ASİL SEVGİ...
Hayatta hiç vazgeçmediğimiz,tek bir sevgi var : Takım sevgisi...
Herşeyden,herkesten vazgeçebiliriz ama tuttuğumuz takımdan asla vazgeçmeyiz...
Evimizi-arabamızı,işimizi-eşimizi,arkadaşımızı-dostumuzu değiştiririz ama tuttuğumuz takımı değiştirmeyiz...
Sadece bir maçlık da olsa,gönül eğlendirmek için bile olsa,başka bir takımla aldatmayız takımımızı..
Tuttuğumuz takım senelerce şampiyon olmaz...
Sürekli kaybeder,küme düşecek hallere gelir..
Fanatik iseniz,sizi sokağa çıkamayacak,rakip takım taraftarı arkadaşlarınızın yüzüne bakamayacak hale getirir..
Ezeli rakiplerinizin şampiyonluk gösterilerini seyreder,kahrolursunuz..
Ama size bu üzüntüleri yaşatan takımınızı bırakmayı aklınızdan bile geçirmezsiniz..
Hayat boyu süren bir sevgidir takım sevgisi...
Vefalı bir sevgili gibi,yağmur-kar demez maçlarına gidersin,kendinden kısıp,pahalı biletler alırsın,maç sırasında takımını motive etmek,gaza getirmek için boğazını yırtar,bağırırsın,
Niye?..
Sevdiğin takım şampiyon olsun diye...
Kendimize yonttuğumuz duyguları da vardır,birazcık duygusal çıkar da kokar bu ilişki,ait olma,güçlü hissetme falan filan da barındırır içinde ama bence bu ilişkideki asıl büyük duygu,sevdiğimiz bişeyin başarılı olması,mutlu olması isteğidir.
Bu da bu sevgiyi asil bir sevgi yapar...
İçinizde var mı,sevdiği,tuttuğu takım şampiyon olduktan sonra kulüp tarafından aranan,
-- "Hüseyin bey,ben Fenerbahçe kulübünden,kulüp başkanı adına arıyorum..
Siz bizim çok vefalı bir taraftarımızsınız..
Yağmur-çamur demediniz,büyük fedakarlıklarda bulunarak maçlarımıza geldiniz,takımı desteklediniz..
Biz bu sene sizin gibi, takımı seven,destekleyen taraftarlarımız sayesinde şampiyon olduk..Sizin sevginiz,desteğiniz olmasaydı şampiyon olamazdık...Bu şampiyonluğu sizlere borçluyuz..
Biz şimdi önümüzdeki cumartesi günü kulüpte bir şampiyonluk yemeği vereceğiz..
Federasyondan şampiyonluk primini de aldık..Ayrıca stad gelirleri,televizyon gelirleri falan derken,sizin desteğinizle kazanılan bu şampiyonlukla çok da para kazandık.
Hepsi sizin sevginiz ve desteğiniz sayesinde oldu.
Kazandığımız paradan,sizin hakkınız olan rakam şudur...
Bu akşam sizi şampiyonluk yemeğine bekliyoruz,hakkınız olan parayı da yemekten sonra bir zarf içinde size takdim edeceğiz,gelmezseniz,darılırız..."
Diye bir telefon,mektup,faks ya da e-posta,c-posta alan var mı?...
Bunun olmayacağını bile bile,hiçbir karşılık beklemeden,sevdiğin takımın başarısıyla mutlu olmayı istemek,çok fedakarca bir sevgidir ve bence sevgi sıralamasında birinci sıradadır...
(Vatan sevgisi falan ayrı..Sosyal sevgilerden söz ediyorum)
Belki de bu takım sevgisi,başka sevgilere örnek olsun diye vardır..
Demiyorum ki,bu takım sevgisini bire bir önümüze örnek olarak koyalım da,
Bizi değil de başkasını tercih edip evlenen,sonra da Konya'ya gidip yerleşen sevdiğimiz kadına,o mutlu olsun diye,Konya'ya gidip evinin önünde tezahürat yapalım..
Evliliğini iyi yürütebilmesi için onu her hafta arayıp "Nasıl gidiyor evliliğin?.Bi sorun var mı?" diye soralım,tavsiye verelim..
Her çocuğu olduğunda "Oleeeey!.." diye bağıralım..
Ama bilelim ki,gerçek sevgi,çoğu zaman gelmeyecek şampiyonlukları da bilerek,karşılıksız sevdiğimiz takım sevgisindeki gibi, sadece vererek sevmededir..
O kadar asil bir sevgidir ki takım sevgisi,koca bir sezon boyunca yaptığımız onca fedakarlığa rağmen,şampiyon olsa dahi,şampiyonluk sevincimiz on günden fazla sürmez..
Sürdürmeyiz..
Ayıp olur..
Çünkü kendimiz için sevmemişizdir,onun için sevmişizdir...
Bu asalet de,hayat boyu sürdüğü için bu sevgi,sevgilerin en asilidir...
Hayatta hiç vazgeçmediğimiz,tek bir sevgi var : Takım sevgisi...
Herşeyden,herkesten vazgeçebiliriz ama tuttuğumuz takımdan asla vazgeçmeyiz...
Evimizi-arabamızı,işimizi-eşimizi,arkadaşımızı-dostumuzu değiştiririz ama tuttuğumuz takımı değiştirmeyiz...
Sadece bir maçlık da olsa,gönül eğlendirmek için bile olsa,başka bir takımla aldatmayız takımımızı..
Tuttuğumuz takım senelerce şampiyon olmaz...
Sürekli kaybeder,küme düşecek hallere gelir..
Fanatik iseniz,sizi sokağa çıkamayacak,rakip takım taraftarı arkadaşlarınızın yüzüne bakamayacak hale getirir..
Ezeli rakiplerinizin şampiyonluk gösterilerini seyreder,kahrolursunuz..
Ama size bu üzüntüleri yaşatan takımınızı bırakmayı aklınızdan bile geçirmezsiniz..
Hayat boyu süren bir sevgidir takım sevgisi...
Vefalı bir sevgili gibi,yağmur-kar demez maçlarına gidersin,kendinden kısıp,pahalı biletler alırsın,maç sırasında takımını motive etmek,gaza getirmek için boğazını yırtar,bağırırsın,
Niye?..
Sevdiğin takım şampiyon olsun diye...
Kendimize yonttuğumuz duyguları da vardır,birazcık duygusal çıkar da kokar bu ilişki,ait olma,güçlü hissetme falan filan da barındırır içinde ama bence bu ilişkideki asıl büyük duygu,sevdiğimiz bişeyin başarılı olması,mutlu olması isteğidir.
Bu da bu sevgiyi asil bir sevgi yapar...
İçinizde var mı,sevdiği,tuttuğu takım şampiyon olduktan sonra kulüp tarafından aranan,
-- "Hüseyin bey,ben Fenerbahçe kulübünden,kulüp başkanı adına arıyorum..
Siz bizim çok vefalı bir taraftarımızsınız..
Yağmur-çamur demediniz,büyük fedakarlıklarda bulunarak maçlarımıza geldiniz,takımı desteklediniz..
Biz bu sene sizin gibi, takımı seven,destekleyen taraftarlarımız sayesinde şampiyon olduk..Sizin sevginiz,desteğiniz olmasaydı şampiyon olamazdık...Bu şampiyonluğu sizlere borçluyuz..
Biz şimdi önümüzdeki cumartesi günü kulüpte bir şampiyonluk yemeği vereceğiz..
Federasyondan şampiyonluk primini de aldık..Ayrıca stad gelirleri,televizyon gelirleri falan derken,sizin desteğinizle kazanılan bu şampiyonlukla çok da para kazandık.
Hepsi sizin sevginiz ve desteğiniz sayesinde oldu.
Kazandığımız paradan,sizin hakkınız olan rakam şudur...
Bu akşam sizi şampiyonluk yemeğine bekliyoruz,hakkınız olan parayı da yemekten sonra bir zarf içinde size takdim edeceğiz,gelmezseniz,darılırız..."
Diye bir telefon,mektup,faks ya da e-posta,c-posta alan var mı?...
Bunun olmayacağını bile bile,hiçbir karşılık beklemeden,sevdiğin takımın başarısıyla mutlu olmayı istemek,çok fedakarca bir sevgidir ve bence sevgi sıralamasında birinci sıradadır...
(Vatan sevgisi falan ayrı..Sosyal sevgilerden söz ediyorum)
Belki de bu takım sevgisi,başka sevgilere örnek olsun diye vardır..
Demiyorum ki,bu takım sevgisini bire bir önümüze örnek olarak koyalım da,
Bizi değil de başkasını tercih edip evlenen,sonra da Konya'ya gidip yerleşen sevdiğimiz kadına,o mutlu olsun diye,Konya'ya gidip evinin önünde tezahürat yapalım..
Evliliğini iyi yürütebilmesi için onu her hafta arayıp "Nasıl gidiyor evliliğin?.Bi sorun var mı?" diye soralım,tavsiye verelim..
Her çocuğu olduğunda "Oleeeey!.." diye bağıralım..
Ama bilelim ki,gerçek sevgi,çoğu zaman gelmeyecek şampiyonlukları da bilerek,karşılıksız sevdiğimiz takım sevgisindeki gibi, sadece vererek sevmededir..
O kadar asil bir sevgidir ki takım sevgisi,koca bir sezon boyunca yaptığımız onca fedakarlığa rağmen,şampiyon olsa dahi,şampiyonluk sevincimiz on günden fazla sürmez..
Sürdürmeyiz..
Ayıp olur..
Çünkü kendimiz için sevmemişizdir,onun için sevmişizdir...
Bu asalet de,hayat boyu sürdüğü için bu sevgi,sevgilerin en asilidir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder