YAZILAR

cc

3 Eylül 2017 Pazar

ZAMAN DENEN HASTALIK

"Bir kız bana amca dedi neyleyim/Sakal seni delik delik deleyim..."

(Karacaoğlan)

"Ama ağbi ben sana dedim/Sakal seni yaşlı gösteriyor dedim..."

(Karacakız-Karacaoğlanın kardeşi)

..........

İşe giderken su almak için markete uğradım...

Mahalle arasında,sakin bir market..Çok müşterisi yok..Kasiyer kasada beklemiyor,genellikle içerlerde,raflardaki malları düzenliyor..

Suyun parasını ödemek için,para ödenen kısımdaki iki banttan birinin önüne gittim,kasiyeri bekledim,kasiyer kız içeriden gelip,öteki bantın arkasına geçti, "Amca burdan alayım!." dedi..

Bantları hiç doğru tahmin edemem..

İki bant da boşken,birine yürürüm,kasiyer gelir,öbürüne geçer..Öbürüne yürürüm,ötekine geçer..

Sürekli aynı şey olunca insanın canı sıkılıyor..

Ben de bantı tutturamayacağımı bildiğim için iki bantın arasına girmeden,kasiyer kızın içerden gelip bantlardan birinin arkasına geçmesini bekliyorum artık...

Kasiyer kız kasaya geçerken bana "Amca burdan alayım" deyince ben de ona " Amca senin babandır!:" dedim..

"Ne amcası?.Daha dün otuz yaşıma girdim!.."

Yani,otuz yaşıma girdiğimi daha dün gibi hatırlıyorum demek istedim..

Ben kıza "Amca senin babandır!." deyince,kız "Teşekkür ederim.." dedi..

Çünkü ben tepkiyi içimden vermiştim,kız da alışveriş ettiğim için teşekkür etmişti...

Tabi gençler bilmiyorlar,anlamıyorlar,kırklı yaşlardaki erkeklere amca demelerinin onları ne kadar üzdüğünü,yaraladığını..

Onlar,Karacaoğlandan beri,özellikle güzel kızların amca demelerine çok üzülüyorlar..

Ama neyleyelim,diyorlar..

Amca lafını ben de sevmiyorum..Yaşlı hissettiriyor..Ben hissetmeden yaşlanmak istiyorum.Çaktırmadan..Belli etmeden..Öyle yaparsam,yaşlılık hastalıklarından yırtarım diye düşünüyorum..

Yeğenlerim amca diyebilir..Ufak tefek çocuklar,yeni yetmeler de diyebilir ama koca koca adamların,kadınların amca demelerini yadırgıyorum..

Minibüse,otobüse falan binip iş için Taksim'e giderken çok yoğun bir şekilde maruz kalırdım amca lafına..

Önce minibüste başlardı..Bir genç kalkıp bana "Buyur amca otur" derdi..

Sonra arkamdan bir kadın yol parasını bana verip "Amca şunu uzatır mısınız" derdi..Yanımda,pencere kenarında oturan koskoca herif ineceği yere geldiği zaman ayağa kalkar "Amca bi müsade eder misin" derdi..İneceğim yere gelirdim,şoföre "Müsait biyerde indirir misiniz?" derdim,şoför "Olur amca.." derdi..

Ordan Taksime gitmek için otobüse binerdim,otobüsün içinde de "Amca arkaya doğru ilerleyebilir misiniz?.." "Amca şu pencereyi biraz aralayabilir misiniz?.." "Amca, inecek misiniz ?."

İnsan bir de kafaya takınca daha çok rahatsız oluyor..

Daral gelirdi,boğulacak gibi olurdum,nefes alamazdım,Taksim'e zor atardım kendimi.

Taksim meydanına gidip "BEN AMCA DEĞİLİİİİİM!." diye bağırmak isterdim...

Amca dönemim kırk yaşında başladı.Bir belediye otobüsünde,demirlere tutunmuş,ayakta gidiyordum.Liseli bir genç,oturduğu yerden kalktı,"Buyur amca,otur" diyerek bana yerini verdi..

Şimdi artık otobüste-minibüste ikişer üçer kalkıp yer veriyorlar..Kimse yer vermezse,şoför kalkıyor,"Buyur amca otur,arabayı da sen kullan,ayakta kalma" diyor...

Birgün bir otobüste,ayakta gidiyorum..

Bir kadının bana baktığını farkettim..

(Bazan oluyo öyle şeyler..)

Ben,güzelce bir kadının bana bakmasından gururlanıp,tatlı tatlı hayal kurup,içimden dans ederken, kadın yerinden kalktı,"Buyrun amca,oturun" deyip,bana yerini verdi..

Meğer,yer vermeye değecek yaşta olup olmadığımı anlamak için bakıyormuş...

Yaşlanmak değil mesele..Bu kaçınılmaz..Zaman denen hastalık,doğuştan vücudumuza girmiş bir kere..

Mesele,çocukluğunu da,gençliğini de,orta yaşını da,
o yaşların karşılığını vererek,doya doya yaşamak.Eksik kalmamak..Çocukluk sofrasından da,gençlik,orta yaş sofralarından da aç kalkmayacaksın."Daha sonra yerim" demeyeceksin..Daha sonra yiyecek bişey bulamaz,kendini yersin...

Yaya üst geçitleri ömrün özetidir..

Bir tarafından yukarı çıkarsın,orası çocukluk ve gençliktir..

Yukarıda dümdüz yürüdüğün yer,orta yaştır..

Karşı taraftan aşağıya indiğin merdivenler de,yaşlılıktır..

Merdivenler bitince kapı çalar,

-- Kim o?

-- Benim ben...Ecel...Hüseyin bey'e bakmıştım..

-- Benim,buyrun?..

-- Yok,siz buyrun.Hazırsanız gidelim Hüseyin bey..

-- Olmaz!..Daha hazır değilim!..Daha yaşamadığım çok şey var..Sen git,ben onları yaşayıp gelirim...

Hakem düdüğü çalar,maçı bitirir,mağlup takımın futbolcuları hakeme koşar,saati gösterirler,

-- Daha bitmedi hoca!..Uzatmalar var!..Faul oldu,oyun durdu,inek içti,dağa kaçtı..İki dakka daha uzat,bitirme maçı!..

Ne yapacaksın o iki dakkada?..

Doksan dakikada yapamadığını,o iki dakikada mı yapacaksın?..

Ömrün sonlarına doğru,tıpkı maçın uzatma dakikalarındaki gibi,plansız doldur-boşaltlar başlar..

Ceza sahasına orta yapılacak da,karambolde, yükselecek gücün kalmışsa,yükselip,kafayı çakacaksın da,gol olacak,hayatı galip bitireceksin...

Tabi etrafında,sana orta yapacak kimse kaldıysa........

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder