FAKİR AMA GURURSUZ
-- Merhaba!..
-- Evet?..
-- Nasılsınız?
-- Sağol?..
-- Beni tanımadınız herhalde?..
-- Tanımadım?.
-- Dikkatli bakın!.
-- Baktım.
-- Tanıdınız mı?
-- Hayır.
-- O zaman hatırlatayım size...Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı..
-- Nerde?
-- Burda.
-- Burda derken?
-- Burda...Bu şirkette.
-- Ne zaman?
-- Bundan yıllar önce.
-- Kimden yıllar önce?
-- Bundan işte..Bu tarihten yıllar önce.
-- Tam bir tarih verebilir misiniz?
-- Veremem.Yaklaşık versem olur mu?
-- Olur.
-- Yaklaşık yirmi yıl önce..
-- Tamam...Bizimle ilgisi nedir?
-- Sabırlı olun,oraya geliyorum ben de..
-- Nereye,yanıma mı?
-- Hayır,konuyu oraya getiriyorum..
-- Konu nedir?
-- Konu benimle ilgili..Bir gencin hayalleriyle,umutlarıyla ilgili.
-- "Birgenç" kim?
-- Birgenç değil,bir genç..
-- Anladım...Şimdi çocuklara o kadar tuhaf isimler veriyorlar ki, ben de "Birgenç" isminde birinden bahsediyorsunuz sandım.
-- Hayır,Birgenç isminde birinden bahsetmiyorum.
-- Kimden bahsediyorsunuz?
-- Benden..
-- "Benden" kim?
-- Benden diye biri yok..Ben,ben..Kendimden sözediyorum..
-- Kusura bakmayın,dedim ya,artık Hasan,Hüseyin,Ayşe,Fatma isimleri tarihe karıştı.Ebeveynler artık çocuklarına tuhaf isimler verme konusunda birbirleriyle yarışıyorlar.Benim üç çocuğum var üçünün de isimleri birbirinden tuhaf..
-- Nedir isimleri?
-- En büyüklerinin ismi "Emsan"
-- Tencere markası değil miydi o?
-- Ben de öyle olduğunu sonradan öğrendim..
Onun küçüğünün adı:"Vurhan"
En küçükleri,kız,onun adı "Morcan"
-- Kim taktı onlara o isimleri,siz takmadınız mı?
-- Yoo,ben takmadım.
-- Anneleri mi taktı?
-- Annelerine sordum,o da takmamış?..
-- O zaman,siz evde yokken eve biri girdi,o taktı.
-- Belki de...
-- Sizin adınız ne?
-- "Efkar..."
-- Çok da tuhaf değil,kulağa iyi geliyor.
-- Ama ismimden çok etkileniyorum..Sürekli bir melankoli,mütemadiyen üzüntü,yorgunluk,bıkkınlık,tükenmişlik hali..Durmadan hayatı sorguluyorum,doğru dürüst bir cevap vermiyor..
-- Kim?
-- Hayat...Bıktım yani.İntihar edeceğim,ölürüm diye korkuyorum.
Bir de işin dalga geçilme kısmı var.
-- Ne gibi?
-- İsmimle dalga geçiyor arkadaşlarım..Karım bile..Karımın beni aldattığından şüpheleniyordum,şüphelerim doğru çıktı,karımı bir otel odasında beni aldatırken bastım,hiç umurunda olmadı,"Efkar bastı" deyip,çıkardı sigara yaktı..
Kusura bakmayın,kendi sorunlarımla sizi üzdüm.
-- Yok üzülmedim.
-- Peki o zaman,neydi sizin meseleniz?.."Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı" demiştiniz?.
-- Evet...Bir zamanlar kapıdan kovduğunuz fakir ama gururlu bir genç vardı.
-- Hangi kapıdan?
-- Bu kapıdan...Yok,bu kapıdan değil,kapıyı değiştirmişsiniz.Çelik kapıydı..
-- Evet hatırlıyorum.O zaman İzel-Çelik-Ercan çok meşhurdu,ben Çelik hayranıydım,o yüzden çelik kapı yaptırmıştım.Gurup dağılınca,bir de Çelik çıplak resimler çektirince canım sıkıldı
çelik kapıyı söktürdüm,ahşap kapı taktırdım.Eee?.Devam edin..
-- Kapının önemi yok zaten..Kapı mecazi..Şirketten kovmuştunuz...Fakir ama gururlu bir gençti...
-- Kim?
-- O.
-- O kim?
-- Bakın,siz beni iyi dinlemiyorsunuz...Baştan alıyorum,bundan yıllar önce fakir ama gururlu bir genç vardı...
-- Bişey sorabilir miyim?
-- Buyrun?..
-- Fakir olduğu için mi gururluydu yoksa gururlu olduğu için mi fakirdi?..
-- Kim?
-- O.
-- O kim?
-- O işte..Sözünü ettiğin genç.
-- Yahu,o genç benim!...Bundan yıllar önce kapınızdan kovduğunuz fakir ama gururlu genç,benim!...
-- Yapma ya?
-- Evet.
-- Yemin et!
-- Kuran çarpsın.
-- Hadi len?..
-- Vallahi benim!..
-- Biz seni mi kovmuşuz?
-- Evet.
-- Niye kovmuşuz?
-- Ekonomik krizi bahane etmiştiniz.
-- Tabi yaa,şimdi hatırladım..Başka bahane bulamamıştık,ülkedeki genel ekonomik krizi bahane etmiştik,fakir ama gururlu bir kişi çıkarıp,aynı paraya fakir ama gurursuz iki kişi almıştık..
Yoksa sen??...
Aman Allahım,şimdi anladım...Kovulmayı gururuna yediremedin,hırs yaptın,çok zengin oldun,hisselerimizi satın aldın,şimdi de sen bizi kovacaksın!?...
-- Estağfurullah...
-- Estağfurullah mı?..Öyle değil mi yani?
-- Yok,değil...Siz beni yanlış anladınız...Ben işte bu sözünü ettiğim gurur yüzünden,sizden sonra hiçbir işte uzun süre tutunamadım..Çok kötü durumdayım.Gurur yaptığım için çok pişmanım..Acaba beni yeniden işe alabilir misiniz?..Söz veriyorum,bir daha gurur yapmayacağım...
-- Hımmmm....
-- Hım mı?
-- Yani,düşünüyorum manasına...Gurur yapmayacaksın değil mi?
-- Yok,yapmayacağım..
-- Peki ne kadar maaş istiyorsun?
-- Siz ne kadar uygun görürseniz..Karın tokluğuna bile çalışabilirim.
-- Karın tokluğu mu???...Sen beni batırmak mı istiyorsun??..
Karın tokluğu olmaz.Karın tokluğu çok.
-- Tamam o zaman,siz ne kadar uygun görürseniz..
-- Sigorta yapmam,yol parası,yemek parası vermem,günde oniki saat çalıştırırım,hafta tatili,bayram tatili vermem,bir de,her ayın ikinci pazartesi günü tekme tokat döverim.
-- O kadar şeye razı olduktan sonra o da olur..Anlaştık....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder