MİNE ABLA
-- Mine abla ne güzel ismin var senin..Çok da yakışıyo sana..
-- Sağol Emine..Seninki de güzel...Kim koydu sana bu ismi?
-- Babam herhalde,ne bileyim..Sana kim koydu?
-- Üvey babam...
-- Üvey baban mı vardı senin?
-- Evet..Annem bana hamileyken öz babamdan ayrılmış...
-- Baban,karnında bebeğiyle anneni terk mi etti?
-- Yok..Ayrılmayı annem istemiş.
-- Niye?
-- Hamilelik işte...Bilirsin hamileliği..Hormonlar çıldırmış gibidir,kadının aklı başından gider,canı olmadık şeyler ister..Onu istemiş,bunu istemiş,doymayınca ayrılmak istemiş...Babam da iyi bi adammış,karnındaki çocuğa bişey olmasın diye kırmamış annemi,ayrılmış..
-- Peki üvey baba?
-- Ben doğunca annem işte bu üvey babamla evleniyo..Ama ben onu hep öz babam bildim..
-- Yani sana hep öz babanmış gibi davrandı?.
-- Hayır ondan değil.Bana söylemediler üvey babam olduğunu..18 yaşına gelince annemin evde olmadığı bigün odama girince anladım öz babam olmadığını..
-- Abla ne diyosun sen?..Yoksa üvey baban sana?..
-- Evet...
-- Gerçekten mi?
-- Maalesef...
-- İnanmıyorum...
-- Ne yazık ki öyle..Odama geldi,benimle konuşmak istediğini söyledi,sonra da ben senin öz baban değil,üvey babanım dedi...Nasıl yıkıldım bilemezsin.
-- Nasıl yıkıldın?
-- Bilemezsin.
-- Abla öyle bi anlatıyorsun ki,ben de şey sandım..
-- Ney sandın?
-- Üvey babam annem evde yokken odama girdi deyince...Üvey baba ya?.Kötü şöhretleri var ya?..
-- Yok kız öyle bişey..Hep o Kemalettin Tuğcu yüzünden..Ne üvey babalar var,öz babalar onların eline su dökemez,havlu tutamaz..Benimki de öyleydi,toprağı bol olsun.
-- Öldü mü?
-- Yok..Annemden ayrıldıktan sonra Edirneye gitti,toprak alıp çiftçilik yapmaya başladı.Hep daha çok toprağım olsa keşke derdi, o yüzden toprağı bol olsun dedim..
-- Çay yapayım mı,balkon keyfi yapalım mı?
-- Yok ben çay içmiyorum..
(Devam edecek...)
-- Mine abla ne güzel ismin var senin..Çok da yakışıyo sana..
-- Sağol Emine..Seninki de güzel...Kim koydu sana bu ismi?
-- Babam herhalde,ne bileyim..Sana kim koydu?
-- Üvey babam...
-- Üvey baban mı vardı senin?
-- Evet..Annem bana hamileyken öz babamdan ayrılmış...
-- Baban,karnında bebeğiyle anneni terk mi etti?
-- Yok..Ayrılmayı annem istemiş.
-- Niye?
-- Hamilelik işte...Bilirsin hamileliği..Hormonlar çıldırmış gibidir,kadının aklı başından gider,canı olmadık şeyler ister..Onu istemiş,bunu istemiş,doymayınca ayrılmak istemiş...Babam da iyi bi adammış,karnındaki çocuğa bişey olmasın diye kırmamış annemi,ayrılmış..
-- Peki üvey baba?
-- Ben doğunca annem işte bu üvey babamla evleniyo..Ama ben onu hep öz babam bildim..
-- Yani sana hep öz babanmış gibi davrandı?.
-- Hayır ondan değil.Bana söylemediler üvey babam olduğunu..18 yaşına gelince annemin evde olmadığı bigün odama girince anladım öz babam olmadığını..
-- Abla ne diyosun sen?..Yoksa üvey baban sana?..
-- Evet...
-- Gerçekten mi?
-- Maalesef...
-- İnanmıyorum...
-- Ne yazık ki öyle..Odama geldi,benimle konuşmak istediğini söyledi,sonra da ben senin öz baban değil,üvey babanım dedi...Nasıl yıkıldım bilemezsin.
-- Nasıl yıkıldın?
-- Bilemezsin.
-- Abla öyle bi anlatıyorsun ki,ben de şey sandım..
-- Ney sandın?
-- Üvey babam annem evde yokken odama girdi deyince...Üvey baba ya?.Kötü şöhretleri var ya?..
-- Yok kız öyle bişey..Hep o Kemalettin Tuğcu yüzünden..Ne üvey babalar var,öz babalar onların eline su dökemez,havlu tutamaz..Benimki de öyleydi,toprağı bol olsun.
-- Öldü mü?
-- Yok..Annemden ayrıldıktan sonra Edirneye gitti,toprak alıp çiftçilik yapmaya başladı.Hep daha çok toprağım olsa keşke derdi, o yüzden toprağı bol olsun dedim..
-- Çay yapayım mı,balkon keyfi yapalım mı?
-- Yok ben çay içmiyorum..
(Devam edecek...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder