YAZILAR

cc

25 Şubat 2018 Pazar

EVRENDE YALNIZ MIYIZ?..


Uzay bilimcilerin yıllardır cevabını bulmaya çalıştığı soru :

"EVRENDE YALNIZ MIYIZ?..."

Valla Evren beni hiç ilgilendirmiyor..

Ben daha dünyadaki yalnızlığıma bi çözüm bulmuş değilim...

Evreni bilmem ama bana "Dünyada yalnız mıyız?" diye sorarsanız,cevabım :

"Evet..Dünyada yalnızız..."

"Birbirimizi dinleme,anlama çabasından ve hoşgörüden uzaklaştıkça,giderek de daha fazla yalnızlaşıyoruz..."

Umarım Evrende yalnızızdır..

Yalnız olmasak ne olacak?..Birbirimizle geçinemiyoruz,başka gezegenlerle nasıl geçineceğiz?...

Aslında "Evrende yalnız mıyız?" derken asıl merak ettiğimiz şey :

"Evrende yalnız mıyız?..Uzayda başka canlılar var mı?.Onlar bizim işimize yarar mı?..Onları istediğimiz gibi sömürebilir miyiz?..."

Ne olacak ki başka?..

Hadi diyelim bir gezegen keşfedildi,yeni bir canlı türü,uzaylı ırkı ortaya çıktı..

N'olucak?..

Misafirlik üç gündür...

Bir süre birbirimize oturmaya gittik geldik,sonra?..

Başlayacağız birbirimizi kıskanmaya,çekiştirmeye..

Yok onların havası daha temiz,yok bizim suyumuz daha çok,onların madenleri daha değerli..Yok bizim teknolojimiz daha ileri?..

Nereye varır bunun sonu?

Dünyada nereye vardıysa,oraya varır..
                                                 
Kavga başlar,çıkarlar,aç gözlülük,hırs devreye girer,Amerikayla Rusyanın öncülüğünde,bilmemne gezegenindeki,bilmemne madeni için tuhaf yaratıklarla savaşmaya başlarız..

Tabi gözümüze kestirebilirsek...

Hem,evrende yalnız olmak niye kötü olsun? Yalnızlık gibisi var mı?

Karışanın yok,edenin yok..Hesap soranın yok..Kendi başına buyruksun..Koca Evren senin..Kafana göre takıl,istediğin gibi yaşa,başına bela mı arıyorsun?..

Zenginin arzusu,yeni bir gezegen bulunsa da,gidip oraya inşaat yapsak,alışveriş merkezi,otel,havaalanı falan yapsak şeklinde..

Garibanın arzusu da,beyaz atlı prensini bekleyen kızlar gibi,beyaz gemili uzaylılar gelse de dünyayı beceriksiz liderlerden kurtarsa...

Yok öyle bir şey..

Bizi ancak biz kurtarabiliriz..

Kimse beyaz atına,beyaz gemisine binip de bizi kurtarmaya gelmeyecek..

Biz ancak kendimize binip,kendimizi kurtarmaya gidebiliriz...(Bu biraz tuhaf oldu)

Ama eğer bir gün uzaydan birtakım uzaylılar gelirse de,bilin ki onlar bizim için değil,bilmemne galaksisinde çıkan savaştan kaçıp,dünyaya sığınmak için gelen göçmen uzaylılar olacaktır..

İkiyüz tanesini Fransa alır,elli tanesini Almanya,beş tanesini Amerika alır,geri kalan dört milyon uzaylı mülteciyi de biz alırız..

Çünkü biz,Evrenin neresinde bir mağdur,mazlum varsa,hepsinin Hamisiyiz..

Bi kendimizin hamisi değiliz,bizim dışımızda kim var,kim yok,herkesin hamisiyiz...

Birkaç ay önce uzayla ilgili yeni bir heyecan yaşamıştık..


Uzaydan sinyal almıştık..

Kafkasya bölgesinde alınan çok güçlü bir radyo sinyali..

İlgili bilim camiasında çok büyük heyecan uyandırdı,uzaylıların varlığına dair inancı pekiştirdi.

Sinyal,95 ışık yılı uzaktaki bir gezegenden geliyor.

Bilimciler,sinyalin etkisine bakarak,gönderen gezegenin çok gelişmiş bir uygarlığa sahip olduğunu düşünüyorlar.

Sinyal bize 95 senede gelmiş.

Sinyali 95 sene önce yollamışlar.

95 sene önce çok gelişmiş idilerse,bu arada askeri darbe olmadıysa,gezegen geriye gitmediyse,bir 95 sene daha gelişmişlerdir..

Sinyalin,bir yanılsama,parazit olabileceğini söyleyenler de var ama diyelim ki sinyal doğru,uzaylılar var ve bize sinyal gönderdiler..

Ne olacak peki?..

Diyelim ki bir cevap yazıp gönderdik,

-- Merhaba!..Nasılsınız?..

Bizim mesaj 95 senede gidecek..

Gönderdikleri sinyalin gelişini de eklersen,aradan geçmiş 190 sene!..

Sinyali gönderenler ölmüş,yerlerine torunlarının torunları geçmiş,belki gönderdikleri sinyali unuttular,kozmik odaya birileri girdi,kayıtları sildi,belki uzaydan umudu kestiler "Ulan evrende yalnızız galiba" deyip,küsüp oturdular,başka işlere yöneldiler,tam o sırada uzaydan bir mesaj geliyor :

-- Merhaba.Nasılsınız?..

Mesajı çözüyorlar,cevap yazıyorlar :

-- İyiyiz.Siz??..

Haydi bakalım bir 95 sene daha..Kim öle kim kala..

Cevap yazıp gönderiyoruz :

-- Biz de iyiyiz...

Bir 95 sene daha!..

Cevap yazıyorlar :

-- Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?..

Geçti bir 95 sene daha.

Cevap yazıyoruz :

-- Ederiz..

Bi 95 sene daha..

-- Hangi galakside oturuyorsunuz?.Çapınız kaç?.

95 sene...

-- Kaç kardeşsiniz? Uydunuz var mı?

-- Var.

-- Kaç tane?

-- İki tane..

-- Bizim bir tane..

Topla hepsini :475 sene!...

Böyle böyle,onbeşbin sene kadar,95 senede bir yazışıyoruz..

-- Bu böyle olmayacak,bir ara yüzyüze görüşsek?..

190 sene sonra cevap geliyor :

-- Oluur...

-- Bizim teknolojimiz yetersiz,siz bize gelebilir misiniz?..

190 sene sonra cevap geliyor :

-- Geliriz...Siz tam olarak nerdesiniz?..

-- Buraya kadar gelmeyin,buralar çok karışık,galaksiye gelince bir sinyal atın,biz gelir sizi alırız..

-- Tamam...

Veeee...Çıkıp geliyorlar.

Sonra ne oluyor?

Hiç bilmiyorum..

Ama tahmin edebiliyorum..

Aramızda yüzlerce,belki de binlerce yıllık gelişmişlik farkı olan bir uygarlığın bize dost olacaklarını hiç sanmıyorum..

Bunu da dünyadaki ülkeler arasındaki ilişkilere bakarak değerlendiriyorum.

Büyük balık,küçük balığı yer..Gelişmiş,gelişmemişi sömürür..Zengin,fakiri yalar yutar...

Eğer gezegenimizde işlerine yarayacak birşeyler bulabilirlerse,işleri bitene kadar dost kalırlar..

Gezegenler arasında dostluk yoktur,çıkarlar vardır.

Dünyalının dünyalıdan başka dostu yoktur..

Durduk yere başımıza iş almayalım.Biraz daha sabredelim,teknolojimizi geliştirelim,biz gidelim oralara,dişimize göre uygarlıklar arayalım.......




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder