AŞKIN İLE TAŞKIN
(HİKAYE/OYUN)
(1.Bölüm)
-----------------
(Aşkın,elinde meyve tabağıyla girer...)
-- Taşkın,ne seyrediyorsun?..
-- Televizyon seyrediyorum,görmüyor musun?.
-- Televizyon seyrettiğini görüyorum.Hangi programı seyrediyorsun?
-- Maç özetlerini seyrediyorum..
-- Maç özetleri?
-- Evet..
-- Nasıl yani..Maçı oynayıp bitirmişler,sonra yeniden sahaya çıkıp bi de özet mi çıkarmışlar?.
-- Hayır Aşkın!..Maç oynanırken çekim yapmışlar,şimdi de özet olarak maçın önemli anlarını gösteriyorlar..
-- Nasıl önemli anları?.Maçın önemsiz anları da mı var?
-- Var tabi..
-- Önemsiz anları niye oynuyorlar ki?...Önemsizse,oynamasınlar?..
-- Aşkın...Neyin önemli,neyin önemli olmadığını maç oynanırken bilemezsin..
-- Heeee....Anladıııım....(Soyup dilimlediği elma'dan bir dilimi bıçağın ucuna takıp uzatır) Al!..
-- İstemiyorum...(Başını çevirmeden,elinin dışıyla iter)
-- Elma?
-- Yemiycem Aşkın...
-- Portakal mı soyayım?
-- Hayır,yemiycem...
-- Armut?
-- İstemiyorum...
-- Muz?
-- Aşkın istemiyorum,anlamıyor musun!!..(sesini yükselterek)
-- Niye bağırıyosun??
-- Bağırmıyorum!!...Meyve istemiyorum diyorum,niye beni zorluyorsun?...Bi müsade et,şu maç özetlerini seyredeyim.
-- Bağırmadan söyleyemez misin??
-- Aşkııın!...Bağırmıyorum!...Maç özetlerini seyrediyorum!... (daha kızgın)
-- Çok mu önemli maç özetleri?..Ne olacak bi dilim elma yesen?.
-- Yemeyeceğim Aşkın!..
-- Hadi bi dilim!.Hatırım için... (Elmayı yeniden uzatır)
-- Aşkın,çek şunu gözümün önünden!..
-- Bi dilim,bi dilim...
-- Aşkıııın!...
-- Hatırım için,bi dilim,lütfen!... (Bıçağın ucuna takılı elmayı gözünün önünde çevirir,televizyonu seyretmesini engeller)
-- Aşkııın!?..
-- Bi dilim,bi dilim!..Hadi aç ağzını,uçak geliyo,uçak geliyo...
-- Çek şunu gözümün önünden yaa!... (elinin tersiyle elmaya,tabağa vurur,tabak yere düşer,
meyveler yere saçılır)
-- N'APIYOSUN TAŞKIN?!..
-- SANA,YEMİYCEM DEDİM,NEDEN ISRAR EDİYORSUN?!.. (kalkar,yerdeki meyveleri toplar,
tabağa koyar)
BENİ YAPMAK İSTEMEDİĞİM ŞEYLER İÇİN ZORLAMA!!
-- NİYE VURUYOSUN TABAĞA??
-- VURURUM!..SEN DE ISRAR ETMESEYDİN!.
-- YA BIÇAK Bİ TARAFIMA SAPLANSAYDI?
-- SAPLANDI MI?
-- YA SAPLANSAYDI?
-- SAPLANDI MI?
-- YA SAPLANSAYDI?
-- AŞKIN..BIÇAK Bİ TARAFINA SAPLANDI MI??
-- YA SAPLANSAYDI??
-- ALLAHIM SEN BANA SABIR VER...
-- Senin öfke sorunun var Taşkın..
-- Benim hiç bi sorunum yok Aşkın...
-- Var!..Senin öfke sorunun var!...Ayrıca bir de,sorunun olduğunu kabul etmeme sorunun var!.. (kumandayı alır,kanalı değiştirir)
-- N'apıyosun Aşkın?
-- Benim dizim başlayacak birazdan,onu seyredeceğim.
-- Başlatma dizine,ver şu kumandayı!..(kumandayı elinden alır)
Yarım saat maçlara bakıcam,
sonra yatıcam zaten,yorgunum...
-- Yorgunmuş...Ne yaptın da yoruldun?.
-- Çalıştım da yoruldum hamfendi!...Senin ihtiyaçlarını karşılamak için,köpek gibi çalıştım da yoruldum..
-- Hadi ordan hoşt!...Benim ihtiyaçlarımı karşılamak için köpek gibi çalışmış?..Eğer benim ihtiyaçlarımı karşılamak zor geliyorsa,o zaman ben de bi işe girer çalışır,kendi ihtiyaçlarımı kendim karşılarım.
-- Saçmalama..
-- Niye saçmalıyor muşum?..Çalışırım tabi..Biz kadınlar istersek herşeyi yapabiliriz.
-- Hayır hanımefendi,siz kadınlar,biz istersek herşeyi yapabilirsiniz..
-- Faşist!
-- Sensin faşist!
-- Cinsiyetçi!..Irkçı!..Erkekçi!..
-- Saçmalama Aşkın.Ben hiçbişeyci değilim,sadece senin kocanım.
-- O da yetiyor zaten...Ver şu kumandayı!.. (kumandayı elinden kapar)
-- Aşkın ver şunu!..(kumandayı zorla alır.Aşkın gider televizyonun düğmesine basıp,kapatır)
Niye kapattın televizyonu?
-- Konuşalım biraz.
-- Ne konuşacağız?
-- Ne olursa...Her akşam işten geliyorsun,yemek yiyorsun,televizyon seyrediyorsun,yatıyorsun.
-- Ne yapayım,yemek yemeyeyim mi?
-- Hayır,onu demek istemiyorum..
-- Ne demek istiyorsun,uyumayayım mı?
-- Hayır,onu da demek istemiyorum.
-- İşe mi gitmeyeyim?..Nasıl geçinicez o zaman?.
-- Taşkın,işine geleni cümlenin içinden cımbızla çekme.Büyük resme odaklan.
-- Hangi büyük resme?.Buna mı?..(duvardaki tablonun yanına gider,elini çenesine koyup,
resime bakar)
-- Taşkın,n'apıyosun??
-- "Büyük resme odaklan" demedin mi?..Evdeki en büyük resim bu..Ne var bu resimde?.Niye
bu resme odaklanmamı istiyorsun?
-- O resime değil Taşkın..Evliliğimizin büyük resmine odaklanmanı söyledim.
-- Düğünde çektirdiğimiz fotoğraflara mı bakmamı istiyorsun?
-- Taşkın anlamıyor musun?..Konuşamıyoruz artık!..
-- Nasıl konuşamıyoruz?...Konuşuyoruz ya işte...Sen bana "Taşkın,anlamıyor musun,
konuşamıyoruz artık" diyorsun..Ben de sana "Nasıl konuşamıyoruz?.Konuşuyoruz ya işte,sen bana,Taşkın anlamıyor musun,konuşamıyoruz artık,diyorsun,diyorum..
-- Hayır..Bu konuşmak değil,kavga etmek...Ben,ilk günlerdeki gibi olalım istiyorum..
Hatırlasana evlendiğimiz ilk günleri?..Sen akşamları işyerinde olan biteni anlatırdın,ben de evde yaptıklarımı anlatırdım..
-- E-ee?
-- Yine öyle konuşalım işte..Bugün işyerinde neler yaptın?.
-- Aşkın sen benim ne iş yaptığımı bilmiyor musun?
-- Olsun sen yine de anlat..
-- Aşkın,işimle ilgili anlatacak bişey yok..Evlendiğimizden beri aynı işi yapıyorum,sen de
biliyorsun zaten,defalarca anlattım sana..
-- İyi o zaman,ben anlatayım...Bugün Selma'yla alışverişe çıktık..
-- Selma kim?
-- Arkadaşım,Taşkın??..Tanıştırdım ya seni...Kaç sefer tanıştırdım hem de...Tanıştırdım,
unuttun,sonra bidaha tanıştırdım,yine unuttun..
-- Ben senin arkadaşlarını aklımda tutmak zorunda değilim!.
-- Benim arkadaşlarımı umursamıyorsun değil mi?..Senin dışında,kendime ait bir hayatımın
olması seni rahatsız ediyor...
-- Senin hayatın,ben'im..Ver şu kumandayı!.
-- Vermiyorum!.
-- İyi,peki,rahatlayacaksan,anlat...Nereye gittiniz Belma'yla?
-- Belma değil,Selma.
-- Farkediyo mu?
-- Ediyo..
-- Alışverişe mi gittiniz?
-- Evet..
-- İyi yapmışınız..Nereye gittiniz?
-- Salı pazarına gittik.
-- NE DİYOSUN??...NE ALDINIZ??
-- Selma çanta aldı..
-- İNANMIYORUM...Selma yapmazdı böyle...
-- Dalga geçme Taşkın...
-- Tamam konuştuk,ver kumandayı!.
-- Vermiyorum..Şimdi de sen bişey anlat.
-- Aşkın,benim anlatacak bişeyim yok!.
-- O zaman,neden anlatacak bişeyin yok,onu anlat.
-- Sen iyice saçmaladın,ben yatıyorum.. (yatmaya doğru gider)
- TAŞŞKIIIINNN!...
-- Ne var?..
-- TAŞŞŞ-KIIIINNN!....(Sevişme arzulu,tahrik edici hareketler yapar)
-- N'apıyosun Aşkın??
-- Sence ne yapıyorum??..
-- Saçmalama Aşkın,yorgunum...
-- TAŞKIN,NİYE BÖYLE YAPIYORSUN?!... (kızgın)
-- Ne yapıyorum?
-- BANA İKİDEBİR SAÇMALAMA DEYİP DURMA!!...BENİM YAPTIĞIM HERŞEYİN,
SÖYLEDİĞİM HERŞEYİN SAÇMA OLDUĞUNU SÖYLEYİP,BENİ AŞAĞILAMA!!!...
-- Ben seni aşağılamıyorum..
-- AŞAĞILIYORSUN!..CİDDİYE ALMIYORSUN!..BENİ İNSAN YERİNE KOYMUYORSUN!!..
-- BAĞIRMA!
-- BAĞIRIRIM!..AZ BİLE BAĞIRIYORUM!..SESİM ÇIKSA DAHA ÇOK BAĞIRIRIM!..DUA ET,SES
TELLERİM İNCE!..
-- Senin derdin ne?..Ne istiyorsun benden?.
-- Senin bu tavırlarından bıktım usandım artık!..Konuşalım diyorum,konuşmuyorsun..
Sevişelim diyorum,sevişmiyorsun..ASIL SENİN DERDİN NE??
-- Bağırma Aşkın!.
-- BAĞIRIRIM!..BU LAFLAR BAĞIRMADAN SÖYLENMEZ!..SEN BU EVDE TEK BAŞINA
YAŞAMIYORSUN,BEN YOK MUŞUM GİBİ DAVRANMANDAN BIKTIM!!...
-- Ben de senin,beni istemediğim şeyler için zorlamandan bıktım!..Ne istiyorsun benden?.
Karnın doyuyor;kafanın üstünde bi çatı var,harçlığını veriyorum,istediğin yere gidip,gezip tozuyorsun,daha ne istiyorsun?..
-- Ne mi istiyorum?..
-- Evet,ne istiyorsun?.
-- Ne mi istiyorum?
-- Ne istiyorsun?.
-- BOŞANMAK İSTİYORUM!...
-- Saçmalama...Benden boşanamazsın,ben senin kocanım.
-- Taşkın,anlamadın herhalde...Ayrılmak istiyorum,diyorum..
-- Nerden?
-- Senden!.
-- Boşanmak istiyorum derken,bunu mu kastettin?..Benden ayrılmak mı istiyorsun??
-- Evet.
-- Boşanacağız yani??
-- Evet..
-- HOPPALAAAAAA!...
- Ne hoppalası?
-- HAYDAAAAAAAA!..
-- Ne haydası?
-- Sen kafayı mı yedin Aşkın?
-- Neden bu kadar şaşırdın?.Çok mu garanti görüyordun beni?
-- Tamam..Anlıyorum..Sen bunalmışsın,sıkılmışsın,bisüre evden uzaklaşmaya ihtiyacın var.
Annenin yanına git,bi hafta kal,kendine gel.
-- Sorun bu değil Taşkın!.
-- O zaman sen depresyona girmişsin,farkında değilsin..Seni bi doktora götüreyim de çıkarsın seni depresyondan.Tanıdığım çok iyi bi doktor var,ona götüreyim seni,bi çekişte
çıkarır seni depresyondan..
-- Depresyonda değilim Taşkın..Depresyonda olan,evliliğimiz..
-- Sen şimdi ciddi ciddi boşanmak mı istiyorsun?
-- Evet..
-- Bi dilim elma uzattın,yemedim diye mi boşanacaksın benden?...Valla hiç bi hakim boşamaz seni..Nerde görülmüş bi dilim elma yemedi diye kocasından boşanan?..Sen saçmalıyosun..
-- Taşkın,ben çok ciddiyim..
- Demek çok ciddisin?
-- Evet.
-- Boşanmak istiyorsun?
-- Evet..
-- Tamam..Sen bilirsin...Benim için hava hoş..Ben erkeğim,bana bişey olmaz,olan sana
olur..Bence iyi düşün.
-- İyi düşündüm Taşkın...Ya boşanacağız...Ya da..
-- Ya da ne?
-- Ya da son bir ihtimal daha var.
-- Neymiş o ihtimal?
-- Terapiye gideceğiz...
-- Terp..Ne?
-- Terapi...Terapiye gideceğiz...Profesyonel bir evlilik uzmanına gideceğiz,birlikte evlilik
terapisi alacağız.
-- Sen kafayı yemişin..
-- O zaman boşanacağız!
-- Aşkın saçmalama,bizim terapiye falan ihtiyacımız yok.
-- O zaman boşanacağız..
-- Tamam o zaman...Madem evliliğimizde terapilik bi durum var diyorsun,parasını vereyim,sen git hallet gel.
-- Birlikte gideceğiz Taşkın!.Bu,ikimizin de sorunu..
-- Terapi diyorsun?
-- Evet.
-- Emin misin?
-- Eminim.
-- Ya gitmezsem?
-- Boşanırım o zaman.
-- Tazminat,nafaka falan isteyecek misin?
-- Donuna kadar alırım.
-- Yapma ya?
-- Alırım.Ondört yılımı verdim sana.
-- Terapi diyorsun?
-- Evet.
-- Nerde bu terapi?
-- Randevuyu ben alırım,sen merak etme..
-- Terapi?
-- Evet.
-- Gidip sevişsek,terapiden vazgeçer misin?
-- Hayır!
-- Ama üste sen çıkacaksın?
-- Hayır!
-- Yeni bi numara öğrendim ama.Bayılacaksın.Zevkten deli olacaksın.
-- Hayır!
-- Elma yesem?
-- Hayır!
-- Kumanda sende kalsın?
-- Hayır!
-- Sana bugün işyerinde olanları anlatayım?
-- Hayır!
-- İlle terapi diyorsun?
-- Evet.
-- Tamam lan tamam...Ver şu kumandayı!...
-- Geç oldu,yatalım artık..
-- Sen yat,benim uykum kaçtı...
-- İyi geceler..
-- İyi geceler....Terapiymiş!..Terapi!...Terapi!...Bi bu eksikti,terapi!...Nerde lan bu maç kanalı?...
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
-------------------------------
(2.Bölüm)
(Terapist'e giderler...)
-- Doktor bey,terapiye başlamadan önce bişey sorucam..Biz şimdi size problemlerimizi anlatacağız,siz de tedavi edeceksiniz...
-- Evet..
-- Peki ücret nasıl olacak?..Problem başına mı ücret alacaksınız bizden?
-- Aşkın,saçmalama.
-- Niye öyle diyorsun Taşkın?.Eğer öyleyse,bizim çok problemimiz var,hepsini anlatmayalım,
ödeyemeyiz..
-- Aslında biliyor musunuz...
-- Yok,bilmiyoruz doktor bey..
-- Aşkın,doktor daha bişey söylemedi.
-- Ben de onun için bilmiyoruz dedim.Söylese bilirdik.
-- Bi müsade et de,söylesin o zaman.Buyrun doktor bey,ne diyordunuz?
-- Aslında bütün sorunlar,tek bir büyük sorunun parçaları olabilir..Sizi rahatsız eden en büyük sorununuz nedir?
-- İletişimsizlik doktor bey.Kocamla artık iletişemiyorum.
-- O ne Aşkın?.İletişemiyorum denmez.
-- Yani,Taşkın'la artık konuşamıyoruz..Evin içinde iki yabancı gibiyiz..
-- Niye öyle oldu Taşkın bey?
-- Konuşacak anlatacak bişey kalmadı ki doktor bey..14 senedir evliyiz..Bizim çapımız belli..Hep aynı şeyleri yaşayıp duruyoruz zaten..Konuşulacak ne varsa hepsini konuştuk
bitirdik..
-- Peki niye öyle oldu Aşkın hanım?
-- Ne oldu doktor bey?
-- Konuşacak bişey kalmamış ki hayatınızda?..Ondört sene olmuş..Sizin çapınız belliymiş.Hep aynı şeyleri yaşayıp duruyor muşsunuz.Konuşacak ne varsa hepsini konuşup bitirmişsiniz.
-- O zaman,konuşacak,anlatacak yeni bişeyler bulsun doktor bey..Bana değer verdiğini göstersin,çaba sarfetsin.
-- Taşkın bey,niye konuşacak,anlatacak yeni bişeyler bulmuyorsun?..Neden eşine değer verdiğini göstermiyorsun,çaba sarfetmiyorsun?
-- Çaba sarfedecek zamanım mı var doktor bey?..Hayatın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz..Eşime daha rahat bi hayat yaşatabilmek için,gecemi gündüzüme katıp
çalışıyorum ama Aşkın hanım bunu anlamıyor.
-- Aşkın hanım niye öyle yapıyorsunuz?..Çaba sarfedecek zamanı mı var Taşkın beyin?..Hayatın ne kadar zor olduğunu bilmiyor musunuz?..Adam size rahat bir hayat
yaşatabilmek için gecesini gündüzüne katıp çalışıyor,niye bunu anlamıyorsunuz?..
-- İstese zaman yaratabilir ama doktor bey..Açıp bi kitap okuyabilir,gelip onu benimle
paylaşabilir..Bunu yapmıyor,gayret göstermiyor,bıraktı kendisini..
-- Taşkın bey,istesen zaman yaratabilir mişsin,açıp bi kitap okuyabilir mişsin,gidip onu
eşinle paylaşabilir mişsin..Niye bunu yapmıyorsun?.Niye gayret göstermiyorsun?.Niye
bıraktın kendini?.
-- O-hoo..Bu bütün işi bize yaptırıyo...
-- Taşkın bey,biz psikoterapiyi,önce sorunları keşfetmek,sonra onları ortadan kaldırmak,
daha sonra da bozulan davranışları düzelterek,olumlu kişilik gelişimini sağlamak için yapıyoruz.
-- İyi yapıyorsunuz doktor bey,Allah sizden razı olsun.
-- Terapiye gelmeye nasıl karar verdiniz?
-- Benim zaten uzun zamandır aklımdaydı zaten doktor bey ama hep erteliyordum.İki gün
önce şiddetli bir kavga ettik,o zaman kesin kararımı verdim.Ya boşanacaktık,ya terapiye
gidecektik..
-- Kocanızı boşanmakla mı tehdit ettiniz?.Sizin tepkiniz ne oldu Taşkın bey?
-- Boşanmak problem değil de doktor bey,nafaka-tazminat işi canımı sıktı..Bana "Neyin varsa,donuna kadar alırım" dedi.
-- Alırım tabi.Ondört yılımı verdim sana,donunu bile alırım!.
-- AL!..BÜTÜN DONLARIM SENİN OLSUN!...Zaten zorla giydiriyorsun o donları bana!..Sana elli sefer söyledim,ben don adamı değilim,külot adamıyım!...
Zorla boksör şortlarını giydiriyor bana doktor bey,apış aralarım yara oldu!.
-- Ama külot çok zararlı Taşkın?..
-- Neye zararlı?
-- Şeye..
-- Neye?
-- Şeye işte...Daracık külotlar erkekte kısırlığa yol açıyormuş..Çok sıcak olmaması
gerekiyormuş orasının..
-- Neresinin?.
-- En fazla 36-37 derece olması gerekiyormuş.
-- Neresi?.Antalya mı?
-- Taşkın dalga geçme!.
-- Görüyorsunuz değil mi doktor bey,kafaya taktığı,uğraştığı şeylere bakın.
-- Peki,cinsel hayatınız nasıl?
-- Sana ne!..
-- Taşkın,kabalaşma..Doktor bey tıbbi açıdan soruyor.
-- Yahu cinsel hayatın tıbbi açısı mı olur?..Nasıl olsun?..Yuvarlanıp gidiyoruz işte..
-- Cinsel hayatımız da çok kötü doktor bey..
-- Aşkın,karıştırma oraları..
-- Taşkın,tedaviye geldik,o bizim doktorumuz,tıpta ayıp diye bişey yok..
-- İyi,tamam..Anlat bakalım..Kus bakalım içinde ne varsa..
-- Valla doktor bey,o konuda da ben hiç umurunda değilim..Yatakta sadece kendisini
düşünüyor..Bir gece sevişirken usulca sıyrılıp,yataktan çıktım,baktım hala sevişiyo...
Sevişirken gözlerini kapattığı için,benim yataktan çıktığımı görmedi...Gittim,çocuğun
odasından oyuncak ayısını aldım,kocaman büyük bi ayı,getirdim kollarının arasına bıraktım,
ayıyla sevişmeye başladı..
-- Saçmalama Aşkın.Ayı olduğunu biliyordum,şaka olsun diye,seni güldürmek için yaptım.
-- Hadi ordan,şakaymış..Bi şaka yarım saat sürer mi?
-- Yani bizim sorunumuz bu mu Aşkın?..Senin problemin sevişmek mi?.Cinsellik mi?..
-- Taşkın bey?
-- Buyrun doktor bey.
-- Cinsellik sadece cinsellik değildir..Cinsel ilişki aynı zamanda ruhsal ilişkidir..Cinsellik,
temel bir yaşam dürtüsüdür..Bütün davranışlarımızın kökeninde,temel yaşam dürtülerinin etkileri vardır..Eşler,karşılıklı olarak birbirlerini doyuma ulaştırdıkları ölçüde mutlu olurlar..Ulaştıramazlarsa,mutsuz ve sorunlu olurlar.Cinsel duyguların bastırılması,tatmin edilmemesi,başka duygularda sorunlara yol açar.Bir yerden bastırırsan,başka bir yerden
patlar..
-- Yaa,gördün mü Taşkın bey?.
-- Peki n'olucak doktor bey?..N'apıyoruz şimdi?..
-- Bence iki gün önce yaptığınızı söylediğiniz o şiddetli kavgadan başlayalım...Kavga sırasında birbirinize neler söylediğinizi bilmek istiyorum..
-- O kavgayı mı anlatalım size?
-- Hayır anlatmayın,psikodrama yöntemiyle burada yeniden canlandıralım..
-- O ne doktor?.Pis bişeye benziyo...Sevmedim ben onu..
-- Pis değil Taşkın bey,psi...Psikodrama...Bu bir yöntemdir..Sorunların keşfedilmesi için,
tiyatro teknikleri kullanılarak yapılan bir tedavi şeklidir.
-- Nasıl olacak o?
-- Ben size burada küçük bir sahne kuracağım,çeşitli konular vereceğim,siz de o konu üzerinde,duygularınızı,düşüncelerinizi bastırmadan,doğaçlama oynayacaksınız..
-- Tiyatro mu oynayacağız?.Ay ben çok severim tiyatroyu..
-- Ben de hiç sevmem...Şart mı bu doktor?..Başka tedavi şekliniz yok mu?
-- Doktor bey ne derse yapacağız Taşkın..Yoksa ne olacağını biliyosun..
-- Tamam be tamam...N'apıyoruz doktor?
-- İki gün önce yaptığınız kavgayı burada yeniden canlandıracaksınız...Gelin böyle,burası
sizin sahneniz.........
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
(3.Bölüm)
-- Aşkın hanım siz dışarı çıkın,sekreterime söyleyin,size,bir tabağa meyve koyup versin.
-- Tamam doktor bey..
-- Taşkın bey,siz de alın şu kumandayı,evinizdesiniz,iki gün önceki gibi,evinizde televizyon seyrediyorsunuz...
-- Tamam...
-- Aşkın hanım,hazır olduğunuzda girebilirsiniz!.
-- TAMAM DOKTOR BEY!..
(Terapist'in odasının bir köşesinde hazırlanan küçük sahnede,Taşkın,elinde
kumanda,evindeymiş gibi televizyon seyretmeye başlar...
Aşkın,elinde tabak,içinde meyveler ve bıçakla girer...)
(İki gün önce evde yaptıkları kavgayı yeniden canlandırırlar..)
-- Taşkııın...Ne seyrediyorsun hayatıım?..
-- Televizyon seyrediyorum...
-- Televizyon seyrettiğini görüyorum.Ne seyrediyorsun?..
-- Maç özetlerini seyrediyorum.
-- Maç özetleri mi?...(Yanına oturur,elma soymaya başlar)..Nasıl maç özetleri?..Maçı oynamışlar,sonra yeniden sahaya çıkıp bir de özet mi çıkarmışlar?
-- Hayır Aşkın..Maç oynanırken çekim yapmışlar,şimdi de özet olarak maçın önemli anlarını gösteriyorlar..
-- Elma yer misin?
-- Hayır,istemiyorum.
-- Portakal?
-- Hayır.
-- Armut?
-- Hayır.
-- Muz?
-- Hayır.
-- Bi dilim ye..Hatırım için lütfen!.Bi dilim,bi dilim!..
-- AŞKIN ÇEK ŞU TABAĞI GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN,YEMİYCEM DİYORUM,ANLAMIYOR MUSUN???
-- NİYE BAĞIRIYORSUN??
-- Bravo,çok güzel...Tamam..Burda keselim...
-- Ama daha bitmedi ki doktor bey..Asıl heyecanlı olan kısım bundan sonra..Taşkın tabağa vuruyor,kavgamız ondan sonra başlıyor...
-- Onu da göreceğiz Aşkın hanım ama başka yöntemle...Bundan sonrası için, "Uzaktan bakma" yöntemini deneyeceğiz..
-- Uzaktan bakma yöntemi?
-- Evet..Biz buna "Ayna tekniği" diyoruz..Psikodramanın en temel tekniklerinden biridir..
-- Ayna tekniği?
-- Evet..
-- Nasıl olacak o?
-- Kendinize uzaktan bakacaksınız..
-- Onu nasıl yapıcaz?
-- Hayal gücünüzü kullanarak...
-- Uzaktan kendimize bakacağız?
-- Evet..Kendinize bakacaksınız...Çıkın sahneden,gelin yanıma...Şimdi hem sahnedesiniz,hem burdasınız..
-- Hem orda,hem burda?
-- Evet...Şu anda sahnede Aşkın'la Taşkın konuşmaya devam ediyorlar..
Siz de burdan,sahnedeki Aşkın'la Taşkın'ın konuşmalarını izleyip,yorumlayacaksınız..
-- Yani sahnedekiler de biziz,biz de biziz?
-- Evet.
-- Bizbizeyiz yani?
-- Evet,yabancı yok,rahat olun...
Haydi başlayın bakalım,neler oluyor sahnede,anlatın bana..
-- Tamam...Ben şu anda Taşkın'a meyve ikram ediyorum..
-- Aşkın hanım,sahnedekiler sanki siz değil mişsiniz gibi izleyin.
-- Sanki onlar başkalarıymış gibi?
-- Evet,başkalarıymış gibi..
-- Anladım...Onlar başka bir çift...Başka Aşkın,başka Taşkın...Sanki başka Aşkın'la Taşkın mı yok?.Denk gelmiş demek ki..
-- Aşkın,uzatma,doktorun dediğini yap.
-- Tamam tamam...İzliyorum şimdi sahnedeki çifti...Evet,hayal gücümü kullanarak onları görüyorum..
-- Şu anda ne yapıyorlar Aşkın hanım?
-- Şu anda kadın..Yani ordaki kadın,kocasına meyve ikram ediyor.Ama adam,yemiycem diye inat ediyor..
-- Yemez yemez,zorla mı?..Demek ki adamın canı meyve yemek istemiyor.
-- Ama niye öyle diyosun Taşkın?.Bi dilim yese ne olur?..Kadıncağızın bütün gün ev işlerinden canı çıkmış,oturup kocasıyla azıcık keyif yapmak istemiş,koymuş tabağa getirmiş.Bi dilim yese ne olur?.Niye inat ediyor ki?
-- Adam inat etmiyor Aşkın,kadın inat ediyor..Baksana,adam istemiyorum dedikçe,kadın,meyveyi dayıyor adamın suratına..Sen de öyle yapıyosun,ben istemem dedikçe,sen inadına üstüme geliyorsun..Bak bak,hala ısrar ediyo...Yahu kadın,ısrar etme!..Yemek istemiyor adam..
-- Şimdi ne yapıyorlar Aşkın hanım?
-- Şimdi de birbirlerine bağırmaya başladılar doktor bey...Ay ne gerek var?.Ufacık bişey için kırmayın birbirinizi..Bunlar da aynı bizim gibi Taşkın.
-- Onlar biziz zaten Aşkın.
-- Biliyorum biliyorum..Uzaktan bakınca başkalarıymış gibi geliyor.
-- Şimdi ne yapıyorlar?
-- Hİİİİİİ!..
-- Ne oldu Aşkın hanım?
-- Adam,elinin tersiyle kadının elindeki meyve tabağına vurdu!...Allah belanı versin!..Elin kırılsın,hayvan!
-- Aşkın ne diyosun sen ya?
-- Sana demiyorum Taşkın,ordaki adama diyorum...ÖKÜZ!..Sen kim oluyorsun da karına o hareketi yapabiliyorsun?..O senin kölen mi,uşağın mı,hizmetçin mi?..Hizmetçiye bile öyle davranamazsın!..
-- Aşkın sen amma dolmuşsun böyle?
-- Ama haksız mıyım Taşkın?...Baksana şuraya,kadının elindeki tabağa vuruyo...
Bırak kız!..Bırak,terket onu,sana adam mı yok?.Taş gibi kadınsın,elini sallasan ellisi..
-- Aşkın,tamam,anladık...
-- Hayır,sinirlerim bozuldu Taşkın?..Şuna baksana?..Terbiyesiz!..Resmen kadını aşağılıyor...Sanki karısını aşağılayınca,kendisi yukarı çıkacak...Aşağılık herif!.
-- Doktor şuna bişey söyle,bi anama küfretmediği kaldı..
-- Sana söylemiyorum Taşkın,ordaki adama söylüyorum..
-- Pekala...Şimdi ne yapıyorlar Taşkın bey?
-- Adam tabağı yerden alıyor,dağılan meyveleri tabağa koyuyor.
-- Yok bi de kadın mı yapacaktı o işi Taşkın?...HAYVAN!..
-- Aşkın sakin ol.
-- Sana demiyorum,ona diyorum.
-- Evet Taşkın bey,devam edin...
-- Kadın,kumandayı aldı,kanalı değiştirdi,dizi seyrediyo..
-- Seyredemez mi Taşkın?..Televizyonun tapusu adamın üzerine mi?..Ortak bi yaşam kurmamışlar mı?..Kadının istekleri önemli değil mi?.Evlilik,birbirlerinin isteklerine saygı gösterilmesi gereken bir kurum değil mi??
-- Tamam Aşkın,bişey demedim.
-- Şimdi ne yapıyorlar Taşkın bey?
-- Kadın,televizyonu kapattı, "Konuşalım" diyor..
-- Konuşuyorlar mı?
-- Hayır..Adam konuşmak istemiyor,yatmaya gidiyor..
-- Kadın ne yapıyor?
-- Bak bak bak,şuna bak,şuna bak,cilve yapıyor.Kocasına cilve yapıyor..Sevişmek istiyo..Kocasını tahrik etmek için nasıl da orasını burasını..ŞILLIK!
-- Sen kime şıllık diyosun Taşkın??!
-- Sana demiyorum,ona diyorum..
-- Sevişiyorlar mı peki?
-- Hayır..Adam,yorgunum diyor,istemiyor..
-- Ne yapmış da yorulmuş Taşkın?...Allah bilir o da senin gibi,bütün gününü masa başında oturarak geçirmiştir..
-- Şimdi ne yapıyorlar Taşkın bey?
-- Kavga şiddetlendi..A-HA!.
-- Ne oldu?.
-- Kadın boşanmak istediğini söyledi!.
-- Ama kadın haklı Taşkın..Demek ki burasına gelmiş kadıncağızın..
-- Evet Taşkın bey,devam edin..
-- Kadın bişey diyor..Bi saniye duyamıyorum...NEEE?...
-- Nooldu Taşkın bey?
-- Kadın "Ya boşanırız ya da terapiye gideriz" dedi.
-- Gidiyolar mı acaba?
-- Saçmalama Aşkın..Onlar biziz..Geldik ya terapiye..
-- Pekala,şimdi bunu paylaşalım...Kendinizi dışarıdan izleyince neler hissettiniz?.Neler düşündünüz?.Eskiye göre,düşüncelerinizde değişiklikler oldu mu?..Taşkın bey?
-- Valla,tabağa vurmam hiç güzel olmamış...Bunun için Aşkın'dan özür diliyorum..
-- Aşkın hanım?
-- Ben de şimdi,meyve yemesi için çok ısrar etmemeliydim diye düşünüyorum..Ben de özür dilerim..
-- Rica ederim.Sarılalım mı?
-- Gerek yok.
-- Tamam.
-- Ne diyosunuz doktor bey?..Bizim için umut var mı?
-- Umut her zaman vardır Aşkın hanım.Umutsuzluk,umut olmadığına inanınca başlar..İnanırsanız düzelir..
-- Peki ben size bişey sorabilir miyim doktor bey?
-- Tabii ki Taşkın bey..Sorabilirsiniz..
-- Siz burda kimbilir kaç çiftin bozulan evliliklerini düzeltmişsinizdir...
-- Evet.Sayısını hatırlamıyorum..
-- Peki sizin evliliğiniz nasıl gidiyor?.....
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
(4.Bölüm)
.
-- Benim evliliğim mi?
-- Evet..Sizin evliliğiniz nasıl gidiyor?
-- ŞAHANE!...SÜPER!...Bundan daha iyi gidemez!..35 senedir evliyim..Benim evliliğim,karımla ilişkim,örnek olacak,örnek alınacak bir ilişkidir...
Otuzbeş senedir karımla bir kez olsun bile kavga etmedik...
Birbirimizi kıracak,incitecek tek bir kötü söz söylemedik..
Karşılıklı anlayış içinde yürütüyoruz evliliğimizi..Birbirimize aşığız,birbirimize ilham veriyoruz..
-- Görüyo musun Taşkın?..Biz daha ondört senelik evliyiz,birbirimize girdik,doktor bey otuzbeş senedir hala karısına aşık...
-- Sadece ben değil,o da bana aşık...
Bakın ne yapacağım?..Bunu size şimdi göstereceğim...
Şimdi karımı arayacağım,sevgili karımla,ruh eşimle,otuzbeş senelik hayat arkadaşımla,sizin önünüzde örnek olacak küçük bir sohbet yapacağız..
Bunu da tedavinin bir parçası olarak görün,bundan ders çıkarın,örnek alın...
-- Tamam doktor bey,çok seviniriz...
-- Allah Allah,merak ettim şimdi...
(Doktor,telefonla karısını arar..)
-- Arıyorum sevgili karımı....Sesini mikrofona veriyorum....
İyi dinleyin..Örnek alın...
"Alooo!..Karıcığıım?..."
(Telefondan gelen karısının sesi sert ve öfkelidir)
-- NE VAR HAYRİ!?
-- Karıcığım,nasılsın?..
-- Bana mı soruyosun Hayri???
-- Tabii ki sana soruyorum karıcığım...
İşyerimdeyim hayatım...
Şu anda evliliklerinde sorun yaşayan genç bir çiftle terapi seansındayım...
Onlara bizden ve evliliğimizden sözettim,örnek olması için,seninle küçük tatlı bir sohbet yapmak istiyorum..
-- KÜÇÜK TATLI BİR SOHBET??
-- Evet..
-- BENİMLE??
-- Evet..
-- HAYRİ SEN KAFANI BİYERE Mİ VURDUN??
-- Niye karıcığım??
-- ALLAH SENİN BELANI VERSİN HAYRİ!.
-- Niye karıcığım?..
-- ULAN PEZEVENK!...
DAHA İKİ GÜN ÖNCE KAVGA ETMEDİK Mİ??..
BENİM KAFAMA SANDALYE FIRLATMADIN MI??..
BOŞAYACAĞIM ULAN SENİ DİYE BAĞIRIP,KAPIYI ÇARPIP GİTMEDİN Mİ?!.
-- Karıcığım...
"Küçük tatlı bir sohbet..."
Arkadaşlar bizi dinliyor,sesini mikrofona verdim...
-- GELİRSEM ORAYA,O MİKROFONU SOKARIM Bİ TARAFINA!!..SEN BENİMLE DALGA MI GEÇİYORSUN??..
ALLAH BELANI VERSİN SENİN!..NEFRET EDİYORUM SENDEN!..
-- Karıcığım sesin gelmiyor,tünele giriyoruz,kapatıyorum...
(Kapatır)
(Bir süre sessizlik olur..Aşkın'la Taşkın,şaşkın...)
(Sonra Taşkın...)
-- Doktor bey...Afedersiniz ama...Ben mi yanlış anladım?...Yoksa karınız size "Pezevenk" mi dedi?..
-- Yok canım,olur mu öyle şey?..Siz yanlış anlamışsınız...Benim karım Azeri kökenli...Azeri dilinde Pezevenk, "Önemli insan,değerli insan" demek...Yani karım bana "Sen benim için önemlisin,değerlisin" demek istedi..
Biz evde birbirimize hep "Pezevenk" deriz...
-- Ama doktor bey,bize hiç öyle gelmedi..Sanki karınızla aranızda ciddi bir sorun varmış gibi geldi,öyle değil mi Taşkın?
-- Evet,bence de...Sorun ne doktor bey?
-- Önemli bişey değil...Bu kadar uzun süren evliliklerde arada bir küçük anlaşmazlıkların yaşanması doğaldır...Önemli olan,sorunlardan kaçmamak,konuşarak,anlaşarak,birlikte bir çözüm bulmak...
(Doktorun sekreteri girer)
-- Doktor bey,karınız telefonda...
-- Ne istiyor yine?...Buraya bağla kızım...
-- Peki doktor bey...
(Karısının sesi duyulur..)
-- ALOOO?..HAYRİİİ!..NİYE İKİ GÜNDÜR EVE GELMİYORSUN??..SOKAKLARDA MI YATIP KALKIYORSUN,NERDE KALIYORSUN?..
İNŞALLAH GEBERİP KALIRSIN BİYERDE!..UMURUMDAYDI SANKİ?..
BOŞANMAK İSTİYORSAN,BENİM İÇİN HİÇ FARKETMEZ!...
KONUŞSANA ALLAHIN BELASI,CEVAP VERSENE,DİLİNİ Mİ YUTTUN??!..
-- GELMEYECEĞİM EVE HAYRİYE!..ŞEYTAN GÖRSÜN SENİN YÜZÜNÜ!..
CANIN NE İSTİYORSA ONU YAP!..
ANNENİN EVİNE Mİ GİDECEKSİN,DEFOL GİT NEREYE GİDECEKSEN,ANANIN EVİNE KADAR YOLUN VAR!!..
(Telefonu sertçe,kızgın kapatır,sonra hiçbişey olmamış gibi hastalarının karşısına oturur,onları tedaviye devam eder)
Ne diyordum?..Evlilik kutsal bir müessesedir..Eşlerin birbirlerine sevgiyle,saygıyla,anlayışla yaklaşmaları gerekir...Birbirlerini incitecek,kıracak sözler söylememeleri,aralarında sevgi diliyle bir köprü kurmaları gerekir...
(Yerinden hızla kalkar,kapıya gider,sekreterine...)
BANA BAK,Bİ DAHA KARIM ARARSA,TELEFONU BAĞLAMA!..SKTİRSİN GİTSİN NEREYE GİDECEKSE!.AVUKATA MI GİDECEK,MAHKEMEYE Mİ GİDECEK,ÇOK UMURUMDAYDI SANKİ!.
(Yeniden,hiçbişey olmamış gibi hastalarının karşısına geçer,sakince tedaviye devam eder)
Ne diyordum?..Sevgi herşeydir...Eşler,bizim varlığımızın bir parçasıdır...Hayat,onlarla anlam kazanır..Biz onlarsız yapamayız...
(Yine,hızla,kızgın kalkar,kapıya gider,sekreterine..)
BENİM AVUKATI ARA,BOŞANMA İŞLEMLERİNE BAŞLASIN!.UĞRAŞAMAM ARTIK, BURAMA KADAR GELDİ!...
O BLUZUNU DA YUKARI ÇEK BAKAYIM!...ÇEK ÇEK ÇEK,İYİCE ÇEK,MEMELERİNİ KAPAT,ÇATALIN GÖRÜNMESİN!..
(Hastalarının yanına gider,sakince devam eder)
İlişkide özgürlük esastır...Kimse kimsenin kıyafetine,üstüne başına,kaşına gözüne karışmamalı...Ortak hayatın dışında,her iki tarafın da,kendilerine ait özgürlük alanları olmalı.Her iki taraf da birbirlerinin özgürlük alanlarına saygı göstermeli...
-- Sorun nedir doktor bey?
-- Sorun,sizin aranızda bir sevgi dili olmayışı..Herşeyden önce aynı dili konuşmanız,ortak bir sevgi dili belirlemeniz gerekiyor..
-- Hayır doktor bey,ben sizi sormuştum..Eşinizle ciddi bir sorun yaşıyorsunuz galiba..
-- Yok Taşkın bey,ciddi bir sorun değil..Aşılmayacak bir sorun değil..Önemli olan,karşılıklı konuşarak,anlaşarak,sorunların üstesinden gelmek.Avukatı arattım zaten,karşılıklı anlaşır,tek celsede çözeriz sorunu..
-- Boşanacak mısınız karınızdan?
-- Evet.
-- Sebep ne?
-- Çünkü deli!..Delirmiş,kafayı yemiş!..Boşanmazsam,sonunda beni de delirtecek!...
Beni boşverin,sizin aranızdaki şu iletişim sorununu çözelim.
-- Çözeriz onu,acelesi yok,kaç senedir evliydiniz?
-- 35 senedir evliyiz ama bana 70 sene gibi geliyor.
-- Niye?
-- Çünkü ruh hastası benim karım!..İki tane kişiliği var.Her biri 35 seneden,70 sene yapar..
-- Çok mu kötü bi kadın doktor bey?
-- Valla ben de anlamadım ki Aşkın hanım,iyi mi kötü mü?...Bi bakıyorsun melek,bir bakıyorsun şeytan..
Bi melek,bi şeytan..Bi melek,bi şeytan..Bi melek,bi şeytan...Cumartesi-Pazar dinleniyo,pazartesi yine şeytan..
Melek dediğim de,Cebrail değil,Azrail..
-- Nasıl evlendiniz,nasıl buldunuz birbirinizi?
-- Ben bunu Bursa'dan aldım..Bursa'da bizim..
-- Aşkolsun size doktor bey,ne demek "Ben bunu Bursa'dan aldım?.." Toptancıdan elbiselik kumaş mı alıyorsunuz?.Hiç yakıştıramadım size..
-- Ben de yakıştıramadım zaten...Biz Bursa'ya aslında bunun ablasını almaya gittik..Ben ablasını beğenmiştim,ablası daha güzeldi ama biz gittiğimizde ablası evde yoktu,kardeşini aldık geldik..
-- Nasıl yani?..Almaya gittiğin kız evde yoktu,sen de kardeşini aldın geldin??
-- Evet Taşkın bey,öyle oldu..
-- Peki nereye gitmiş ablası?
-- Başkasına kaçmış...Aile çok mahcup oldu tabi..Kalkmışız,Bursa'ya kadar gitmişiz...Boş göndermek istemediler, "Kardeşi var,kardeşini verelim" dediler..Ama o zaman bu daha reşit olmamış,onyedi yaşında..
-- Bi sene beklediniz?
-- Yok,beklemedim,yaşını büyüttük,evlendim..
-- Sevdiniz mi birbirinizi?
-- Sevmez olur muyuz?..İkimiz de genciz,taş gibiyiz,ben yakışıklıyım,o güzel..Açlıktan yeni çıkmışız,köpekler gibi saldırıyoruz birbirimize...
Balayımız altı ay sürdü..
Balayından döndük,ikimiz de çöp gibiyiz..Ben otuz kilo vermişim,o yirmi kilo vermiş.Uçaktan indik,hafif bi rüzgar esti,ikimiz de yere düştük..
-- Peki nasıl bu hale geldiniz?.Cinsellik bitince,evlilik de mi bitti?
-- Cinsellik bitmez Aşkın hanım..Cinsel hayatımız ölene kadar devam eder..Kaç yaşına gelmiş olursa olsun,her erkek,her kadın,arzulamak,arzulanmak ister..
Ama tabi benim yaşlarımda,arzuyu eyleme dökmek kolay olmuyor..
-- Neden?
-- Çünkü artık vücudun performansı düştü...
Tesisler tam kapasite çalışmıyor...Üretim düştü...
Ayda bir sefer görüşürsen,öp de başına koy..
Sağlık sorunları bi yandan...
Sabah kalkıyorum,kolum ağrıyor,akşam yatıyorum,belim ağrıyor..En son,ayıptır söylemesi,karımla sevişirken belim tutuldu..
-- Yapmayın?!
-- Çok afedersiniz,karımın üzerindeyken,aniden belim tutuldu,kitlendim kaldım...
Kıpırdayamıyorum...
Karım,altımdan sıyrılıp yataktan çıkmak isterken ters bi hareket yaptı,onun da beli tutuldu mu??
-- A-AAA!..
-- Kaldık böyle yatakta üstüste,tost gibi...
Kımıldayamıyoruz...
Güçlükle uzandım komidinin üzerindeki telefona,oğlanı aradım,iki saat sonra bi çilingir,bi ambulans aldı geldi,rezil olduk...
İkimiz de çıplağız..Allahtan ben üstteyim,bitek benim kıçımı gördüler...
-- Artık sevmiyor musunuz birbirinizi?
-- SEVMİYORUM!...NEFRET EDİYORUM!..
ELİMDEN GELSE Bİ KAŞIK SUDA BOĞARIM!...ONUN İÇİN SUYU DA ZİYAN ETMEM,YARIM KAŞIK SUDA BİLE BOĞARIM!!...
-- Ay Taşkııın...Biz de mi böyle olucaz?...Baksana,otuzbeş senede ne hale gelmişler?...Bi de bize evlilik dersi veriyo..Kelin ilacı olsa,başına sürer,başka bi doktora mı gitsek?..
-- Yok yok,endişe etmenize gerek yok..Bunlar herkesin başına gelen şeyler değil..Bu sadece bizim başımıza gelen bişey.Merak etmeyin size bişey olmaz..
-- Kaç çocuğunuz var doktor?..Çocuklarınızla aranız nasıl?...
.
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
(5.Bölüm)
TAŞKIN - Kaç çocuğunuz var doktor bey?
DOKTOR - Hiç çocuğumuz yok..Bi tanesi İzmit'te makina mühendisi..Bi tanesi Ankara'da mimar..Bi tanesi İzmir'de üniversitede okuyor,hepsi kanatlanıp,birer birer uçup gittiler yuvadan,hiç çocuğumuz kalmadı..
AŞKIN - Sizi arayıp sormuyorlar mı?
DOKTOR - Aramıyorlar...Eskiden,bayramdan bayrama gelirlerdi,şimdi iki bayramda bir telefon ediyorlar.."Annecim nasılsın?..Babacım nasılsın?..."
Telefon fazla yazmasın diye,beş dakka konuşup,kapatıyorlar...
Hayırsız pezemenkler!..Telefonda elimden öpüyor..Görüntülü telefon..Elimi telefona tutuyorum,o da ağzını telefona yaklaştırıp,telefonu öpüyor..
AŞKIN - Hepsi erkek mi çocuklarınızın?
DOKTOR - Hepsi erkek olsa ne olur?..İnsan olacaksın,insan!..Erkeklik dediğin,sadece cinsiyettir..İnsanlıktır bizim ırkımız..Irksız bunlar,ırksız..Irksız herifler!...
Bayram demeseniz,seyran demeseniz,babamdır deseniz,annemdir deseniz,ayda bir çıkıp gelseniz,yalandan da olsa,özledik sizi deseniz,sarılsak,kucaklaşsak,şakır şakır ağlasak...
Biz sizin bkunuzu temizledik nankörler!..Sabahlara kadar uyutmadınız bizi!..Şimdi mühendis oldunuz,mimar oldunuz,müdür oldunuz,genel müdür oldunuz diye gtünüz mü kalktı?...
Gt dediğim için kusura bakmayın.
AŞKIN - Rica ederiz..Neyse,o.
DOKTOR - Çocuklarımdır neticede,hepsini çok seviyorum,onlar hakkında kötü şeyler de söylemek istemiyorum ama ne bileyim...
(Durur..Gözleri dolar..Parmaklarıyla kurular..)
AŞKIN - Böyle gelsenize doktor bey...
(Doktorun haline üzülmüşlerdir)
DOKTOR - Yok,iyiyim böyle..
AŞKIN - Lütfen ama..Burda daha rahat edersiniz..(Doktorun yanına gider,kolundan tutar) Üzdünüz bizi şimdi..Lütfen,bizim yerimize,koltuğa geçin,orası daha rahat,bi soluklanın,kendinize gelin..
DOKTOR - Orası sizin yeriniz ama..
TAŞKIN - Ne farkeder doktor bey,biz böyle otururuz,gelin böyle..Bizim acelemiz yok..Doktor iyi olmadan,hasta iyi olur mu?.Bi kendinize gelin önce..
DOKTOR - Sağolun çocuklar..Madem öyle bi beş dakka uzanayım sizin koltuğunuza...
(Doktor,hastalarının uzun koltuğuna uzanır..Aşkın'la,Taşkın da,onun tekli koltuğuna geçerler..Aşkın koltuğa,Taşkın da koltuğun kenarlığına oturur..Taşkın,koltuğun kenarlığındaki,doktorun seans sırasında notlar aldığı bloknotu alır,koyacak bir yer arıyormuş gibi bakınır,masaya gitmeye üşenir,bloknot elinde kalır..
Yerler değişmiştir..Doktor,hasta koltuğunda..Hastalar da,doktor koltuğundadır...)
(Doktor,uzandığı koltukta anlatmaya devam eder..)
DOKTOR - Ama kızım başka...Tekne kazıntısı,en küçükleri kızım..En son onu yaptık..Ama iyi oldu..Ötekiler acemiliğimize geldi ama kız,ustalık dönemimize denk geldi,iyi yaptık..Çok güzel,çok iyi kalpli bi kız..
AŞKIN - O nerde?
DOKTOR - İzmir'de..Üniversitede diş hekimliğinde okuyor..
TAŞKIN - Doktor bey?.
DOKTOR - Efendim?.
TAŞKIN - Çocuklarınız yanınızda olsaydı?...Veya en azından bi tanesi sizinle birlikte kalıyor olsaydı..Karınızla yine boşanma noktasına gelir miydiniz?..
DOKTOR - Ne alakası var Taşkın bey,sebep çocuklar değil ki..
TAŞKIN - Evet ama çocuklarınızla birlikte oturuyor olsaydınız daha iyi olmaz mıydı?..Aynı apartmanda altlı,üstlü?..
DOKTOR - Bak,doğru söylüyorsun..Zaten karımla kavgalarımız,çocukların evden gitmeleriyle başladı..
TAŞKIN - Çocuklar evden birer birer gidince,her seferinde karınızla biraz daha fazla başbaşa kaldınız,bütün ilginizi,bütün enerjinizi birbirinize yönelttiniz..
DOKTOR - Çok doğru,bravo!..Tabi bu ilginin içinde,sevgi olduğu kadar,başka sebeplerden birikmiş öfke de vardı..Belki çocuklarımıza yöneltmek istediğimiz bir öfkeyi,onlar olmadığı için,birbirimize yönelttik..
TAŞKIN - Aynen!..Kesinlikle!..Çocuklarınızın sizi ihmal etmelerinin yarattığı hayal kırıklığını örtmek için,suçlu aradınız,kendinize toz kondurmamak için,birbirinizi başka sebeplerle suçladınız..
DOKTOR - Olabilir..Ben hiç öyle düşünmemiştim..
(Taşkın,elindeki doktorun bloknotuna konuşarak not alır..)
TAŞKIN - "ÇOCUKLAR OLSAYDI,BÖYLE OLMAZDI..."
AŞKIN - N'apıyosun Taşkın?
TAŞKIN - Not alıyorum..
AŞKIN - Niye?
TAŞKIN - Ne biliyim,içimden geldi..
DOKTOR - Ama Taşkın bey doğruyu söylüyor,çok iyi bir tespit yaptı..
AŞKIN - Peki doktor bey...Çocuklarımız gelmiyorlar diye şikayet ediyorsunuz...Madem onları çok seviyorsunuz,görmek istiyorsunuz,neden siz onların yanına gitmiyorsunuz?..
DOKTOR - BEN?
AŞKIN - Evet..
DOKTOR - DOKTOR?
AŞKIN - Evet..
DOKTOR - DOKTOR HAYRİ?
AŞKIN - Evet.
DOKTOR - İLİŞKİ UZMANI,PSİKİYATRİST HAYRİ UZMAN?..Ben kalkacağım,çocuklarımın ayağına gideceğim??..Olmaz öyle şey!..Ben onların babasıyım,onlar benim ayağıma gelecekler!.
(Taşkın,elindeki bloknot'a konuşarak not alır)
TAŞKIN - "KİBİR..BENCİLLİK..KENDİNİ BEĞENMİŞLİK..."
AŞKIN - N'apıyosun Taşkın?
TAŞKIN - Hiiiç...Bana bakmayın siz,devam edin..
AŞKIN - Neden olmasın doktor bey?..Atlayın karınızla birlikte bi otobüse,önce İzmit'teki oğlunuzun yanına gidin..Onun yanında bikaç gün kalın..Sonra ordan Ankara'ya...Ankarada mıydı öbür oğlunuz?
DOKTOR - Ankara'da..
AŞKIN - Birkaç gün de onun yanında kalın..Eşinizle birlikte,turist gibi geze geze gidersiniz,hem birlikte vakit geçirmiş olursunuz,alışveriş edersiniz..Hem ziyaret,hem ticaret..
DOKTOR - Olmaz!..Karımla yola çıkmam ben..Yolda kavga ederiz,ya giderken,ya gelirken öldürürüz birbirimizi..O dediğin "hem ziyaret,hem ticaret" olmaz, "Hem ziyaret,hem cinayet" olur..
TAŞKIN - "KORKU...ÖNYARGI...KENDİNE GÜVENSİZLİK..."
AŞKIN - Taşkın n'apıyosun?
TAŞKIN - Yalan mı?
AŞKIN - Doğru valla..
DOKTOR - Ayrıca,gitmek istesem bile gidemem.Programım çok dolu,bisürü hastam var,onları bırakıp biyere gidemem.
TAŞKIN - "TEMBELLİK...BOŞVERMİŞLİK..BAHANE ÜRETME..ERTELEME..."
DOKTOR - Karımla aramız düzelmez bizim..Bitti artık,koptuk birbirimizden,dönüşü olmayan bi noktaya geldik.
TAŞKIN - "VAZGEÇME..MÜCADELEDEN KAÇMA..UMUTSUZLUK..."
AŞKIN - Peki karınızdan ayrılınca ne olacak?.Başka biriyle mi evleneceksiniz?
DOKTOR - Bir daha evlilik mi?.Tövbe..
AŞKIN - Ama doktor bey,siz boşanınca sadece eşinizden ayrılmayacaksınız,otuzbeş senedir alıştığınız bir hayattan da ayrılacaksınız..Nasıl bakacaksınız kendinize?..Kadınsız bir hayat zor olmayacak mı?
DOKTOR - Anamızdan kadınla mı doğduk?..Yaparız bişeyler..Bu kadına katlanmaktansa,her türlü sıkıntıyı,çileyi,cefayı,acıyı çekmeye razıyım.
TAŞKIN - "APTALLIK..İLERİYİ GÖREMEME..MUTSUZLUKTAN ZEVK ALMA..MAZOŞİZM..."
DOKTOR - N'APIYOSUN SEN!?..VER ŞUNU!..(Taşkın'ın elindeki bloknot'u alır) DOKTOR KESİLDİN BAŞIMIZA!..BURDA DOKTOR OLAN BENİM..
TAŞKIN - Ama hiç öyle görünmüyorsunuz..
DOKTOR - Nasıl görünmüyorum?.
AŞKIN - Sizin durumunuz bizden daha kötü valla..Sizin halinizi görünce,ne yalan söyleyeyim,ben kendimi daha iyi hissetmeye başladım..
TAŞKIN - Karınızla aranızda hiçbişey kalmadı mı?..Tamamen bitti mi herşey?
DOKTOR - Tamamen bitti...Allah tamamına erdirdi...Artık birbirimize karşı hiçbişey hissetmiyoruz..Nefret ediyoruz birbirimizden...
Sizin yaşlarınızdayken,çok severdik,çok bağlıydık birbirimize..Aramızdaki bağ,hiç kopmayacak kadar kuvvetliydi..Ama biz o bağı,başka duygularla besleyip,daha da kuvvetlendirmek yerine,zayıflamasına izin verdik..Birbirimize karşı hoşgörülü olamadık..Bencilliğimizin,hırslarımızın kurbanı olduk..Paylaşmasını bilemedik..İlişki dediğin,paylaşmaktır..İlişkinin amacı budur..Paylaşarak çoğalırsın..Acıyı da,sevinci de paylaşacaksın..Biz öyle yapmadık..Birbirimizi hep dışladık kendimizden..Birbirimizle alay ettik,küçük düşürmeye çalıştık..O beni ikide bir "Elalem profesör oldu,sen hala doktorsun" diyerek aşağıladı..Ben de onun yemekleriyle dalga geçtim...
AŞKIN - Aynı şeyi sen de yapıyorsun Taşkın..Sen de benim yemeklerimle alay ediyorsun..
TAŞKIN - Sen de benim işimle dalga geçiyorsun.
DOKTOR - Siz ne iş yapıyorsunuz Taşkın bey?
TAŞKIN - Toptancıyım.
DOKTOR - Ne satıyorsun?
TAŞKIN - Plastik bardak.
AŞKIN - (Kendini tutamaz,sırıtır)
TAŞKIN - Bak yine yapıyosun Aşkın?!..Benim işim seni niye güldürüyor,plastik bardağın neresi komik anlamıyorum ki!..
AŞKIN - Tamam,afedersin,özür dilerim..
DOKTOR - Mesleklerimiz bizim kişiliğimizin yarısıdır...Bizler,mesleklerimizden güç alarak yürütürüz ilişkilerimizi..Ev kadınlığı da meslektir..Hem de en zor mesleklerden biridir...Mesleklerimize saygı,kişiliğimize saygı demektir..
AŞKIN - Çok doğru söylüyorsunuz..
DOKTOR - Evet ama gel de bunu benim karıma anlat...Bana en son ne dedi biliyor musunuz?.."Elalemin doktorları Nobel ödülü alıyor,ben senden yüzkırk ekran televizyon istedim,onu bile alamadın" dedi..
Bizim Aziz Sancar,Nobel ödülü aldı ya?..Onu bile kafama kaktı..Sanki nobel ödülleri bakkalda satılıyor...
AŞKIN - Yüzkırk ekran televizyonu ne yapacakmış?..Evde yok mu televizyon?.
DOKTOR - Var..Olmaz mı?..Ama kırıyor.
TAŞKIN - Neyi kırıyor?.Televizyonu mu kırıyor?
DOKTOR - Eveet...Dizi seyrediyor,kaptırıyo kendini,dizideki karakterlerden birine kızıyor,o hırsla televizyona tekme atıyor,devirip kırıyo...Geçen hafta Fenerbahçe maçından sonra,Fenerbahçe berabere kaldı diye,koca plazma televizyonu beşinci kat balkonundan aşağı attı...Düşünün yani,berabere kaldı diye...Fenerbahçe yenildiği zaman neler yapıyo,hiç anlatmayayım..
Şimdi de kurtlar vadisine taktı kafayı..Var ya televizyonda Kurtlar Vadisi diye bi dizi?
TAŞKIN - Biliyorum..Çocukluğumdan beri seyrediyorum ben de..
DOKTOR - Sabah akşam kurtlar vadisini seyrediyor..Videocudan eski bölümleri de almış,gündüzleri de eski bölümleri seyrediyor..Akşam eve gidiyorum,karnım aç,bakıyorum,televizyonun karşısına oturmuş kurtlar vadisini seyrediyor..""Karnım aç,yemek hazır mı?" diye soruyorum,başını kurtlar vadisinden bana doğru ağır ağır çeviriyor,bana bi bakış atıyo,korkudan dizlerimin bağı çözülüyor...
TAŞKIN - Allah Allaaah...Bu nasıl bi kadın doktor bey?..
DOKTOR - Hiç sorma,hiç sorma..Ne çektiğimi bi ben bilirim..
AŞKIN - Ay Taşkııın...Ben,böyle olmamızı istemiyorum...Ben bu hale gelmemizi istemiyoruum...
DOKTOR - Yok yok,siz böyle olmayacaksınız..Ben sizin bütün sorunlarınızı çözeceğim..Siz bizim gibi olmayacaksınız,size güveniyorum,sizde potansiyel var,on seans sonra hiçbişeyiniz kalmayacak..
AŞKIN - Aman aman!..Ben seans means istemem,bu yetti bana.Ben dersimi aldım,terapi merapi istemiyorum..
DOKTOR - Yok yok,bi altı seans şey yapayım ben size..
AŞKIN - Aman,istemem..O seansları siz kendinize yapın..Taşkın kalk gidiyoruz..O not yazdığın kağıdı da al,gerekirse o notlara bakarız.Bi de doktor beyin durumunu hiç aklımızdan çıkarmayız,bi yolunu buluruz,çok teşekkür ederiz doktor bey...
DOKTOR - Hiç olmazsa bi üç seans şey yapsaydım??
TAŞKIN - Karım ne diyorsa o,doktor bey,kusura bakmayın..İnşallah siz de,evliliğinizi kurtarmanın bi yolunu bulursunuz..
DOKTOR - Madem öyle diyorsunuz...Buyrun,kapıya kadar geçireyim..
TAŞKIN - Yok,siz rahatsız olmayın,gideriz biz...(Çıkarlarken) Zaten peşin peşin geçirdi geçireceği kadar,bi de kapıya kadar geçireyim diyo...
AŞKIN - Hoşçakalın doktor bey..
DOKTOR - Güle güle...Güle güle...Kendinize iyi bakın..Mutlu olmayı unutmayın!...
(Aşkın'la Taşkın giderler..Doktor,bir süre bekler...Sonra telefonunu çıkarır,evini,karısını arar...)
DOKTOR - Alooooo?...Hayriyeeee?...(Tatlı ve yumuşak bir sesle) Nasılsın benim güzel
karıcığım?...Benim tatlı meleğim...Can yoldaşım..Hayat arkadaşım...
KARISI - Bitti mi terapi Hayri?..Tedavi ettin mi hastalarını?..
DOKTOR - Ettim ettim,etmez miyim?...Senin de yardımınla,bunları da iyileştirip gönderdim..
KARISI - İyi oynadım ama değil mi Hayri?.
DOKTOR - Şaahaane oynadın...Herşeyi konuştuğumuz gibi yaptın da..O pezevenk lafı nerden çıktı,onu anlamadım..
KARISI - Hayri'ciğim,biliyorsun ben Azeri kökenliyim.Bizde pezevenk,iyi insan,değerli insan demektir..Sen benim için dünyanın en büyük pezevengisin..
DOKTOR - Teşekkür ederim karıcığım.Sen de az pezevenk değilsin..
KARISI - Sence ders almışlar mıdır hastaların?
DOKTOR - Aldılar aldılar...Kadının gözlerinde gördüm o korkuyu..Öyle bir ders aldılar ki,bunlar ölene kadar evli kalırlar..Bundan sonra böyle Hayriye'ciğim..Bundan sonra
evliliklerinde sorun yaşayan genç çiftlere "KORKU TERAPİSİ" uygulayacağım..Seninle birlikte onlara öyle bir ibretlik tablo göstereceğiz ki,ilerde bizim gibi olmamak için evliliklerine,birbirlerine sahip çıkacaklar...
Haydi kapatıyorum..Birazdan evdeyim..Ne yemek yaptın bana bakayım?
KARISI - Sevdiğin herşeyi yaptım..
DOKTOR - Benim sevdiğim tek şey,sensin...Hadi kapat..
KARISI - Hayır,önce sen kapat.
DOKTOR - Hayır,önce sen!.Lütfen lütfen...
KARISI - Hayri yaşımız yetmişe yaklaştı,,böyle çocukluk yakışıyo mu bize?
DOKTOR - İnsana en çok yakışan şey çocukluktur Hayriye,sen ne diyosun?...Baksana..
KARISI - Efendim?
DOKTOR - Sana bi gecelik almıştım hani...Kırmızı...Onu bu gece benim için giyer misin?
KARISI - Hayri ben onu giymem..
DOKTOR - Lütfen ama..Bikere bikere lütfen..
KARISI - Ay tamam tamam...Hadi gel eve,yemekler soğuyacak..
DOKTOR - UÇARAK GELİYORUUM.....
(Sekreterine seslenir)
KIZIM BEN ÇIKIYORUM!...
BAK YİNE BLUZUN AŞAĞI KAYMIŞ...
Çek kızım şu bluzunu yukarı!..
Nerdeyse dışarı fırlayacak şeyler...
Dur sen beceremiyorsun,en iyisi ben çekeyim.......
.
.
--SON--
(HİKAYE/OYUN)
(1.Bölüm)
-----------------
(Aşkın,elinde meyve tabağıyla girer...)
-- Taşkın,ne seyrediyorsun?..
-- Televizyon seyrediyorum,görmüyor musun?.
-- Televizyon seyrettiğini görüyorum.Hangi programı seyrediyorsun?
-- Maç özetlerini seyrediyorum..
-- Maç özetleri?
-- Evet..
-- Nasıl yani..Maçı oynayıp bitirmişler,sonra yeniden sahaya çıkıp bi de özet mi çıkarmışlar?.
-- Hayır Aşkın!..Maç oynanırken çekim yapmışlar,şimdi de özet olarak maçın önemli anlarını gösteriyorlar..
-- Nasıl önemli anları?.Maçın önemsiz anları da mı var?
-- Var tabi..
-- Önemsiz anları niye oynuyorlar ki?...Önemsizse,oynamasınlar?..
-- Aşkın...Neyin önemli,neyin önemli olmadığını maç oynanırken bilemezsin..
-- Heeee....Anladıııım....(Soyup dilimlediği elma'dan bir dilimi bıçağın ucuna takıp uzatır) Al!..
-- İstemiyorum...(Başını çevirmeden,elinin dışıyla iter)
-- Elma?
-- Yemiycem Aşkın...
-- Portakal mı soyayım?
-- Hayır,yemiycem...
-- Armut?
-- İstemiyorum...
-- Muz?
-- Aşkın istemiyorum,anlamıyor musun!!..(sesini yükselterek)
-- Niye bağırıyosun??
-- Bağırmıyorum!!...Meyve istemiyorum diyorum,niye beni zorluyorsun?...Bi müsade et,şu maç özetlerini seyredeyim.
-- Bağırmadan söyleyemez misin??
-- Aşkııın!...Bağırmıyorum!...Maç özetlerini seyrediyorum!... (daha kızgın)
-- Çok mu önemli maç özetleri?..Ne olacak bi dilim elma yesen?.
-- Yemeyeceğim Aşkın!..
-- Hadi bi dilim!.Hatırım için... (Elmayı yeniden uzatır)
-- Aşkın,çek şunu gözümün önünden!..
-- Bi dilim,bi dilim...
-- Aşkıııın!...
-- Hatırım için,bi dilim,lütfen!... (Bıçağın ucuna takılı elmayı gözünün önünde çevirir,televizyonu seyretmesini engeller)
-- Aşkııın!?..
-- Bi dilim,bi dilim!..Hadi aç ağzını,uçak geliyo,uçak geliyo...
-- Çek şunu gözümün önünden yaa!... (elinin tersiyle elmaya,tabağa vurur,tabak yere düşer,
meyveler yere saçılır)
-- N'APIYOSUN TAŞKIN?!..
-- SANA,YEMİYCEM DEDİM,NEDEN ISRAR EDİYORSUN?!.. (kalkar,yerdeki meyveleri toplar,
tabağa koyar)
BENİ YAPMAK İSTEMEDİĞİM ŞEYLER İÇİN ZORLAMA!!
-- NİYE VURUYOSUN TABAĞA??
-- VURURUM!..SEN DE ISRAR ETMESEYDİN!.
-- YA BIÇAK Bİ TARAFIMA SAPLANSAYDI?
-- SAPLANDI MI?
-- YA SAPLANSAYDI?
-- SAPLANDI MI?
-- YA SAPLANSAYDI?
-- AŞKIN..BIÇAK Bİ TARAFINA SAPLANDI MI??
-- YA SAPLANSAYDI??
-- ALLAHIM SEN BANA SABIR VER...
-- Senin öfke sorunun var Taşkın..
-- Benim hiç bi sorunum yok Aşkın...
-- Var!..Senin öfke sorunun var!...Ayrıca bir de,sorunun olduğunu kabul etmeme sorunun var!.. (kumandayı alır,kanalı değiştirir)
-- N'apıyosun Aşkın?
-- Benim dizim başlayacak birazdan,onu seyredeceğim.
-- Başlatma dizine,ver şu kumandayı!..(kumandayı elinden alır)
Yarım saat maçlara bakıcam,
sonra yatıcam zaten,yorgunum...
-- Yorgunmuş...Ne yaptın da yoruldun?.
-- Çalıştım da yoruldum hamfendi!...Senin ihtiyaçlarını karşılamak için,köpek gibi çalıştım da yoruldum..
-- Hadi ordan hoşt!...Benim ihtiyaçlarımı karşılamak için köpek gibi çalışmış?..Eğer benim ihtiyaçlarımı karşılamak zor geliyorsa,o zaman ben de bi işe girer çalışır,kendi ihtiyaçlarımı kendim karşılarım.
-- Saçmalama..
-- Niye saçmalıyor muşum?..Çalışırım tabi..Biz kadınlar istersek herşeyi yapabiliriz.
-- Hayır hanımefendi,siz kadınlar,biz istersek herşeyi yapabilirsiniz..
-- Faşist!
-- Sensin faşist!
-- Cinsiyetçi!..Irkçı!..Erkekçi!..
-- Saçmalama Aşkın.Ben hiçbişeyci değilim,sadece senin kocanım.
-- O da yetiyor zaten...Ver şu kumandayı!.. (kumandayı elinden kapar)
-- Aşkın ver şunu!..(kumandayı zorla alır.Aşkın gider televizyonun düğmesine basıp,kapatır)
Niye kapattın televizyonu?
-- Konuşalım biraz.
-- Ne konuşacağız?
-- Ne olursa...Her akşam işten geliyorsun,yemek yiyorsun,televizyon seyrediyorsun,yatıyorsun.
-- Ne yapayım,yemek yemeyeyim mi?
-- Hayır,onu demek istemiyorum..
-- Ne demek istiyorsun,uyumayayım mı?
-- Hayır,onu da demek istemiyorum.
-- İşe mi gitmeyeyim?..Nasıl geçinicez o zaman?.
-- Taşkın,işine geleni cümlenin içinden cımbızla çekme.Büyük resme odaklan.
-- Hangi büyük resme?.Buna mı?..(duvardaki tablonun yanına gider,elini çenesine koyup,
resime bakar)
-- Taşkın,n'apıyosun??
-- "Büyük resme odaklan" demedin mi?..Evdeki en büyük resim bu..Ne var bu resimde?.Niye
bu resme odaklanmamı istiyorsun?
-- O resime değil Taşkın..Evliliğimizin büyük resmine odaklanmanı söyledim.
-- Düğünde çektirdiğimiz fotoğraflara mı bakmamı istiyorsun?
-- Taşkın anlamıyor musun?..Konuşamıyoruz artık!..
-- Nasıl konuşamıyoruz?...Konuşuyoruz ya işte...Sen bana "Taşkın,anlamıyor musun,
konuşamıyoruz artık" diyorsun..Ben de sana "Nasıl konuşamıyoruz?.Konuşuyoruz ya işte,sen bana,Taşkın anlamıyor musun,konuşamıyoruz artık,diyorsun,diyorum..
-- Hayır..Bu konuşmak değil,kavga etmek...Ben,ilk günlerdeki gibi olalım istiyorum..
Hatırlasana evlendiğimiz ilk günleri?..Sen akşamları işyerinde olan biteni anlatırdın,ben de evde yaptıklarımı anlatırdım..
-- E-ee?
-- Yine öyle konuşalım işte..Bugün işyerinde neler yaptın?.
-- Aşkın sen benim ne iş yaptığımı bilmiyor musun?
-- Olsun sen yine de anlat..
-- Aşkın,işimle ilgili anlatacak bişey yok..Evlendiğimizden beri aynı işi yapıyorum,sen de
biliyorsun zaten,defalarca anlattım sana..
-- İyi o zaman,ben anlatayım...Bugün Selma'yla alışverişe çıktık..
-- Selma kim?
-- Arkadaşım,Taşkın??..Tanıştırdım ya seni...Kaç sefer tanıştırdım hem de...Tanıştırdım,
unuttun,sonra bidaha tanıştırdım,yine unuttun..
-- Ben senin arkadaşlarını aklımda tutmak zorunda değilim!.
-- Benim arkadaşlarımı umursamıyorsun değil mi?..Senin dışında,kendime ait bir hayatımın
olması seni rahatsız ediyor...
-- Senin hayatın,ben'im..Ver şu kumandayı!.
-- Vermiyorum!.
-- İyi,peki,rahatlayacaksan,anlat...Nereye gittiniz Belma'yla?
-- Belma değil,Selma.
-- Farkediyo mu?
-- Ediyo..
-- Alışverişe mi gittiniz?
-- Evet..
-- İyi yapmışınız..Nereye gittiniz?
-- Salı pazarına gittik.
-- NE DİYOSUN??...NE ALDINIZ??
-- Selma çanta aldı..
-- İNANMIYORUM...Selma yapmazdı böyle...
-- Dalga geçme Taşkın...
-- Tamam konuştuk,ver kumandayı!.
-- Vermiyorum..Şimdi de sen bişey anlat.
-- Aşkın,benim anlatacak bişeyim yok!.
-- O zaman,neden anlatacak bişeyin yok,onu anlat.
-- Sen iyice saçmaladın,ben yatıyorum.. (yatmaya doğru gider)
- TAŞŞKIIIINNN!...
-- Ne var?..
-- TAŞŞŞ-KIIIINNN!....(Sevişme arzulu,tahrik edici hareketler yapar)
-- N'apıyosun Aşkın??
-- Sence ne yapıyorum??..
-- Saçmalama Aşkın,yorgunum...
-- TAŞKIN,NİYE BÖYLE YAPIYORSUN?!... (kızgın)
-- Ne yapıyorum?
-- BANA İKİDEBİR SAÇMALAMA DEYİP DURMA!!...BENİM YAPTIĞIM HERŞEYİN,
SÖYLEDİĞİM HERŞEYİN SAÇMA OLDUĞUNU SÖYLEYİP,BENİ AŞAĞILAMA!!!...
-- Ben seni aşağılamıyorum..
-- AŞAĞILIYORSUN!..CİDDİYE ALMIYORSUN!..BENİ İNSAN YERİNE KOYMUYORSUN!!..
-- BAĞIRMA!
-- BAĞIRIRIM!..AZ BİLE BAĞIRIYORUM!..SESİM ÇIKSA DAHA ÇOK BAĞIRIRIM!..DUA ET,SES
TELLERİM İNCE!..
-- Senin derdin ne?..Ne istiyorsun benden?.
-- Senin bu tavırlarından bıktım usandım artık!..Konuşalım diyorum,konuşmuyorsun..
Sevişelim diyorum,sevişmiyorsun..ASIL SENİN DERDİN NE??
-- Bağırma Aşkın!.
-- BAĞIRIRIM!..BU LAFLAR BAĞIRMADAN SÖYLENMEZ!..SEN BU EVDE TEK BAŞINA
YAŞAMIYORSUN,BEN YOK MUŞUM GİBİ DAVRANMANDAN BIKTIM!!...
-- Ben de senin,beni istemediğim şeyler için zorlamandan bıktım!..Ne istiyorsun benden?.
Karnın doyuyor;kafanın üstünde bi çatı var,harçlığını veriyorum,istediğin yere gidip,gezip tozuyorsun,daha ne istiyorsun?..
-- Ne mi istiyorum?..
-- Evet,ne istiyorsun?.
-- Ne mi istiyorum?
-- Ne istiyorsun?.
-- BOŞANMAK İSTİYORUM!...
-- Saçmalama...Benden boşanamazsın,ben senin kocanım.
-- Taşkın,anlamadın herhalde...Ayrılmak istiyorum,diyorum..
-- Nerden?
-- Senden!.
-- Boşanmak istiyorum derken,bunu mu kastettin?..Benden ayrılmak mı istiyorsun??
-- Evet.
-- Boşanacağız yani??
-- Evet..
-- HOPPALAAAAAA!...
- Ne hoppalası?
-- HAYDAAAAAAAA!..
-- Ne haydası?
-- Sen kafayı mı yedin Aşkın?
-- Neden bu kadar şaşırdın?.Çok mu garanti görüyordun beni?
-- Tamam..Anlıyorum..Sen bunalmışsın,sıkılmışsın,bisüre evden uzaklaşmaya ihtiyacın var.
Annenin yanına git,bi hafta kal,kendine gel.
-- Sorun bu değil Taşkın!.
-- O zaman sen depresyona girmişsin,farkında değilsin..Seni bi doktora götüreyim de çıkarsın seni depresyondan.Tanıdığım çok iyi bi doktor var,ona götüreyim seni,bi çekişte
çıkarır seni depresyondan..
-- Depresyonda değilim Taşkın..Depresyonda olan,evliliğimiz..
-- Sen şimdi ciddi ciddi boşanmak mı istiyorsun?
-- Evet..
-- Bi dilim elma uzattın,yemedim diye mi boşanacaksın benden?...Valla hiç bi hakim boşamaz seni..Nerde görülmüş bi dilim elma yemedi diye kocasından boşanan?..Sen saçmalıyosun..
-- Taşkın,ben çok ciddiyim..
- Demek çok ciddisin?
-- Evet.
-- Boşanmak istiyorsun?
-- Evet..
-- Tamam..Sen bilirsin...Benim için hava hoş..Ben erkeğim,bana bişey olmaz,olan sana
olur..Bence iyi düşün.
-- İyi düşündüm Taşkın...Ya boşanacağız...Ya da..
-- Ya da ne?
-- Ya da son bir ihtimal daha var.
-- Neymiş o ihtimal?
-- Terapiye gideceğiz...
-- Terp..Ne?
-- Terapi...Terapiye gideceğiz...Profesyonel bir evlilik uzmanına gideceğiz,birlikte evlilik
terapisi alacağız.
-- Sen kafayı yemişin..
-- O zaman boşanacağız!
-- Aşkın saçmalama,bizim terapiye falan ihtiyacımız yok.
-- O zaman boşanacağız..
-- Tamam o zaman...Madem evliliğimizde terapilik bi durum var diyorsun,parasını vereyim,sen git hallet gel.
-- Birlikte gideceğiz Taşkın!.Bu,ikimizin de sorunu..
-- Terapi diyorsun?
-- Evet.
-- Emin misin?
-- Eminim.
-- Ya gitmezsem?
-- Boşanırım o zaman.
-- Tazminat,nafaka falan isteyecek misin?
-- Donuna kadar alırım.
-- Yapma ya?
-- Alırım.Ondört yılımı verdim sana.
-- Terapi diyorsun?
-- Evet.
-- Nerde bu terapi?
-- Randevuyu ben alırım,sen merak etme..
-- Terapi?
-- Evet.
-- Gidip sevişsek,terapiden vazgeçer misin?
-- Hayır!
-- Ama üste sen çıkacaksın?
-- Hayır!
-- Yeni bi numara öğrendim ama.Bayılacaksın.Zevkten deli olacaksın.
-- Hayır!
-- Elma yesem?
-- Hayır!
-- Kumanda sende kalsın?
-- Hayır!
-- Sana bugün işyerinde olanları anlatayım?
-- Hayır!
-- İlle terapi diyorsun?
-- Evet.
-- Tamam lan tamam...Ver şu kumandayı!...
-- Geç oldu,yatalım artık..
-- Sen yat,benim uykum kaçtı...
-- İyi geceler..
-- İyi geceler....Terapiymiş!..Terapi!...Terapi!...Bi bu eksikti,terapi!...Nerde lan bu maç kanalı?...
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
-------------------------------
(2.Bölüm)
(Terapist'e giderler...)
-- Doktor bey,terapiye başlamadan önce bişey sorucam..Biz şimdi size problemlerimizi anlatacağız,siz de tedavi edeceksiniz...
-- Evet..
-- Peki ücret nasıl olacak?..Problem başına mı ücret alacaksınız bizden?
-- Aşkın,saçmalama.
-- Niye öyle diyorsun Taşkın?.Eğer öyleyse,bizim çok problemimiz var,hepsini anlatmayalım,
ödeyemeyiz..
-- Aslında biliyor musunuz...
-- Yok,bilmiyoruz doktor bey..
-- Aşkın,doktor daha bişey söylemedi.
-- Ben de onun için bilmiyoruz dedim.Söylese bilirdik.
-- Bi müsade et de,söylesin o zaman.Buyrun doktor bey,ne diyordunuz?
-- Aslında bütün sorunlar,tek bir büyük sorunun parçaları olabilir..Sizi rahatsız eden en büyük sorununuz nedir?
-- İletişimsizlik doktor bey.Kocamla artık iletişemiyorum.
-- O ne Aşkın?.İletişemiyorum denmez.
-- Yani,Taşkın'la artık konuşamıyoruz..Evin içinde iki yabancı gibiyiz..
-- Niye öyle oldu Taşkın bey?
-- Konuşacak anlatacak bişey kalmadı ki doktor bey..14 senedir evliyiz..Bizim çapımız belli..Hep aynı şeyleri yaşayıp duruyoruz zaten..Konuşulacak ne varsa hepsini konuştuk
bitirdik..
-- Peki niye öyle oldu Aşkın hanım?
-- Ne oldu doktor bey?
-- Konuşacak bişey kalmamış ki hayatınızda?..Ondört sene olmuş..Sizin çapınız belliymiş.Hep aynı şeyleri yaşayıp duruyor muşsunuz.Konuşacak ne varsa hepsini konuşup bitirmişsiniz.
-- O zaman,konuşacak,anlatacak yeni bişeyler bulsun doktor bey..Bana değer verdiğini göstersin,çaba sarfetsin.
-- Taşkın bey,niye konuşacak,anlatacak yeni bişeyler bulmuyorsun?..Neden eşine değer verdiğini göstermiyorsun,çaba sarfetmiyorsun?
-- Çaba sarfedecek zamanım mı var doktor bey?..Hayatın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz..Eşime daha rahat bi hayat yaşatabilmek için,gecemi gündüzüme katıp
çalışıyorum ama Aşkın hanım bunu anlamıyor.
-- Aşkın hanım niye öyle yapıyorsunuz?..Çaba sarfedecek zamanı mı var Taşkın beyin?..Hayatın ne kadar zor olduğunu bilmiyor musunuz?..Adam size rahat bir hayat
yaşatabilmek için gecesini gündüzüne katıp çalışıyor,niye bunu anlamıyorsunuz?..
-- İstese zaman yaratabilir ama doktor bey..Açıp bi kitap okuyabilir,gelip onu benimle
paylaşabilir..Bunu yapmıyor,gayret göstermiyor,bıraktı kendisini..
-- Taşkın bey,istesen zaman yaratabilir mişsin,açıp bi kitap okuyabilir mişsin,gidip onu
eşinle paylaşabilir mişsin..Niye bunu yapmıyorsun?.Niye gayret göstermiyorsun?.Niye
bıraktın kendini?.
-- O-hoo..Bu bütün işi bize yaptırıyo...
-- Taşkın bey,biz psikoterapiyi,önce sorunları keşfetmek,sonra onları ortadan kaldırmak,
daha sonra da bozulan davranışları düzelterek,olumlu kişilik gelişimini sağlamak için yapıyoruz.
-- İyi yapıyorsunuz doktor bey,Allah sizden razı olsun.
-- Terapiye gelmeye nasıl karar verdiniz?
-- Benim zaten uzun zamandır aklımdaydı zaten doktor bey ama hep erteliyordum.İki gün
önce şiddetli bir kavga ettik,o zaman kesin kararımı verdim.Ya boşanacaktık,ya terapiye
gidecektik..
-- Kocanızı boşanmakla mı tehdit ettiniz?.Sizin tepkiniz ne oldu Taşkın bey?
-- Boşanmak problem değil de doktor bey,nafaka-tazminat işi canımı sıktı..Bana "Neyin varsa,donuna kadar alırım" dedi.
-- Alırım tabi.Ondört yılımı verdim sana,donunu bile alırım!.
-- AL!..BÜTÜN DONLARIM SENİN OLSUN!...Zaten zorla giydiriyorsun o donları bana!..Sana elli sefer söyledim,ben don adamı değilim,külot adamıyım!...
Zorla boksör şortlarını giydiriyor bana doktor bey,apış aralarım yara oldu!.
-- Ama külot çok zararlı Taşkın?..
-- Neye zararlı?
-- Şeye..
-- Neye?
-- Şeye işte...Daracık külotlar erkekte kısırlığa yol açıyormuş..Çok sıcak olmaması
gerekiyormuş orasının..
-- Neresinin?.
-- En fazla 36-37 derece olması gerekiyormuş.
-- Neresi?.Antalya mı?
-- Taşkın dalga geçme!.
-- Görüyorsunuz değil mi doktor bey,kafaya taktığı,uğraştığı şeylere bakın.
-- Peki,cinsel hayatınız nasıl?
-- Sana ne!..
-- Taşkın,kabalaşma..Doktor bey tıbbi açıdan soruyor.
-- Yahu cinsel hayatın tıbbi açısı mı olur?..Nasıl olsun?..Yuvarlanıp gidiyoruz işte..
-- Cinsel hayatımız da çok kötü doktor bey..
-- Aşkın,karıştırma oraları..
-- Taşkın,tedaviye geldik,o bizim doktorumuz,tıpta ayıp diye bişey yok..
-- İyi,tamam..Anlat bakalım..Kus bakalım içinde ne varsa..
-- Valla doktor bey,o konuda da ben hiç umurunda değilim..Yatakta sadece kendisini
düşünüyor..Bir gece sevişirken usulca sıyrılıp,yataktan çıktım,baktım hala sevişiyo...
Sevişirken gözlerini kapattığı için,benim yataktan çıktığımı görmedi...Gittim,çocuğun
odasından oyuncak ayısını aldım,kocaman büyük bi ayı,getirdim kollarının arasına bıraktım,
ayıyla sevişmeye başladı..
-- Saçmalama Aşkın.Ayı olduğunu biliyordum,şaka olsun diye,seni güldürmek için yaptım.
-- Hadi ordan,şakaymış..Bi şaka yarım saat sürer mi?
-- Yani bizim sorunumuz bu mu Aşkın?..Senin problemin sevişmek mi?.Cinsellik mi?..
-- Taşkın bey?
-- Buyrun doktor bey.
-- Cinsellik sadece cinsellik değildir..Cinsel ilişki aynı zamanda ruhsal ilişkidir..Cinsellik,
temel bir yaşam dürtüsüdür..Bütün davranışlarımızın kökeninde,temel yaşam dürtülerinin etkileri vardır..Eşler,karşılıklı olarak birbirlerini doyuma ulaştırdıkları ölçüde mutlu olurlar..Ulaştıramazlarsa,mutsuz ve sorunlu olurlar.Cinsel duyguların bastırılması,tatmin edilmemesi,başka duygularda sorunlara yol açar.Bir yerden bastırırsan,başka bir yerden
patlar..
-- Yaa,gördün mü Taşkın bey?.
-- Peki n'olucak doktor bey?..N'apıyoruz şimdi?..
-- Bence iki gün önce yaptığınızı söylediğiniz o şiddetli kavgadan başlayalım...Kavga sırasında birbirinize neler söylediğinizi bilmek istiyorum..
-- O kavgayı mı anlatalım size?
-- Hayır anlatmayın,psikodrama yöntemiyle burada yeniden canlandıralım..
-- O ne doktor?.Pis bişeye benziyo...Sevmedim ben onu..
-- Pis değil Taşkın bey,psi...Psikodrama...Bu bir yöntemdir..Sorunların keşfedilmesi için,
tiyatro teknikleri kullanılarak yapılan bir tedavi şeklidir.
-- Nasıl olacak o?
-- Ben size burada küçük bir sahne kuracağım,çeşitli konular vereceğim,siz de o konu üzerinde,duygularınızı,düşüncelerinizi bastırmadan,doğaçlama oynayacaksınız..
-- Tiyatro mu oynayacağız?.Ay ben çok severim tiyatroyu..
-- Ben de hiç sevmem...Şart mı bu doktor?..Başka tedavi şekliniz yok mu?
-- Doktor bey ne derse yapacağız Taşkın..Yoksa ne olacağını biliyosun..
-- Tamam be tamam...N'apıyoruz doktor?
-- İki gün önce yaptığınız kavgayı burada yeniden canlandıracaksınız...Gelin böyle,burası
sizin sahneniz.........
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
(3.Bölüm)
-- Aşkın hanım siz dışarı çıkın,sekreterime söyleyin,size,bir tabağa meyve koyup versin.
-- Tamam doktor bey..
-- Taşkın bey,siz de alın şu kumandayı,evinizdesiniz,iki gün önceki gibi,evinizde televizyon seyrediyorsunuz...
-- Tamam...
-- Aşkın hanım,hazır olduğunuzda girebilirsiniz!.
-- TAMAM DOKTOR BEY!..
(Terapist'in odasının bir köşesinde hazırlanan küçük sahnede,Taşkın,elinde
kumanda,evindeymiş gibi televizyon seyretmeye başlar...
Aşkın,elinde tabak,içinde meyveler ve bıçakla girer...)
(İki gün önce evde yaptıkları kavgayı yeniden canlandırırlar..)
-- Taşkııın...Ne seyrediyorsun hayatıım?..
-- Televizyon seyrediyorum...
-- Televizyon seyrettiğini görüyorum.Ne seyrediyorsun?..
-- Maç özetlerini seyrediyorum.
-- Maç özetleri mi?...(Yanına oturur,elma soymaya başlar)..Nasıl maç özetleri?..Maçı oynamışlar,sonra yeniden sahaya çıkıp bir de özet mi çıkarmışlar?
-- Hayır Aşkın..Maç oynanırken çekim yapmışlar,şimdi de özet olarak maçın önemli anlarını gösteriyorlar..
-- Elma yer misin?
-- Hayır,istemiyorum.
-- Portakal?
-- Hayır.
-- Armut?
-- Hayır.
-- Muz?
-- Hayır.
-- Bi dilim ye..Hatırım için lütfen!.Bi dilim,bi dilim!..
-- AŞKIN ÇEK ŞU TABAĞI GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN,YEMİYCEM DİYORUM,ANLAMIYOR MUSUN???
-- NİYE BAĞIRIYORSUN??
-- Bravo,çok güzel...Tamam..Burda keselim...
-- Ama daha bitmedi ki doktor bey..Asıl heyecanlı olan kısım bundan sonra..Taşkın tabağa vuruyor,kavgamız ondan sonra başlıyor...
-- Onu da göreceğiz Aşkın hanım ama başka yöntemle...Bundan sonrası için, "Uzaktan bakma" yöntemini deneyeceğiz..
-- Uzaktan bakma yöntemi?
-- Evet..Biz buna "Ayna tekniği" diyoruz..Psikodramanın en temel tekniklerinden biridir..
-- Ayna tekniği?
-- Evet..
-- Nasıl olacak o?
-- Kendinize uzaktan bakacaksınız..
-- Onu nasıl yapıcaz?
-- Hayal gücünüzü kullanarak...
-- Uzaktan kendimize bakacağız?
-- Evet..Kendinize bakacaksınız...Çıkın sahneden,gelin yanıma...Şimdi hem sahnedesiniz,hem burdasınız..
-- Hem orda,hem burda?
-- Evet...Şu anda sahnede Aşkın'la Taşkın konuşmaya devam ediyorlar..
Siz de burdan,sahnedeki Aşkın'la Taşkın'ın konuşmalarını izleyip,yorumlayacaksınız..
-- Yani sahnedekiler de biziz,biz de biziz?
-- Evet.
-- Bizbizeyiz yani?
-- Evet,yabancı yok,rahat olun...
Haydi başlayın bakalım,neler oluyor sahnede,anlatın bana..
-- Tamam...Ben şu anda Taşkın'a meyve ikram ediyorum..
-- Aşkın hanım,sahnedekiler sanki siz değil mişsiniz gibi izleyin.
-- Sanki onlar başkalarıymış gibi?
-- Evet,başkalarıymış gibi..
-- Anladım...Onlar başka bir çift...Başka Aşkın,başka Taşkın...Sanki başka Aşkın'la Taşkın mı yok?.Denk gelmiş demek ki..
-- Aşkın,uzatma,doktorun dediğini yap.
-- Tamam tamam...İzliyorum şimdi sahnedeki çifti...Evet,hayal gücümü kullanarak onları görüyorum..
-- Şu anda ne yapıyorlar Aşkın hanım?
-- Şu anda kadın..Yani ordaki kadın,kocasına meyve ikram ediyor.Ama adam,yemiycem diye inat ediyor..
-- Yemez yemez,zorla mı?..Demek ki adamın canı meyve yemek istemiyor.
-- Ama niye öyle diyosun Taşkın?.Bi dilim yese ne olur?..Kadıncağızın bütün gün ev işlerinden canı çıkmış,oturup kocasıyla azıcık keyif yapmak istemiş,koymuş tabağa getirmiş.Bi dilim yese ne olur?.Niye inat ediyor ki?
-- Adam inat etmiyor Aşkın,kadın inat ediyor..Baksana,adam istemiyorum dedikçe,kadın,meyveyi dayıyor adamın suratına..Sen de öyle yapıyosun,ben istemem dedikçe,sen inadına üstüme geliyorsun..Bak bak,hala ısrar ediyo...Yahu kadın,ısrar etme!..Yemek istemiyor adam..
-- Şimdi ne yapıyorlar Aşkın hanım?
-- Şimdi de birbirlerine bağırmaya başladılar doktor bey...Ay ne gerek var?.Ufacık bişey için kırmayın birbirinizi..Bunlar da aynı bizim gibi Taşkın.
-- Onlar biziz zaten Aşkın.
-- Biliyorum biliyorum..Uzaktan bakınca başkalarıymış gibi geliyor.
-- Şimdi ne yapıyorlar?
-- Hİİİİİİ!..
-- Ne oldu Aşkın hanım?
-- Adam,elinin tersiyle kadının elindeki meyve tabağına vurdu!...Allah belanı versin!..Elin kırılsın,hayvan!
-- Aşkın ne diyosun sen ya?
-- Sana demiyorum Taşkın,ordaki adama diyorum...ÖKÜZ!..Sen kim oluyorsun da karına o hareketi yapabiliyorsun?..O senin kölen mi,uşağın mı,hizmetçin mi?..Hizmetçiye bile öyle davranamazsın!..
-- Aşkın sen amma dolmuşsun böyle?
-- Ama haksız mıyım Taşkın?...Baksana şuraya,kadının elindeki tabağa vuruyo...
Bırak kız!..Bırak,terket onu,sana adam mı yok?.Taş gibi kadınsın,elini sallasan ellisi..
-- Aşkın,tamam,anladık...
-- Hayır,sinirlerim bozuldu Taşkın?..Şuna baksana?..Terbiyesiz!..Resmen kadını aşağılıyor...Sanki karısını aşağılayınca,kendisi yukarı çıkacak...Aşağılık herif!.
-- Doktor şuna bişey söyle,bi anama küfretmediği kaldı..
-- Sana söylemiyorum Taşkın,ordaki adama söylüyorum..
-- Pekala...Şimdi ne yapıyorlar Taşkın bey?
-- Adam tabağı yerden alıyor,dağılan meyveleri tabağa koyuyor.
-- Yok bi de kadın mı yapacaktı o işi Taşkın?...HAYVAN!..
-- Aşkın sakin ol.
-- Sana demiyorum,ona diyorum.
-- Evet Taşkın bey,devam edin...
-- Kadın,kumandayı aldı,kanalı değiştirdi,dizi seyrediyo..
-- Seyredemez mi Taşkın?..Televizyonun tapusu adamın üzerine mi?..Ortak bi yaşam kurmamışlar mı?..Kadının istekleri önemli değil mi?.Evlilik,birbirlerinin isteklerine saygı gösterilmesi gereken bir kurum değil mi??
-- Tamam Aşkın,bişey demedim.
-- Şimdi ne yapıyorlar Taşkın bey?
-- Kadın,televizyonu kapattı, "Konuşalım" diyor..
-- Konuşuyorlar mı?
-- Hayır..Adam konuşmak istemiyor,yatmaya gidiyor..
-- Kadın ne yapıyor?
-- Bak bak bak,şuna bak,şuna bak,cilve yapıyor.Kocasına cilve yapıyor..Sevişmek istiyo..Kocasını tahrik etmek için nasıl da orasını burasını..ŞILLIK!
-- Sen kime şıllık diyosun Taşkın??!
-- Sana demiyorum,ona diyorum..
-- Sevişiyorlar mı peki?
-- Hayır..Adam,yorgunum diyor,istemiyor..
-- Ne yapmış da yorulmuş Taşkın?...Allah bilir o da senin gibi,bütün gününü masa başında oturarak geçirmiştir..
-- Şimdi ne yapıyorlar Taşkın bey?
-- Kavga şiddetlendi..A-HA!.
-- Ne oldu?.
-- Kadın boşanmak istediğini söyledi!.
-- Ama kadın haklı Taşkın..Demek ki burasına gelmiş kadıncağızın..
-- Evet Taşkın bey,devam edin..
-- Kadın bişey diyor..Bi saniye duyamıyorum...NEEE?...
-- Nooldu Taşkın bey?
-- Kadın "Ya boşanırız ya da terapiye gideriz" dedi.
-- Gidiyolar mı acaba?
-- Saçmalama Aşkın..Onlar biziz..Geldik ya terapiye..
-- Pekala,şimdi bunu paylaşalım...Kendinizi dışarıdan izleyince neler hissettiniz?.Neler düşündünüz?.Eskiye göre,düşüncelerinizde değişiklikler oldu mu?..Taşkın bey?
-- Valla,tabağa vurmam hiç güzel olmamış...Bunun için Aşkın'dan özür diliyorum..
-- Aşkın hanım?
-- Ben de şimdi,meyve yemesi için çok ısrar etmemeliydim diye düşünüyorum..Ben de özür dilerim..
-- Rica ederim.Sarılalım mı?
-- Gerek yok.
-- Tamam.
-- Ne diyosunuz doktor bey?..Bizim için umut var mı?
-- Umut her zaman vardır Aşkın hanım.Umutsuzluk,umut olmadığına inanınca başlar..İnanırsanız düzelir..
-- Peki ben size bişey sorabilir miyim doktor bey?
-- Tabii ki Taşkın bey..Sorabilirsiniz..
-- Siz burda kimbilir kaç çiftin bozulan evliliklerini düzeltmişsinizdir...
-- Evet.Sayısını hatırlamıyorum..
-- Peki sizin evliliğiniz nasıl gidiyor?.....
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
(4.Bölüm)
.
-- Benim evliliğim mi?
-- Evet..Sizin evliliğiniz nasıl gidiyor?
-- ŞAHANE!...SÜPER!...Bundan daha iyi gidemez!..35 senedir evliyim..Benim evliliğim,karımla ilişkim,örnek olacak,örnek alınacak bir ilişkidir...
Otuzbeş senedir karımla bir kez olsun bile kavga etmedik...
Birbirimizi kıracak,incitecek tek bir kötü söz söylemedik..
Karşılıklı anlayış içinde yürütüyoruz evliliğimizi..Birbirimize aşığız,birbirimize ilham veriyoruz..
-- Görüyo musun Taşkın?..Biz daha ondört senelik evliyiz,birbirimize girdik,doktor bey otuzbeş senedir hala karısına aşık...
-- Sadece ben değil,o da bana aşık...
Bakın ne yapacağım?..Bunu size şimdi göstereceğim...
Şimdi karımı arayacağım,sevgili karımla,ruh eşimle,otuzbeş senelik hayat arkadaşımla,sizin önünüzde örnek olacak küçük bir sohbet yapacağız..
Bunu da tedavinin bir parçası olarak görün,bundan ders çıkarın,örnek alın...
-- Tamam doktor bey,çok seviniriz...
-- Allah Allah,merak ettim şimdi...
(Doktor,telefonla karısını arar..)
-- Arıyorum sevgili karımı....Sesini mikrofona veriyorum....
İyi dinleyin..Örnek alın...
"Alooo!..Karıcığıım?..."
(Telefondan gelen karısının sesi sert ve öfkelidir)
-- NE VAR HAYRİ!?
-- Karıcığım,nasılsın?..
-- Bana mı soruyosun Hayri???
-- Tabii ki sana soruyorum karıcığım...
İşyerimdeyim hayatım...
Şu anda evliliklerinde sorun yaşayan genç bir çiftle terapi seansındayım...
Onlara bizden ve evliliğimizden sözettim,örnek olması için,seninle küçük tatlı bir sohbet yapmak istiyorum..
-- KÜÇÜK TATLI BİR SOHBET??
-- Evet..
-- BENİMLE??
-- Evet..
-- HAYRİ SEN KAFANI BİYERE Mİ VURDUN??
-- Niye karıcığım??
-- ALLAH SENİN BELANI VERSİN HAYRİ!.
-- Niye karıcığım?..
-- ULAN PEZEVENK!...
DAHA İKİ GÜN ÖNCE KAVGA ETMEDİK Mİ??..
BENİM KAFAMA SANDALYE FIRLATMADIN MI??..
BOŞAYACAĞIM ULAN SENİ DİYE BAĞIRIP,KAPIYI ÇARPIP GİTMEDİN Mİ?!.
-- Karıcığım...
"Küçük tatlı bir sohbet..."
Arkadaşlar bizi dinliyor,sesini mikrofona verdim...
-- GELİRSEM ORAYA,O MİKROFONU SOKARIM Bİ TARAFINA!!..SEN BENİMLE DALGA MI GEÇİYORSUN??..
ALLAH BELANI VERSİN SENİN!..NEFRET EDİYORUM SENDEN!..
-- Karıcığım sesin gelmiyor,tünele giriyoruz,kapatıyorum...
(Kapatır)
(Bir süre sessizlik olur..Aşkın'la Taşkın,şaşkın...)
(Sonra Taşkın...)
-- Doktor bey...Afedersiniz ama...Ben mi yanlış anladım?...Yoksa karınız size "Pezevenk" mi dedi?..
-- Yok canım,olur mu öyle şey?..Siz yanlış anlamışsınız...Benim karım Azeri kökenli...Azeri dilinde Pezevenk, "Önemli insan,değerli insan" demek...Yani karım bana "Sen benim için önemlisin,değerlisin" demek istedi..
Biz evde birbirimize hep "Pezevenk" deriz...
-- Ama doktor bey,bize hiç öyle gelmedi..Sanki karınızla aranızda ciddi bir sorun varmış gibi geldi,öyle değil mi Taşkın?
-- Evet,bence de...Sorun ne doktor bey?
-- Önemli bişey değil...Bu kadar uzun süren evliliklerde arada bir küçük anlaşmazlıkların yaşanması doğaldır...Önemli olan,sorunlardan kaçmamak,konuşarak,anlaşarak,birlikte bir çözüm bulmak...
(Doktorun sekreteri girer)
-- Doktor bey,karınız telefonda...
-- Ne istiyor yine?...Buraya bağla kızım...
-- Peki doktor bey...
(Karısının sesi duyulur..)
-- ALOOO?..HAYRİİİ!..NİYE İKİ GÜNDÜR EVE GELMİYORSUN??..SOKAKLARDA MI YATIP KALKIYORSUN,NERDE KALIYORSUN?..
İNŞALLAH GEBERİP KALIRSIN BİYERDE!..UMURUMDAYDI SANKİ?..
BOŞANMAK İSTİYORSAN,BENİM İÇİN HİÇ FARKETMEZ!...
KONUŞSANA ALLAHIN BELASI,CEVAP VERSENE,DİLİNİ Mİ YUTTUN??!..
-- GELMEYECEĞİM EVE HAYRİYE!..ŞEYTAN GÖRSÜN SENİN YÜZÜNÜ!..
CANIN NE İSTİYORSA ONU YAP!..
ANNENİN EVİNE Mİ GİDECEKSİN,DEFOL GİT NEREYE GİDECEKSEN,ANANIN EVİNE KADAR YOLUN VAR!!..
(Telefonu sertçe,kızgın kapatır,sonra hiçbişey olmamış gibi hastalarının karşısına oturur,onları tedaviye devam eder)
Ne diyordum?..Evlilik kutsal bir müessesedir..Eşlerin birbirlerine sevgiyle,saygıyla,anlayışla yaklaşmaları gerekir...Birbirlerini incitecek,kıracak sözler söylememeleri,aralarında sevgi diliyle bir köprü kurmaları gerekir...
(Yerinden hızla kalkar,kapıya gider,sekreterine...)
BANA BAK,Bİ DAHA KARIM ARARSA,TELEFONU BAĞLAMA!..SKTİRSİN GİTSİN NEREYE GİDECEKSE!.AVUKATA MI GİDECEK,MAHKEMEYE Mİ GİDECEK,ÇOK UMURUMDAYDI SANKİ!.
(Yeniden,hiçbişey olmamış gibi hastalarının karşısına geçer,sakince tedaviye devam eder)
Ne diyordum?..Sevgi herşeydir...Eşler,bizim varlığımızın bir parçasıdır...Hayat,onlarla anlam kazanır..Biz onlarsız yapamayız...
(Yine,hızla,kızgın kalkar,kapıya gider,sekreterine..)
BENİM AVUKATI ARA,BOŞANMA İŞLEMLERİNE BAŞLASIN!.UĞRAŞAMAM ARTIK, BURAMA KADAR GELDİ!...
O BLUZUNU DA YUKARI ÇEK BAKAYIM!...ÇEK ÇEK ÇEK,İYİCE ÇEK,MEMELERİNİ KAPAT,ÇATALIN GÖRÜNMESİN!..
(Hastalarının yanına gider,sakince devam eder)
İlişkide özgürlük esastır...Kimse kimsenin kıyafetine,üstüne başına,kaşına gözüne karışmamalı...Ortak hayatın dışında,her iki tarafın da,kendilerine ait özgürlük alanları olmalı.Her iki taraf da birbirlerinin özgürlük alanlarına saygı göstermeli...
-- Sorun nedir doktor bey?
-- Sorun,sizin aranızda bir sevgi dili olmayışı..Herşeyden önce aynı dili konuşmanız,ortak bir sevgi dili belirlemeniz gerekiyor..
-- Hayır doktor bey,ben sizi sormuştum..Eşinizle ciddi bir sorun yaşıyorsunuz galiba..
-- Yok Taşkın bey,ciddi bir sorun değil..Aşılmayacak bir sorun değil..Önemli olan,karşılıklı konuşarak,anlaşarak,sorunların üstesinden gelmek.Avukatı arattım zaten,karşılıklı anlaşır,tek celsede çözeriz sorunu..
-- Boşanacak mısınız karınızdan?
-- Evet.
-- Sebep ne?
-- Çünkü deli!..Delirmiş,kafayı yemiş!..Boşanmazsam,sonunda beni de delirtecek!...
Beni boşverin,sizin aranızdaki şu iletişim sorununu çözelim.
-- Çözeriz onu,acelesi yok,kaç senedir evliydiniz?
-- 35 senedir evliyiz ama bana 70 sene gibi geliyor.
-- Niye?
-- Çünkü ruh hastası benim karım!..İki tane kişiliği var.Her biri 35 seneden,70 sene yapar..
-- Çok mu kötü bi kadın doktor bey?
-- Valla ben de anlamadım ki Aşkın hanım,iyi mi kötü mü?...Bi bakıyorsun melek,bir bakıyorsun şeytan..
Bi melek,bi şeytan..Bi melek,bi şeytan..Bi melek,bi şeytan...Cumartesi-Pazar dinleniyo,pazartesi yine şeytan..
Melek dediğim de,Cebrail değil,Azrail..
-- Nasıl evlendiniz,nasıl buldunuz birbirinizi?
-- Ben bunu Bursa'dan aldım..Bursa'da bizim..
-- Aşkolsun size doktor bey,ne demek "Ben bunu Bursa'dan aldım?.." Toptancıdan elbiselik kumaş mı alıyorsunuz?.Hiç yakıştıramadım size..
-- Ben de yakıştıramadım zaten...Biz Bursa'ya aslında bunun ablasını almaya gittik..Ben ablasını beğenmiştim,ablası daha güzeldi ama biz gittiğimizde ablası evde yoktu,kardeşini aldık geldik..
-- Nasıl yani?..Almaya gittiğin kız evde yoktu,sen de kardeşini aldın geldin??
-- Evet Taşkın bey,öyle oldu..
-- Peki nereye gitmiş ablası?
-- Başkasına kaçmış...Aile çok mahcup oldu tabi..Kalkmışız,Bursa'ya kadar gitmişiz...Boş göndermek istemediler, "Kardeşi var,kardeşini verelim" dediler..Ama o zaman bu daha reşit olmamış,onyedi yaşında..
-- Bi sene beklediniz?
-- Yok,beklemedim,yaşını büyüttük,evlendim..
-- Sevdiniz mi birbirinizi?
-- Sevmez olur muyuz?..İkimiz de genciz,taş gibiyiz,ben yakışıklıyım,o güzel..Açlıktan yeni çıkmışız,köpekler gibi saldırıyoruz birbirimize...
Balayımız altı ay sürdü..
Balayından döndük,ikimiz de çöp gibiyiz..Ben otuz kilo vermişim,o yirmi kilo vermiş.Uçaktan indik,hafif bi rüzgar esti,ikimiz de yere düştük..
-- Peki nasıl bu hale geldiniz?.Cinsellik bitince,evlilik de mi bitti?
-- Cinsellik bitmez Aşkın hanım..Cinsel hayatımız ölene kadar devam eder..Kaç yaşına gelmiş olursa olsun,her erkek,her kadın,arzulamak,arzulanmak ister..
Ama tabi benim yaşlarımda,arzuyu eyleme dökmek kolay olmuyor..
-- Neden?
-- Çünkü artık vücudun performansı düştü...
Tesisler tam kapasite çalışmıyor...Üretim düştü...
Ayda bir sefer görüşürsen,öp de başına koy..
Sağlık sorunları bi yandan...
Sabah kalkıyorum,kolum ağrıyor,akşam yatıyorum,belim ağrıyor..En son,ayıptır söylemesi,karımla sevişirken belim tutuldu..
-- Yapmayın?!
-- Çok afedersiniz,karımın üzerindeyken,aniden belim tutuldu,kitlendim kaldım...
Kıpırdayamıyorum...
Karım,altımdan sıyrılıp yataktan çıkmak isterken ters bi hareket yaptı,onun da beli tutuldu mu??
-- A-AAA!..
-- Kaldık böyle yatakta üstüste,tost gibi...
Kımıldayamıyoruz...
Güçlükle uzandım komidinin üzerindeki telefona,oğlanı aradım,iki saat sonra bi çilingir,bi ambulans aldı geldi,rezil olduk...
İkimiz de çıplağız..Allahtan ben üstteyim,bitek benim kıçımı gördüler...
-- Artık sevmiyor musunuz birbirinizi?
-- SEVMİYORUM!...NEFRET EDİYORUM!..
ELİMDEN GELSE Bİ KAŞIK SUDA BOĞARIM!...ONUN İÇİN SUYU DA ZİYAN ETMEM,YARIM KAŞIK SUDA BİLE BOĞARIM!!...
-- Ay Taşkııın...Biz de mi böyle olucaz?...Baksana,otuzbeş senede ne hale gelmişler?...Bi de bize evlilik dersi veriyo..Kelin ilacı olsa,başına sürer,başka bi doktora mı gitsek?..
-- Yok yok,endişe etmenize gerek yok..Bunlar herkesin başına gelen şeyler değil..Bu sadece bizim başımıza gelen bişey.Merak etmeyin size bişey olmaz..
-- Kaç çocuğunuz var doktor?..Çocuklarınızla aranız nasıl?...
.
.
AŞKIN İLE TAŞKIN
(5.Bölüm)
TAŞKIN - Kaç çocuğunuz var doktor bey?
DOKTOR - Hiç çocuğumuz yok..Bi tanesi İzmit'te makina mühendisi..Bi tanesi Ankara'da mimar..Bi tanesi İzmir'de üniversitede okuyor,hepsi kanatlanıp,birer birer uçup gittiler yuvadan,hiç çocuğumuz kalmadı..
AŞKIN - Sizi arayıp sormuyorlar mı?
DOKTOR - Aramıyorlar...Eskiden,bayramdan bayrama gelirlerdi,şimdi iki bayramda bir telefon ediyorlar.."Annecim nasılsın?..Babacım nasılsın?..."
Telefon fazla yazmasın diye,beş dakka konuşup,kapatıyorlar...
Hayırsız pezemenkler!..Telefonda elimden öpüyor..Görüntülü telefon..Elimi telefona tutuyorum,o da ağzını telefona yaklaştırıp,telefonu öpüyor..
AŞKIN - Hepsi erkek mi çocuklarınızın?
DOKTOR - Hepsi erkek olsa ne olur?..İnsan olacaksın,insan!..Erkeklik dediğin,sadece cinsiyettir..İnsanlıktır bizim ırkımız..Irksız bunlar,ırksız..Irksız herifler!...
Bayram demeseniz,seyran demeseniz,babamdır deseniz,annemdir deseniz,ayda bir çıkıp gelseniz,yalandan da olsa,özledik sizi deseniz,sarılsak,kucaklaşsak,şakır şakır ağlasak...
Biz sizin bkunuzu temizledik nankörler!..Sabahlara kadar uyutmadınız bizi!..Şimdi mühendis oldunuz,mimar oldunuz,müdür oldunuz,genel müdür oldunuz diye gtünüz mü kalktı?...
Gt dediğim için kusura bakmayın.
AŞKIN - Rica ederiz..Neyse,o.
DOKTOR - Çocuklarımdır neticede,hepsini çok seviyorum,onlar hakkında kötü şeyler de söylemek istemiyorum ama ne bileyim...
(Durur..Gözleri dolar..Parmaklarıyla kurular..)
AŞKIN - Böyle gelsenize doktor bey...
(Doktorun haline üzülmüşlerdir)
DOKTOR - Yok,iyiyim böyle..
AŞKIN - Lütfen ama..Burda daha rahat edersiniz..(Doktorun yanına gider,kolundan tutar) Üzdünüz bizi şimdi..Lütfen,bizim yerimize,koltuğa geçin,orası daha rahat,bi soluklanın,kendinize gelin..
DOKTOR - Orası sizin yeriniz ama..
TAŞKIN - Ne farkeder doktor bey,biz böyle otururuz,gelin böyle..Bizim acelemiz yok..Doktor iyi olmadan,hasta iyi olur mu?.Bi kendinize gelin önce..
DOKTOR - Sağolun çocuklar..Madem öyle bi beş dakka uzanayım sizin koltuğunuza...
(Doktor,hastalarının uzun koltuğuna uzanır..Aşkın'la,Taşkın da,onun tekli koltuğuna geçerler..Aşkın koltuğa,Taşkın da koltuğun kenarlığına oturur..Taşkın,koltuğun kenarlığındaki,doktorun seans sırasında notlar aldığı bloknotu alır,koyacak bir yer arıyormuş gibi bakınır,masaya gitmeye üşenir,bloknot elinde kalır..
Yerler değişmiştir..Doktor,hasta koltuğunda..Hastalar da,doktor koltuğundadır...)
(Doktor,uzandığı koltukta anlatmaya devam eder..)
DOKTOR - Ama kızım başka...Tekne kazıntısı,en küçükleri kızım..En son onu yaptık..Ama iyi oldu..Ötekiler acemiliğimize geldi ama kız,ustalık dönemimize denk geldi,iyi yaptık..Çok güzel,çok iyi kalpli bi kız..
AŞKIN - O nerde?
DOKTOR - İzmir'de..Üniversitede diş hekimliğinde okuyor..
TAŞKIN - Doktor bey?.
DOKTOR - Efendim?.
TAŞKIN - Çocuklarınız yanınızda olsaydı?...Veya en azından bi tanesi sizinle birlikte kalıyor olsaydı..Karınızla yine boşanma noktasına gelir miydiniz?..
DOKTOR - Ne alakası var Taşkın bey,sebep çocuklar değil ki..
TAŞKIN - Evet ama çocuklarınızla birlikte oturuyor olsaydınız daha iyi olmaz mıydı?..Aynı apartmanda altlı,üstlü?..
DOKTOR - Bak,doğru söylüyorsun..Zaten karımla kavgalarımız,çocukların evden gitmeleriyle başladı..
TAŞKIN - Çocuklar evden birer birer gidince,her seferinde karınızla biraz daha fazla başbaşa kaldınız,bütün ilginizi,bütün enerjinizi birbirinize yönelttiniz..
DOKTOR - Çok doğru,bravo!..Tabi bu ilginin içinde,sevgi olduğu kadar,başka sebeplerden birikmiş öfke de vardı..Belki çocuklarımıza yöneltmek istediğimiz bir öfkeyi,onlar olmadığı için,birbirimize yönelttik..
TAŞKIN - Aynen!..Kesinlikle!..Çocuklarınızın sizi ihmal etmelerinin yarattığı hayal kırıklığını örtmek için,suçlu aradınız,kendinize toz kondurmamak için,birbirinizi başka sebeplerle suçladınız..
DOKTOR - Olabilir..Ben hiç öyle düşünmemiştim..
(Taşkın,elindeki doktorun bloknotuna konuşarak not alır..)
TAŞKIN - "ÇOCUKLAR OLSAYDI,BÖYLE OLMAZDI..."
AŞKIN - N'apıyosun Taşkın?
TAŞKIN - Not alıyorum..
AŞKIN - Niye?
TAŞKIN - Ne biliyim,içimden geldi..
DOKTOR - Ama Taşkın bey doğruyu söylüyor,çok iyi bir tespit yaptı..
AŞKIN - Peki doktor bey...Çocuklarımız gelmiyorlar diye şikayet ediyorsunuz...Madem onları çok seviyorsunuz,görmek istiyorsunuz,neden siz onların yanına gitmiyorsunuz?..
DOKTOR - BEN?
AŞKIN - Evet..
DOKTOR - DOKTOR?
AŞKIN - Evet..
DOKTOR - DOKTOR HAYRİ?
AŞKIN - Evet.
DOKTOR - İLİŞKİ UZMANI,PSİKİYATRİST HAYRİ UZMAN?..Ben kalkacağım,çocuklarımın ayağına gideceğim??..Olmaz öyle şey!..Ben onların babasıyım,onlar benim ayağıma gelecekler!.
(Taşkın,elindeki bloknot'a konuşarak not alır)
TAŞKIN - "KİBİR..BENCİLLİK..KENDİNİ BEĞENMİŞLİK..."
AŞKIN - N'apıyosun Taşkın?
TAŞKIN - Hiiiç...Bana bakmayın siz,devam edin..
AŞKIN - Neden olmasın doktor bey?..Atlayın karınızla birlikte bi otobüse,önce İzmit'teki oğlunuzun yanına gidin..Onun yanında bikaç gün kalın..Sonra ordan Ankara'ya...Ankarada mıydı öbür oğlunuz?
DOKTOR - Ankara'da..
AŞKIN - Birkaç gün de onun yanında kalın..Eşinizle birlikte,turist gibi geze geze gidersiniz,hem birlikte vakit geçirmiş olursunuz,alışveriş edersiniz..Hem ziyaret,hem ticaret..
DOKTOR - Olmaz!..Karımla yola çıkmam ben..Yolda kavga ederiz,ya giderken,ya gelirken öldürürüz birbirimizi..O dediğin "hem ziyaret,hem ticaret" olmaz, "Hem ziyaret,hem cinayet" olur..
TAŞKIN - "KORKU...ÖNYARGI...KENDİNE GÜVENSİZLİK..."
AŞKIN - Taşkın n'apıyosun?
TAŞKIN - Yalan mı?
AŞKIN - Doğru valla..
DOKTOR - Ayrıca,gitmek istesem bile gidemem.Programım çok dolu,bisürü hastam var,onları bırakıp biyere gidemem.
TAŞKIN - "TEMBELLİK...BOŞVERMİŞLİK..BAHANE ÜRETME..ERTELEME..."
DOKTOR - Karımla aramız düzelmez bizim..Bitti artık,koptuk birbirimizden,dönüşü olmayan bi noktaya geldik.
TAŞKIN - "VAZGEÇME..MÜCADELEDEN KAÇMA..UMUTSUZLUK..."
AŞKIN - Peki karınızdan ayrılınca ne olacak?.Başka biriyle mi evleneceksiniz?
DOKTOR - Bir daha evlilik mi?.Tövbe..
AŞKIN - Ama doktor bey,siz boşanınca sadece eşinizden ayrılmayacaksınız,otuzbeş senedir alıştığınız bir hayattan da ayrılacaksınız..Nasıl bakacaksınız kendinize?..Kadınsız bir hayat zor olmayacak mı?
DOKTOR - Anamızdan kadınla mı doğduk?..Yaparız bişeyler..Bu kadına katlanmaktansa,her türlü sıkıntıyı,çileyi,cefayı,acıyı çekmeye razıyım.
TAŞKIN - "APTALLIK..İLERİYİ GÖREMEME..MUTSUZLUKTAN ZEVK ALMA..MAZOŞİZM..."
DOKTOR - N'APIYOSUN SEN!?..VER ŞUNU!..(Taşkın'ın elindeki bloknot'u alır) DOKTOR KESİLDİN BAŞIMIZA!..BURDA DOKTOR OLAN BENİM..
TAŞKIN - Ama hiç öyle görünmüyorsunuz..
DOKTOR - Nasıl görünmüyorum?.
AŞKIN - Sizin durumunuz bizden daha kötü valla..Sizin halinizi görünce,ne yalan söyleyeyim,ben kendimi daha iyi hissetmeye başladım..
TAŞKIN - Karınızla aranızda hiçbişey kalmadı mı?..Tamamen bitti mi herşey?
DOKTOR - Tamamen bitti...Allah tamamına erdirdi...Artık birbirimize karşı hiçbişey hissetmiyoruz..Nefret ediyoruz birbirimizden...
Sizin yaşlarınızdayken,çok severdik,çok bağlıydık birbirimize..Aramızdaki bağ,hiç kopmayacak kadar kuvvetliydi..Ama biz o bağı,başka duygularla besleyip,daha da kuvvetlendirmek yerine,zayıflamasına izin verdik..Birbirimize karşı hoşgörülü olamadık..Bencilliğimizin,hırslarımızın kurbanı olduk..Paylaşmasını bilemedik..İlişki dediğin,paylaşmaktır..İlişkinin amacı budur..Paylaşarak çoğalırsın..Acıyı da,sevinci de paylaşacaksın..Biz öyle yapmadık..Birbirimizi hep dışladık kendimizden..Birbirimizle alay ettik,küçük düşürmeye çalıştık..O beni ikide bir "Elalem profesör oldu,sen hala doktorsun" diyerek aşağıladı..Ben de onun yemekleriyle dalga geçtim...
AŞKIN - Aynı şeyi sen de yapıyorsun Taşkın..Sen de benim yemeklerimle alay ediyorsun..
TAŞKIN - Sen de benim işimle dalga geçiyorsun.
DOKTOR - Siz ne iş yapıyorsunuz Taşkın bey?
TAŞKIN - Toptancıyım.
DOKTOR - Ne satıyorsun?
TAŞKIN - Plastik bardak.
AŞKIN - (Kendini tutamaz,sırıtır)
TAŞKIN - Bak yine yapıyosun Aşkın?!..Benim işim seni niye güldürüyor,plastik bardağın neresi komik anlamıyorum ki!..
AŞKIN - Tamam,afedersin,özür dilerim..
DOKTOR - Mesleklerimiz bizim kişiliğimizin yarısıdır...Bizler,mesleklerimizden güç alarak yürütürüz ilişkilerimizi..Ev kadınlığı da meslektir..Hem de en zor mesleklerden biridir...Mesleklerimize saygı,kişiliğimize saygı demektir..
AŞKIN - Çok doğru söylüyorsunuz..
DOKTOR - Evet ama gel de bunu benim karıma anlat...Bana en son ne dedi biliyor musunuz?.."Elalemin doktorları Nobel ödülü alıyor,ben senden yüzkırk ekran televizyon istedim,onu bile alamadın" dedi..
Bizim Aziz Sancar,Nobel ödülü aldı ya?..Onu bile kafama kaktı..Sanki nobel ödülleri bakkalda satılıyor...
AŞKIN - Yüzkırk ekran televizyonu ne yapacakmış?..Evde yok mu televizyon?.
DOKTOR - Var..Olmaz mı?..Ama kırıyor.
TAŞKIN - Neyi kırıyor?.Televizyonu mu kırıyor?
DOKTOR - Eveet...Dizi seyrediyor,kaptırıyo kendini,dizideki karakterlerden birine kızıyor,o hırsla televizyona tekme atıyor,devirip kırıyo...Geçen hafta Fenerbahçe maçından sonra,Fenerbahçe berabere kaldı diye,koca plazma televizyonu beşinci kat balkonundan aşağı attı...Düşünün yani,berabere kaldı diye...Fenerbahçe yenildiği zaman neler yapıyo,hiç anlatmayayım..
Şimdi de kurtlar vadisine taktı kafayı..Var ya televizyonda Kurtlar Vadisi diye bi dizi?
TAŞKIN - Biliyorum..Çocukluğumdan beri seyrediyorum ben de..
DOKTOR - Sabah akşam kurtlar vadisini seyrediyor..Videocudan eski bölümleri de almış,gündüzleri de eski bölümleri seyrediyor..Akşam eve gidiyorum,karnım aç,bakıyorum,televizyonun karşısına oturmuş kurtlar vadisini seyrediyor..""Karnım aç,yemek hazır mı?" diye soruyorum,başını kurtlar vadisinden bana doğru ağır ağır çeviriyor,bana bi bakış atıyo,korkudan dizlerimin bağı çözülüyor...
TAŞKIN - Allah Allaaah...Bu nasıl bi kadın doktor bey?..
DOKTOR - Hiç sorma,hiç sorma..Ne çektiğimi bi ben bilirim..
AŞKIN - Ay Taşkııın...Ben,böyle olmamızı istemiyorum...Ben bu hale gelmemizi istemiyoruum...
DOKTOR - Yok yok,siz böyle olmayacaksınız..Ben sizin bütün sorunlarınızı çözeceğim..Siz bizim gibi olmayacaksınız,size güveniyorum,sizde potansiyel var,on seans sonra hiçbişeyiniz kalmayacak..
AŞKIN - Aman aman!..Ben seans means istemem,bu yetti bana.Ben dersimi aldım,terapi merapi istemiyorum..
DOKTOR - Yok yok,bi altı seans şey yapayım ben size..
AŞKIN - Aman,istemem..O seansları siz kendinize yapın..Taşkın kalk gidiyoruz..O not yazdığın kağıdı da al,gerekirse o notlara bakarız.Bi de doktor beyin durumunu hiç aklımızdan çıkarmayız,bi yolunu buluruz,çok teşekkür ederiz doktor bey...
DOKTOR - Hiç olmazsa bi üç seans şey yapsaydım??
TAŞKIN - Karım ne diyorsa o,doktor bey,kusura bakmayın..İnşallah siz de,evliliğinizi kurtarmanın bi yolunu bulursunuz..
DOKTOR - Madem öyle diyorsunuz...Buyrun,kapıya kadar geçireyim..
TAŞKIN - Yok,siz rahatsız olmayın,gideriz biz...(Çıkarlarken) Zaten peşin peşin geçirdi geçireceği kadar,bi de kapıya kadar geçireyim diyo...
AŞKIN - Hoşçakalın doktor bey..
DOKTOR - Güle güle...Güle güle...Kendinize iyi bakın..Mutlu olmayı unutmayın!...
(Aşkın'la Taşkın giderler..Doktor,bir süre bekler...Sonra telefonunu çıkarır,evini,karısını arar...)
DOKTOR - Alooooo?...Hayriyeeee?...(Tatlı ve yumuşak bir sesle) Nasılsın benim güzel
karıcığım?...Benim tatlı meleğim...Can yoldaşım..Hayat arkadaşım...
KARISI - Bitti mi terapi Hayri?..Tedavi ettin mi hastalarını?..
DOKTOR - Ettim ettim,etmez miyim?...Senin de yardımınla,bunları da iyileştirip gönderdim..
KARISI - İyi oynadım ama değil mi Hayri?.
DOKTOR - Şaahaane oynadın...Herşeyi konuştuğumuz gibi yaptın da..O pezevenk lafı nerden çıktı,onu anlamadım..
KARISI - Hayri'ciğim,biliyorsun ben Azeri kökenliyim.Bizde pezevenk,iyi insan,değerli insan demektir..Sen benim için dünyanın en büyük pezevengisin..
DOKTOR - Teşekkür ederim karıcığım.Sen de az pezevenk değilsin..
KARISI - Sence ders almışlar mıdır hastaların?
DOKTOR - Aldılar aldılar...Kadının gözlerinde gördüm o korkuyu..Öyle bir ders aldılar ki,bunlar ölene kadar evli kalırlar..Bundan sonra böyle Hayriye'ciğim..Bundan sonra
evliliklerinde sorun yaşayan genç çiftlere "KORKU TERAPİSİ" uygulayacağım..Seninle birlikte onlara öyle bir ibretlik tablo göstereceğiz ki,ilerde bizim gibi olmamak için evliliklerine,birbirlerine sahip çıkacaklar...
Haydi kapatıyorum..Birazdan evdeyim..Ne yemek yaptın bana bakayım?
KARISI - Sevdiğin herşeyi yaptım..
DOKTOR - Benim sevdiğim tek şey,sensin...Hadi kapat..
KARISI - Hayır,önce sen kapat.
DOKTOR - Hayır,önce sen!.Lütfen lütfen...
KARISI - Hayri yaşımız yetmişe yaklaştı,,böyle çocukluk yakışıyo mu bize?
DOKTOR - İnsana en çok yakışan şey çocukluktur Hayriye,sen ne diyosun?...Baksana..
KARISI - Efendim?
DOKTOR - Sana bi gecelik almıştım hani...Kırmızı...Onu bu gece benim için giyer misin?
KARISI - Hayri ben onu giymem..
DOKTOR - Lütfen ama..Bikere bikere lütfen..
KARISI - Ay tamam tamam...Hadi gel eve,yemekler soğuyacak..
DOKTOR - UÇARAK GELİYORUUM.....
(Sekreterine seslenir)
KIZIM BEN ÇIKIYORUM!...
BAK YİNE BLUZUN AŞAĞI KAYMIŞ...
Çek kızım şu bluzunu yukarı!..
Nerdeyse dışarı fırlayacak şeyler...
Dur sen beceremiyorsun,en iyisi ben çekeyim.......
.
.
--SON--
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder