YAZILAR

cc

12 Nisan 2016 Salı

TİYATRO OYUNU

_____________________

EVLİLİK TERAPİSİ





(Komedi)



Konu-Hikaye : Ali Poyrazoğlu


Diyaloglar : Yücel Ziko





KİŞİLER :


DR.NACİ UZMANOĞLU : İlişki uzmanı..Terapist.


FEYYAZ VE BERNA : Karı-Koca.



( Terapi'den önce...Evli çift Feyyaz ve Berna'nın evleri...)

 Akşam yemeğinden sonra...Feyyaz,koltuğa kurulmuş,elinde kumanda,televizyon seyrediyor...

Berna,bir tabağın içinde,mevsimine göre birkaç meyve,yanında kesmek için bıçak,girer...

Feyyaz'ın ilgisi televizyondadır....)



BERNA -- Feyyaz,ne seyrediyorsun?..

FEYYAZ -- ( Dikkati televizyonda,karısına bakmadan)  Televizyon seyrediyorum...

BERNA -- (Yanına oturur )  Televizyon seyrettiğini görüyorum..Hangi programı seyrediyorsun?..

(Elma soymaya başlar)

FEYYAZ -- Berna,kör müsün?..Görmüyor musun,maç özetlerini seyrediyorum...

BERNA -- ( Dikkati,kestiği elma'da..) Maç özetleri?..

FEYYAZ -- Evet..

BERNA -- ( Soyup dilimlediği elma'dan,bıçağın ucuna bir dilim takıp uzatır)  Al!..

FEYYAZ -- İstemiyorum...(Başını çevirmeden,elinin dışıyla iter)

BERNA -- Elma??...

FEYYAZ -- Yemeyeceğim Berna...( İlgisi televizyondadır)

BERNA -- Muz getireyim?.

FEYYAZ -- İstemiyorum..

BERNA -- Armut?

FEYYAZ -- Berna,istemiyorum,anlamıyor musun?..(Sesini biraz yükselterek)

BERNA -- Niye bağırıyorsun??

FEYYAZ -- Bağırmıyorum,meyve istemiyorum,diyorum,beni zorlama!..Beni,istemediğim şeyler için

zorlama!.Bi müsade et,şu maç özetlerini seyredeyim..

BERNA -- Bağırmadan söyleyemez misin?..

FEYYAZ -- Bernaa!..Bağırmıyorum,maç özetlerini seyrediyorum!.(Biraz daha kızgın)

BERNA -- Çok mu önemli maç özetleri? Ne olacak bi dilim elma yesen?.

FEYYAZ -- Yemeyeceğim Berna!..

BERNA -- ( Elma'yı tekrar uzatır ) Hadi bi dilim..Hatırım için...

FEYYAZ -- Berna çek şunu gözümün önünden!..

BERNA -- Bi dilim,bi dilim..

FEYYAZ -- Bernaaa...

BERNA -- Bi dilim,bi dilim,hatırım için,lütfen..( Bıçağın ucuna takılı elma'yı gözünün önünde çevirir,televizyonu seyretmesini engeller)

FEYYAZ -- Bernaaa...

BERNA -- Bi dilim bi dilim..Bak sen yemezsen,ben yerim..Hadi aç ağzını..Uçak geliyo,uçak
geliyo,hoooopp..

FEYYAZ -- Çek şunu gözümün önünden!!!..( Diyerek,elinin tersiyle,elma'ya,tabağa vurur,tabak,meyveler,yere saçılır..)

BERNA -- Ne yapıyorsun Feyyaz!!!

FEYYAZ -- Sana,yemeyeceğim dedim Berna,neden ısrar ediyorsun?..( Kalkar,yerdeki meyveleri toplar,tabağa koyar) Beni,yapmak istemediğim şeyler için zorlama Berna!...

BERNA -- Niye vuruyorsun tabağa?!.

FEYYAZ -- Vururum..Sen de ısrar etmeseydin!.

BERNA -- Ya,bıçak,bi tarafıma saplansaydı??

FEYYAZ -- Saplandı mı??

BERNA -- Ya saplansaydı??

FEYYAZ -- Saplandı mı??

BERNA -- Ya,saplansaydı??

FEYYAZ -- Berna..Bıçak bi tarafına saplandı mı??

BERNA -- Ya saplansaydı??..

FEYYAZ -- Allahım,sen bana sabır ver..

BERNA -- Senin öfke sorunun var Feyyaz..

FEYYAZ -- Benim hiç bir sorunum yok Berna...( Meyve tabağını mutfağa götürmek için çıkar )

BERNA -- ( Arkasından) Var Feyyaz!...Senin öfke sorunun var!..Ayrıca,bir sorunun olduğunu kabul etmeme sorunun da var!..( Kumandayı alır,televizyonun kanalını değiştirir) Maç maç maç...Hayatı maç oldu..Öbür kanalda "Muhteşem yüzyıl-kösem" var,açmış,maç özetlerini seyrediyor...

FEYYAZ -- ( Girer..Kanalı değiştirdiğini görür,bozulur) Ne yapıyorsun Berna??

BERNA -- Benim dizim başlayacak birazdan,onu seyredeceğim..

FEYYAZ -- Ver şu kumandayı,başlatma dizine!..(Kumandayı elinden alır) Yarım saat maçlara bakacağım,sonra yatacağım zaten,yorgunum..

BERNA -- Yorgunmuş..Ne yaptın da yoruldun?

FEYYAZ -- Çalıştım da yoruldum hanımefendi!..Senin ihtiyaçlarını karşılamak için köpek gibi çalıştım da yoruldum.

BERNA -- Hoşt!...Benim ihtiyaçlarımı karşılamak için köpek gibi çalışmış...Eğer zor geliyorsa benim ihtiyaçlarımı karşılamak,o zaman ben de bir işe girer çalışır, kendi ihtiyaçlarımı karşılarım.

FEYYAZ -- Saçmalama...

BERNA -- Niye saçmalıyor muşum? Çalışırım tabi...Biz kadınlar,istersek her şeyi yapabiliriz.

FEYYAZ -- Hayır hanımefendi,siz kadınlar,biz istersek, her şeyi yapabilirsiniz..

 BERNA -- Faşist!!

FEYYAZ -- Sensin Faşist.

BERNA -- Cinsiyetçi!..Irkçı!..Erkekçi!..

FEYYAZ -- Saçmalama Berna..Ben hiç bir şey değilim,sadece senin kocanım..

BERNA -- O da yetiyor zaten..Ver şu kumandayı!.( Kumandayı elinden kapar)

FEYYAZ -- Berna,ver şunu!..(Kumandayı almaya çalışır,öteki,kaçırır,sonra da gider,düğmesine basar,televizyonu kapatır) Berna,niye kapattın televizyonu??

BERNA -- Konuşalım biraz..

FEYYAZ -- Ne konuşacağız?

BERNA -- Ne olursa...Her akşam işten geliyorsun,yemek yiyorsun,televizyon seyrediyorsun,yatıyorsun..

FEYYAZ -- Ne yapayım,yemek yemeyeyim mi?.

BERNA -- Hayır,onu demek istemiyorum..

FEYYAZ -- Ne demek istiyorsun,yatmayayım mı,uyumayayım mı?

BERNA -- Hayır,onu da demek istemiyorum..

FEYYAZ -- İşe mi gitmeyeyim??..Nasıl geçineceğiz o zaman?..

BERNA -- Feyyaz,işine geleni cümlenin içinden cımbızla çekip durma,büyük resme odaklan..

(Duvarda asılı,büyükçe,ucuz bir tablo vardır.Feyyaz,tablonun yanına gider,elini çenesine koyup,uzman pozlarında resme odaklanır)

BERNA -- Feyyaz,ne yapıyorsun??

FEYYAZ -- "Büyük resme odaklan" demedin mi?..Evdeki en büyük resim bu..Ne var bu resimde?.Niye bu resime odaklanmamı istiyorsun?

BERNA -- O resime değil Feyyaz,evliliğimizin büyük resmine odaklanmanı söyledim..

FEYYAZ -- Düğünde çektirdiğimiz fotoğraflara mı bakmamı istiyorsun?

BERNA -- Feyyaz,anlamıyor musun,konuşamıyoruz artık!

FEYYAZ -- Nasıl konuşamıyoruz?..Konuşuyoruz ya işte..Sen bana "Feyyaz anlamıyor musun,konuşamıyoruz artık" diyorsun,Ben de sana "Nasıl konuşamıyoruz?.Konuşuyoruz ya işte,sen bana,Feyyaz anlamıyor musun,konuşamıyoruz artık" diyorsun,diyorum..Bu konuşmak değil mi??

BERNA -- Hayır,bu konuşmak değil,kavga etmek..Ben,ilk günlerdeki gibi olalım istiyorum..Hatırlasana evlendiğimiz ilk günleri?..Sen akşamları işten gelince,iş yerinde olan biteni anlatırdın,ben de evde yaptıklarımı anlatırdım...

FEYYAZ -- E-eee?..

BERNA -- Yine öyle konuşalım işte..Bugün iş yerinde neler yaptın?..

FEYYAZ -- Berna,sen benim ne iş yaptığımı bilmiyor musun?.

BERNA -- Olsun,sen yine de anlat..

FEYYAZ -- Berna,işimle ilgili anlatacak bişey yok..Evlendiğimizden beri aynı işi yapıyorum,sen de biliyorsun zaten,defalarca anlattım sana..

BERNA -- İyi o zaman,ben anlatayım..Bu gün Selma'yla alışverişe gittik..

FEYYAZ -- Selma kim?

BERNA -- Arkadaşım,Feyyaz?..Tanıştırdım ya seni?..Kaç sefer tanıştırdım hem de..Tanıştırdım,unuttun..Sonra bir daha tanıştırdım,yine unuttun?..

FEYYAZ -- Ben senin arkadaşlarını aklımda tutmak zorunda değilim.

BERNA -- Benim arkadaşlarımı umursamıyorsun değil mi?.Senin dışında,kendime ait bir hayatımın olması seni rahatsız ediyor..

FEYYAZ -- Senin hayatın,benim..Ver şu kumandayı!

BERNA -- Vermiyorum..

FEYYAZ -- İyi,peki,rahatlayacaksan anlat..Nereye gittiniz Belma'yla?

BERNA -- Belma değil,Selma..

FEYYAZ -- Farkediyor mu?

BERNA -- Ediyor...

FEYYAZ -- Alışverişe mi gittiniz?

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- İyi yapmışınız..Nereye gittiniz?

BERNA -- Salı pazarına gittik..

FEYYAZ -- İlginç??...E-eee?.Ne aldınız?

BERNA -- Selma çanta aldı..

FEYYAZ -- İnanmıyorum???...E-eee?.Sen ne aldın?

BERNA -- İç çamaşırı aldım...

FEYYAZ -- Enteresann...Sohbet ilginç olsun diye araya parça koymuyorsun değil mi?

BERNA -- Ne parçası?

FEYYAZ -- İç çamaşırı mı aldın kendine?

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Ne renk?

BERNA -- Ne, ne renk?

FEYYAZ -- Aldığın iç çamaşırı..

BERNA -- Beyaz..

FEYYAZ -- Kırmızı alsaydın..

BERNA -- Niye?

FEYYAZ -- Kırmızı yatak odasında güzel duruyo.....Tamam,konuştuk,ver kumandayı!

BERNA -- Vermiyorum.Şimdi de sen bişey anlat.

FEYYAZ -- Berna,ver şu kumandayı,benim anlatacak bişeyim yok.

BERNA -- O zaman,neden anlatacak bişeyin yok,onu anlat..

FEYYAZ -- Sen iyice saçmaladın,ben yatıyorum...(Arkasını döner,çıkışa yürür)

BERNA -- Feyyaaaazzz!...

FEYYAZ -- Ne var? ( Dönüp bakar)

BERNA -- Feyyaaazzz....( Sevişme arzusuyla,cilveli,tahrik edici hareketler yapar)

FEYYAZ -- Ne yapıyorsun Berna?..

BERNA -- Sence ne yapıyorum??..

FEYYAZ -- Saçmalama Berna,yorgunum...

BERNA -- Feyyaz,niye böyle yapıyorsun?!..(Kızgın,sesini yükselterek)

FEYYAZ -- Ne yapıyorum?.

BERNA -- Bana ikide bir "Saçmalama" deyip durma!!..(Kızgın,bağırarak)  Benim yaptığım her şeyin,söylediğim her şeyin saçma olduğunu söyleyip beni aşağılama!!..

FEYYAZ -- Ben seni aşağılamıyorum!..

BERNA -- Aşağılıyorsun!.Beni insan yerine koymuyorsun,ciddiye almıyorsun!..(Kavga başlamıştır)

FEYYAZ --Bağırma!.

BERNA-- Bağırırım!..Az bile bağırıyorum,sesim çıksa,daha çok bağırırım,dua et,ses tellerim ince!

FEYYAZ -- Senin derdin ne?? Ne istiyorsun benden??

BERNA -- Senin bu tavırlarından bıktım,usandım artık!..Konuşalım diyorum,konuşmuyorsun, sevişelim diyorum,sevişmiyorsun..Asıl senin derdin ne??...

FEYYAZ -- Bağırma,Berna!

BERNA -- Bağırırım!.Bu laflar bağırmadan söylenmez!..Sen bu evde tek başına yaşamıyorsun!.Ben yokmuşum gibi davranmandan bıktım!.

FEYYAZ -- Ben de senin,beni istemediğim şeyler için zorlamandan bıktım!..Ne istiyorsun benden!..Karnın doyuyor,kafanın üstünde bir çatı var,harçlığını veriyorum,istediğin yere gidip,gezip tozuyorsun,daha ne istiyorsun??...

BERNA -- Ne mi istiyorum?...

FEYYAZ -- Evet!..Ne istiyorsun!!?

BERNA -- Boşanmak istiyorum...(Artık kararını vermiş)

FEYYAZ -- Tamam!..Onu da yap!..Git,ne kadar boşanmak istiyorsan boşan,rahatla,keyfine bak!.Yeter ki şu evde bana biraz rahat ver!..

BERNA -- Feyyaz,sen benim ne dediğimi anlamadın galiba..Boşanmak istiyorum,dedim..

FEYYAZ -- Kimden??

BERNA -- Senden..

FEYYAZ -- Saçmalama,benden boşanamazsın,ben senin kocanım..

BERNA -- Feyyaz,ayrılmak istiyorum,diyorum!..

FEYYAZ -- Nerden?

BERNA -- Senden!..

FEYYAZ -- Boşanmak istiyorum derken,bunu mu kastettin?..Benden ayrılmak mı istiyorsun?

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Boşanacağız yani?

BERNA -- Evet...

FEYYAZ -- Hoppalaaaaa...

BERNA -- Ne hoppalası?..

FEYYAZ -- Haydaaaaaaa...

BERNA -- Ne haydası?

FEYYAZ -- Sen kafayı mı yedin Berna?..

BERNA -- Neden bu kadar şaşırdın?..Çok mu garanti görüyordun beni de,bu kadar şaşırdın?..

FEYYAZ -- Tamam Berna,anlıyorum ben seni,sen bunalmışsın,sıkılmışsın,evden biraz uzaklaşmaya ihtiyacın var..Annenin yanına git,bir hafta kal,kendine gel..

BERNA -- Annemin yanına gitmek istemiyorum!.

FEYYAZ -- O zaman seni doktora götüreyim,sen depresyona girmişsin,farkında değilsin..

BERNA -- Depresyonda değilim Feyyaz,depresyonda olan,evliliğimiz..

FEYYAZ --Sen şimdi ciddi ciddi boşanmak mı istiyorsun??..

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Bi dilim elma uzattın,yemedim diye mi boşanıyorsun benden?..Valla,hakim boşamaz bizi Berna..Nerde görülmüş,bir dilim elma için kocasından ayrılan?..İyice saçmaladın yani..

BERNA -- Sorunun elma olmadığını sen de iyi biliyorsun Feyyaz..

FEYYAZ -- Nedir o zaman,muz mu?..Getir mutfaktan bi tane muz,soyup yiyeyim bi tane..Allahım Ya rabbim yaa..Bir elma için,bir muz için,yuvayı dağıtacak,kadına bak!...Tamam hadi iyi geceler,sen dizini seyret,benim de uykum geldi zaten,yarın erken kalkacağım..(Esner..Çıkışa yürür)

BERNA -- Feyyaz ben çok ciddiyim...

FEYYAZ -- Demek çok ciddisin?..(Geri gelir)

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Boşanmak istiyorsun??

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Tamam..Sen bilirsin..Benim için hava hoş,ben erkeğim,bana bişey olmaz,olan sana olur,iyi düşün...

BERNA -- Düşündüm..Ya boşanacağız...ya da..

FEYYAZ -- Ya da ne?

BERNA -- Ya da bir ihtimal daha var..

FEYYAZ -- Neymiş o ihtimal??

BERNA -- "Terapiye" gideceğiz!...

FEYYAZ -- Nereye gideceğiz??

BERNA -- Terapi...Profesyonel bir ilişki uzmanına gideceğiz,birlikte evlilik terapisi alacağız...

FEYYAZ -- Saçmalama Berna,bizim terapiye falan ihtiyacımız yok.

BERNA -- O zaman boşanacağız..

FEYYAZ -- Tamam o zaman..Madem bir sorun yaşıyorsun,parasını vereyim,sen tek başına git terapiye.Benim terapilik bir sorunum yok.

BERNA -- Var Feyyaz..Bu evde sen-ben diye bir şey yok,"Biz" varız..Benim sorunum,senin de sorunun demektir..

FEYYAZ -- Terapi diyorsun??

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Emin misin?

BERNA -- Eminim..

FEYYAZ -- Ya gitmezsem??

BERNA -- Boşanırım o zaman.

FEYYAZ -- Tazminat,nafaka falan isteyecek misin?

BERNA -- Donuna kadar alırım...14 yılımı verdim sana..

FEYYAZ -- "Terapi" diyorsun??

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Nerde bu terapi?

BERNA -- Ben alacağım randevuyu sen merak etme..

FEYYAZ -- Terapi??

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Gidip sevişsek,terapiden vazgeçer misin?

BERNA -- Hayır.

FEYYAZ -- Elma yesem?

BERNA -- Hayır.

FEYYAZ -- Kumanda sende kalsın??

BERNA -- Hayır!.

FEYYAZ -- Sana bugün iş yerinde olanları anlatayım??

BERNA -- Hayır!.

FEYYAZ -- İlle de terapi diyorsun?

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Tamam tamam..Ver şu kumandayı!..(Kumandayı elinden alır)

BERNA -- Geç oldu,yatalım artık..

FEYYAZ -- Sen git yat,benim uykum kaçtı....

BERNA -- İyi geceler..(Arkasına geçip,yanağından öper) Merak etme,çok iyi olacak...Sabah erken kalkacaksın,fazla oturma..(Çıkar)

FEYYAZ -- ( Elinde kumanda,televizyonun karşısında,sıkıntılı,sert sert kumandanın düğmelerine basarak,kanal değiştirir..Sinirli sinirli:) Terapiymiş!..Terapi!..Terapi!..Bir bu eksikti!..

( "Terapi" diye diye,kumandanın tuşlarına sert sert basarken........Müzik ve Tablo sonu.)





                                             (BİRİNCİ TABLO'NUN SON)



                                                                  ...............................




                                                    (İKİNCİ TABLO)




BERNA ve FEYYAZ...İlişki uzmanı Terapist'in ofisindeler...

Girerler...



FEYYAZ -- Burası mı?..(Etrafına bakınır)

BERNA -- Burası..

FEYYAZ -- Doktor nerde?

BERNA -- Birazdan gelir..

FEYYAZ -- Doğru söylüyorsun,bizde adettir,doktorlar hep geç gelir.Oturalım şöyle...

(Otururlar)

FEYYAZ -- Hayatımda aspirin bile içmedim,şu düştüğüm duruma bak,doktorluk olduk!..

BERNA -- Feyyaz,biz hasta değiliz.Evliliğimizde,ilişkimizde sorun yaşıyoruz,o yüzden geldik.
Hastaneye gelmedik,ilişki uzmanına geldik..

FEYYAZ -- Onun ilişkisi nasıl acaba?

BERNA -- Kimin ilişkisi?

FEYYAZ -- Doktorun ilişkisi...Onun ilişkisi de bozuktur kesin.Evliliği can çekişiyordur.Başkalarının ilişkilerini düzeltmeye çalışarak kendi ilişkisini unutmaya çalışıyordur.

BERNA -- Saçmalama Feyyaz..

FEYYAZ -- Ben sorarım ama ona bir ara "Senin ilişkin nasıl" diye..

BERNA -- İyi,sor..

(Doktor girer)

DOKTOR -- Hoşgeldiniz!...Hoşgeldiniz,hoşgeldiniz...(ellerini sıkar)  Berna hanım?

BERNA -- Merhaba Doktor bey..

DOKTOR -- Feyyaz bey?

FEYYAZ -- Hoşbulduk Doktor bey...

DOKTOR -- Ben,Doktor Naci Uzmanoğlu...  Terapist,ilişki uzmanı...Ne iş yapıyorsunuz Feyyaz bey?

FEYYAZ -- Toptancıyım.

DOKTOR -- Çok güzel.Ayda ne kadar para kazanıyorsunuz?

FEYYAZ -- Erkeğin maaşı sorulur mu doktor bey?

BERNA -- Feyyaz,gıcıklık yapma.Doktor bey,işi gereği hakkımızdaki herşeyi bilmek istiyor.

DOKTOR -- Hayır,bunun işle ilgisi yok,terapi ücretini ödeyebilecek misiniz,onu merak ettim.

FEYYAZ -- Şaka yapıyorsunuz değil mi?

DOKTOR -- Evet,şaka yapıyorum...Siz de yapın..Bol bol şaka yapın.Hayatınızda şakaya yer verin.Şaka iyidir.İlişkileri gevşetir,rahatlatır..

FEYYAZ -- Ben niye gerildim o zaman?..

DOKTOR -- Kaç senedir evlisiniz?

FEYYAZ -- Ondört!

BERNA -- Onbeş!...Ondört bitti,onbeşe girdik..

DOKTOR -- Mükemmel..Mükemmel..

FEYYAZ -- Mükemmel değil.Mükemmel olsaydı,size gelmezdik.

DOKTOR -- Hayır,mükemmel olan "evlilik"..."ilişki"...İlişki mükemmel bir şeydir.Bizi mükemmel yapan ilişkilerimizdir...Terapiye başlayalım mı?

BERNA -- Başlayalım doktor bey,biz hazırız.

DOKTOR -- Tamam,ben üç deyince başlayalım.Bir..iki......Şaka yaptım.Şaka..Şaka iyidir.Rahatlatır.

FEYYAZ -- Ben yine gerildim..

BERNA -- Doktor bey,başlamadan önce bişey soracağım...Biz şimdi size problemlerimizi anlatacağız,siz tedavi edeceksiniz..Ücret nasıl olacak?.Siz problem başına mı ücret alacaksınız bizden?

FEYYAZ -- Berna saçmalama..

BERNA -- Hayır,eğer öyleyse,hepsini anlatmayalım,çok yazmasın.Bizim baya problemimiz var da..

FEYYAZ -- Abartma Bernaa!..

DOKTOR -- Aslında biliyor musunuz...

FEYYAZ -- Yok,bilmiyoruz.

BERNA -- Feyyaz,daha bişey söylemedi ki doktor?

FEYYAZ -- İşte ben de onun için bilmiyorum,dedim.Söylese,bilirdim.

BERNA -- Ne diyecektiniz doktor bey?

DOKTOR -- Aslında bütün sorunlar,tek bir büyük sorunun parçaları olabilir..Çok sorununuz değil,aslında sadece bir sorununuz olabilir..İsterseniz,sorunlarınızın en büyüğünden başlayalım.
sizi rahatsız eden en büyük sorununuz nedir?

BERNA -- İletişimsizlik doktor bey..Kocamla artık iletişemiyorum.. 

FEYYAZ -- O ne be?.."İletişemiyorum..."

BERNA -- Yani,konuşamıyoruz artık...Evin içinde iki yabancı gibiyiz..Akşam işten geliyor,yemek yiyor,televizyon seyrediyor,yatıyor.

DOKTOR -- Niye öyle yapıyorsunuz Feyyaz bey?

FEYYAZ -- Niye mi yemek yiyorum?

BERNA -- Bakın hep böyle yapıyor doktor bey,lafı hep istediği yerden anlıyor.

FEYYAZ -- Konuşacak,anlatacak bişey kalmadı ki doktor bey..Ondört sene oldu..

BERNA -- Onbeş..Ondört bitti,onbeşe girdik.

FEYYAZ -- Hay girmez olaydım!..

DOKTOR -- Devam edin..

FEYYAZ -- Bizim hayatımız belli,çapımız belli.Hep aynı şeyleri yaşayıp duruyoruz.Zaten herşeyi anlatıp bitirdik,konuşacak bişey kalmadı ki..

DOKTOR -- Peki siz niye öyle yapıyorsunuz Berna hanım?

BERNA -- Anlamadım,ne yapıyorum??

DOKTOR -- Konuşacak,anlatacak bişey kalmamış ki hayatınızda..Ondört sene olmuş.Sizin hayatınız belli,çapınız belli.Hep aynı şeyleri yaşayıp duruyormuşsunuz.Zaten herşeyi anlatmış,bitirmişsiniz,konuşacak bişey kalmamış ki...

BERNA -- O zaman,konuşacak,anlatacak yeni bir şeyler bulsun doktor bey..Bana değer verdiğini göstersin.Çaba sarfetsin.

DOKTOR -- Feyyaz bey,niye konuşacak,anlatacak yeni bişeyler bulmuyorsun?.Neden eşine değer verdiğini göstermiyorsun,çaba sarfetmiyorsun?

FEYYAZ -- Ne çabası doktor bey?.Çaba sarfedecek zamanım mı var?.Hayatın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz.Eşime,çocuğuma daha rahat bir hayat yaşatabilmek için,işimden başımı kaldıramıyorum ama Berna hanım benim bu halimi anlamıyor.

DOKTOR -- Berna hanım,niye böyle yapıyorsunuz?.Çaba sarfedecek zamanı mı var?.Hayatın ne kadar zor olduğunu bilmiyor musunuz?.Adam size rahat bir hayat yaşatabilmek için işinden başını kaldıramıyor,niye onun bu halini anlamıyorsunuz?..

BERNA -- İstese zaman yaratabilir,açıp bir kitap okuyabilir,gelip onu benimle paylaşabilir,Bunu yapmıyor,bıraktı kendisini.

DOKTOR -- İstesen zaman yaratabilirsin Feyyaz bey.Açıp bir kitap okuyabilirsin,onu eşinle paylaşabilirsin,niye bırakıyorsun kendini?

FEYYAZ -- O-hooo..Bu bütün işi bize yaptırıyor...

DOKTOR -- Terapiye gelmeye nasıl karar verdiniz?

BERNA -- Benim uzun zamandır aklımdaydı.

FEYYAZ -- Benim hiç aklımda yoktu.Terapi'nin ne olduğunu,ne işe yaradığını bile bilmem.

DOKTOR -- Feyyaz bey,biz psikoterapiyi,önce,varolan sorunları ortadan kaldırmak,sonra,bozulan davranışları düzeltmek,daha sonra da,olumlu kişilik gelişimini sağlamak için yapıyoruz.

BERNA -- İyi yapıyorsunuz,Allah sizden razı olsun.

DOKTOR -- Evet,nasıl karar verdiniz gelmeye?

BERNA -- Dediğim gibi doktor bey,benim uzun zamandır aklımdaydı,hep erteliyordum..Dün akşam ilk defa birbirimize bağıra bağıra kavga ettik..Zaten "burama" kadar gelmişti,dün akşam"burama" kadar çıktı..Ya boşanacaktık,ya da terapiye gidecektik..

DOKTOR -- Kocanızı boşanmakla mı tehdit ettiniz?

FEYYAZ -- Doktor bey,boşanmak problem değil de,nafaka-tazminat işi canımı sıktı...Bana ne dedi biliyor musunuz? "Donuna kadar alırım" dedi..

BERNA -- Alırım tabi..14 yılımı verdim sana,donunu bile alırım.

FEYYAZ -- AL!..bütün donlarım senin olsun!..(Kızar)  Zaten zorla giydiriyorsun o donları bana..Ben "don adamı" değilim,ben "külot adamıyım.." Zorla boksör şortlarını giydiriyor bana,apış aralarım yara oldu..
    
BERNA -- Ama külot çok zararlıymış Feyyaz?..

FEYYAZ -- Neye zararlı?

BERNA -- Şeye..

FEYYAZ -- Neye?

BERNA -- Şeye işte...Daracık külotlar,kısırlığa yol açıyormuş..Çok sıcak olmaması gerekiyormuş orasının.

FEYYAZ -- Neresinin?

BERNA -- En fazla 36-37 derece olması gerekiyormuş.

FEYYAZ -- Neresi? Antalya mı?.

BERNA -- Feyyaz dalga geçme..

FEYYAZ -- Düşündüğü şeylere bakın doktor bey?.Uğraştığı şeylere bakın?..

DOKTOR -- Cinsel hayatınız nasıl??

(Bu soruya Feyyaz'ın canı sıkılır.Bir an sessizlik olur,sonra..)

FEYYAZ -- Sana ne!..

BERNA -- Feyyaz,terbiyesizleşme..Doktor,tıbbi açıdan soruyor.

FEYYAZ -- Yahu,cinsel hayatın tıbbi açısı mı olur?..Nasıl olacak,yuvarlanıp gidiyoruz işte.. 

BERNA -- Valla cinsel hayatımız çok kötü doktor bey...

FEYYAZ -- Bernaa,karıştırma oraları..

BERNA -- Feyyaz,o bizim doktorumuz,tedavi görmeye geldik,tıpta ayıp diye bişey yok.

FEYYAZ -- İyi,anlat,kus bakalım içinde ne varsa.

BERNA -- Valla,ben hiç umurunda değilim doktor bey,yatakta sadece kendisini düşünüyor..
Bir gece sevişirken usulca yataktan çıktım,baktım hala sevişiyor...
Sevişirken gözlerini kapattığı için,benim yataktan çıktığımı görmedi..Gittim,çocuğun odasından oyuncak ayısını aldım,kocaman büyük bir ayı,getirdim,kollarının arasına bıraktım,ayıyla sevişmeye başladı...

FEYYAZ -- Saçmalama Berna,ayı olduğunu biliyordum,şaka olsun diye,seni güldürmek için yaptım.

BERNA -- Hadi ordan,şakaymış..bir şaka 20 dakika sürer mi?..

FEYYAZ -- Yani,senin sorunun bu mu Berna?..Bütün sorun,sevişmek mi?.Cinsellik mi?..Evlilik demek,karı-koca olmak demek,cinsellikten ibaret bişey mi?..

DOKTOR -- Feyyaz bey,cinsellik,sadece cinsellik değildir.Cinsel ilişki,aynı zamanda,ruhsal ilişkidir..Cinsellik,temel bir yaşam dürtüsüdür.Bütün davranışlarımızın kökeninde,temel yaşam dürtülerinin etkileri vardır.Eşler,karşılıklı olarak birbirlerini doyuma ulaştırdıkları ölçüde mutlu olurlar.Ulaştıramazlarsa,mutsuz ve sorunlu olurlar..Cinsel duyguların bastırılması,tatmin edilmemesi,başka duygularda soruna yol açar.Biyerden bastırırsan,başka biyerden patlar..

BERNA -- Yaaa,gördün mü?..

DOKTOR -- Bana dün akşam yaptığınız kavgayı anlatın,onun üzerinden analiz yapalım.

BERNA -- Anlatayım doktor bey...Feyyaz,dün akşam her zamanki gibi işten gelmiş,yemeğini yemiş,oturmuş televizyonun karşısına,televizyon seyrediyordu...Ben de mutfaktaki işlerimi bitirdim,bir tabak meyve aldım,yanına gittim...

DOKTOR -- Berna hanım,isterseniz,anlatmayın da,yaşayın..

BERNA -- Neyi yaşayalım?

DOKTOR -- Dün akşamki kavganızı burada yeniden canlandıralım..

BERNA -- Nasıl canlandıralım??

DOKTOR -- "Psikodrama" yöntemiyle canlandıralım..

FEYYAZ -- O nedir doktor?.Pis bişeye benziyor?

BERNA -- "Pis" değil,"psi"..."Psikodrama..." Doğru söyledim değil mi doktor bey?

DOKTOR -- Evet,doğru söylediniz..Psikodrama,sorunların keşfedilmesi amacıyla,tiyatro teknikleri kullanılarak yapılan bir tedavi yöntemidir.

BERNA -- Yani,tiyatro mu oynayacağız?

DOKTOR -- Evet..Ben size burada bir sahne kuracağım,size bir konu vereceğim,siz o konuyu içinizden geldiği gibi,duygularınızı,düşüncelerinizi bastırmadan,doğaçlama olarak oynayacaksınız.Sonra da birlikte,ortaya koyduğunuz duygularınızı,düşüncelerinizi çözümlemeye,anlamaya çalışacağız..

BERNA -- Peki şimdi konu ne olacak?

DOKTOR -- Konu : "Dün akşamki kavganız..." Hem ben kavganızı daha detaylı görmüş olacağım,hem de siz bu kez bazı şeylerin farkına varabileceksiniz...

BERNA -- Ay ben tiyatroyu çok severim!..(sevinçli)

FEYYAZ -- Ay ben tiyatroyu hiç sevmem!..(karısını taklit ederek)

DOKTTOR -- Haydi bakalım,kalkın gelin şöyle...Burası sizin sahneniz olsun...Feyyaz bey,siz şöyle oturun..Dün akşam evde yaşadığınız kavgayı canlandıracaksınız..Evdesiniz,televizyon seyrediyorsunuz...Berna hanım,siz de dışarı çıkın,sekreterime söyleyin,size,bir tabağa meyve koyup versin..

BERNA -- Tamam...(çıkar)

DOKTOR -- Alın Feyyaz bey,televizyon kumandasını da...(Masasından aldığı kumandayı verir)
Televizyon seyrediyorsunuz...Berna hanım,hazır olduğunuzda girebilirsiniz!1

BERNA -- (sesi) Tamam doktor bey!...


( Sahnenin solunda hazırlanan küçük sahnede,Feyyaz,evindeymiş gibi,televizyon seyretmeye başlar..
Berna,elinde tabak,meyveler ve bıçakla girer...)


BERNA -- Feyyaz,ne seyrediyorsun hayatım?...

FEYYAZ -- Televizyon seyrediyorum...(Karısına bakmadan)

BERNA -- Televizyon seyrettiğini görüyorum..Ne seyrediyorsun?

FEYYAZ -- Maç özetlerini seyrediyorum...(Dikkati televizyonda)

BERNA -- Maç özetleri mi?...(Yanına oturur,elma soyar)  Nasıl maç özetleri?.Maçı oynayıp bitirmişler,sonra tekrar sahaya çıkıp bir de özet mi çıkarmışlar??

FEYYAZ -- Hayır Berna..Maç oynanırken çekim yapmışlar,şimdi de özet olarak maçın önemli anlarını gösteriyorlar..

BERNA -- Nasıl önemli anları?...Maçın önemsiz anları da mı var??

FEYYAZ -- Var tabi..

BERNA -- Önemsiz anları niye oynuyorlar?.Önemsizse oynamasınlar?..

FEYYAZ -- Berna,neyin önemli,neyin önemsiz olduğunu maç sırasında bilemezsin.

BERNA -- Heeeeee....Anladıım...(Soyup dilimlediği elma'dan bir dilim bıçağın ucuna takıp uzatır)
Al!..

FEYYAZ -- İstemiyorum...

BERNA -- Elma?..

FEYYAZ -- Hayır,yemeyeceğim..

BERNA -- Portakal mı yiycen?

FEYYAZ -- Hayır.

BERNA -- Muz getireyim?

FEYYAZ -- İstemiyorum.

BERNA -- Armut?

FEYYAZ -- Berna,istemiyorum anlamıyor musun?? (sesini yükselterek)

BERNA -- Niye bağırıyorsun?

FEYYAZ -- Bağırmıyorum!!..(Bağırarak)  Meyve istemiyorum,bi müsade et,şu maç özetlerini seyredeyim.

BERNA -- Ne olacak bir dilim elma yesen??

FEYYAZ -- Yemeyeceğim Berna!!

BERNA -- Hadi bi dilim bi dilim...Hatırım için..elma,barsaklarına da iyi gelir.

FEYYAZ -- Berna,benim barsaklarımda bir problem yok,çek şunu!..

BERNA -- Bi dilim Feyyaz,lütfen!.Hadi aç ağzını!.Uçak geliyo,uçak geliyo,hoooop!..

FEYYAZ -- Yahu,çek şunu gözümün önünden!!...(Elinin tersiyle,tabağa vurur,meyveler yere düşer)

BERNA -- Ne yapıyorsun Feyyaz???


DOKTOR -- (Alkışlar..) Tamam,burda keselim...

BERNA -- Ama daha devam ediyo doktor bey,bu daha birinci bölüm..

DOKTOR -- Biliyorum Berna hanım,devam edeceğiz...Şimdi,buraya kadar oynadığınız bölümü,baştan,yeniden oynayın..Ama bu kez,daha yavaş oynayın.

BERNA -- Nasıl daha yavaş?

DOKTOR -- Oynarken daha yavaş konuşun,daha yavaş hareket edin..

BERNA -- Daha yavaş konuşacağız,daha yavaş hareket edeceğiz?

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- Onu niye yapıyoruz?

DOKTOR -- "Farkındalığı" artırabilmek için...

FEYYAZ -- "Farkındalık??.."

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- O nedir?

BERNA -- "Farkındalığın" ne olduğunu bilmiyor musun Feyyaz?..Farkındalık,"farkına varmanın" daha asortik söylenişi..

FEYYAZ -- Neyin farkına varacak mışız??

DOKTOR -- Yaptıklarınızın ve söylediklerinizin...

FEYYAZ -- Daha yavaş oynayınca yaptıklarımızın farkına mı varacağız?

DOKTOR -- Evet...Hayatın hızına yetişebilmek için,çok hızlı hareket ediyoruz,bu da bir çok şeyi,düşünmeden söylememize,sebep oluyor..Tempomuzu biraz düşürüp,daha sakin olabilirsek,bir sonraki hatalı davranışımız için,kendimizi önceden frenleyebiliriz...

BERNA -- Daha yavaş oynayalım diyorsunuz??

DOKTOR -- Evet...Berna hanım,siz yeniden dışarı çıkın.Feyyaz bey,siz de oyuna baştan girin.Televizyon seyrediyorsunuz...

FEYYAZ -- Tamam..


( Berna çıkar..Feyyaz televizyon seyreder..Berna girer..Doktorun dediği gibi,yavaş hareket edip,yavaş konuşurlar)


BERNA -- Naapııyorsun Feyyaaaz?..Ne seyrediyorsuun??...( Yavaş hareket eder )

FEYYAZ -- Maç özetlerini seyrediyoruumm...(Yavaş)

BERNA -- Meyve getirdimm...Meyve yerr misinnn...

FEYYAZ -- Haaayıır..yemeeem...Maç özetlerini seyrediyoruuum...

BERNA -- Bi dilim yersin amaaa..

FEYYAZ -- Haaayır,yemeeem...

BERNA -- Portakal soyayımm?..Portakal yeer misiin?

FEYYAZ -- Haaayır..Portakal soymaaa..Portakal ye-me-ye-ce-ğimmm..

BERNA -- Peki,muuuzz?..

FEYYAZ -- Haaayırr,muz da ye-me-ye-ce-ğimmm..

BERNA -- Ar-muuut??

FEYYAZ -- Haaayııır,armut da ye-me-ye-ce-ğimmm..

BERNA -- Bi diliim,lütfeeen..

FEYYAZ -- Çek şu tabağı gözümün önünden Bernaaa...Yoksa,elimin tersiylee,tabağa vuruup,yere düşürürüüm,bütün meyveleer,yere saçılıır,bunu şimdiden görebiliyoruuumm...


DOKTOR -- (Alkışlar) Çok güzel,çok güzel...gördünüz mü?..Sakin olunca,tempomuzu düşürünce,aynı anda,bir sonraki hareketimizi de tahmin edip,kendimizi frenleyebiliyoruz..

Şimdi bunu,yeni baştan daha yavaş oynayın...

BERNA -- Nasıl daha yavaş?..Daha yavaşı mı var doktor bey?..Yavaş oynadık ya zaten?

DOKTOR -- Daha da yavaş oynayın.."Ağır çekim" filmler olur ya?

BERNA -- Onun gibi mi?

DOKTOR -- Onun gibi..

FEYYAZ -- Onu niye yapıyoruz?

DOKTOR -- Farkındalığı biraz daha artırabilmek için...Bir tür arınma sağlayabilmek için...Bedenle ruhun nasıl uyumlu bir ilişki içinde olduğunu görebilmek için...Hareketlerimiz değiştikçe,duygularımız da değişir.Duygularımız değişince,düşüncelerimiz değişir..Çünkü,düşüncelerimiz,duygularımızın meyvesidir...

BERNA -- Ağır çekim bir film gibi oynayalım,diyorsunuz?

DOKTOR -- Evet...

BERNA -- Tamam...


( Berna çıkar..Feyyaz televizyon seyreder..Berna girer...Doktorun dediği gibi,"ağır çekim" hareket
eder,çok yavaş konuşurlar..)


BERNA -- Feyyaaaaaaazzz...Ne yapıyooorsuuuuuunnnn?...(Mimikleri de "ağır çekim" dir)

FEYYAZ -- Maç özetleriiniiii seeyrediiyooruuuuummmm

BERNA -- Elmaaa yeer miisiiiiiinnn?

FEYYAZ -- Haaaaayıııııır,elmaaa yeemeeeeeemm.

BERNA -- Bi diiliiiim lüüütfeeeeenn.

FEYYAZ -- Israaaaar etmeeee Bernaaaaa...Yemeyeceğiiiiiiiiimmm..

BERNA -- Portakal yeeer miisiiiiinnn?...

FEYYAZ --- Haaaaayıııııırrrr...

BERNA -- Aaarmuuuuut?...

FEYYAZ -- Haaayııııııır...

BERNA -- Biiiir diiliiiim yeeseeeen nee oluuur saankiiiii?..Eelmaaa,baarsaaklaarıınaa daaaa iyiiii geliiiir..

FEYYAZ -- Çeeek şuu tabağııı gözümüüün önüüüündeeeen Beernaaaaa!..(Elinin tersiyle,tabağa"ağır

çekim" vurur,Berna,tabağı "ağır çekim" elinden düşürür.)

BERNA -- Naaaaaapııyorsuuuun Feeyyaaaaaazzzz?....


DOKTOR -- (Alkışlar ) Çok güzel,harika...Yeterli..Burada keselim....

Bu şekilde oynayınca neler hissettiniz?

BERNA -- Benim bir ara uykum geldi..

DOKTOR -- Siz Feyyaz bey?..Siz neler hissettiniz?

FEYYAZ --Valla,bilmiyorum ki doktor bey..Bu şekilde yapınca,insan yaşadığı şeye yabancılaşıyor.Kavga tuhaf geliyor,anlamsız geliyor..

DOKTOR -- İşte bu yöntemde amaçlanan da budur zaten..Yabancılaşmak...Bazan bizim olan şeylere yabancılaşmak,uzaktan bakmak gerekir...

Özellikle,kendimize uzaktan bakabilsek,kendi hatalarımızı kendi gözlerimizle görebiliriz..

Şimdi bir de "Uzaktan bakma" yöntemini deneyeceğiz...

BERNA -- "Uzaktan bakma yöntemi?.."

DOKTOR -- Evet...

BERNA -- Uzaktan nereye bakacağız?

DOKTOR -- Kendimize bakacağız..

FEYYAZ -- Nasıl yapacağız onu?

DOKTOR -- Hayal gücünüzü kullanarak...Biz bu yönteme "Ayna tekniği" diyoruz...Psikodrama'nın en temel tekniklerinden biridir..

BERNA -- "Ayna tekniği?.."

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- Kendimize uzaktan bakacağız?..

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- Nasıl olacak o?

DOKTOR -- Ben size göstereceğim...Oyunu yeniden oynayın..

BERNA -- Yavaş mı oynayacağız yine?.Ağır çekim mi?

DOKTOR -- Hayır.Normal oynayın.Evde nasıl yaşadıysanız,aynen öyle oynayın.

BERNA -- Tamam..Ben dışarı çıkıyorum....(çıkar)

FEYYAZ -- Ben de televizyonun karşısına geçiyorum..

(Berna elinde meyve tabağıyla girer)


BERNA -- Feyyaz,ne seyrediyorsun hayatım?..

FEYYAZ -- Maç özetlerini seyrediyorum..

BERNA -- Meyve getirdim hayatım,yersin değil mi?

FEYYAZ -- Hayır,yemeyeceğim..

BERNA -- Yersin yersin.Meyve çok faydalıdır.Vitamin ihtiyacımızı karşılar.vitamin olmazsa biz ne yaparız?..

FEYYAZ -- Yok Berna,yemeyeceğim.

BERNA -- Ama yemen lazım Feyyaz?.Yemezsen büyüyemezsin ki..

FEYYAZ - Ne büyümesi Berna?.Çocuk muyum ben?

BERNA -- O zaman çocuk gibi inat etme!..


DOKTOR -- Tamam,burada keselim!...Şimdi,çıkın sahneden...(çıkarlar)  Şöyle sahnenin kenarında durun..(dururlar) Sahnedeki kendinizi izleyin..

BERNA -- Sahnedeki kendimizi mi?..Biz sahnede değiliz ki?

DOKTOR -- Sahnedesiniz...Hem oradasınız,hem buradasınız...Şu anda orada,sahnede Berna hanımla,Feyyaz bey konuşmaya devam ediyorlar.Siz de onları izleyip,sahnede neler olduğunu,yorumlayarak bana anlatacaksınız..

BERNA -- Berna'yla Feyyaz sahnedelerse,biz kimiz?

FEYYAZ -- Sen kim olduğunu bilmiyor musun?. Berna'sın sen..Ben,Feyyaz..Terapiye geldik..

BERNA -- Onu biliyorum...Peki,biz bizsek,sahnedekiler kim?

DOKTOR --Onlar da sizsiniz.

FEYYAZ -- Sahnedekiler de biz,biz de biziz..Biz bizi izleyeceğiz.

BERNA -- Biz bizeyiz yani.

FEYYAZ -- Biz bizeyiz,yabancı yok,rahat ol..

BERNA -- Tamam tamam anladım..Hayal gücümüzü kullanıp,sahnedeki bizi izleyeceğiz..

DOKTOR -- Evet...Haydi başlayın bakalım,neler oluyor sahnede,anlatın bana..

BERNA -- Tamam...(Boş sahneye bakarak)  Şu anda ben,Feyyaz'a meyve ikram ediyorum..

DOKTOR -- Sahnedekiler sanki siz değilmişsiniz gibi izleyin Berna hanım..

BERNA -- Sanki onlar başkalarıymış gibi?

DOKTOR -- Evet.Başkalarıymış gibi..

BERNA -- Anladım.Tamam.Onlar başkası.Başka Berna,Başka Feyyaz..Sanki başka Berna,başka Feyyaz mı yok?.Denk gelmiş demek ki..

FEYYAZ -- Berna,uzatma!.

BERNA -- Tamam tamam,izliyorum...Şu anda kadın..Yani,oradaki kadın,kocasına meyve ikram ediyor ama adam yemem diye inat ediyor..

FEYYAZ -- Yemez yemez,zorla mı?..Demek ki adamın canı meyve yemek istemiyor..

BERNA -- Hayır ama bir dilim meyveden ne olur?..Kadıncağız bütün gün ev işlerinden canı çıkmış,oturup kocasıyla azıcık keyif yapmak istemiş,koymuş tabağa getirmiş,bir dilim yese ne olur?

FEYYAZ -- Ama adam istemiyor Berna?..(Boş sahneye bakarak) Baksana,adam istemem dedikçe,kadın meyveyi dayıyor adamın ağzına...Sen de böyle yapıyorsun Berna.Ben istemem dedikçe,sen inadına üstüme geliyorsun..Bak bak,hala ısrar ediyor..Yahu kadın,ısrar etme,yemek istemiyor adam?..

DOKTOR -- Şimdi ne yapıyorlar?

BERNA -- Birbirlerine bağırmaya başladılar..Ay ne gerek var,ufacık bişey için kırmayın birbirinizi..Bunlar da bizim gibi Feyyaz..

FEYYAZ -- Onlar biziz zaten Berna..

BERNA -- Ay,biliyorum biliyorum,uzaktan bakınca başkalarıymış gibi geliyor..

DOKTOR -- Şimdi ne yapıyorlar?

FEYYAZ -- Kadın hala ısrar ediyor..Bak bak,tabağı gözünün önünde tutup,maçı seyretmesini engelliyor!..

BERNA -- Hİİİİİİ!..

DOKTOR -- Ne oldu?

BERNA -- Adam elinin tersiyle kadının elindeki tabağa vurdu!...Allah belanı versin!.Elin kırılsın!.Hayvan!..

FEYYAZ -- Berna ne diyorsun Sen?

BERNA -- Sana demiyorum,oradaki adama diyorum...ÖKÜZ!..Sen kim oluyorsun da karına bu hareketi yapabiliyorsun!..O senin kölen mi?.Uşağın mı?.Hizmetçin mi?..Hizmetçiye bile böyle davranamazsın!..Allah cezanı versin!..Bir kadına böyle davranılır mı?..

FEYYAZ -- Amma dolmuşsun sen Berna??..

BERNA -- Ama haksız mıyım Feyyaz?..Baksana şuna,kadının elindeki tabağa vuruyor...Bırak kız!..Bırak,terket onu!..Sana adam mı yok?..Taş gibi kadınsın,elini sallasan ellisi..

FEYYAZ -- Tamam Berna,anladık..

BERNA -- Hayır,sinirlerim bozuldu Feyyaz?...Şuna baksana!.Terbiyesiz!..Resmen kadını aşağılıyor..Sanki karısını aşağılayınca kendisi yukarı çıkacak?..Aşağılık herif..

FEYYAZ -- Doktor şuna bişey söyle,bi anama küfretmediği kaldı..

BERNA -- Sana söylemiyorum Feyyaz,ordaki adama söylüyorum?

DOKTOR -- Pekala şimdi ne yapıyorlar?

FEYYAZ -- Adam,tabağı yerden alıyor,meyveleri tabağa koyuyor,mutfağa götürüyor.

BERNA -- Yok bir de kadın yapacaktı o işi?..Hayvan!.

FEYYAZ -- Bernaaa?..

BERNA -- Sana demiyorum,ordaki adama diyorum..

DOKTOR -- Devam edin..

FEYYAZ -- Adam,tabağı mutfağa bıraktı,maçı seyretmek için içeri geldi ama kadın kanal değiştirmiş,dizi seyrediyor..

BERNA -- Seyredemez mi?..Televizyonun tapusu adamın üzerine mi?..Evdeki herşey adama mı ait?..Ortak bir yaşam kurmamışlar mı?..Kadının istekleri önemli değil mi?.Evlilik,birbirlerinin isteklerine saygı gösterilmesi gereken bir kurum değil mi??..

FEYYAZ -- Tamam Berna,bişey demedim..

BERNA -- Sana demiyorum,ona diyorum..

DOKTOR -- Şimdi ne yapıyorlar?

FEYYAZ -- Kadın televizyonu kapattı,"konuşalım" diyor..

DOKTOR -- Konuşuyorlar mı?

FEYYAZ -- Hayır..Adam konuşmak istemiyor.Yatmaya gidiyor.

DOKTOR -- Kadın ne yapıyor?

FEYYAZ -- Bak bak bak,şuna bak şuna bak,cilve yapıyor..Kocasına cilve yapıyor..Kocasını tahrik etmek için nasıl da orasını burasını mıncıklıyor,orospu!

BERNA -- Sen kime...

FEYYAZ -- Sana demiyorum,ona diyorum..

DOKTOR -- Sevişiyorlar mı?

FEYYAZ -- Hayır.Adam,yorgunum diyor,istemiyor..

BERNA -- Ne yapmış da yorulmuş?..Allah bilir o da senin gibi bütün gününü masa başında oturarak geçirmiştir..

DOKTOR -- Şimdi ne yapıyorlar?

FEYYAZ -- Kavga şiddetlendi..Birbirlerine bağırmaya başladılar...A-HA!..

DOKTOR -- Ne oldu?

FEYYAZ -- Kadın boşanmak istiyor!

BERNA -- Ama kadın haklı Feyyaz..Demek ki burasına gelmiş kadıncağızın..

FEYYAZ -- Dur bi dakka dur,kadın bişey diyor,duyamıyorum..(Boş sahneye kulak kabartır) Haydaaa.....Kadın "Ya boşanırız,ya da terapiye gideriz diyor..."

BERNA -- Gidiyorlar mı acaba?

FEYYAZ -- Saçmalama Berna,onlar biziz,geldik ya terapiye?..


DOKTOR -- Pekala,şimdi bunu paylaşalım...Kendinizi dışarıdan izleyince neler hissettiniz,neler düşündünüz?.Eskiye göre düşüncelerinizde değişiklikler oldu mu?

FEYYAZ -- Benim oldu..Tabağa vurmam,hiç güzel olmamış..Bunun için Berna'dan özür diliyorum.

BERNA -- Ben de şimdi,meyve yemesi için çok ısrar etmemeliydim diye düşünüyorum.Ben de özür dilerim.

FEYYAZ -- Rica ederim..Sarılalım mı?

BERNA -- Gerek yok.

FEYYAZ -- Tamam.

BERNA -- Şimdi ne yapacağız doktor bey?

DOKTOR -- Şimdi de başka bir tekniği deneyeceğiz.."Empati" tekniğini..

BERNA -- Empati nedir?

FEYYAZ -- Ben biliyorum empatiyi..Empati..(düşünür)..Yok,bilmiyor muşum...

DOKTOR -- Empati,kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak,onun duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışması demektir..

BERNA -- Yani ne yapacağız?

DOKTOR -- Kendinizi birbirinizin yerine koyacaksınız.

FEYYAZ -- Onu nasıl yapacağız?..

DOKTOR -- Oyunu tekrar oynayacaksınız ama bu sefer rolleri değişeceksiniz.Berna hanım erkek olacak,Feyyaz bey siz de kadın olacaksınız..

FEYYAZ -- Ben kadın olacağım???

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- Hayatta olmaz.Mümkün değil..Yapamam.

BERNA -- Yaparsın yaparsın,ben otuzbeş senedir yapıyorum.Beş dakka kadın olacaksın,sık dişini.

FEYYAZ -- Başka teknik yok muydu doktor bey?.Bu teknik bana ters.Başka teknik uygulayalım.

DOKTOR -- Başka teknikler de var ama empati becerinizi görmeden hangi tekniğin işe yarayacağını bilemem.

FEYYAZ -- Yapmadan olmuyor diyorsunuz?

DOKTOR -- Olmaz...İlişkilerdeki sorunun da,çözümün de adı "Empati..." Empati yapmazsak,sürekli kendimizi kandırır,kendi tuzaklarımız ve hırslarımız içinde kıvranır dururuz.Başkalarını anlamak ve kabul edebilmek için empati yapmamız gerekir..

FEYYAZ -- Ben kadın olacağım,Berna da erkek olacak?

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- Yine karı-koca mı olacağız?..

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- Ama bu sefer ben Berna'nın karısı olacağım?

BERNA -- Hayır,sen Feyyazın karısı olacaksın.

FEYYAZ -- Feyyaz benim zaten..Kendi karım mı olacağım?

BERNA -- Ay uzatma Feyyaz..Ben Feyyaz olacağım,sen Berna olacaksın..Kalk hadi,oyunu yeni baştan böyle oynuyoruz.Al şu meyve tabağını,çık dışarı,ben de televizyon seyrediyorum..Unutma,Berna olarak geleceksin..

FEYYAZ -- Tamam tamam...(isteksiz,çıkar)

(Berna televizyon seyreder,Feyyaz girer)


FEYYAZ -- Nasılsın hayatım?..Televizyon mu seyrediyorsun?..(Kütük gibi girmiş,erkek sesiyle söylemiştir)

DOKTOR -- Feyyaz bey,beni anlamadınız herhalde..Kendinizi karınızın yerine koyacaksınız.Onun gibi davranacaksınız,onun gibi konuşacaksınız.Ancak öyle yaparsanız,eşinizi anlamaya daha yakın olursunuz..

FEYYAZ -- Hayır,ben kadın olsam böyle olurdum,o yüzden..

BERNA -- Böyle olsaydın evde kalırdın.kırıt biraz,sesini incelt..

FEYYAZ -- Kırıtacağım,sesimi incelteceğim??

DOKTOR -- Feyyaz bey,taksimetre size yazıyor,yapacak mısınız?

FEYYAZ -- Tamam tamam....(Çıkar..Girer..)

FEYYAZ -- Nasılsın Feyyaaaaaazzz?..Dünyanın en yakışıklı kocası,televizyon mu seyrediyor? Ne seyrediyorsun?...(Sesini incelterek,kadınsı havayla söyler)

BERNA -- Afferim Feyyaz.Demek ki isteyince oluyormuş..

DOKTOR -- Bozmayın Berna hanım..

BERNA -- Tamam,afedersiniz....(Sert pozlarla,televizyona bakar)

FEYYAZ -- Sana meyva getirdim kocacığım...Yersin değil mi?..

BERNA -- YEMİYCEM ULAN!!...

FEYYAZ -- "Ulan" mı?..Berna,ben sana öyle demedim!..

DOKTOR -- Kesmeyin Feyyaz bey..

FEYYAZ -- Ama ben ona böyle demedim ki?

DOKTOR -- Olabilir.Söylenenlerle,algılananlar farklı olabilir..Rollerinizden çıkmadan devam edin.

FEYYAZ -- Tamam....."Ne seyrediyorsun kocacığım?..Televizyon mu seyrediyorsun?.."

BERNA -- KÖR MÜSÜN,ÖKÜZ!!..Televizyon seyrettiğimi görmüyor musun??..Gerizekalı! Salak!
(Berna,intikam almak ister gibi sert ve abartılı oynar) Tövbe yarabbim!..Şeytan diyor,çak bir tane,duvara yapışsın!..

FEYYAZ -- (Şaşkın,doktora bakar)

DOKTOR -- Demek ki çok dolmuş kadıncağız..Devam edin,,

FEYYAZ -- Edeyim..."Ne seyrediyorsun kocacığım??.."

BERNA -- (Yine sert ve maço tavırla) Ebenin körünü seyrediyorum!..

FEYYAZ -- Berna,ayıp oluyor ama..

DOKTOR -- Bozmayın Feyyaz bey devam edin..

FEYYAZ -- Peki..Devam edeyim..."Elma yer misin kocacığım?.."

BERNA -- Bana bak,o elma'yı alır...

FEYYAZ -- Aaa,Berna,yeter ama.Ben seninle böyle konuşmuyorum.

BERNA -- Ne oldu Feyyaz?..Tadın mı kaçtı birden?..Benim neler hissettiğimi anlayabilesin diye azıcık abartayım dedim..Benim neler hissettiğim,hoşuna gitmedi mi?..

DOKTOR -- Devam edin..

FEYYAZ -- "Feyyaaaaaazzz.....Feyyaaaaaazzz......" (Berna'nın ona yaptığı gibi,tahrik edici hareketler yapar)

BERNA -- Git başımdan kadın!..Maç özetlerini seyrediyorum!..

FEYYAZ -- Peki ben n'olucam??

BERNA -- Sen benim için maç özetlerinden sonra geliyorsun!..Benim için hayattaki en önemli şey,maç özetleridir..Benim için hayattaki en hakiki mürşit,maç özetleridir..

FEYYAZ -- O-haa!..Ben böyle mi görünüyorum senin gözüne?

BERNA -- Ne oldu,beğenemedin mi?

FEYYAZ -- Devam edin..

FEYYAZ -- Benim ihtiyaçlarım n'olucak Feyyazz??..Ben sana kadınsı ihtiyaçlardan sözediyorum.Ben bir kadınım,benim de ilgiye,sevgiye,öpülmeye,okşanmaya ihtiyacım var.

BERNA -- Tamam gel,bi beş dakka halledeyim işini.

FEYYAZ -- Feyyaz ben boşanmak istiyorum!!

BERNA -- Nah boşanırsın!!..(Tek eliyle,el hareketi yaparak)

FEYYAZ -- Burama kadar geldi artık,ya boşanırız ya da...

BERNA -- Ya da ne?..Ne?..Ne ulan? Ne?

FEYYAZ -- Berna,sakin ol...."Ya boşanırız ya da terapiye gideriz..."

BERNA -- Gitmezsem noolucak???

FEYYAZ -- O zaman boşanırız,bi avukat tutarım,donuna kadar alırım.

BERNA -- Niye daha önce söylemiyorsun sevgilim..Hadi gel,terapiye gidelim....

(Oyunları biter,doktora doğru elele tutuşup,eğilerek selam verirler.Doktor alkışlar)


DOKTOR -- Bravo.Tebrik ederim.Çok güzeldi...

BERNA -- Umut var,diyorsunuz yani doktor bey?

DOKTOR -- Umut her zaman vardır..Umutsuzluk,umudun olmadığına inanmakla başlar..Düzeleceğine inanırsanız,düzelir..

FEYYAZ -- Peki,sizin evliliğiniz nasıl doktor bey?.Evlisiniz değil mi?

DOKTOR -- Evliyim.

FEYYAZ -- Nasıl gidiyor peki?

DOKTOR -- SÜPER!...Bundan daha iyisi olamaz..35senedir evliyim,benim evliliğim,karımla ilişkim,örnek olacak,örnek alınacak bir ilişkidir...35 senedir karımla bir kez bile kavga etmedik.birbirimizi kıracak,incitecek tek bir kötü söz söylemedik...Birbirimize tapıyoruz..Birbirimize ilham veriyoruz...

Bakın,size göstereyim..Şimdi karımı arayacağım,sevgili karımla,hayat arkadaşımla,ruh eşimle,sizin önünüzde,örnek olacak küçük bir sohbet yapacağız..Sizin de bundan ders çıkarmanızı,örnek almanızı umuyorum..

(Masasına,telefona gider,karısını arar)

DOKTOR -- Arıyorum....mikrofona veriyorum...İyi dinleyin.Örnek alın..."Alooo?..Karıcığıım?..."

KARISI -- (sesi) "Ne var Naci!!.."  (Ters ve sert bir sesle)

DOKTOR -- Karıcığım nasılsın??

KARISI -- Bana mı soruyorsun Naci?!..

DOKTOR -- Tabii ki sana soruyorum karıcığım...Ofisimdeyim hayatım..Şu anda,ilişkilerinde
sorunlar yaşayan genç bir çiftle terapi seansındayım.Kendilerine senden ve evliliğimizden sözettim,
onlara örnek olması için seninle küçük tatlı bir sohbet yapmak istiyorum..

KARISI -- "Küçük tatlı bir sohbet??.."

DOKTOR -- Evet..

KARISI -- Benimle??

DOKTOR -- Evet..

KARISI -- Naci sen kafanı biyere mi vurdun??!

DOKTOR -- Niye karıcığım??

KARISI -- Allah senin belanı versin Naci!!...

DOKTOR -- Niye karıcığım??..

KARISI -- Ulan pezevenk!......Daha dün akşam kavga etmedik mi??..Bana "Boşayacağım ulan seni"diye bağırmadın mı??...

DOKTOR -- Karıcığım,"küçük tatlı bir sohbet..." Arkadaşlar bizi dinliyor,sesini mikrofona verdim..

KARISI -- Gelirsem oraya,o mikrofonu sokarım bi tarafına!!. Sen benimle dalga mı geçiyorsun??..Nefret ediyorum senden!..Gidecek bir yerim olsa bir dakka durmam seninle..Allah senin...

DOKTOR -- Naciye sesin gelmiyor,tünele giriyoruz,kapatıyorum....(Kapatır)


(Feyyaz ve Berna konuşmayı hayretler içinde dinlemişlerdir..)

(Bir an bir sessizlik olur..)


FEYYAZ -- Doktor bey,ben mi yanlış anladım yoksa karınız size "Pezevenk" mi dedi??

DOKTOR -- Yok canıım,siz yanlış anladınız..Benim karım Azeri kökenli...Azeri dilinde "pezevenk" "önemli insan,değerli insan" demek..Yani karım bana "sen benim için önemlisin,değerlisin" demek istedi..Biz evde birbirimize hep "Pezevenk"deriz.....



(Işık..Müzik..Tablo sonu)




                                          (İKİNCİ TABLO'NUN SONU)


                                                      ................................



                                                  ( ÜÇÜNCÜ TABLO )





(Doktor Naci'nin ofisi...

Naci,sağdan ellerini kurulayarak girer..

Dahili telefondan sekreterini arar..)


DOKTOR -- Kızım,Feyyaz bey'le Berna hanım geldiler mi?

SEKRETER -- (Sesi) Geldiler doktor bey...

DOKTOR -- Gönder gelsinler!....Kurtaramadık şunların evliliğini.altı seanstır uğraşıyorum,altı santim yol alamadık.Yürümez bunların evliliği.En iyisi ben bunlara altı seans daha çakayım bari benim işim yürüsün.

(Feyyaz'la Berna girerler..)


DOKTOR -- Hoşgeldiniz..Hoşgeldiniz..Nasılsınız?..İyi gördüm sizi..Her seans biraz daha ilerleme kaydediyoruz.Hiç merak etmeyin,altı seans sonra buradan birbirinize sarılarak çıkıp gideceksiniz evinize..

BERNA -- İnşallah..

FEYYAZ -- Altı seans daha çok değil mi doktor bey?

DOKTOR -- Ne kadar sürdüğünün önemi yok Feyyaz bey.altı seans da sürebilir,onaltı seans da sürebilir.Önemli olan evliliğiniz kurtulsun,ben başka bişey istemiyorum.

BERNA -- Teşekkür ederiz doktor bey..

FEYYAZ -- Meğer ne kadar çok terapiye giden varmış...Kime söylesem terapiye gittiğimi "biz de gidiyoruz" diyorlar.Bu aralar Terapi modası mı var doktor bey?

DOKTOR -- Var var..Terapi şimdi çok moda..Tek terapisi,çift terapisi,aile terapisi,arkadaş terapisi,sözlü,nişanlı,sevgili terapisi...Doğmamış çocuğa bile terapi yaptım ben..

BERNA -- Nasıl yani?.Doğmamış çocuğa nasıl terapi yaptınız?.

DOKTOR -- Şöyle yaptım...Hamile bir kadın geldi...Dokuz ay on günü doldurmuş,on ay yirmi gün olmuş,çocuk bir türlü doğmuyor..

BERNA -- A-a,neden?

DOKTOR -- Korkuyor..

BERNA -- Kim korkuyor?

DOKTOR -- Çocuk,korkuyor..Doğacak ama kendisini nelerin beklediğini bilmiyor ki...dünyaya gelirse nasıl bir hayatı olacak?.Mutlu mu olacak,mutsuz mu olacak?.İyi bir eğitim alabilecek mi,üniversiteye girebilecek mi?..Özgürce konuşup,düşündüklerini açık açık ifade edebilecek mi?...

BERNA -- Haklı valla..Dünyayı da kirlettik..Hava kirliliği var,çevre kirliliği var,savaşlar var..Onun yerinde olsam,ben de gelmek istemem bu dünyaya..Eeee?

DOKTOR -- Ee'si,çocuk tutunmuş oraya bir yerlere,dünyaya gelmemek için direniyor.Çekiyorlar,çıkmıyor..Çekiyorlar çıkmıyor...

BERNA -- Siz ne yaptınız?

DOKTOR -- Müzik dinlettim...Bach,Beethoven,İbrahim Tatlıses,Kibariye,sakinleştirdim,burdan hastaneye götürdüler,doğdu çocuk.

BERNA -- Tabi canım,şimdi terapi çok moda..Bizim partmanın kapıcısı bile terapiye gidiyor.

FEYYAZ -- Kapıcı?

BERNA -- Evet..

FEYYAZ -- Bizim kapıcı??

BERNA -- Evet.

FEYYAZ -- Niye?.Bunalıma mı girmiş?

BERNA -- Niye şaşırıyorsun Feyyaz?.Kapıcılar bunalıma giremez mi?..Yöneticiyle arası iyi değilmiş,stres yapmış,o stresi de evde karısına,çocuklarına yansıtıyormuş,bakmış olacak gibi değil,
terapiye gitmeye karar vermiş.

FEYYAZ -- Allah Allaaah?...Düzelme var mı peki?

BERNA -- Kapıcıda mı?.Var tabi..yüzünde güller açıyor,merdivenleri koşarak çıkıyor..

FEYYAZ -- Valla bu terapi işleri bana göre değil.Ben çok sıkılırsam,bunalırsam,açarım bir otuzbeşlik rakı,bütün sıkıntım uçar gider.

DOKTOR -- Burda otuzbeşlik açmayacağız Feyyaz bey..Burda,duygularınızı açacaksınız,düşüncelerinizi açacaksınız...Birbirinizi anlamaya çalışacaksınız..Gerçekten ne istediğinizi,evlilikten ne beklediğinizi öğreneceksiniz.."Birlikte yalnızlıktan","Birlikte mutluluğa" giden yolu bulacaksınız...

İlişki dediğimiz şey,bir yaşam tarzıdır.İçinde hayat barındırır.Bu hayatın içinde duygusal yakınlık vardır,bağlılık vardır,beklentiler vardır,paylaşma vardır,güven duyma vardır..

İlişki,insanın her türlü psikolojik ihtiyacını karşıladığı bir dünyadır...Evlilik mutluluk getirmez."Evlendik,niye mutlu olamıyoruz?"diyemezsiniz..Evlilik,mutlu olabilmek için bir fırsattır,ayrıca çaba gerektirir.Evlilik,boş bir tuval gibidir.Resim yapamıyorsan,suçu tuvalde aramayacaksın.

(Bir an sessizlik)

FEYYAZ -- Ben ilkokuldayken suluboya resim yapardım..

BERNA -- Eeee?

FEYYAZ -- "Tuval" deyince aklıma geldi..

BERNA -- Nerde o resimler?

FEYYAZ -- Saklıyorum.

BERNA -- Niye?.kimse görmesin diye mi?

FEYYAZ -- Evet..

BERNA -- Çok mu kötüler?

FEYYAZ -- Çok kötüler.

BERNA -- At o zaman?

FEYYAZ -- Atamam,

BERNA -- Niye?

FEYYAZ -- Kıyamıyorum..

BERNA -- Bugün ne yapacağız doktor bey?

DOKTOR -- Bugün,başka bir teknik,başka bir tedavi yöntemi uygulayacağız..

FEYYAZ -- Doktor bey,başlamadan önce şeyi sorayım..Eşinizle aranız nasıl?..En son bir gerginlik yaşamıştınız.Ne oldu,düzeldi mi aranız?.

DOKTOR -- Düzeldi,düzeldi...Önemli bir şey değildi zaten..Evliliğin bu aşamalarında arada bir küçük anlaşmazlıklar yaşanabilir.Önemli olan,sorunlardan kaçmamak.konuşarak,anlaşarak,birlikte çözüm bulmak...

(Dahiliden sekreterinin sesi duyulur)


SEKRETER -- (Sesi) Doktor bey,karınız telefonda..

DOKTOR -- Karım telefonda?.Bağla kızım..

KARISI -- (Sesi) "Alooo,Naaciii!...Niye bir haftadır eve gelmiyorsun Naci??...Sokaklarda mı yatıp kalkıyorsun Naci,nerde kalıyorsun?..İnşallah geberip kalırsın biyerde,çok umurumdaydı sanki!..Boşanmak istiyorsan,benim için hiç farketmez!.Cevap versene,konuşsana Allahın belası,dilini mi yuttun???

DOKTOR -- (Telefona..Karısına cevap verir) Gelmeyeceğim eve,boşuna bekleme!..Yüzünü görmek istemiyorum senin!..Canın ne istiyorsa onu yap!.Annenin evine git'.Ananın evine kadar yolun var!..
(Sertçe kapatır..kızgındır)

(Sonra gidip,hiçbirşey olmamış gibi hastalarının karşısına oturur)

DOKTOR -- Ne diyordum?...Evlilik kutsal bir müessesedir..Eşlerin birbirlerine sevgiyle,saygıyla,anlayışla yaklaşmaları gerekir...Birbirlerini incitecek,kıracak sözler söylememeleri,aralarında sevgi diliyle bir köprü kurmaları gerekir..

(Yerinden kızgın kalkar,sola,kapıya gider,kapıdan sekreteriyle konuşur)

DOKTOR -- Bana bak,bir daha karım ararsa,telefonunu bağlama!..Sktirsin gitsin nereye gidecekse!.Avukata mı gidecek,mahkemeye mi gidecek,çok umurumdaydı sanki!!..

(Yeniden,hiçbişey olmamış gibi hastalarının karşısına geçer,sakince devam eder)

DOKTOR -- Ne diyordum?..Sevgi herşeydir...Eşlerimiz bizim varlığımızın bir parçasıdır...Hayat onlarla bir anlam kazanır...Yaşadıklarımız,onlarla birlikteyken anlam kazanır..Eşlerimiz bizim hayatımıza anlam katar ve bizim için en değer vermemiz gereken varlıklardır..Biz onlarsız yapamayız..

(Yine kızgın kalkar,kapıya gider,sekreterine:)

Avukatı ara,boşanma işlemlerine başlasın!..Uğraşamam artık!..Burama kadar geldi!..

O bluzunu da yukarı çek bakayım!.Yukarı çek o buluzunu,memelerini kapat!.Çek çek çek,çatalın görünmesin!..

(Hastalarının yanına gider,sakince devam eder..)

DOKTOR -- İlişkide özgürlük esastır...Kimse kimsenin kıyafetine,üstüne başına,kaşına gözüne karışmayacak....Ortak hayatınızın dışında,her iki tarafın da kendilerine ait özgürlük alanları olacak,her iki taraf da birbirlerinin özgürlük alanlarına saygı gösterecek...

FEYYAZ -- Sorun nedir doktor bey?

DOKTOR -- Sorun,sizin aranızda bir sevgi dili olmayışı...Herşeyden önce,aynı dili konuşmanız,ortak bir sevgi dili belirlemeniz gerekiyor..

FEYYAZ -- Hayır,ben sizi sormuştum..Eşinizle aranızda ciddi bir sorun yaşıyorsunuz galiba?

DOKTOR -- Yok yok,ciddi bir sorun değil..Aşılmayacak bir sorun değil..Önemli olan karşılıklı konuşarak,anlaşarak sorunların üstesinden gelmek.Avukatı arattım zaten,karşılıklı anlaşır,tek celsede çözeriz sorunu..

BERNA -- Boşanacak mısınız karınızdan??

DOKTOR -- Evet.

BERNA -- Sebep ne?

DOKTOR -- Çünkü,deli...Delirmiş..Kafayı yemiş..Beni de delirtecek,rahat edecek...

Beni boşverin,sizin aranızdaki şu iletişim sorununu çözelim.

FEYYAZ -- Çözeriz onu,acelesi yok.Kaç senedir evlisiniz?

DOKTOR -- 35 sene oldu ama bana 70 sene gibi geliyor.

BERNA -- Niye?

DOKTOR -- Çünkü ruh hastası benim karım.İki tane kişiliği var.Her biri 35 seneden,70 sene yapar..

FEYYAZ -- Çok mu kötü bir kadın?

DOKTOR -- Ben de anlamadım ki,iyi mi,kötü mü?..Bir bakıyorsun Melek,bir bakıyorsun Şeytan..

Bir melek,bir şeytan..Bir melek bir şeytan..Bir melek bir şeytan....Cumartesi-Pazar

dinleniyor,Pazartesi yine şeytan..

Melek dediğime de bakmayın,Cebrail değil,Azrail.

FEYYAZ -- Nasıl buldunuz birbirinizi?

DOKTOR  --Ben bunu Bursa'dan aldım.Bursa'da bizim..

BERNA -- Aşkolsun size doktor bey.Ne demek "Ben bunu Bursa'dan aldım?.." Mağazadan elbiselik

kumaş mı alıyorsunuz?.Hiç yakıştıramadım size..

DOKTOR -- Ben de yakıştıramadım zaten..Biz Bursa'ya aslında bunun ablasını almaya gittik.Ben ablasını beğenmiştim,ablası daha güzeldi ama ablası evde yoktu,kardeşini aldık geldik.

FEYYAZ -- Nasıl yani?..Beğendiğin kız evde yoktu,kardeşini aldın?

DOKTOR -- Evet.

BERNA -- Peki nereye gitmiş ablası?

DOKTOR -- Başkasına kaçmış...Aile çok mahcup oldu tabi..Kalkmışız,Bursa'ya kadar gitmişiz..
Boş göndermek istemediler "Kardeşi var,kardeşini verelim" dediler..Ama o zaman kardeşi henüz reşit olmamış,onyedi yaşında..

FEYYAZ -- Bir sene beklediniz?

DOKTOR -- Yok,beklemedim,yaşını büyüttük,evlendim..

BERNA -- Sevdiniz mi birbirinizi?

DOKTOR -- Sevmez olur muyuz?...Tarihte böyle sevgi görülmemiştir..Leyla ile Mecnun,Kerem ile Aslı,Ferhat ile Şirin halt etmiş,en büyüğü bizimkiydi : "NACİ İLE NACİYE..."

BERNA -- Karınızın adı Naciye mi?

DOKTOR -- Evet..

FEYYAZ -- İyi bulmuşsunuz birbirinizi...

BERNA -- Dediğiniz gibi gerçekten de büyük bir aşk mı yaşadınız karınızla?

DOKTOR -- Yok yahu,ne aşkı?..En başlarda bizi birbirimize çeken cinsellikti..İkimizde genciz,taş gibiyiz,ben yakışıklıyım,o güzel,açlıktan yeni çıkmışız,köpekler gibi saldırıyoruz birbirimize...Balayımız altı ay sürdü..Balayından döndük,ikimiz de çöp gibiyiz.Ben otuz kilo vermişim,o yirmi kilo vermiş.Uçaktan indik,bi rüzgar esti,ikimiz de yere düştük..

BERNA -- Peki nasıl bu hale geldiniz?.Cinsellik bitince,evlilik de mi bitti?

DOKTOR -- Cinsel hayatımızın tam olarak bittiğini söyleyemem..Bitmez de zaten..Cinsel hayatımız ölene kadar devam eder.Kaç yaşına gelmiş olursa olsun,her erkek,her kadın,arzulamak,arzulanmak ister.Ama tabi benim yaşlarımda arzuyu eyleme dökmek kolay olmuyor..

FEYYAZ -- Neden?

DOKYOR -- Çünkü artık vücudumuzun performansı düştü..Tesisler tam kapasite çalışmıyor,üretim düştü..Ayda bir sefer görüşürsen,öp de başına koy..Sağlık sorunları bir yandan...Sabah kalkıyorum,kolum ağrıyor,akşam yatıyorum,belim ağrıyor..Geçen ay ayıptır söylemesi,karımla sevişirken belim tutuldu..

FEYYAZ -- Yapmayın?

DOKTOR -- Çok afedersiniz,karımın üzerindeyken aniden belim tutuldu,kitlendim kaldım,kıpırdayanıyorum...Karım benim altımdan sıyrılıp çıkmak isterken ters bi hareket yaptı,onun da beli tutuldu mu??..

BERNA -- A-aaa!!!...

DOKTOR -- Kaldık böyle yatakta üstüste...Sucuklu tost gibi...Kımıldayamıyoruz...Güçlükle uzandım komodinin üzerindeki telefona,büyük oğlanı aradım.İki saat sonra bir çilingir,bir ambulans aldı geldi,
rezil olduk.İkimiz de çıplağız,Allahtan ben üstteyim,bitek benim kıçımı gördüler...

BERNA -- Artık sevmiyor musunuz birbirinizi?

DOKTOR -- Sevmiyorum!! (Kızgın) Nefret ediyorum!..Elimden gelse bir kaşık suda boğarım.Yemek kaşığı da değil,çay kaşığında..Çay kaşığına suyu koyarım,burnunu tutarım,çay kaşığına bastırırım!..

BERNA -- Ay Feyyaaazz...Biz de mi böyle olacağız?...Baksana 35 senede ne hale gelmişler..Bir de bize evlilik dersi veriyor.Kelin ilacı olsa başına sürer.Başka bir doktora mı gitsek?..

DOKTOR -- Yok yok,endişe etmenize gerek yok,bunlar herkesin başına gelen şeyler değil.Bu sadece bizim başımıza gelen bişey.Merak etmeyin,size bişey olmaz..

FEYYAZ -- Kaç çocuğunuz var?

DOKTOR -- Hiç çocuğumuz yok!...Bir tanesi İzmit'te makina mühendisi..Bir tanesi Ankara'da inşaat mühendisi..Bir tanesi de İzmir'de üniversitede okuyor,hiç çocuğumuz kalmadı...
Hepsi kanatlanıp,birer birer uçup gittiler yuvadan.

BERNA -- Aramıyorlar mı?

DOKTOR -- Aramıyorlar...Eskiden,bayramdan bayrama gelirlerdi,şimdi iki bayramda bir telefon ediyorlar,"Annecim nasılsın?..Babacım nasılsın?..."  Telefon fazla yazmasın diye beş dakka konuşup kapatıyorlar.
Hayırsız pezemenkler!...
Telefonda elimden öpüyor!..Görüntülü telefon,elimi telefona tutuyorum,o da ağzını telefona yaklaştırıp,telefonu öpüyor!..

BERNA -- Hepsi erkek mi çocuklarınızın?

DOKTOR -- Hepsi erkek olsa ne olur?..İnsan olacaksın,insan..Erkeklik,sadece cinsiyettir!..İnsanlıktır bizim ırkımız.Irksız bunlar,ırksız!!...

Bayram demeseniz,seyran demeseniz,Babamdır deseniz,Annemdir deseniz,ayda bir çıkıp gelseniz,yalandan "Özledik sizi" deseniz,sarılsak,kucaklaşsak,şakır şakır ağlasak?...

(Durur.Duygulanmıştır.Parmağının ucuyla,ıslanan gözlerini siler)

Biz sizin b.kunuzu temizledik,sabahlara kadar uyutmadınız bizi.Şimdi mühendis oldunuz diye,mimar oldunuz diye,müdür oldunuz,genel müdür oldunuz diye kıçınız mı kalktı?...

(Soluklanır)

Böyle şeyler söylemek istemiyorum çocuklarım için,daralıyorum,nefes alamıyorum...

FEYYAZ -- Böyle gelsenize Naci bey...(Doktorun haline,anlattıklarına üzülmüşlerdir)

DOKTOR -- Yok yok,iyiyim böyle,iyiyim...

FEYYAZ -- Lütfen Naci bey,burda daha rahat edersiniz...(Kalkar,ısrar eder,kolundan tutar) Uzanın koltuğa,rahatlayın,bizim acelemiz yok..

DOKTOR -- Orası sizin yeriniz ama..

FEYYAZ -- Ne farkeder Naci bey,biz böyle otururuz.Üzdünüz bizi.Rahatlayın,kendinize gelin,devam ederiz..

DOKTOR -- İyi bari,biraz uzanayım da,rahatlayayım...

( Doktor Naci,hastaların uzun koltuğuna uzanır.Berna ve Feyyaz da,onun tekli koltuğuna geçerler..Berna koltuğa oturur,Feyyaz da koltuğun kenarlığına ilişir..Feyyaz,koltuktaki,doktorun terapide not tuttuğu bloknot'u alır,koyacak yer arıyormuş gibi bakınır,bloknot elinde kalır...
Yerler değişmiştir...Doktor,hasta koltuğunda,hastaları da doktor koltuğundalar..)


DOKTOR -- (Anlatmaya devam eder) Ama kızım başka...Tekne kazıntısı,en küçükleri kızım.En son onu yaptık...Ama iyi oldu..Ötekiler biraz acemiliğimize geldi ama kız,ustalık dönemimize denk geldi,iyi yaptık.Çok güzel,çok iyi kalpli bir kız.

BERNA -- O nerde?

DOKTOR -- İzmirde..İzmir'de diş hekimliğinde okuyor..

FEYYAZ -- Naci bey?

DOKTOR -- Efendim?

FEYYAZ -- Çocuklarınız yanınızda olsaydı..Veya en azından bir tanesi sizinle birlikte kalıyor olsaydı,karınızla yine boşanma noktasına gelir miydiniz?..

DOKTOR -- Ne alakası var?.Sebep çocuklar değil ki..

FEYYAZ -- Evet ama çocuklarınızla birlikte oturuyor olsaydınız daha iyi olmaz mıydı?..Mesela,aynı apartmanda altlı üstlü?

DOKTOR -- Olabilirdi.Doğru söylüyorsun..Zaten bizim karımla kavgalarımız,çocukların evden gitmeleriyle başladı

FEYYAZ -- Çocuklar birer birer gidince,her seferinde karınızla biraz daha fazla baş başa kaldınız,bütün ilginizi,bütün enerjinizi birbirinize yönelttiniz?

DOKTOR -- Doğrudur...Tabi bu ilginin içinde sevgi olduğu kadar,öfke de vardı.Belki çocuklarımıza yöneltmek istediğimiz bir öfkeyi,onlar olmadığı için,birbirimize yönelttik..

FEYYAZ -- Aynen...Kesinlikle...Çocuklarınızın siz aramamasının yarattığı hayal kırıklığını giderebilmek için bir suçlu aradınız,kendinize toz kondurmamak için,birbirinizi suçladınız..

DOKTOR -- Mümkündür.Ben hiç böyle düşünmemiştim..

(Elinde tuttuğu doktorun bloknot'una  kalemle yazar:)

FEYYAZ -- "ÇOCUKLAR....ÇOCUKLAR OLSAYDI,DAHA İYİ OLABİLİRDİ...."

BERNA -- N'apıyosun Feyyaz??

FEYYAZ -- Not alıyorum..

BERNA -- Niye?

FEYYAZ -- Bilmem.İçimden geldi.

DOKTOR -- Ama doğru söylüyor Feyyaz bey,iyi bir tespit yaptı..

BERNA -- Peki Naci bey,"Çocuklarımız gelmiyorlar"diye şikayet ediyorsunuz,madem onları çok özlüyorsunuz,görmek istiyorsunuz,neden siz onların yanına gitmiyorsunuz?..

DOKTOR -- BEN?

BERNA -- Evet..

DOKTOR -- NACİ?

BERNA -- Evet.

DOKTOR -- DOKTOR NACİ??

BERNA -- Evet.

DOKTOR -- İLİŞKİ UZMANI,PSİKOLOG,PSİKİYATRİST,NACİ UZMANOĞLU??...Ben kalkacağım,çocuklarımın ayağına gideceğim???...Olmaz öyle şey!.Ben onların babasıyım,onlar benim ayağıma gelecek!!

(Feyyaz,not defterini kaldırır not alır)

FEYYAZ -- "KİBİR...BENCİLLİK...KENDİNİ BEĞENMİŞLİK..."

BERNA -- N'apıyosun Feyyaz??

FEYYAZ -- Hiiiiç...

BERNA -- Neden olmasın Naci bey?...Atlayın karınızla bir otobüse,önce İzmit'teki oğlunuzun yanına gidin.Onun yanında bir kaç gün kalın.Sonra ordan Ankara'ya..Ankara'da mıydı öbür oğlunuz?

DOKTOR -- Ankara'da..

BERNA -- Bir kaç gün de onun yanında kalın..Sonra da İzmir'e,kızınızın yanına...Turist gibi geze geze gidersiniz,hem eşinizle birlikte zaman geçirmiş olursunuz,alışveriş edersiniz.Hem ziyaret,hem ticaret..

DOKTOR -- Yok,olmaz.Karımla yola çıkmam ben.Yolda kavga ederiz,ya giderken,ya gelirken,öldürürüz birbirimizi."Hem ziyaret,hem ticaret" olmaz,"Hem ziyaret,hem cinayet olur..."

FEYYAZ -- "KORKU...ÖNYARGI...KENDİNE GÜVENSİZLİK..." (Not alır)

BERNA -- Feyyaz N'apıyorsun?

FEYYAZ -- Yalan mı?

BERNA -- Doğru valla....

DOKTOR -- Ayrıca çocuklarımın yanına gitmek istesem bile gidemem.Programım çok dolu.Sırf bu hafta elli tane hastam var.

FEYYAZ -- "TEMBELLİK...BOŞVERMİŞLİK...BAHANE ÜRETME...ERTELEME..."(Not alır)

DOKTOR -- Karımla aramız düzelmez bizim..Bitti artık,koptuk birbirimizden,dönüşü olmayan bir noktaya geldik..

FEYYAZ -- "VAZGEÇME...MÜCADELEDEN KAÇMA...UMUTSUZLUK..."

BERNA -- Peki,karınızdan ayrılınca ne olacak?.Başka biriyle mi evleneceksiniz?

DOKTOR -- Asla!...Bir daha evlilik mi?.Tövbe..Belki çok bunalır,sıkılırsam,televizyondaki evlilik programlarına katılırım.

BERNA -- İyi ama Naci bey,siz sadece karınızdan ayrılmayacaksınız,otuzbeş senedir alıştığınız bir hayattan da ayrılacaksınız.Nasıl bakacaksınız kendinize?.Kadınsız bir hayata hazır mısınız?.Sizin
için zor olmayacak mı?.

DOKTOR -- Çok zor olacak.Ama karıma katlanmaktansa,her türlü acıyı,çileyi,cefayı,sıkıntıyı çekmeye razıyım..

FEYYAZ  "APTALLIK..İLERİYİ GÖREMEME..MUTSUZLUKTAN ZEVK ALMA..
MAZOŞİZM..."

DOKTOR -- Ne yapıyorsun sen!..Ver şunu!..(not defterini Feyyaz'ın elinden alır) Psikolog kesildin başımıza!.Burda doktor olan benim!..

FEYYAZ -- Ama hiç öyle görünmüyorsunuz..

DOKTOR -- Nasıl görünmüyorum?

BERNA -- Sizin durumunuz bizden daha kötü.Valla ben sizin halinizi görünce kendimi daha iyi hissetmeye başladım..

FEYYAZ -- Karınızla aranızda hiç bir şey kalmadı mı?.Tamamen mi bitti her şey?

DOKTOR -- Tamamen bitti.Allah tamamına erdirdi...Artık birbirimize karşı hiçbirşey hissetmiyoruz..

Sizin yaşlarınızdayken çok severdik,çok bağlıydık birbirimize.Aramızdaki bağ hiç kopmayacak kadar kuvvetliydi..Ama biz o bağı başka duygularla besleyip kuvvetlendirmek yerine,zayıflamasına izin verdik..Birbirimize karşı hoşgörülü olamadık.Bencilliğimizin,hırslarımızın kurbanı olduk..Paylaşmasını bilemedik..

İlişki dediğin,paylaşmaktır.İlişkinin amacı budur.Paylaşarak çoğalırsın...Acıyı da,sevinci de paylaşacaksın..Biz öyle yapmadık.Birbirimizi hep dışladık kendimizden.Birbirimizle alay ettik,küçük düşürmeye çalıştık.O beni ikide bir "Elalem Profesör oldu,sen hala doktorsun!" diyerek aşağıladı,ben onun yemekleriyle dalga geçtim...

BERNA -- Aynı şeyi sen de yapıyorsun Feyyaz.Sen de benim yemeklerimle alay ediyorsun..

FEYYAZ -- Sen de benim işimle dalga geçiyorsun..

DOKTOR -- Sen ne iş yapıyorsun Feyyaz?

FEYYAZ -- Toptancıyım..

DOKTOR -- Ne satıyorsun?

FEYYAZ -- Plastik bardak...

BERNA -- (Kendini tutamaz,sırıtır)

FEYYAZ -- Ne gülüyorsun?!

BERNA -- Pardon,afedersin..Ben de bilmiyorum niye güldüğümü...

DOKTOR -- Mesleklerimiz bizim kişiliğimizin yarısıdır..Bizler,mesleklerimizden güç alarak yürütürüz ilişkilerimizi..Ev kadınlığı da meslektir.Hem de en zor meslektir.Mesleklerimize saygı,kişiliğimize saygı demektir..

BERNA -- Çok doğru söylüyorsunuz..

DOKTOR -- Karım bana en son ne dedi biliyor musunuz?.."Elalemin doktorları Nobel ödülü alıyor,ben senden yüziki ekran televizyon istedim onu bile alamadın!.."

Bir Türk bilim adamı Nobel kimya ödülü aldı ya,Aziz Sancar...Onu bile kafama kaktı..Sanki Nobel ödülleri bakkalda satılıyor..

FEYYAZ -- Televizyonu ne yapacakmış? Evde yok mu televizyon?

DOKTOR -- Var.Olmaz mı?..Ama kırıyor..

BERNA -- Neyi kırıyor?.Televizyonu mu kırıyor?

DOKTOR -- Evet..Dizi seyrediyor,dizideki karakterlerden birine kızıyor,televizyonu devirip kırıyor.
Geçen,Fenerbahçe maçını seyretmiş,Fenerbahçe yenilince,televizyonu balkondan aşağı atmış..Televizyon dayandıramıyorum eve..

Şimdi de "Kurtlar vadisi"ne taktı kafayı..Var ya televizyonda "Kurtlar vadisi" diye bir dizi?.

FEYYAZ -- Biliyoruz.Ben çocukluğumdan beri seyrediyorum.

DOKTOR -- Sabah akşam Kurtlar vadisini seyrediyor.Videocudan eski bölümleri almış,gündüzleri de eski bölümleri seyrediyor..Akşam eve gidiyorum,karnım aç,bakıyorum televizyonun karşısına oturmuş Kurtlar vadisini seyrediyor.."Karnım aç,yemek hazır mı?"diye soruyorum,başını Kurtlar vadisinden bana doğru ağır ağır çeviriyor,bana bir bakış atıyor,korkudan elim ayağım titriyor...

FEYYAZ -- Allah Allaah...Bu nasıl bir kadın doktor bey?

DOKTOR -- Hiç sorma,hiç sorma..

BERNA -- Ay Feyyaaaz,ben böyle olmasını istemiyorum...Ben bu hale gelmek istemiyorum...

FEYYAZ -- Ben istiyor muyum?.Ben de istemiyorum..

DOKTOR -- Yok yok,siz böyle olmayacaksınız..Ben sizin bütün sorunlarınızı çözeceğim..Siz bizim gibi olmayacaksınız,size güveniyorum,sizde potansiyel var,altı seans sonra hiçbişeyiniz kalmayacak..

BERNA -- Yok yok,ben seans means istemem.Bu yetti bana.Ben dersimi aldım.Biz artık terapi merapi istemiyoruz!..

DOKTOR -- Yok yok,bi altı seans daha şey yapayım ben size!

BERNA -- Aman,istemem,Feyyaz kalk gidiyoruz..O not defterini de al,gerekirse senin aldığın o notlara bakarız biz,bir de Naci beyin geldiği durumu hiç aklımızdan çıkarmayız,bir yolunu buluruz.Çok teşekkür ederiz doktor bey..

FEYYAZ -- Karım öyle diyorsa öyle yapacağız doktor bey...Hizmetiniz için teşekkür ederiz.Umarım siz de evliliğinizi kurtarmanın bir yolunu bulursunuz..

DOKTOR -- İnşallah,inşallah...Buyrun,kapıya kadar geçireyim..

FEYYAZ -- Yok yok,siz rahatsız olmayın,gideriz biz...(çıkışa doğru yürürler.Çıkarken) Zaten geçirdi geçireceği kadar,bir de,kapıya kadar geçireyim diyor..

BERNA -- Hoşça kalın doktor bey...

DOKTOR -- Güle güle,güle güle...


(Naci,bir süre bekler,sonra karısına telefon açar..)


DOKTOR -- Aloooo...Naciye?....(Tatlı ve yumuşak sesle)  Nasılsın benim güzel karıcığım?..Benim tatlı meleğim,can yoldaşım,hayat arkadaşım?..

KARISI -- (Sesi) Bitti mi terapi Naci?.Tedavi ettin mi hastalarını?..

DOKTOR -- Ettim karıcığım ettim.Sayende,senin de yardımınla tedavi ettim hastalarımı...

KARISI -- Seni gücendirmedim,kıracak bir şey söylemedim değil mi?

DOKTOR -- Yok yok,herşeyi konuştuğumuz gibi yaptın..Bir tek o söylediğin"Pezevenk" lafı var ya?.
Onu söylemese miydin acaba?

KARISI -- Naci'ciğim,biliyorsun ben Azeri kökenliyim.Bizde "Pezevenk" demek "İyi insan,değerli insan" demektir.Onun için söyledim.Sen benim için çok Pezevenk bir insansın.

DOKTOR -- Sağol karıcığım sağol,sen de az pezevenk değilsin..

KARISI -- Ders aldılar mı hastaların?

DOKTOR -- Aldılar aldılar..Öyle bir ders aldılar ki,ölene kadar evli kalırlar..Bundan sonra böyle yapacağız Naciye.Evli çiftlere "KORKU TERAPİSİ" uygulayacağız...

Seninle birlikte,onlara öyle bir tablo göstereceğiz ki,ilerde bizim gibi olmamak için,birbirlerine,evliliklerine sahip çıkacaklar..

Hadi kapatıyorum, birazdan geliyorum eve zaten..Ne var yemekte?

KARISI -- Ne istersen var.Sevdiğin herşeyden var.

DOKTOR -- Benim sevdiğim tek şey sensin...Hadi kapat!

KARISI -- Önce sen kapat!

DOKTOR -- Hayır,önce sen,önce sen..

KARISI -- Yüzüne kapatmış gibi olmayayım?

DOKTOR -- Yok yok,olmaz.Ben yüzümü öbür tarafa çeviriyorum,sen kapat!.(Yüzünü öbür tarafa çevirir..Sonra kontrol eder.)  Kapatmış...

Ah Naciyem..

Sen olmasan ben ne yaparım?..Karım,sevgilim,dostum,arkadaşım,anam,babam,herşeyim...

(Duygulanır,parmağının ucuyla gözünü siler)

Neslihan kızım,orda mısın?..(Kapıya yürür,sekreterine seslenir)

Bana bir bitki çayı yap bakayım,eve gitmeden günün yorgunluğunu atayım üzerimden..

(Kapıya gelir,kapıdan dışarı,sekreterine bakar..)

Bak yine buluzun aşağıya kaymış kızım...

O buluzunu yukarı çek,nerdeyse dışarı fırlayacaklar şeyler...O şeyler işte...

Çek çek çek...

Dur,sen beceremiyorsun,ben çekeyim!...

(Dışarı çıkar...Müzik girer..Sonra oyuncular selama gelirler....)




                                       BİTTİ





Yazan : Yücel Ziko                                                                                                                        



İletişim : 0538 553 21 34


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder