YAZILAR

cc

8 Kasım 2017 Çarşamba

TUTUMLULUK...


Çocukken çok fakirdik...

Dört kişilik aile,bir tek babamızın memur maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışırdık...

Babam ay başında maaşını alır,getirir,anneme verir,evi annem idare ederdi..

Tutumlu olmak zorundaydık..Hatta tutumlu olmak da yetmezdi,cimri olmak zorundaydık...

Harcamalarla ilgilenen annem,heryerden,herşeyden kısardı..

Sabah kahvaltı yapardık,çayıma üç tane şeker atardım,hemen müdahale ederdi..

-- Oğlum n'apıyosun?

-- Çayıma şeker atıyorum?...

-- Senin babanın şeker fabrikası mı var?.

Şeker kabını çeker alırdı önümden...

-- Şekerin kilosu kaç para biliyor musun sen?.

-- Yoo,bilmiyorum..

-- Okulu bitirip çalışmaya başlayınca,şekeri kendi paranla almaya başlayınca öğrenirsin şekerin kaç para olduğunu!...

Ekmekleri öyle ince ince dilimlerdi ki,bir tane ekmekten 42 dilim çıkarırdı...

Bir dilimi tutup gözünün önünde havaya kaldırdın mı,karşı tarafı çok net görebiliyordun...

Ona rağmen,onun ölçüsüne göre bir dilim ekmek fazla yesek,kıyameti koparırdı..

-- Oğlum yeter!..Beş dilim ekmek yedin..Senin babanın ekmek fırını yok!..

Halbuki beş dilimi birbirine yapıştırsan,normal bir dilim etmez..Ama dilim sayısı beş olunca,
sanki çok yemişiz gibi görünüyor...

Lokmalarımızı sayardı..

Önce ayıp olmasın diye içinden sayardı,sonra ayıbı mayıbı bıraktı,sesli sesli saymaya
başladı..Çünkü tıp'ta ve fakirlikte ayıp diye bişey yoktur.

Mecburiyetin olduğu yerde,ayıp olmaz...

Ekmeğe biraz fazla yağ sürsem,

-- Oğlum yeter!.Senin babanın yağ deposu yok!.

Bi parça fazla peynir yesem,

-- Oğlum yeter!.Senin baban peynir toptancısı değil!...

Ben de öyle seviyorum ekmeği..Önce üzerine yağ sürüyorum,sonra onun üzerine peynir
sürüyorum,tuzlu tuzlu güzel oluyor..

-- Al o zaman tuz dök ye!.

Tuzluğu alıyorum,yağ sürdüğüm dilimin üzerine peynir etkisi versin diye tuz serpiyorum,
tuzluğu elimde çekip alıyor,

-- Oğlum yeter!..Senin babanın tuz fabrikası yok!...

Babamın ne iş yaptığını öğrenmeden önce,hangi işleri yapmadığını öğrenmiştim..O işleri çıkarınca geriye zaten bir tek iş kalıyordu,öyle öğrendim babamın ne iş yaptığını...

Kahvaltıdan kıs,yemekten kıs,masadan doymadan kalkıyoruz,açlıktan ayakta zor
duruyorum..

Okula aç gidiyorum..

Öğretmen sınıfta soru soruyor,cevabı biliyorum,halsizlikten parmağımı
kaldıramıyorum..

Tahtaya sözlüye çağırıyor,açlıktan tahtaya kadar yürüyecek halim yok..

Allahtan,anlayışlı bi öğretmen.Durumu biliyor,sözlüyü yanıma gelip yapıyor...

Tutumluluk iyi bir şeydir..

Ne borsa,ne döviz,ne altın,ne menkul,ne gayrimenkul..En büyük,
en güvenli yatırım,tutumluluktur..

Ama tutumluluğu,cimrilikle karıştırmamak gerekir..Cimrilik iyi birşey değildir...Hele bu kadarı,hiç iyi değildir..

Boğazdan kısmak olmaz..

Kadıköy'den kıs,Maltepe'den kıs,Mecidiyeköy'den,Şişli'den,Topkapı'dan kıs ama boğazdan
kısma...

Çünkü boğaz'ın hayati önemi var..Stratejik bölge...Ordan kıstın mı,Avrupa yakası,
Anadolu yakası felç olur..

İyi beslenmezsen,hasta olur,kıstığın paranın daha fazlasını,hastaneye,eczaneye verirsin...Can boğazdan gelir...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder