAZETECİ -- Kızınızı bulana ödül verecek misiniz?


(Gazetecilerin sesleri üstüste biner,Rıfat'ı bunaltırlar..)

RIFAT -- YETEEERRR!...SUSUN YAHU!..NE SORACAKSANIZ TEKER TEKER SORUN!..

Anladık,gazetecisiniz,işinizi yapıyorsunuz ama yavaş arkadaşlar!..Hepinize cevap veririz,sakin olun!.

Evet,sen!..Sor bakalım,ne soracaksan!

3.GAZETECİ -- Kızınıza niye Demokrasi ismini koydunuz?

RIFAT -- SANA NE!..

3.GAZETECİ -- Ama ben gazeteciyim??

RIFAT -- BANA NE!

3.GAZETECİ -- Ama olmuyo böyle..

RIFAT -- Niye olmuyormuş?..Sen istediğin soruyu sorabiliyorsun da,ben istediğim cevabı niye veremiyorum?..

2.GAZETECİ -- Kızınızdan hala bir haber yok mu?

RIFAT -- Yok..Ama bulacaklar..Polis her yerde kızımızı arıyor.Umudumuzu yitirmedik.Bulacaklar.

2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?

RIFAT -- Bulacaklar!

2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?

RIFAT -- Bulacaklar bulacaklar.Ben polise güveniyorum.

2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?

RIFAT -- Bulacaklar.

2.GAZETECİ -- Ya bulamazlarsa?

RIFAT -- Var mısın iddiaya??

Bulurlarsa fotoğraf makinanı bana veriyor musun???

2.GAZETECİ -- Veriyorum.Sen ne vericen??

NURCAN -- Rıfat n'apıyorsun??

RIFAT -- Hayır,inatlaşıyor benle...

TV.MUHABİRİ -- Efendim,sizi eşinizle birlikte çekebilir miyiz?

RIFAT -- Tabi.Çekebilirsiniz.Gel Nurcan..Oğlum sen de gel yanımıza..

(Rıfat,Nurcan,aralarına oğullarını alarak koltukta yan yana otururlar...Flaşlar patlar,Televizyon çekim yapar)

TV.Cİ -- Efendim,mümkünse konuşurken arada ağlayabilir misiniz?

RIFAT -- Ağlayayım mı?Niye?

TV.Cİ -- Televizyonda ağlayınca reyting yükseliyor..

RIFAT -- Valla çok isterim ağlamayı.Daha çok kişi seyretsin,kızımızın bulunmasına faydası olur ama ben iki gündür ağlıyorum,göz pınarlarım kurudu...(Karısına:) Sende kaldı mı gözyaşı?.Kaldıysa biraz ağla..

NURCAN -- Vallahi yok.Bu sabah ağladım hepsini.

TV.Cİ -- Kızınızı kaçıranlara buradan söylemek istediğiniz bir şey var mı?

RIFAT -- Kızımı kaçıranlara?..

TV.Cİ -- Evet..

RIFAT -- Eğer kızım kaçırıldıysa,kızımızı kaçıranlara,bizi güzel kızımızdan,güzel demokrasimizden mahrum bırakanlara sesleniyorum...Bu kamera mı?

TV.Cİ -- Başka kamera yok zaten.

RIFAT -- Tamam....."Eğer benim güzel kızımın saçının bir tek teline zarar gelirse...Eğer bizim güzel demokrasimizin saçının bir tek teline zarar verecek olursanız.....

(Rıfat sözlerinin geri kalanını söyleyeceği sırada,odadaki öteki gazeteciler aralarında yüksek sesle kızın kaçırılışını tartışmaya başlarlar.Gazetecilerin birbirine karışan sesleri,Rıfat'ın sesini bastırır.Rıfat'ı konuşurken görürüz ama söylediklerini duymayız.
Rıfat konuşmasını bitirir.Rıfat bitirince,gazeteciler de gürültüyü aniden keserler.En son bir tanesi,öbürüne:)


l.GAZETECİ -- ...doğru söylüyorsun..

RIFAT -- İşte,bizi güzel demokrasimizden mahrum bırakmaya çalışanlara söyleyeceklerim budur!.Umarım beni çok iyi dinlemişlerdir....

Ayrıca şunu da çok iyi bilsinler ki....(yine sözünün burasında gazeteciler kendi aralarında yüksek seslerle tartışarak,Rıfat'ın sesini bastırırlar..

Rıfat,kaşlarını çatarak,parmak sallayarak,duyulmayan konuşmasını yaparken......

(Müzik..Perde..Tablo sonu)




                                      ( DOKUZUNCU TABLO'NUN SONU )

                                                             ..............................




                                             ( ONUNCU TABLO )




Ormanlık arazide "Arama-Kurtarma" sahnesi...

Sağdan,arama-kurtarma ekibi ""AKUT" girer...İki kişi..

Birinin elinde bir tasma,tasma'nın ucunda bir köpek vardır.Köpeği dizlerinin üzerine çökmüş,köpek gibi davranan bir oyuncu oynar.

"Köpek" önde,ötekiler arkasında,girerler.

"Köpek" tasmayı çekiştirerek havlar..




KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV....HOV HOV HOV HOV HOV....

1.AKUT -- ( Tasmayı çeker,köpeği kontrol etmeye çalışır)  Yavaş oğlum yavaş...Sakin ol oğlum,yavaş...

KÖPEK -- ( Tasmayı çekiştirir,sahnenin önüne gelir,seyirciye havlar)  HOV HOV HOV HOV HOV

HOV HOV....HOV HOV HOV HOV HOV!...(Dişlerini gösterir) HIRRRRRR....

1.AKUT -- Oğlum,havlama seyirciye!...(Tasmayı çeker,köpeği seyirciden uzaklaştırır)

KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV!...

2.AKUT -- Bu ne ağbi??

1.AKUT -- Köpek...

2.AKUT -- Ne köpeği?

1.AKUT -- Arama-Kurtarma köpeği.

2.AKUT -- Ne köpeği ağbi,insan bu...Gerçek köpek kalmadı mı elimizde?

1.AKUT -- Kalmadı valla.köpeklerin hepsini,deprem oldu ya,oraya gönderdiler,hiç gerçek köpek kalmadı elimizde..Ama bu da iş görür.

2.AKUT -- Nasıl iş görür?

1.AKUT -- Görür görür,sen bakma bunun insan gibi göründüğüne,köpek bu.

2.AKUT -- Nasıl köpek?

l.AKUT -- Bildiğin köpek..Bizim mahallede oturuyor bu.Yağcı,yalaka,şerefsiz,ahlaksız itin teki.

Buna köpek demek,köpeklere hakaret olur.Köpeklik yapa yapa bu hale geldi..

Bunun para için yapmayacağı köpeklik yok..Köpeklik yapa yapa köpekler gibi koku alma duyuları gelişmiş..Geçen ay mahallede bir çocuk kayboldu,çocuğun kıyafetlerini buna koklattık,yarım saatte buldu çocuğu..

2.AKUT -- Yapma ya?

1.AKUT -- "Bir arama işi var,bize de köpeklik yapar mısın?" dedim,attım önüne bir kemik..

2.AKUT -- Kemik?

1.AKUT -- Yani,attım bi elli kağıt,kuyruğunu sallayarak koştu geldi.

2.AKUT -- Kuyruğu da mı var?

l.AKUT -- Yani,kuyruk derken,kıçını böyle sallaya sallaya(gösterir) geldi.

Gel bakayım oğlum seveyim seni biraz..

KÖPEK -- (Yerde köpek gibi durmaktadır.Akut'çu,"gel" deyince sevinerek yerinden fırlar,köpeklerin yaptığı gibi Akut'çunun üzerine atlar,yüzünü yalamaya falan çalışır)

1.AKUT -- (Başını okşarken) Tamam oğlum,tamam..tamam..yalama yüzümü..(Yere indirir)

2.AKUT -- Gel biraz da ben seveyim..

KÖPEK -- ( Öteki Akut'çuya havlar) HOV HOV HOV HOV HOV HOV HOV!

2.AKUT -- (Bir köpeği susturur gibi azarlar) SUS BAKAYIM!

KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV HOV!.

2.AKUT -- SUS DEDİM!..

KÖPEK -- HOV HOV HOV HOV!

2.AKUT -- SUS!

KÖPEK -- HOV HOV HOV!

2.AKUT -- SUS!

KÖPEK -- HOV HOV..

2.AKUT -- SUS!

KÖPEK -- HOV..

2.AKUT -- SUS,ÇAKARIM TOKADI!  (Tokadı göstererek)

KÖPEK -- İYYYYY...  (Siner)

2.AKUT -- OTUR BAKAYIM!!

KÖPEK -- (Köpek gibi oturur)

1.AKUT -- Haydi,aramaya devam edelim..

2.AKUT -- Aradığımız  kızın adı neydi?

1.AKUT -- "Demokrasi.."  Kızın adı demokrasi..Babası Demokrasi ismini koymuş kıza..

2.AKUT -- Biz şimdi ormanda demokrasiyi mi arayacağız?

1.AKUT -- Memleketin her yerinde arıyorlar kızı.Kızın ismi Demokrasi ya,gazetelerde televizyonlarda yayınlanınca herkesin ilgisini çekti.Hükümet,içişleri,emniyet,vatandaşlar,herkes seferber oldu,memleketin her yerinde demokrasiyi arıyorlar.

2.AKUT -- Hiç iz yok mu?

1.AKUT -- Yok..Bir haftadır aranmadık yer kalmadı,memleketin hiçbir yerinde demokrasiden iz yok..

Buralarda görüldüğüne dair bir ihbar alınmış..Bağıralım,belki sesimizi duyar.DEMOKRASİİİİİ!..

2.AKUT -- DEMOKRASİİİİİ!.

KÖPEK  -- HOV HOV HOV HOV HOV!

1.AKUT -- DEMOKRASİİİ..NERDESİİİN?...ELMA DERSEK ÇIK,ARMUT DERSEK

ÇIKMAAA!

İKİSİ BİRLİKTE -- ELMAAA!..

2.AKUT -- DEMOKRASİİİ...NERDESİİİİN?..ELMAAA..

1.AKUT -- DEMOKRASİİİİ...

2.AKUT -- DEMOKRAAASİİ!..

1.AKUT -- "Demokraaasi" değil,Demokrasi...DEMOKRASİİİİ!..

2.AKUT -- DEMOKRASİİİİ!..


(Diye bağırarak,köpek önde,ötekiler arkada,ormanın içlerine(!) doğru giderler....Soldan çıkarlar)





                                     ( ONUNCU TABLO'NUN SONU )


                                                ....................................




                                          ( ON BİRİNCİ TABLO )




Rıfat bey,elinde bir kaç günlük gazeteyle girer..

Nurcan,telefonun başında oturmaktadır.Perişan bir görüntüsü vardır,ağlamaktan gözleri kızarmıştır.Elinde mendil...



RIFAT -- Bütün gazeteler bizim kızı yazıyor...Bütün gazetelerde bizim kızın fotoğrafı var...

NURCAN -- Söylemiştim sana...Adını Demokrasi koyma demiştim...

RIFAT -- Doğru söylüyorsun..Kızın başına ne geldiyse,demokrasinin başına ne geldiyse benim yüzümden geldi..Kaçıranların hiç suçu yok..

NURCAN -- Ne yazıyor gazetelerde?..

RIFAT -- (Oturur,gazetelerden birinin manşetini okur:)  "KAYIP DEMOKRASİ....Bir süre önce kaybolan demokrasi,hala bulunamadı..."

Yabancı gazeteler bile haber yapmışlar kızımızı..(Başka bir gazeteyi alır) Avrupa gazetelerinde yayınlanan haberleri yazmış bizim gazeteler..

" Türkiye demokrasiye sahip çıkamadı..."

NURCAN -- Konuyu başka taraflara çekiyorlar..Kızımızın adını kullanıp,Türkiye'nin itibarına gölge düşürmeye çalışıyorlar...

RIFAT -- Aman itibarımıza gölge düşmesin.Kızımız hiç önemli değil,itibarımıza bişey olmasın...

Bişeyler yiyelim...Sen de bir haftadır doğru dürüst yemek yemiyorsun,düşüp bayılacaksın,hazırla bişeyler de yemek yiyelim.

NURCAN -- Sen git mutfakta ye,ben ayrılamam burdan.

RIFAT -- Nerden?

NURCAN -- Telefonun başından..Belki fidye için ararlar...


(Soldan,kayıp başvurusu yaptıkları karakolun Komiser'i girer.Yanında evin oğlu Özgür)


ÖZGÜR -- Baba,kardeşim bulundu!..

(Bir sevinç,bir heyecan...)


NURCAN -- Ne diyorsun??..Nerde?..Buldular mı kızımı?

RIFAT --  Nerde kızım?.Buldular mı kızımı?.Buldular mı Demokrasi'yi?

NURCAN -- Hani nerde?.Nerde kızım Özgür?.Nerde kardeşin?

RIFAT -- Komiser??..Buldunuz mu kızımı?

KOMİSER -- Sakin olun..Sakin olun..Kızınız bulundu..

NURCAN -- Allahım sana şükürler olsun!..Nerde kızım?

RIFAT -- Kızımız bulundu Nurcan!..

Kızımızı buldular Nurcan..(Karısına sarılır,Komisere sarılır,herkes birbirine sarılır.Rıfat sahneden iner,ön sıradaki seyircilere sarılır) Kızımız bulundu!..Bulundu!.kızımız bulundu!..

NURCAN -- Nerde kızım?

RIFAT -- Nurcan bu bey,kayıp başvurusu yaptığımız karakolun komiseri.Hani kapıya çarptım demiştim ya,işte o kapının olduğu karakolun komiseri.Önce benden hoşlanmadı.Benden kıllandı.Tabi,haklı.Ben karakolda kızımı kaçıranlara,bizi demokrasimizden mahrum bırakanlara küfürü basınca,beni yanlış anladılar.Ama sonra tabi durum anlaşıldı.Bizlerin kötü insanlar olmadığını anladılar.Bize yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptılar.Kızımızı buldular.Allah senden razı olsun.

(Kendisinden genç komiserin ellerini öpmeye çalışır,komiser engel olur.)

KOMİSER -- Estağfurullah,estağfurullah..Yalnız Rıfat amca kızınızın durumu....

RIFAT -- Kızımızın durumu mu?.Ne olmuş kızımızın durumuna?.Kızımızın durumu belli.Bu sene lise'yi bitiriyor,seneye üniversiteye gidecek.Kızın durumu bu.

NURCAN -- Okula bir sene geç başlamıştı,eğer o durumu soruyorsanız?..

RIFAT -- Hayır hayır ben kızınızın şu anki durumundan bahsediyorum..

NURCAN -- Kızımız nerde Komiser bey??

KOMİSER -- Hastanede..

RIFAT -- Hastanede?..Ne işi var hastanede?..(Panik,telaş)

NURCAN -- Ne oldu kızıma!? Hangi hastanede?..Ben üstüme bişey alayım Rıfat,hemen gidelim hastaneye..(Çıkar)

RIFAT -- Komiser,söylesenize,kızıma bişey mi oldu? Kaza mı geçirdi? Öldü mü kızım??

KOMİSER -- Sakin olun..Kızınız ölmedi.Hastanede gözlem altında..Bize ameliyat edildiği,biraz önce ameliyattan çıktığı bildirildi.

RIFAT -- Niye çıkmış ameliyattan?.Kim dedi ona ameliyattan çık diye?..Ameliyatını yarım bırakıp çıkmış gitmiş mi?.Nereye gitmiş?..

(Panikten,ne dediğinin farkında değildir)

KOMİSER -- Rıfat bey,sakin olun..Kızınızın şu anki durumunda endişe edilecek bişey yok.Bize durumunun stabil olduğu söylendi.

RIFAT -- Kız Stabil mi olmuş?

NURCAN -- (Girer) Haydi gidelim hastaneye!

RIFAT -- Kızımız stabil olmuş Nurcan..

NURCAN -- Ne diyorsun?..(koltuğa çöker) Allahım biz ne günah işledik de kızımı stabil yaptın?..(Hıçkırarak ağlar)

Stabil olmuş benim kızıııımm...

KOMİSER -- Yahu siz ne yapıyorsunuz?."Stabil" kötü birşey değil.

RIFAT -- Olur mu canım,benim eniştem stabil hastalığından öldü.

KOMİSER -- Yahu sen karıştırıyorsun.Stabil, hastalık değil.Şu anki durumunda kötüye giden birşey yok.İyiye gidiyor.Kontrol altında...

RIFAT -- Peki ne oldu kızıma Komiser?..Niye hastanede?.Niye ameliyat oldu?.Nerde buldular kızımı?.

KOMİSER -- Kızınızı ormanda bulmuşlar..

RIFAT -- Ormanda??..Hangi ormanda?.Nerde??

KOMİSER -- Kızınızı ormanlık bir arazide,bir dere yatağında bulmuşlar..

RIFAT -- Dere yatağında??

KOMİSER -- Evet..

RIFAT -- Ne işi varmış dere yatağında??...Evdeki yatağından memnun değil miymiş?..Niye

söylemedi bana?..Bana söyleseydi,ben ona istediği yatağı alırdım..

KOMİSER -- Öyle değil Rıfat bey..

RIFAT -- Nasıl peki?..Ne diyorsunuz siz Komiser bey?..Kızımın ormanda ne işi var?..Piknik yapmaya mı gitmiş?...

Ah benim güzel kızım..Piknik yapmayı çok sever benim kızım..Ormanı,ağaçları,tabiatı çok sever.Çok romantiktir..Arkadaşıyla birlikte ormana piknik yapmaya mı gitmiş?

KOMİSER -- Hayır,piknik yapmaya gitmemiş..Kaçırmışlar kızınızı.Maalesef kızınıza....

RIFAT -- Ne yapmışlar?..Maalesef ne?..Ne yaptılar kızıma?..

KOMİSER -- Bunu nasıl söyleyeyim,bilmiyorum Rıfat bey...Kızınızı arabaya atmışlar...

RIFAT -- Arabaya mı atmışlar?..Nasıl arabaya atmışlar?..Kızımı böyle tutup arabaya mı fırlatmışlar?.

Onun için mi yaralandı kızım?.Onun için mi hastaneye kaldırdılar??

KOMİSER -- Hayır Rıfat bey...Tanımadığı bir adam kızınızı arabasına bindirip ormana götürmüş..

RIFAT -- Niye?..

KOMİSER -- Rıfat bey,ben söyleyemiyorum,siz anlamaya çalışın..

RIFAT -- Ama anlamıyorum Komiser,tanımadığı bir adam,kızımı arabasına bindirip ormana niye götürsün??...

KOMİSER -- İki kişilermiş..Kızınızı ormanda bir kulubeye kapatmışlar..

RIFAT -- Tanımadığı iki tane adam,kızımı arabalarına bindirip ormana götürüyorlar,bir kulubeye kapatıyorlar?...

Anlamıyorum komiser,ne anlatmaya çalışıyorsun?..

KOMİSER -- Kızınız çok direnmiş,karşı koymaya çalışmış ama maalesef...

RIFAT -- Evet?..

KOMİSER -- Ama maalesef adamlar..

RIFAT -- Evet?..

KOMİSER -- Zorla...

RIFAT -- Evet?..

KOMİSER -- Kızınızı yanaklarından öpmüşler.

NURCAN -- HAAAYIIIRR!...

(Bayılır,yere yığılır)

RIFAT -- (Perişan olur,kendini koltuğa bırakır)  Olamaz...Bunu bize nasıl yaparlar?...

(Özgür,baygınlık geçiren annesiyle ilgilenir.Komiser,Rıfatın yanına gidip omuzundan destek olur)

KOMİSER -- Bırakmayın kendinizi.Güçlü olun..

RIFAT -- Peki hastaneye niye götürdüler kızımı?

KOMİSER -- Şimdi bu adamlar kızınızı yanaklarından öpünce,adamlardan birinde bir hastalık varmış,kızınızına  bulaşmış.Ameliyatla kızınızın sağ yanağını almışlar,kalçasından parça alıp,yeni yanak yapmışlar.

RIFAT -- Olsun..Daha yumuşak olur..

(Nurcan kendine gelmiştir.oğlu yanındadır,destek olur..)

NURCAN -- Gidelim Rıfat..Hastaneye kızımızın yanına gidelim..

RIFAT -- Gidelim Nurcan...

(Rıfat kalkar..Son derece üzgün tavırlarla ağır ağır yürüyüp,soldan çıkarlarken......)

(Müzik..Perde..Tablo sonu)




                                  ( ONBİRİNCİ TABLO'NUN SONU ) 


                                                   .............................




                                        ( ONİKİNCİ TABLO )



(FİNAL)



Perde açılır veya ışık yanar,sahne boştur..

Sonra,soldan Rıfat,Nurcan,oğulları Özgür ve kızları Demokrasi girerler...

Kızları Demokrasi,sargılar içindedir..Kafası sarılı,gözünde bant,bir kolunda koltuk değneği,bir bacağı alçıda..Yüzü gözü yara bere içinde...

Yani,memleketteki demokrasinin hali neyse,kızın hali de odur..

Kızın sağında,solunda ona destek olurlar)


NURCAN -- Yavaş kızım..Yavaş.Acele etme..

RIFAT -- Tutun bana,tutun..

NURCAN -- Özgür,yastık koy koltuğa kardeşinin arkasına..(Özgür,kardeşini oturtacakları yere yastık koyar)

(Kızı getirip yavaşça koltuğa oturturlar.)

NURCAN -- Otur kızım..Yavaşça...Canım kızım benim.Acıyor mu?..Hiç merak etme,hiç bir şeyin kalmayacak,iyileşeceksin...

(Kız ortaya oturur,annesi ve ağabeyisi iki yanına otururlar,Rıfat,koltuğun yanında ayaktadır)


RIFAT -- (Seyirciye: )  Görüyorsunuz değil mi,Demokrasiyi ne hale getirdiler.....

Bir gözü kör,ayağı topal,her tarafı sargılar içinde...

Ama nefes alıyor..

Hayatta...

Nefes aldıkça,yaşadıkça umut var demektir..

İyileşecek..İyileşmek zorunda..Daha kaç yaşında ki?..

Bunu da atlatır..Ben inanıyorum..Ona özen göstereceğiz,koruyacağız,bakacağız,bir an önce iyileşmesi için elimizden geleni yapacağız,güzel ve sağlıklı demokrasimize yeniden kavuşacağız..

Ama ben yine de ne olur ne olmaz,kızımızın başına bir daha aynı şey gelmesin diye,kızımızın adını değiştirdim.

NURCAN -- Kızın adını mı değiştirdin Rıfat?

RIFAT -- Evet.

NURCAN -- Ne yaptın?

RIFAT -- "Hasan..." Kızın adını değiştirdim,Hasan yaptım..İyileşince de basacağız erkeklik hormonunu,sonra da ameliyatla erkek yapacağız..

NURCAN -- Doğru söylüyorsun,bu memlekette kadın olmak da çok tehlikeli..

RIFAT  -- (Cebinden kızı için simsiyah,kalın bir takma bıyık çıkarır,kızının dudaklarının üzerine yapıştırır)

Kızıma erkek olana kadar,bıyıkları çıkana kadar taksın diye takma bıyık aldım...Dur kızım yapıştırayım şunu suratına.bu seni her türlü beladan korur..

(Bıyığı yapıştırır)

NURCAN -- Dur bakayım kızım?..Aaa,vallahi çok yakıştı..Ben de mi erkek olsam yoksa?


RIFAT -- (Seyirciye:)

Kızımızın adını "Demokrasi" koydum ya..Kız kaçırılınca herkesin dikkatini çekti..İsminden dolayı konuyu demokrasiyle ilişkilendirdiler..

Halbuki ne alakası var?...

Bütün dünya basını bu olayla ilgilendi,gazetelerinde,televizyonlarında yer verdiler.

Kızımızın başına gelen bu talihsiz olaydan sonra,kendini bilmez,Türkiye düşmanı bir yabancı gazete,bakın nasıl manşet atmış...

(Koltuktan gazeteyi alır)

Kızımızın adı Demokrasi'ydi ya..

Olaydan sonra şöyle manşet atmışlar..: (Okur)

"TÜRKİYE'DE DEMOKRASİNİN IRZINA GEÇTİLER....."


RIFAT -- Haydi Nurcan,oyun bitti,Hasan'ın da dinlenmesi lazım,götür yatağına yatır Hasanı.

NURCAN -- Hasan,kalk kızım...Yatağına götürelim seni..

RIFAT -- Kızım deme,kızım deme,oğlum de..Şimdiden kulağı alışsın.Artık adı demokrasi değil..Ameliyatla cinsiyetini de değiştireceğiz...Biz demokrasinin de kadının da kıymetini bilmiyoruz..

Bize demokrasi de,kadın da fazla..Biz böyle güzellikleri hiç haketmiyoruz..

Haydi oyun bitti,gidiyoruz haydi..(Seyirciye:) Siz ne bekliyorsunuz?Oyun bitti...

(Sola,çıkışa giderler..Çıkmadan geri dönerler,öteki oyuncular da girerler,final selamı verirler......)




                                       BİTTİ



                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder