YAZILAR

cc

3 Eylül 2017 Pazar

SAAT SENİN NAMUSUNDUR

Randevulara zamanında gitmek,güvenilir olup olmamanın önemli ipuçlarından biridir...

Ben herkesten söz verdiği dakikada buluşmaya gelmesini beklerim.

Sözünü tutmayan insana güvenemem.Güvenmediğim insan,benim için değersizdir.Değersizliğini bana da bulaştırmasın diye,onunla ilişkimi bi çekişte koparırım...

Randevularıma hep zamanında giderim..Ne geç,ne erken..Erken de gitmem,çünkü erken gidip kendimi bekletmek de,kendime karşı saygısızlıktır.Benim kendimle aramda saygıya dayanan düzeyli bir ilişki vardır,bunu bozmak istemem...

Bir randevuya gideceksem,evden çıkmadan önce plan yaparım..

Atıyorum mesela,birisiyle sahilde bir çay bahçesinde buluşacaksam,evimle çay bahçesi arasındaki mesafeyi kabaca tahmin ederim,sonra o mesafeyi küçük mesafelere bölüp sağlamasını yaparım :

"Evle,Marketin arası yedi dakika...Marketten Postaneye on dakika...Postaneyle Cami arası yirmi dakika..Cami'den çay bahçesi altı dakika..."

Yolda karşılaşabileceğim tanıdıklara selam verip,hal hatır sorarken de on dakika harcasam,genel toplamda evden elliüç dakika önce çıkmam gerekir..

Ve ben randevularımı hep aynı yere,sahildeki çay bahçesine veririm.Çünkü çayı hem pahalı,hem de kötüdür.İkinci çayı içmemek için,randevuyu hemen bitirip kalkmak istersiniz..Ben randevunun kısa olanını severim...

Birgün yine o çay bahçesindeki randevuma gitmek üzere evden çıktım..Önemsiz bir randevuydu ama ben o randevuya hakettiğinden fazla önem veriyordum..Çünkü ben kendimi çok önemli hissettiğim için,yaptığım şeylerin de en az benim kadar önemli olmasını isterim..Eğer yaptığım birşey çok önemli değilse,ona fazladan önem veririm,daha sonra baya önemli bişey yaptığımda,baya önemli şeyin öneminin bi kısmını öbürüne sayarım...

O günkü buluşmaya giderken yine her zamanki gibi,hesaplamalarıma sadık kalarak evden elliüç dakika önce çıktım..

Ancak,Postanenin önüne geldiğimde bütün planlarım altüst oldu...Postanenin önünde karşılaştığım bir tanıdığım,yolda karşılaşabileceğim tanıdıklar için ayırdığım süreyi aşmama sebep oldu...Kısa hal-hatırın ötesine geçerek,sağlığından,geçirdiği ameliyattan sözetti.Üzgün bir yüzle anlattıklarını dinledim..Üzüntümü yeterli görmemiş olacak ki,ameliyatın safhalarını,öncesini,sonrasını,çektiği acıları uzun uzun anlatmaya başladı..Bir ara nefes almasını fırsat bilip,biyere yetişmem gerektiğini söyledim,geçmiş olsun diyerek ayrıldım..

Neden acılarımızı,üzüntülerimizi,başımıza gelen kötü şeyleri başkalarına büyük bir iştahla anlatıp,onları da üzeriz anlamıyorum..En azından anlatmadan önce "Sana seni üzecek bir halimi anlatmak istiyorum.Psikolojin nasıl?..Benim üzüntüme üzülecek durumda mısın" diye sorup,izin almak iyi olurdu..

Saat takmayı uzun zaman önce bıraktım..

Saatle,zamanla işim yok..Zaten zaman diye de bişey yok..Acıkınca yemek yerim,uykum gelince uyurum..Ancak bir randevum varsa saate ihtiyacım olur,onu da sokakta birilerine sorarım..Bundan da çekinmem.Çünkü söyleyen insan için de saati söylemek,mutluluk verici bişeydir.Saati sorarlar,söylersiniz,bedava iyilik yapmış olursunuz.Bedava iyilik,baldan tatlıdır..

Randevulaştığım arkadaşımla buluşacağım çay bahçesine yaklaşırken,birine saat sorma ihtiyacı hissettim..Çünkü,geç kalmış olabileceğimi düşünüyordum..Çarşının ortasında,yanımdan gelip geçenlerin bileklerine bakıyor,soracak saat arıyordum..

Herkesin dikkatini çekecek kadar büyük veya güzel saat takan biri,kendisine saatin sorulmasını istiyordur diye düşünerek,yanımdan geçen bir kadına saati sordum..

Sokakta kadınlara saat sormak hep yaptığım bişey değildir..Ama ne olacak ki?..Şehirde yaşıyoruz,gökdelen görmüş insanlarız,modern sayılırız,bir erkeğin sokakta tanımadığı bir kadına saat sormasında ne sakınca olabilir ki?..

Tersi olsa..Tanımadığım bir kadın bana saati sorsa,ben,memnun kalsın diye saati fazla fazla söylerim.3'se,5 derim..5'se,7 derim..

Ama o kadın öyle yapmadı..

Ne yaptı biliyor musunuz?.

Ben kadına "Pardon,saatiniz kaç" diye sordum,

Kadın,"Terbiyesiz!.." dedi,yürüdü gitti...

Olduğum yerde dondum kaldım...Hiç böyle bişey gelmemişti başıma..Ne yapacağımı,ne diyeceğimi şaşırdım..

Neden böyle yaptı?.Niye öyle dedi?..Laf attığımı mı sandı?..

Eğer öyleyse,bir kadına laf atacak olsam,saati mi sorarım?..

Bunda nasıl bir anlam olabilir ki?..

"Saat yuvarlaktır..Kadınların hatları da yuvarlaktır..."

Bu mu?...

"Saatte yelkovan vardır,akrep vardır.." Eeee?..Yoksa kadın akrep burcu mu?..Akrep burcunun özelliklerinde ayıp bişey mi var?..

Saati söylerse ne olacağını düşündü ki?.

Teşekkür edip yoluma gidecektim.Beni sapık sanmasının sebebi ne?..

Diyelim ki saati söyledi,

-- Pardon,saatiniz kaç?

-- Beş!

-- Yapma ya,beş oldu mu?..O zaman hemen bi otele gidelim de sevişelim.Oteller beşbuçukta kapanıyo...

Eviriyorum,çeviriyorum,kadının bana neden terbiyesiz dediğini anlayamıyorum...

Randevum uçtu gitti aklımdan,çok fena moralim bozuldu..Kendimi aşağılanmış hissettim..

Bir kadının,erkeği aşağılaması,erkeğin sadece kişiliğini değil,cinsel kimliğini de bozar..Kadın tarafından aşağılanan erkeğin cinsel fonksiyonları azalır..Erkeklik hormonu üreten bezler,üretimi durdurur..Bezler,"Niye üreteyim ki?..Alıcı yoksa,üretim yapmanın ne manası var?.." diyerek küsebilir..

Peki ama o kadının,kendisine kibarca saati soran birini "Terbiyesiz!." diyerek terslemesinin sebebi ne?..

Evden çıkarken annesi tembih mi etti?

-- Kızım bugün sana sokakta saat soran olursa unutma sakın, "Terbiyesiz!." diye cevap vereceksin,tamam mı?

-- Tamam anne..

-- Ne diyecek mişsin?

-- "Terbiyesiz"

-- Söylerken yüzüne bile bakma ki,kendisini daha da aşağılanmış hissetsin..

-- Tamam anne..

-- Haydi göreyim seni kızım..Bugün senden en az beş erkeği aşağılamanı bekliyorum..Saatini göstere göstere yürü,bırak sorsunlar,sonra da dilinin tersiyle çak bi tane,neye uğradıklarını şaşırsınlar..

-- Olur anne...

Veya babası tehdit mi etti?.

-- Kız sen önüne gelene saatini mi söylüyorsun?!.

-- Yok baba valla,kim dedi?.Yok öyle bişey...

-- Bana bak,saatlerini kırarım senin!..Çek o kazağının kolunu aşağıya,kapat saatini!..

-- Tamam baba...

-- Saat senin namusundur.Bu yaştan sonra beni katil etme!..

Belki de hata bendeydi..Kadının kafasında kimbilir neler vardı?..Neler düşünüyordu?..O sırada yanımdan geçerken,pat diye saati sorunca,ne dediğimi anlamadı,taciz ettiğimi sandı..

Önce kendimi tanıtıp daha yumuşak bir giriş yapabilirdim...

-- Çok özür dilerim hanımefendi,bir dakikanızı alabilir miyim lütfen?.

-- Buyrun?..

-- Benim adım Ekrem..Ekrem mobilya'nın sahibiyim..Evliyim,biri askerde,biri üniversitede iki oğlum var..

-- Evet?..

-- Şu an bir randevuya yetişme telaşı içindeyim..Sizi rahatsız etmek,inanın şu hayatta arzulayacağım en son şey..Lakin,mecburum..Kimbilir belki siz de şu an önemli bir randevuya gidiyorsunuz,belki de mutlu yuvanıza bir an önce varabilmenin günlük tatlı özlemi içindesiniz..Mahcubiyetim sonsuzdur..Eğer bir sakıncası yoksa,saatinize de bir zararı olmayacaksa,bana saatin kaç olduğunu söyleyebilir misiniz acaba?...Ama eğer saati söylemek sizi üzecek,olmadık kederlere sürükleyecekse,yapmayın!..Ben saati öğrenmesem de olur..

-- Hayır hayır,söyleyebilirim!

-- Lütfen!..Duymayı çok isterim...

Böylesi de acayip olur ama öyle acayip olacağına,böyle acayip olsun daha iyi...

O kadını yeniden bulup,benim ne kadar namuslu,ahlaklı,terbiyeli ve de kibar biri olduğumu anlatabilmek için,yanımda şahitlerle,aşağılandığım o caddenin kenarında günlerce bekledim.Ama o kadın bir daha oradan geçmedi..

Hanımlar lütfen!..

Bizi olur olmaz,ikide bir de aşağılamayın..

Ben kadınla erkeğin eşit olmasını istiyorum.Bıktım artık kadınların üstünlüğünden.....

(Bunu bizzat yaşamadım ama yakından şahit oldum..Adamın biri,bir kadına saati sordu,kadın,adamın yüzüne bakmadan "Terbiyesiz!.." dedi,yürüdü gitti..

Adam dondu kaldı.Bi kadına baktı,bi bana baktı,sonra ellerini açtı, "Allahım sen bana sabır ver" dedi,yürüyüp gitti....)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder