KILIÇDAROĞLU İLE RÖPORTAJ
(Geçenki Referandumdan sonra yazdığım eski bir yazı)
-- Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, facebook'uma hoş geldiniz..
-- Hoşbulduk.Teşekkür ederim..
-- İsterseniz röportajımıza referandumla başlayalım...Referandum sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?.
-- Biz kazandık!...
-- Siz kazandınız??
-- Evet..
-- Ama referandumdan yüzde ellibir evet, yüzde kırkdokuz hayır çıktı..
-- Doğrudur..Biz kazandık...
-- Sayın Kılıçdaroğlu, referandumdan çıkan hayır oylarının oranı yüzde kırkdokuz..
Siz hayır cephesindeydiniz..
-- Çok doğru..Biz kazandık..
-- Siz kazandınız?
-- Biz kazandık..
-- O zaman...Anayasa değişmeyecek, başkanlık seçimi yapılmayacak??
-- Yapılacak... Ama biz kazandık..
-- Çok özür dilerim sayın Kılıçdaroğlu sizi anlamakta zorluk çekiyorum..Sandıktan
yüzde kırkdokuz hayır, yüzde ellibir evet çıktı..Ak Parti ikibinondokuzdaki başkanlık seçimine hazırlanıyor, Tayyip Erdoğan kısa bir süre sonra partisinin başına geçecek.
Şimdiden başta yargı olmak üzere bir çok alanda düzenleme yapmaya başladılar,
ben anlayamıyorum sizi, kazandık derken neyi kastediyorsunuz, ne kazandınız?..
-- İzah edeyim sayın Ziko..Ziko'muydu?
-- Ziko.
-- Niye?
-- Öyle icabetti.
-- Şimdi sayın Zito..
-- "Ziko"
-- Zipo...Son yapılan 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 25 oy aldı..Doğru mudur efendim?
-- Doğrudur..
-- Peki bu referandumdaki oy oranımız nedir?.: Yüzde kırkdokuz..
-- Ama bu referandumda alınan yüzde 49 oyun tamamı Chp'ye mal edilemez..
-- Ben de zaten onu iddia etmiyorum sayın Pipo...
-- Ziko..
-- Tifo...Yüzde 49'un tamamı Cumhuriyet Halk Partisinin oyu değil..Arkadaşlarımızın hesaplamalarına göre bu yüzde 49'un içinden hayır oyu veren ama Cumhuriyet Halk Partili olmayan kesimlerin oylarını düştüğünüz zaman bile, Cumhuriyet Halk Partisinin oylarını 1 Kasım seçimlerine göre yüzde altı, yüzde yedi civarında arttırdığını görüyoruz..
Bu da yüzde otuzbir-otuziki eder..
Yani Cumhuriyet Halk Partisi, son yapılan 1 Kasım genel seçimlerinde aldığı yüzde 25'lik oy oranını yüzde 32'ye çıkarmıştır..
-- Kazandık derken bunu mu kastettiniz?.
-- Evet...Cumhuriyet Halk Partisi Olarak, 1 Kasımdaki Cumhuriyet Halk Partisini
yendik.
Hem de öyle böyle değil, 7 puan fark attık.Eze eze yendik..
Eğer bu referandumda rakibimiz Ak parti değil, 1 Kasımdaki Cumhuriyet halk partisi olsaydı,sandıktan hayır çıkardı..Hem de 6-7 puan farkla..
-- Yani siz rakip olarak Ak parti'yi değil de, Cumhuriyet halk partisini
görüyorsunuz?..
-- Evet..Tam dişimize göre..Yüzde yirmibeş, yüzde yirmialtı civarında bir oy
oranları var ve Türkiye'nin genel siyasi yapısına baktığınız zaman o oranların
üzerine çıkabileceklerini hiç sanmıyorum.En fazla yüzde otuza çıkarlar, biz onu da geçeriz...
-- Kendinizle rekabet etmek, kendinizi aşmaya çalışmak çok güzel sayın Kılıçdaroğlu ama siz kendinizle uğraşırken atı alan üsküdarı geçiyor..
-- Geçemez..Binek hayvanlarının şehir içine girmesi yasaktır..
-- Peki sayın Kılıçdaroğlu, başka bir konuya geçelim...
-- Buyrun sayın Niko..
-- "Ziko.."
-- Çiko...
-- Geçenlerde medyada geniş yer bulan,içinde sizin de bulunduğunuz bir fotoğraf
çok konuşuldu, çok eleştirildi..
-- Anayasa mahkemesinin kuruluş yıldönümü töreninde çekilen fotoğraftan söz
ediyorsunuz sanırım..
-- Evet..Başbakan Binali Yıldırım ve Meclis başkanı İsmail Kahraman'la birlikte
gülerken çekilmiş fotoğrafınız..Fotoğrafta güldüğünüz için medyada bir çok
eleştiriye maruz kaldınız.Ne diyeceksiniz?.Kasıtlı olarak mı güldünüz yoksa bir anlık gaflet miydi?.
-- Bakın sayın Tito..
-- Ziko..
-- Fiko...Ben hayatım boyunca ne güldüm, ne güldürdüm..En ufak bir
tebessüme bile tenezzül etmedim.Partimizin çatısı altında görev yapan hiç kimsenin gülmesine de asla izin vermedim...
Geçen ay parti içi bir toplantıda güldükleri tespit edilen iki arkadaşımızı kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevkettik, savunmalarını istedik.
-- Ne dediler savunmalarında?
-- Ağlanacak halimize güldük dediler.Ama bu mazeret olamaz..
Ayrıca ben milletvekili seçildiğim zaman meclis kürsüsünden,görev sürem boyunca gülmeyeceğime dair namusum ve şerefim üzerine yemin ettim..
Böyle birşey olabilir mi?..
Benim bilerek, kasıtlı olarak gülmem söz konusu bile olamaz..
-- Peki ne oldu?.Neden güldünüz?.
-- Aklıma bir fıkra geldi, ona güldüm..
-- Kendinizi tutmayı denemediniz mi?
-- Denedim ama tutamadım.İlk kez aklıma gelen bir fıkraydı.Daha önce aklıma gelen bir fıkra olsaydı, fıkrayı bilirdim, kendimi tutardım.Ama ilk kez aklıma geldi..
Bizim görevimizin gülmek değil, milletimizin yüzünü güldürmek olduğunun
bilincindeyiz...
-- Peki Chp'lilerin yüzleri ne zaman gülecek?..Chp hiç iktidara gelemeyecek mi?.
-- Gelemeyecek..
-- Bunu siz mi söylüyorsunuz??
-- Yok babam söylüyor..
-- Anlayamadım??
-- Yani zamanında babam da söyledi, bütün dostlarım, arkadaşlarım, partideki
herkes de aynı görüşte.Türkiye'yi az çok tanıyan herkes bunun böyle olduğunu
bilir.Cumhuriyet halk partisinin bu milletteki karşılığı her zaman yüzde 25
civarında olmuştur ve maalesef hep öyle olmaya devam edecektir.Bu bizim
kaderimiz..
-- Peki bu kaderi değiştirmek için bir planınız yok mu?.
-- Yok.
-- Bu konuda bir çalışma yapmıyor musunuz?.
-- Yapmıyoruz.
-- Neden?
-- Çünkü biz inançlı insanlarız, kadere karşı gelinmez...
-- Başka bir konuya geçelim...Geçenlerde Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil,
gazetedeki köşesinde size yönelik çok sert bir eleştiri yazısı yazdı ve yazıda sizden "Guguk kuşu" diye sözetti, herhalde kulağınıza gelmiştir...Bu söz sizi gücendirdi mi?.
Bununla ilgili birşey söyleyecek misiniz?..
-- Sayın Yılmaz Özdil demokrat kimliği olan değerli bir yazardır, ne diyebilirim ki?.
düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar bizi..
-- Evet..
-- Düşmanlarımızla başa çıkabiliriz, Allah bizi dostlarımızın yapacakları
kötülüklerden korusun..
-- Haklısınız..
-- Dost dediğin ırmak gibidir.Kiminin suyu az, kiminin çok.Kiminde elini yıkarsın,
kiminde bütün ruhunu..
-- Doğru söylüyorsunuz..
-- İyi bir dostu olanın aynaya ihtiyacı olmaz..
-- Elbette..
-- Dost para gibidir, kazanmak kolay, elde tutmak zordur..
-- Katılıyorum..
-- Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim..
-- Kemal bey, yeter!..
-- Tamam..
-- Size "Gandi Kemal" de diyorlar..
-- Gandi Kemal demeleri beni rahatsız etmez.Eğer "İndiragandi Kemal" derlerse
rahatsız oluruz..Allaha şükür hayatımız boyunca hiç indirme yapmadık, yapmayız da..
O yüzden diyeceklerini sanmıyorum..
-- "Guguk kuşu" biraz ağır olmuş..
-- Evet..
-- Dost acı söyler..
-- Hayır Sayın Dido..
-- Pes!..
-- Hayır sayın Pes, dost acı söylemez.Mevlana der ki "Dost, acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyendir.."
-- Yılmaz Özdil'e bir cevap verecek misiniz?.
-- Yoo, niye vereyim?.Belki de doğru söylemiştir..Size takılan bir lakap üzerinize
yapışıp kalırsa, doğrudur..Bunu zaman gösterecek..Ya bana "Guguk kuşu" diyecekler,ya da sayın Özdil'e "Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına guguk kuşu diyen yazar" diyecekler.
-- Ben sözlerinizden biraz alındığınızı hissediyorum?.
-- Alındım ama şimdi biraz verindiğim için rahatladım.Sayın Özdil sadece bizim
için değil, Türkiye için de değerli bir yazardır.Onun gibi yazarların yetişeceği
topraklar çok azaldı, bütün topraklar "Proje alanı" oldu..
-- Kemal bey, şimdi kısa bir ara vereceğiz, sonra yine kaldığımız yerden devam
edeceğiz..
-- Tamam.
-- Tekrar beraberiz.....Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisine geri
dönmesine ne diyorsunuz?.
-- "Recep döner sap döner, gün gelir hesap döner.."
-- Bu espiriyi biyere bağlayacak mısınız?.
-- Bağlayacağım...Partiye geri dönmekle neyi hesap ettiyse, o hesabın tutacağını
sanmıyorum...Parti başkanlığıyla,Cumhurbaşkanlığı aynı anda olmaz.
-- Neden olmasın Kemal bey?.Bence olabilir.Bunun örneği daha önce yaşandı
ülkemizde..
-- Ne örneği?.
-- Fatih Terim hem milli takımı, hem Galatasarayı çalıştırdı..
-- Yani topçuları mı örnek alacağız?
-- Neden almayalım?.Zaten bu ülkede en çok ya topçuları ya popçuları örnek
almıyor muyuz?
-- Yapmayın sayın..neydi?
-- Ziko..
-- Piko...Böyle bişey olabilir mi?.
-- Kemal bey sizden bişey rica edebilir miyim?
-- Elbette, buyrun..
-- Siz şu "Böyle bişey olabilir mi" cümlesini çok sık kullanıyorsunuz.Takip ettim,
sizin, böyle bişey olabilir mi dediğiniz herşey, oldu..Ben korkmaya başladım..
-- Bence abartıyorsunuz, böyle bişey olabilir mi?...
-- Peki, Amerikanın yeni seçilen başkanı Trump'ın, YPG'ye destek vermesine,
sınırlarımızda onlara kalkan olmasına ne diyorsunuz?.
-- "Trump döner sap döner, gün gelir hesap döner.."
-- Bu espiriden yürüyeyim diyorsunuz?.Yani?..
-- Trump emlakçı kökenli bir başkandır.Trump'ın tramplığı inşaat bitene kadardır.
İnşaatını yapacak ustaları kollaması normaldir..
-- Yunanistanın adalarımızı işgal etmesi konusuna ne diyorsunuz?.En son eşek
adasını işgal ettiler..
-- Adanın ismi şimdi anlamını buldu..
-- Hükümet bu konuda hiçbişey yapmıyor..Bu canınızı sıkıyor mu?
-- Hükümete haksızlık etmeyelim, hiçbişey yapmadıklarını söyleyemeyiz.
-- Ne yapıyorlar?
-- Seyrediyorlar...
-- Başkanlık seçimi 2019'da yapılacak.Aday olacak mısınız?
-- Ada yolmak mı?..Ne adası?.
-- Anladım...Akp neredeyse bitirmek üzere ama Chp henüz 2019 hedefine başlamadı anlaşılan...Siz başlayana kadar, atı alan üsküdarı da atın eyerine bağlayıp götürmez inşallah...
Peki Kemal bey, muhalefet tarzınızla ilgili bir soru sormak istiyorum..Sizden daha
sert muhalefet etmenizi isteyen kesimler var.Çok sakin olduğunuz ve bu sakinliğin partiye zarar verdiği görüşündeler..
Neden bu kadar sakinsiniz?..
Bu sakinliğinizin tıp camiasında da ilgiyle takip edildiği, doktorların, stresle başedemeyen hastalarına sizi tavsiye ettikleri söyleniyor..
Ne yalan söyleyeyim, ben de uykusuzluk çektiğim zaman yatakta gözlerimi kapatıp gözlerimin önüne sizi getiriyorum, uykuya dalmam üç dakkayı bulmuyor...
Neden daha sert olamıyorsunuz?..
-- Sakin olmak iyidir...
-- Bu kadar mı?
-- Bu kadar.
-- Peki.....Sayın Kılıçdaroğlu son olarak izin verirseniz istifa konusuna girmek
istiyorum...Referandumda alınan sonuçlardan sonra bir çok kesimden genel
başkanlıktan istifa etmeniz yönünde sesler yükseldi...Cumhurbaşkanı Erdoğan da,yurdun çeşitli yerlerinde, referanduma denk gelen toplu açılış törenlerinde yaptığı konuşmalarda sizi hedef aldı, sekiz seçim kaybettiğinizi ve istifa etmeniz gerektiğini söyledi...Ne diyeceksiniz?..
-- Sayın Erdoğan istiyor diye istifa edecek değilim..
-- Ama sadece Cumhurbaşkanı değil, birçok kesimden sizin için istifa çağrısı geldi..
-- Bir çok kesimden istifa çağrısı geldi diye istifa edecek değilim..
-- Sizin partinizin içinde bile yoğun bir şekilde istifa seslerinin yükseldiği söyleniyor..
-- Bizim partimizin içinde bile yoğun bir şekilde istifa sesleri yükseliyor diye istifa
edecek değilim..
-- Daha önceki bir seçimde, eğer başarısız olursanız istifa edeceğinizi bizzat kendiniz söylediniz..
-- Bizzat kendim istifa edeceğim dedim diye istifa edecek değilim..
-- Yani istifa etmeyeceksiniz?
-- Neden istifa edeyim?..İstifa etmemi gerektirecek bir neden var mı?.Birisi makul bir gerekçe göstersin, istifa edeyim.Biz bu göreve koltuk için gelmedik.
-- Çekyat için mi geldiniz?
-- Anlayamadım??
-- Espiri yaptım ondandır..
-- Bakın sayın Şiko..
-- Zi...Boşverin..
-- Sekiz seçim kaybettim diye herkes benim istifa etmemi istiyor..
Neden istifa edeyim?.Nerde görülmüş sekiz seçim kaybeden birinin istifa ettiği?.
Dünyada bir örneği var mı?..
Dünyadaki örneklere baktığımız zaman, politikacıların bir seçim, iki seçim, en fazla üç seçim kaybettikten sonra istifa ettiklerini görüyoruz..
Sekiz seçim kaybettikten sonra istifa eden kimse yok..Bana sekiz seçim kaybettikten sonra istifa eden bir örnek gösterin, istifa edeyim..
Aslında bu işin doğrusu, bir seçim kaybettikten sonra istifa etmektir..
Ben de öyle yapacaktım, kaybettiğim ilk seçimden sonra istifa edecektim, bir sonraki seçimde telafi ederim diye düşündüm, onu da kaybedince, bir sonraki dedim, böyle böyle, sürekli kaybeden kumarbaz gibi bir türlü kalkamadım masadan..
Söz veriyorum, şöyle büyük bir seçim kazanıp,zararı çıkarayım, istifa edeceğim...
Ayrıca, ben sadece partinin genel başkanıyım.Başarı ekip işidir..Kaybettiysek hep
beraber kaybettik..
O zaman Chp olarak hepimiz istifa mı edeceğiz?...
Sadece biz değil,bize oy veren vatandaşlarımız da kaybetti.Onların içinde işçi var,köylü var,memur var,müdür var,genel müdür var..Peki referandumu kaybettik diye istifa eden bir tane müdür, bir tane genel müdür oldu mu?..
Kaç memur görevinden istifa etti?..Referandumdan sonra kaç tane işçi "Benim oy
verdiğim parti kaybetti,benim işe devam etmem doğru olmaz" deyip işinden ayrıldı?..
Kaç köylü "Ben bu seçimi kaybettikten sonra artık bu köyde duramam" deyip,köyünü bırakıp gitti?..
Chp genel başkanlığı benim işim.Herkes işinin başında dururken niye bir tek ben işimi bırakıyorum?..
Üstelik bu ülkede istifa müessesesi doğru dürüst çalışıyor olsaydı, mecliste birinci parti olurduk, benim istifam söz konusu olmazdı..
Bu kadar çok üstüme gelinmesi insafsızlık.Eğer böyle üstüme gelinmeye devam edilirse,ben bu işi yapamam,istifa eder giderim..
-- Gerçekten eder misiniz???
-- Ederim ama ortada istifa etmemi gerektirecek bir neden göremiyorum.
-- Sayın Kılıçdaroğlu röportajın sonuna geldik,size çok teşekkür ediyorum.
-- Neden teşekkür ediyorsunuz?.Teşekkür etmenizi gerektirecek bir neden var mı?.Çıkın deyin ki, ben şu nedenle teşekkür ediyorum,eğer makul bir gerekçeniz varsa o zaman biz de rica ederiz..
-- Kemal bey röportaj bitti..
-- Neden bitti?..Röportajın bitmesini gerektirecek bir neden var mı?..Birisi çıksın desin ki röportaj şunun için bitti,eğer haklı bulursak kalkar gideriz..
-- Kemal bey?..
-- Neden Kemal bey?. Bey olmamızı gerektirecek...
-- Arkadaşlar Kemal beye yardımcı olun..Yoğun baskıdan galiba devrelerde bir problem oldu...Kemal bey iyi misiniz, bir doktor çağıralım mı?...Kemal bey?..A-aaa, uyudu..
Oturduğu koltukta aniden uykuya daldı..
E tabi,süreç çok yordu...Arkadaşlar Kemal beye bir battaniye
getirip üzerini örtün de üşümesin...
Kemal beye bir lakap da ben takayım : "Aslan Kemal..."
Tuttu tuttu, tutmadı, geri alır kendime takarım.....
(Geçenki Referandumdan sonra yazdığım eski bir yazı)
-- Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, facebook'uma hoş geldiniz..
-- Hoşbulduk.Teşekkür ederim..
-- İsterseniz röportajımıza referandumla başlayalım...Referandum sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?.
-- Biz kazandık!...
-- Siz kazandınız??
-- Evet..
-- Ama referandumdan yüzde ellibir evet, yüzde kırkdokuz hayır çıktı..
-- Doğrudur..Biz kazandık...
-- Sayın Kılıçdaroğlu, referandumdan çıkan hayır oylarının oranı yüzde kırkdokuz..
Siz hayır cephesindeydiniz..
-- Çok doğru..Biz kazandık..
-- Siz kazandınız?
-- Biz kazandık..
-- O zaman...Anayasa değişmeyecek, başkanlık seçimi yapılmayacak??
-- Yapılacak... Ama biz kazandık..
-- Çok özür dilerim sayın Kılıçdaroğlu sizi anlamakta zorluk çekiyorum..Sandıktan
yüzde kırkdokuz hayır, yüzde ellibir evet çıktı..Ak Parti ikibinondokuzdaki başkanlık seçimine hazırlanıyor, Tayyip Erdoğan kısa bir süre sonra partisinin başına geçecek.
Şimdiden başta yargı olmak üzere bir çok alanda düzenleme yapmaya başladılar,
ben anlayamıyorum sizi, kazandık derken neyi kastediyorsunuz, ne kazandınız?..
-- İzah edeyim sayın Ziko..Ziko'muydu?
-- Ziko.
-- Niye?
-- Öyle icabetti.
-- Şimdi sayın Zito..
-- "Ziko"
-- Zipo...Son yapılan 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 25 oy aldı..Doğru mudur efendim?
-- Doğrudur..
-- Peki bu referandumdaki oy oranımız nedir?.: Yüzde kırkdokuz..
-- Ama bu referandumda alınan yüzde 49 oyun tamamı Chp'ye mal edilemez..
-- Ben de zaten onu iddia etmiyorum sayın Pipo...
-- Ziko..
-- Tifo...Yüzde 49'un tamamı Cumhuriyet Halk Partisinin oyu değil..Arkadaşlarımızın hesaplamalarına göre bu yüzde 49'un içinden hayır oyu veren ama Cumhuriyet Halk Partili olmayan kesimlerin oylarını düştüğünüz zaman bile, Cumhuriyet Halk Partisinin oylarını 1 Kasım seçimlerine göre yüzde altı, yüzde yedi civarında arttırdığını görüyoruz..
Bu da yüzde otuzbir-otuziki eder..
Yani Cumhuriyet Halk Partisi, son yapılan 1 Kasım genel seçimlerinde aldığı yüzde 25'lik oy oranını yüzde 32'ye çıkarmıştır..
-- Kazandık derken bunu mu kastettiniz?.
-- Evet...Cumhuriyet Halk Partisi Olarak, 1 Kasımdaki Cumhuriyet Halk Partisini
yendik.
Hem de öyle böyle değil, 7 puan fark attık.Eze eze yendik..
Eğer bu referandumda rakibimiz Ak parti değil, 1 Kasımdaki Cumhuriyet halk partisi olsaydı,sandıktan hayır çıkardı..Hem de 6-7 puan farkla..
-- Yani siz rakip olarak Ak parti'yi değil de, Cumhuriyet halk partisini
görüyorsunuz?..
-- Evet..Tam dişimize göre..Yüzde yirmibeş, yüzde yirmialtı civarında bir oy
oranları var ve Türkiye'nin genel siyasi yapısına baktığınız zaman o oranların
üzerine çıkabileceklerini hiç sanmıyorum.En fazla yüzde otuza çıkarlar, biz onu da geçeriz...
-- Kendinizle rekabet etmek, kendinizi aşmaya çalışmak çok güzel sayın Kılıçdaroğlu ama siz kendinizle uğraşırken atı alan üsküdarı geçiyor..
-- Geçemez..Binek hayvanlarının şehir içine girmesi yasaktır..
-- Peki sayın Kılıçdaroğlu, başka bir konuya geçelim...
-- Buyrun sayın Niko..
-- "Ziko.."
-- Çiko...
-- Geçenlerde medyada geniş yer bulan,içinde sizin de bulunduğunuz bir fotoğraf
çok konuşuldu, çok eleştirildi..
-- Anayasa mahkemesinin kuruluş yıldönümü töreninde çekilen fotoğraftan söz
ediyorsunuz sanırım..
-- Evet..Başbakan Binali Yıldırım ve Meclis başkanı İsmail Kahraman'la birlikte
gülerken çekilmiş fotoğrafınız..Fotoğrafta güldüğünüz için medyada bir çok
eleştiriye maruz kaldınız.Ne diyeceksiniz?.Kasıtlı olarak mı güldünüz yoksa bir anlık gaflet miydi?.
-- Bakın sayın Tito..
-- Ziko..
-- Fiko...Ben hayatım boyunca ne güldüm, ne güldürdüm..En ufak bir
tebessüme bile tenezzül etmedim.Partimizin çatısı altında görev yapan hiç kimsenin gülmesine de asla izin vermedim...
Geçen ay parti içi bir toplantıda güldükleri tespit edilen iki arkadaşımızı kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevkettik, savunmalarını istedik.
-- Ne dediler savunmalarında?
-- Ağlanacak halimize güldük dediler.Ama bu mazeret olamaz..
Ayrıca ben milletvekili seçildiğim zaman meclis kürsüsünden,görev sürem boyunca gülmeyeceğime dair namusum ve şerefim üzerine yemin ettim..
Böyle birşey olabilir mi?..
Benim bilerek, kasıtlı olarak gülmem söz konusu bile olamaz..
-- Peki ne oldu?.Neden güldünüz?.
-- Aklıma bir fıkra geldi, ona güldüm..
-- Kendinizi tutmayı denemediniz mi?
-- Denedim ama tutamadım.İlk kez aklıma gelen bir fıkraydı.Daha önce aklıma gelen bir fıkra olsaydı, fıkrayı bilirdim, kendimi tutardım.Ama ilk kez aklıma geldi..
Bizim görevimizin gülmek değil, milletimizin yüzünü güldürmek olduğunun
bilincindeyiz...
-- Peki Chp'lilerin yüzleri ne zaman gülecek?..Chp hiç iktidara gelemeyecek mi?.
-- Gelemeyecek..
-- Bunu siz mi söylüyorsunuz??
-- Yok babam söylüyor..
-- Anlayamadım??
-- Yani zamanında babam da söyledi, bütün dostlarım, arkadaşlarım, partideki
herkes de aynı görüşte.Türkiye'yi az çok tanıyan herkes bunun böyle olduğunu
bilir.Cumhuriyet halk partisinin bu milletteki karşılığı her zaman yüzde 25
civarında olmuştur ve maalesef hep öyle olmaya devam edecektir.Bu bizim
kaderimiz..
-- Peki bu kaderi değiştirmek için bir planınız yok mu?.
-- Yok.
-- Bu konuda bir çalışma yapmıyor musunuz?.
-- Yapmıyoruz.
-- Neden?
-- Çünkü biz inançlı insanlarız, kadere karşı gelinmez...
-- Başka bir konuya geçelim...Geçenlerde Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil,
gazetedeki köşesinde size yönelik çok sert bir eleştiri yazısı yazdı ve yazıda sizden "Guguk kuşu" diye sözetti, herhalde kulağınıza gelmiştir...Bu söz sizi gücendirdi mi?.
Bununla ilgili birşey söyleyecek misiniz?..
-- Sayın Yılmaz Özdil demokrat kimliği olan değerli bir yazardır, ne diyebilirim ki?.
düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar bizi..
-- Evet..
-- Düşmanlarımızla başa çıkabiliriz, Allah bizi dostlarımızın yapacakları
kötülüklerden korusun..
-- Haklısınız..
-- Dost dediğin ırmak gibidir.Kiminin suyu az, kiminin çok.Kiminde elini yıkarsın,
kiminde bütün ruhunu..
-- Doğru söylüyorsunuz..
-- İyi bir dostu olanın aynaya ihtiyacı olmaz..
-- Elbette..
-- Dost para gibidir, kazanmak kolay, elde tutmak zordur..
-- Katılıyorum..
-- Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim..
-- Kemal bey, yeter!..
-- Tamam..
-- Size "Gandi Kemal" de diyorlar..
-- Gandi Kemal demeleri beni rahatsız etmez.Eğer "İndiragandi Kemal" derlerse
rahatsız oluruz..Allaha şükür hayatımız boyunca hiç indirme yapmadık, yapmayız da..
O yüzden diyeceklerini sanmıyorum..
-- "Guguk kuşu" biraz ağır olmuş..
-- Evet..
-- Dost acı söyler..
-- Hayır Sayın Dido..
-- Pes!..
-- Hayır sayın Pes, dost acı söylemez.Mevlana der ki "Dost, acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyendir.."
-- Yılmaz Özdil'e bir cevap verecek misiniz?.
-- Yoo, niye vereyim?.Belki de doğru söylemiştir..Size takılan bir lakap üzerinize
yapışıp kalırsa, doğrudur..Bunu zaman gösterecek..Ya bana "Guguk kuşu" diyecekler,ya da sayın Özdil'e "Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanına guguk kuşu diyen yazar" diyecekler.
-- Ben sözlerinizden biraz alındığınızı hissediyorum?.
-- Alındım ama şimdi biraz verindiğim için rahatladım.Sayın Özdil sadece bizim
için değil, Türkiye için de değerli bir yazardır.Onun gibi yazarların yetişeceği
topraklar çok azaldı, bütün topraklar "Proje alanı" oldu..
-- Kemal bey, şimdi kısa bir ara vereceğiz, sonra yine kaldığımız yerden devam
edeceğiz..
-- Tamam.
-- Tekrar beraberiz.....Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisine geri
dönmesine ne diyorsunuz?.
-- "Recep döner sap döner, gün gelir hesap döner.."
-- Bu espiriyi biyere bağlayacak mısınız?.
-- Bağlayacağım...Partiye geri dönmekle neyi hesap ettiyse, o hesabın tutacağını
sanmıyorum...Parti başkanlığıyla,Cumhurbaşkanlığı aynı anda olmaz.
-- Neden olmasın Kemal bey?.Bence olabilir.Bunun örneği daha önce yaşandı
ülkemizde..
-- Ne örneği?.
-- Fatih Terim hem milli takımı, hem Galatasarayı çalıştırdı..
-- Yani topçuları mı örnek alacağız?
-- Neden almayalım?.Zaten bu ülkede en çok ya topçuları ya popçuları örnek
almıyor muyuz?
-- Yapmayın sayın..neydi?
-- Ziko..
-- Piko...Böyle bişey olabilir mi?.
-- Kemal bey sizden bişey rica edebilir miyim?
-- Elbette, buyrun..
-- Siz şu "Böyle bişey olabilir mi" cümlesini çok sık kullanıyorsunuz.Takip ettim,
sizin, böyle bişey olabilir mi dediğiniz herşey, oldu..Ben korkmaya başladım..
-- Bence abartıyorsunuz, böyle bişey olabilir mi?...
-- Peki, Amerikanın yeni seçilen başkanı Trump'ın, YPG'ye destek vermesine,
sınırlarımızda onlara kalkan olmasına ne diyorsunuz?.
-- "Trump döner sap döner, gün gelir hesap döner.."
-- Bu espiriden yürüyeyim diyorsunuz?.Yani?..
-- Trump emlakçı kökenli bir başkandır.Trump'ın tramplığı inşaat bitene kadardır.
İnşaatını yapacak ustaları kollaması normaldir..
-- Yunanistanın adalarımızı işgal etmesi konusuna ne diyorsunuz?.En son eşek
adasını işgal ettiler..
-- Adanın ismi şimdi anlamını buldu..
-- Hükümet bu konuda hiçbişey yapmıyor..Bu canınızı sıkıyor mu?
-- Hükümete haksızlık etmeyelim, hiçbişey yapmadıklarını söyleyemeyiz.
-- Ne yapıyorlar?
-- Seyrediyorlar...
-- Başkanlık seçimi 2019'da yapılacak.Aday olacak mısınız?
-- Ada yolmak mı?..Ne adası?.
-- Anladım...Akp neredeyse bitirmek üzere ama Chp henüz 2019 hedefine başlamadı anlaşılan...Siz başlayana kadar, atı alan üsküdarı da atın eyerine bağlayıp götürmez inşallah...
Peki Kemal bey, muhalefet tarzınızla ilgili bir soru sormak istiyorum..Sizden daha
sert muhalefet etmenizi isteyen kesimler var.Çok sakin olduğunuz ve bu sakinliğin partiye zarar verdiği görüşündeler..
Neden bu kadar sakinsiniz?..
Bu sakinliğinizin tıp camiasında da ilgiyle takip edildiği, doktorların, stresle başedemeyen hastalarına sizi tavsiye ettikleri söyleniyor..
Ne yalan söyleyeyim, ben de uykusuzluk çektiğim zaman yatakta gözlerimi kapatıp gözlerimin önüne sizi getiriyorum, uykuya dalmam üç dakkayı bulmuyor...
Neden daha sert olamıyorsunuz?..
-- Sakin olmak iyidir...
-- Bu kadar mı?
-- Bu kadar.
-- Peki.....Sayın Kılıçdaroğlu son olarak izin verirseniz istifa konusuna girmek
istiyorum...Referandumda alınan sonuçlardan sonra bir çok kesimden genel
başkanlıktan istifa etmeniz yönünde sesler yükseldi...Cumhurbaşkanı Erdoğan da,yurdun çeşitli yerlerinde, referanduma denk gelen toplu açılış törenlerinde yaptığı konuşmalarda sizi hedef aldı, sekiz seçim kaybettiğinizi ve istifa etmeniz gerektiğini söyledi...Ne diyeceksiniz?..
-- Sayın Erdoğan istiyor diye istifa edecek değilim..
-- Ama sadece Cumhurbaşkanı değil, birçok kesimden sizin için istifa çağrısı geldi..
-- Bir çok kesimden istifa çağrısı geldi diye istifa edecek değilim..
-- Sizin partinizin içinde bile yoğun bir şekilde istifa seslerinin yükseldiği söyleniyor..
-- Bizim partimizin içinde bile yoğun bir şekilde istifa sesleri yükseliyor diye istifa
edecek değilim..
-- Daha önceki bir seçimde, eğer başarısız olursanız istifa edeceğinizi bizzat kendiniz söylediniz..
-- Bizzat kendim istifa edeceğim dedim diye istifa edecek değilim..
-- Yani istifa etmeyeceksiniz?
-- Neden istifa edeyim?..İstifa etmemi gerektirecek bir neden var mı?.Birisi makul bir gerekçe göstersin, istifa edeyim.Biz bu göreve koltuk için gelmedik.
-- Çekyat için mi geldiniz?
-- Anlayamadım??
-- Espiri yaptım ondandır..
-- Bakın sayın Şiko..
-- Zi...Boşverin..
-- Sekiz seçim kaybettim diye herkes benim istifa etmemi istiyor..
Neden istifa edeyim?.Nerde görülmüş sekiz seçim kaybeden birinin istifa ettiği?.
Dünyada bir örneği var mı?..
Dünyadaki örneklere baktığımız zaman, politikacıların bir seçim, iki seçim, en fazla üç seçim kaybettikten sonra istifa ettiklerini görüyoruz..
Sekiz seçim kaybettikten sonra istifa eden kimse yok..Bana sekiz seçim kaybettikten sonra istifa eden bir örnek gösterin, istifa edeyim..
Aslında bu işin doğrusu, bir seçim kaybettikten sonra istifa etmektir..
Ben de öyle yapacaktım, kaybettiğim ilk seçimden sonra istifa edecektim, bir sonraki seçimde telafi ederim diye düşündüm, onu da kaybedince, bir sonraki dedim, böyle böyle, sürekli kaybeden kumarbaz gibi bir türlü kalkamadım masadan..
Söz veriyorum, şöyle büyük bir seçim kazanıp,zararı çıkarayım, istifa edeceğim...
Ayrıca, ben sadece partinin genel başkanıyım.Başarı ekip işidir..Kaybettiysek hep
beraber kaybettik..
O zaman Chp olarak hepimiz istifa mı edeceğiz?...
Sadece biz değil,bize oy veren vatandaşlarımız da kaybetti.Onların içinde işçi var,köylü var,memur var,müdür var,genel müdür var..Peki referandumu kaybettik diye istifa eden bir tane müdür, bir tane genel müdür oldu mu?..
Kaç memur görevinden istifa etti?..Referandumdan sonra kaç tane işçi "Benim oy
verdiğim parti kaybetti,benim işe devam etmem doğru olmaz" deyip işinden ayrıldı?..
Kaç köylü "Ben bu seçimi kaybettikten sonra artık bu köyde duramam" deyip,köyünü bırakıp gitti?..
Chp genel başkanlığı benim işim.Herkes işinin başında dururken niye bir tek ben işimi bırakıyorum?..
Üstelik bu ülkede istifa müessesesi doğru dürüst çalışıyor olsaydı, mecliste birinci parti olurduk, benim istifam söz konusu olmazdı..
Bu kadar çok üstüme gelinmesi insafsızlık.Eğer böyle üstüme gelinmeye devam edilirse,ben bu işi yapamam,istifa eder giderim..
-- Gerçekten eder misiniz???
-- Ederim ama ortada istifa etmemi gerektirecek bir neden göremiyorum.
-- Sayın Kılıçdaroğlu röportajın sonuna geldik,size çok teşekkür ediyorum.
-- Neden teşekkür ediyorsunuz?.Teşekkür etmenizi gerektirecek bir neden var mı?.Çıkın deyin ki, ben şu nedenle teşekkür ediyorum,eğer makul bir gerekçeniz varsa o zaman biz de rica ederiz..
-- Kemal bey röportaj bitti..
-- Neden bitti?..Röportajın bitmesini gerektirecek bir neden var mı?..Birisi çıksın desin ki röportaj şunun için bitti,eğer haklı bulursak kalkar gideriz..
-- Kemal bey?..
-- Neden Kemal bey?. Bey olmamızı gerektirecek...
-- Arkadaşlar Kemal beye yardımcı olun..Yoğun baskıdan galiba devrelerde bir problem oldu...Kemal bey iyi misiniz, bir doktor çağıralım mı?...Kemal bey?..A-aaa, uyudu..
Oturduğu koltukta aniden uykuya daldı..
E tabi,süreç çok yordu...Arkadaşlar Kemal beye bir battaniye
getirip üzerini örtün de üşümesin...
Kemal beye bir lakap da ben takayım : "Aslan Kemal..."
Tuttu tuttu, tutmadı, geri alır kendime takarım.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder