YAZILAR

cc

3 Eylül 2017 Pazar

MÜCVER

Evimin yakınında arada bir yemek yediğim bir semt lokantası var..

Büyükçe bir şey..

Fiyatları semtin ölçülerine göre pahalı.Yemek yedikten sonra soda içmezsen,hesabı öderken midende yanma hissediyorsun..

Ama ben zaten o lokantaya pahalı diye gidiyorum..

Çünkü,yemeklere çok para ödeyeceğim için,ne yersem yiyeyim,çok lezzetli geliyor.Dilim,damağım,vereceğim paranın karşılığını alayım diye tam kapasite çalışıyor,gerekirse kendi hafızalarından yemeğe fazladan lezzet katıyorlar..

Üç tane garson var lokantada..Üçü de asgari ücret civarı çalışan fakir çocuklar..

Ellerini yüzlerini yıkamışlar,saçlarını ıslatıp taramışlar,temiz,şık lokanta önlüklerini giymişler ama hepsi fakir aile çocukları..

Bunu nereden anladım?. Kafalarının arkasından anladım..

Fakirler,kafalarının henüz yumuşak olduğu küçük yaşlarda ,pamuklu,yumuşak yastıklarda değil de,sert yastıklarda yattıkları için,kafalarının arkası düzleşir,büyüyünce de öyle kalır..

Sadece bebeklik değil,çocukluk dönemleri de sert koşullarda geçtiği için büyüdüklerinde her bakımdan sert olurlar..

Onlardaki bu sürekli sosyal ereksiyo n hali,çocukluklarından kaynaklanır,onları erekte eden çocukluk koşullarıdır.

O üç tane,henüz kafaları yumuşakken,sert yastıklarda yattıkları için,kafalarının arkası dümdüz olan fakir çocuğu garsonların arasında,bir de aynı genç yaşlarda,tombalak bir çocuk var..

O,patronun oğlu..

Lokanta kalabalık olunca garsonlara yardım ediyor ama daha çok yemek yemek için oradaymış gibi sanki..

Sürekli orada,ne zaman görsem yemek yiyor..Hep içeride,hep lokantada,dışarı adımını atarsa,açlıktan ölmekten korkuyor herhalde,kapının önüne bile çıkmıyor..

Gözleri mavi..Zaten oradan anladım patronun oğlu olduğunu..

Çünkü fakir çocukları mavi gözlü olmaz...

Niye fakirler mavi gözlü olmuyorlar,bilmiyorum ama olmuyorlar işte...

Bazan bir fakir çocuğu üç-dört yaşına kadar,bakıyorsun,gözleri mavi..Herkes "Maviş" diyor,maviş diye seviyor.Ailenin hatta sülalenin gözbebeği.

-- Bi görsen! Gözleri masmavi!..

Çocuk ilgi odağı..

Duyanlar gelip çocuğun gözlerini görüp gidiyorlar..

Akrabalar,Adapazarından,İzmitten,otobüs tutup çocuğun gözlerini ziyaret ediyorlar.Çünkü sülalede görülmüş,duyulmuş şey değil.

"Allah tamamına erdirsin" diye dua ediyorlar,çünkü,daha önce de bir kaç çocuğun gözleri böyle mavi çıkmış sonra biraz büyüyünce,değişmiş,kahverengi olmuş..

"Allahım n'olur gözleri hep mavi kalsın" diye adak adıyorlar...

Fekat,çocuk mavi mavi giderken,biraz büyüyünce bir bakıyorsun gözler kahverengi olmuş..

Halbuki mavi kalsa çocuğun hayatı kurtulacak...

Kaç kişiden duymuşumdur,gururla anlatırlar,"Benim gözlerim yedi yaşına kadar maviydi" diye..

Sonra ne oldu,belli değil...

Ya gece uyurken biri eve girdi,gözlerini değiştirdi,

veya gözler baktı ki,çocuk fakir,aile fakir,ev fakir,etraf fakir,her yere kapalı renkler hakim,eşyalar,kıyafetler,insanlar,duygular,düşünceler,ya siyah ya kahverengi ya da gri'nin elli tonu,ortama uyum sağlamak için renk değiştirdi...

Lokantaya girdim,yemeklerin olduğu bölüme yaklaştım,baktım,yemeklerin arasında daha önce görmediğim bir yemek..

Yanımda dikilen garsona yemeği gösterip "Bu nedir?" diye sordum,garson,üç saniye kadar yemeğe bakıp "Müjgan o abi.." dedi.

-- Müjgan mı??..

Öbür garson yanımıza geldi,

-- Müjgan değil,Münevver...dedi.

-- Münevver??

Döner kesen dönerci ustası müdahale etti,

-- Münevver değil,mücevher..

Üçüncü garson geldi,

-- Yok abi,Müjde o..Kabak müjde..

-- Mücver olmasın? Kabak mücver?

-- Olabilir...

Galiba ilk kez mücver yapmışlar,patron,"Değişiklik olsun,bugün Mücver yapalım "demiş,aşçı elinden geleni yapmış ama hiçbiri daha önce mücver diye bir şey yemedikleri,duymadıkları için adını da doğru söyleyemiyor.Biri "Müjgan" diyor,biri "Münevver" diyor,biri "Mücevher" biri "Müjde" diyor..

Patron geldi,o da söyleyemedi,"Mürcer" dedi...

Ben de Mücver'in bir yemek çeşidi olduğunu ilk orada öğrendim.Mücver'i kavuniçi yapraklı bir tür bayır çiçeği veya bir civata çeşidi sanıyordum...

Söyledim,tadına baktım ama hiç beğenmedim.Olmamış,yapamamışlar.Adını söyleyemediğin yemeği yapmaya kalkmayacaksın..

Sonradan parayı bulan bir tanıdığım,o zamanlar pahalı ve çok havalı olan ama markasını bir türlü doğru söyleyemediği "Mitsubishi" marka araba almıştı,ilk binişinde kaza yaptı...

Mücver'i yiyemedim..

Bir kurufasülye söyledim,Yanına pilav,salata,cacık...

Bir de köfte attırdım,keyiften iskemleden düşüyordum az kaldı...

Yemek dediğin böyle olur,adını söylerken iştahın açılacak...

Ne gerek var böyle ufacık insanların yaşadığı ufacık bir mahallede Mücvermiş,bilmemneymiş, alışık olmadığımız tuhaf yemekler yapmaya?..

Sosyete miyiz biz?.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder