SESSİZLİK
-- Selamün aleyküm..
-- Aleyküm selam...
(Oturur)
-- N'apıyosun?...
-- Bahçedeki lambayı tamir ettim...Gömme lamba...Duvarın içinde..Şu şekilde şöyle yaylı bişey..Onu böyle şey yaptım,bu taraftan da çektim,birbirine yaklaştırdım,sıkıladım...
(Bir süre sessizlik)
(Kahvehanenin önüne ilk gelip oturanın,sonradan gelene çay ısmarlaması gerekmektedir)
-- Çay söylüyorum?
-- Buranın çayı da pek iyi değil ama..
-- Ben ısmarlıyorum.
-- İyi.İçelim o zaman...
-- Bi çay versene!.
-- Sen içmiycen mi?
-- Yok,ben şimdi içtim..
(Sessizlik...)
-- Soğuk baya...
-- Kasımdayız,olsun o kadar...
-- Güneş de var göya ama ısıtmıyo..
-- Isıtmıyo..
-- Ama buna da şükür...Bu güneşin yakıtı birgün biterse naaparız?
-- Çok soğuk olur o zaman,dayanamayız..
-- Yok canım,dayanırız.Geceleri güneş mi var,nasıl dayanıyoruz?.
-- Doğru söylüyosun...
(Sessizlik...)
-- Sağlığın nasıl?
-- Safrakesemde taş var.
-- Ne taşı?
-- Okey taşı.Kırmızı sekizli..Taş işte...Senin belin düzeldi mi?
-- Biraz daha iyi..Korse takıyorum,sıcak tutuyorum..
-- Sıcak iyidir.
-- İyidir...
-- Dün akşam parti kimde kaldı?
-- Bende kaldı...Bi parti Aamette,iki parti Timuçinde,son parti bende kaldı..Kupa papazı gelmedi son elde..Kupa papazı gelseydi?...
-- Gelmedi mi?
-- Gelmedi...
(Sessizlik...)
-- Sende emeklilik var değil mi?.
-- O-hooo,çoktan...
-- Ne kadar alıyorsun?
-- Binüçyüz..
-- Az değil mi?
-- Bağkur benimki..Sigorta olsaydı binyediyüz alırdım..
-- Olsun..Kiran yoksa,binüçyüz de idare eder.
-- Kiram yok.Olsaydı yetmezdi..Sen ne zaman emekli oldun?
-- Olmadım.Üçyüz gün eksiğim var.
-- Çalışıyo musun biyerde?
-- Çalışmıyorum.
-- Nasıl geçiniyorsun?
-- Geçinmiyorum..
(Sessizlik...)
-- Şu tarafa gölgeye geçelim mi,güneş yakmaya başladı...
-- Yakar.Onun işi bu...
-- Evden çıkarken havaya güvenemedim,kat kat giyindim..
-- Kaç kat giyindin?
-- Dört kat giyindim.
-- Fanilayı da sayıyor musun?
-- Yok,saymıyorum,onu da sayarsam,dörtbuçuk kat..
-- Şu karşıdaki market ismini mi değiştirdi yoksa sahipleri mi değişti?.
-- İsmini değiştirdi...Aynı adamlar...Kardeş onlar,Rizeli...
-- Lazlar birbirlerini çok tutuyorlar..
-- Doğru söylüyorsun..Halbuki o kadar çok tutmasalar,serbest bıraksalar,daha başarılı olabilirlerdi..
(Sessizlik...)
-- Çay güzelmiş..
-- Çay mıydı o?
-- Evet niye?
-- Çok açık yapmış o zaman..Kant sandım..
-- Yeni garson bi acayip,demli çay istiyosun,normal çay getiriyo..normal çay istiyosun,açık getiriyo..açık istiyosun hiç getirmiyo..
-- Geçen gün bana,çay içecek misin diye sordu,içmiycem dedim,getirdi önüme boş bardak koydu..
-- Çok oturup da çay içmeyenlere öyle yapıyo,utanıp da içsinler diye..
(Sessizlik...)
-- Senin oğlan aynı yerde değil mi?
-- Çıktı ordan..
-- Karısı hamileydi?.
-- Hamile..
-- Dokuz ay olmadı mı?.
-- Oldu.
-- Niye doğurmuyo?
-- Kocası bi işe girsin diye bekliyo...
(Sessizlik...)
-- Bi tavla atalım mı?
-- Boşver,akşama atarız.
(Sessizlik...)
-- Hasan abi değil mi şu?
-- Hasan abi.
-- Evi mütaite vermişti,nooldu o,bitti mi inşaat?
-- Bitti.
-- Ne verdiler Hasana?
-- Dört daire verdiler diye duydum..
-- İyi vermişler..Kaç çocuk var Hasanda?.
-- İki oğlu,bi kızı var işte...Hepsine birer daire,bi daire de kendine...
-- Akıl edemedik ki zamanında...Biz de alırdık şuralardan bi arsa,hep ucuza gitti buralar..
-- Babalarımızın zamanında daha ucuzdu.Onlar da akıl edemedi..
-- Edemedi..Bütün suç babalarımızın.Onların zamanında bedavaydı arsalar...
(Sessizlik...)
-- Bu akşam televizyonda maç var mı?
-- Yok..
-- Olsaydı,iyi olurdu...
(Sessizlik...)
-- Saat kaç oldu?
-- Beşbuçuk...
-- Ben kalkayım yavaş yavaş...Fırına gideyim,ekmeğimi alayım...Sen burda mısın?
-- Ben de gitçem birazdan...
-- Çayları ben veriyorum,sen şeyyapma..
-- Tamam,sağol...
(Sessizlik...)
(Sessizlik...)
(Bidaha sessizlik...)
(Bi sessizlik daha...)
(Baya bi sessizlik...)
(Dibine kadar sessizlik...)
(Sessizl...)
(Sess...)
(...........)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder