NİSAN'DA AŞK BAŞKADIR
Nisan ayının son günlerindeyiz ama hava soğuk...
Bildiğimiz, tanıdığımız Nisan'a hiç yakışmıyor bu hava..
Eminim kendisi de memnun değildir, "Ben böyle değildim, ne oldu bana anlamıyorum.." diyordur..
Biz Nisanı yumuşak tabiatlı bir ay bilirdik..
Romantik yağmurlarıyla aşk'a katkıda bulunurdu..Ne oldu ona?.
Ne oldu öteki aylara?.
Niye hiçbiri görevini doğru dürüst yapmıyor?..
Ben ilk Nisan ayında aşık oldum.
Seneler önce,hayatımın kadınını Nisan ayında tanıdım.
Nisan yağmurlarının altında birbirimize aşık olduk,sevdik,sevildik vesaire...
Eğer o zamanki Nisanlar, şimdiki Nisanlar gibi olsaydı,kızın yüzüne bile bakmazdım..
O zamanki Nisan yağmurunun tek damlası aşık ederdi insanı, şimdi şakır şakır yağıyor,insanın içinden uyumak geliyor...
Nisan, bereket ayıydı, sevinç verirdi,coşku verirdi, kış boyu bastırdığımız içimizdeki farklı
kişilikler, Nisanla birlikte birer birer açığa çıkardı..
Nisanın her günü başka biri olurduk, bir nisan bir insan, iki nisan iki insan...
Ferdi Tayfur, Nisan yağmuruna şarkı yaptı...
Hazirana yapmadı,Nisan'a yaptı.
Bu kadar nankörlük olmaz ki..
Ferdi Tayfur bu..Sana inandı,güvendi,şarkıyı taşırsın sandı.
Ama taşıyamadın..
Değiştin sen Nisan..
Hem de çok değiştin.Artık seni tanıyamıyoruz..
Mart'ı mı kıskanıyorsun,Şubat'ı mı kıskanıyorsun,anlamadık ki?..
Hiç unutmam,bir gün sendeyken,
Yani,Nisan ayında,
Hem mevsimin,hem gençliğimin Nisan zamanında,yengeni arabama bindirdim,
Lacivert, Murat-124..
O zamanın Mersedesi yani..Gönüllerin Mersedesi...
Koruluğa götürdüm yengeni, arabanın içinde oturuyoruz,
Dışarıda sen yağıyorsun..
Yani,Nisan yağmuru..
Sanki Nisan, bulutların iyilerinden seçmiş,sırf bizim için yağdırıyor.
Öyle güzel, öyle romantik..
Taktım teybe Ferdi'nin kasetini, gümbür gümbür "Nisan yağmuru" çalıyor..
Ferdi baba arkada, "Benim böyle feryadımı duymuyor musun" diye bağırıyor, ben önde ilk aşkımın yanında sevgiden tir tir titriyorum, dışarıda yağmur bütün gücüyle beni gaza getirmeye çalışıyor..
İlk temas o anda sağlandı...
Nisanoğlunun uzaylılarla ilk teması o gün gerçekleşti..
Eğildim...
Ayıptır söylemesi...
Ağzından öptüm...
Yedi yaşımdayken de bir kızı ağzından öpmüştüm,öptükten sonra eve kaçıp saklanmıştım,bir hafta evden çıkmamıştım.
Yine öyle yaparım,kaçar,koruluğa saklanırım sandım ama bu kez öyle yapmadım..
Hem sonra,o öptüğüm,ağız değil,dudaktı...
Kavun tadı vardı dudaklarında yanlış hatırlamıyorsam..
Yazın ne zaman bir manavın önünden geçsem,o günü hatırlarım..
Aradan otuzbeş sene geçti,tadı hala dudaklarımdadır..
Ne zaman Nisan gelse, ne zaman yağmur yağsa, dudaklarım o günü hatırlayıp, heyecanla titrer..
Ben hatırlamam, dudaklarım hatırlar.Çünkü "Kas hafızası" diye birşey var.Çok öpüştüğüm için, dudaklarım kas yapmıştı...
Hey gidi Nisan..
Görüyo musun yaptığını?.
Yine geçmişe götürdün,orda bıraktın beni...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder