YAZILAR

cc

16 Ekim 2017 Pazartesi

(MİZAHLI YAZILAR)

YABANCI DEĞİLSİN...


İçimden geldi,altı aydır mizah yazılarımı yazdığım facebook hesabımdan bir teşekkür mesajı yayınladım.

"Aylık olağan teşekkür konuşması" mizahi başlığıyla..

Sonra da,

"Beni okuyan,beğenileriyle,yorumlarıyla destek olan herkese teşekkür ederim.." dedim..

Sonra,facebook'a gireliberi,altı aydır arkadaş olduğumuz bir hanımefendi'den bir yorum geldi :

"Biz size teşekkür ederiz,harika yazılarınız için" diye...

Abartılı da olsa,inceliğinden dolayı bir "kalp" yolladım kendisine..

Sonra iki Çerkes facebook arkadaşımdan yorum geldi,facebook arkadaşı olalı daha bir ay olmayan..

Biri şöyle dedi :

"Bayram değil,seyran değil,nerden çıktı bu?...Tamam usta,kabul ettik teşekkürünü..."

(Allah razı olsun)

Öteki de şöyle dedi :

"Günlük yazılar için aylık teşekkür az olmuyor mu?..."

O Çerkes arkadaşlara ne göndereceğimi bilemedim.

Sanırım ben de çerkes olduğum için "Saygıya,kibarlığa,inceliğe gerek yok,salla gitsin" diye düşünmüş olmalılar...

Hata yaptığımı,rahatsızlık verdiğimi düşünerek teşekkürümü geri aldım,sildim..
                                                 
Beni okudukları için,beğenileri ve yorumlarıyla destek oldukları için kimseye teşekkür etmiyorum.                

Size okuyun,beğenin,yorumlayın diyen oldu mu?.

Okumasaydınız,beğenmeseydiniz,yorumlamasaydınız,banane!...

Nedir bu bizden olana hoyratlığımız?...
                                     
Yıllardır takıldığım kahvede,kahveciden çay isterim,tepsiye çayları doldurur,yanımdan geçerken "Sen yabancı değilsin,şu masanın çaylarını vereyim de,seninkini veririm sonra.." der..

Yabancı olsam,hemen getirecek çayımı ama yakın olduğumuz için,samimi olduğumuz için beni sona bırakıyor,bekletiyor..

Kötü çay verir,arkadaşız diye çay kötü diyemem..

Baktım böyle olmuyor,sohbeti,arkadaşlığı kestim,araya mesafe koydum,selam bile vermemeye başladım,iki yabancı gibi olduk,yabancı olunca herşey yoluna girdi.Ne zaman çay istesem,ilk benim çayımı getirmeye başladı.

Yabancı olunca tek bir kötü çay içmedim...

Babamız,biz dört kardeşin çocukluğuna kabus gibi çökmüştü.

Yerli yersiz,mantıklı mantıksız döverdi.

Dövmeyi unuttuğu zaman,eli ona hatırlatırdı.
                             
"Kas hafızası" diye bişey var ya?..
                                                   
Dayak vakti geldiği zaman eli kaşınırdı.

Bazan sırf elinin ihtiyacını giderebilmek için tokatlardı..

Osmanlı tokadını methedenler "Abaza tokatı" yememişler bence..

Beş bin yıllık birikmiş genetik kudret var o ellerde...

Ama ailesine cehennem hayatı yaşatan babamız,dışarıya karşı,yabancılara karşı melekti..Onu tanıyan herkes tarafından sevilir sayılırdı,çünkü bize kötü davranırken,yabancılara iyi davranırdı...

NEDEN???

Birilerine borcumuz olur,paramız olunca gider önce en yakınımızdakine değil,en uzaktakine öderiz..
                                                         
"Ahmet yabancı değil,hele o biraz beklesin,onunkini öbür ay öderiz..."

NEDEN???
                                                         
Tam tersine,Ahmet yabancı olmadığı için,yakınımız olduğu için,ona daha çok değer vermemiz,öncelik vermemiz gerekmiyor mu?...

İşte,

Birkaç gün önce bir hayvan,Pendik'te,dünya güzeli gencecik bir liseli kızı,hayatının baharında "Seviyordu,öldürdü..."

Ben bu gerçeği göreli beri,uzun yıllardır,zarar görmemek için beni tanıyanların,beni sevmemeleri için elimden geleni yapıyorum.

Zarar vermeyeyim diye de,kimseyi sevmemeye çalışıyorum..

Levent Kırca'nın yıllar önce oynadığı,Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı "Gereği Düşünüldü" oyununda bir skeç vardı..

Levent Kırca ile Oya Başar'ın oynadıkları iki kişilik skeç..

Gerdek gecesi...Oya Başar gelin rolünde,damat rolündeki Levent Kırca'yı yatağa çağırıyor ama utangaç damat bisürü bahane uydurup ilişkiye yanaşmıyor..

Diyor ki damat,ilişki için : "Yahu insan karısına bunu yapar mı??..."

Maalesef gerçek böyle arkadaşlar...

İnsan en yakınındakine,sevdiği karısına onu yapıyorsa,sana bana ne yapmaz??...

Anlayacağınız,size tavsiyem,

Okumuş-etmiş,görmüş-geçirmiş biri olarak,benim kadar okumamış-etmemişlere,görmemiş-geçirmemişlere tavsiyem :

"YAKINLARINIZDAN UZAK DURUN!..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder