KIZIN ADI DEMOKRASİ
(Tiyatro oyunu)
(Birinci tablo)
RIFAT...Kırklı yaşların ortalarında..
NURCAN...Rıfat'ın karısı.
ÖZGÜR...Oğulları..on sekiz-on dokuz yaşlarında.
Nurcan,hamiledir..Doğumu yakındır..Kız çocuğu bekliyorlar...
Evin salonu..akşam yemeği zamanı..
Nurcan,birazdan yiyecekleri yemek için masayı hazırlıyor..Elinde tabaklar,kaşıklar,sağdan girer.Üzerinde,sona yaklaşmış hamileliğin genel sıkıntıları vardır.Bir eliyle belini tutarak güçlükle yürür.Yanında oğlu Özgür,annesine masayı hazırlamakta yardım ediyor....
NURCAN -- Of of of..Öldürecek beni bu hamilelik...Belim bir yandan,ayaklarım bir yandan...
( Tabakları masaya koyar,düzenlerler..)
Vallahi hamallıktan başka birşey değil hamilelik..
Hamallık,hamilelik.. İkisi de aynı kökten türemiş herhalde,aynı şey,hamilelik eşittir hamallık...
Oğlum,sana bir anne tavsiyesi vereyim,sakın hamile kalma..
ÖZGÜR -- Saçmalama anne,erkekler hamile kalmazlar..
NURCAN -- Kalmazsınız tabi...Nasıl olsa biz kalıyoruz ya?..Siz keyfinize bakın...
Git mutfaktan suyu getir!.Sürahiyi doldurdum,tezgahın üzerinde unuttum,git al gel,ben de oturayım azıcık şöyle..(Masanın sandalyelerinden birini çeker,oturur.)
Bilgisayarını tamir ettirdin mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,bu akşam götüreceğim tamire..
NURCAN -- Oğlum dikkatli kullan,niye ikide bir bozuluyor bilgisayarın? Bilgileri yanlış mı sayıyorsun?..
Dikkatli kullan,bütün paramızı senin bilgisayarının tamirine veremeyiz.
ÖZGÜR -- Bilgisayarıma virüs girdi..
NURCAN -- Ne girdi?
ÖZGÜR -- Virüs..
NURCAN -- Virüs ne oğlum,varis gibi bişey mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,virüs işte..Mikrop gibi birşey..
NURCAN -- Bilgisayarın mikrop mu kaptı?..Ne yaptın,bilgisayarının yanında mı hapşırdın? Senden mi kaptı mikrobu?
ÖZGÜR -- Yok anne öyle birşey değil..
NURCAN -- Kapatıp aç,belki düzelir..
ÖZGÜR -- Neyi kapatıp açayım?
NURCAN -- Bilgisayarı... Elektrikli aletlerde oluyor ya öyle,kapatıp açınca düzeliyor..Hatta ben baban bozulunca,babanı bile kapatıp açıyorum da,düzeliyor.
ÖZGÜR -- Anlamadım,babamı kapatıp açıyor musun?.Nasıl yani?..
NURCAN -- Kaç kere aramız bozuldu,kavga ettik,aramızdaki ilişkiyi kapattım,çektim annemin evine gittim,bir hafta sonra kuzu kuzu geldi,yalvar yakar aldı beni annemin evinden...
İlişkilerde de böyledir.Baktın ki,karşındaki sana kötü davranıyor,ilişkiye ara vereceksin,uzak duracaksın..
Karşındaki sana durup dururken niye kötü davransın? Demek ki bozulmuş...Hemen ilişkiyi kapatacaksın,karşındaki kendini düzeltince yeniden açacaksın..
ÖZGÜR -- ( Oturur)
NURCAN -- Oğlum,hemen oturdun masaya.Daha yemek hazır değil.Git babanı al gel kahveden..
ÖZGÜR -- Olur anne...( Kalkar,çıkışa doğru yürür )
NURCAN -- Gelirken iki tane ekmek daha al,ne olur ne olmaz..Maşşallah,ekmeğe doymuyorsunuz,fırın açsam,ekmek yettiremem size..
ÖZGÜR -- Ben de onu merak ediyorum ya zaten..Ekmek yiye yiye,nasıl oldu da ben üniversite kazandım?
NURCAN -- Havalara girme hemen..Alt tarafı,Turizim-Otelciliği kazandın..Babana söyleseydin,üniversiteye gitmeden de bir otelde iş bulurdu sana...
Haydi git,babanı al gel,oyuna dalmasın yine,ikide bir yemek hazırlayamam...
ÖZGÜR -- Tamam,gidiyorum..
( Çıkacakken,babası girer)
RIFAT -- NEREYE?..NEREYEE?...Akşam akşam,yemek vakti nereye gidiyorsun?...
ÖZGÜR -- Seni almaya geliyordum baba..
RIFAT -- ( Sert ama içten içe keyifli) Beni alıp ne yapacaksın?..Atsan atılmam,satsan satılmam,elinde kalırım,alma beni boşver..
ÖZGÜR -- Estağfurullah baba,sen bizim için çok değerlisin..
RIFAT -- Gerçekten mi?.Değerli miyim??
NURCAN -- Değerlisin tabi Rıfat..Senin emekli maaşınla dönüyor bu ev..
RIFAT -- ( Karısının üzerine gider,ciddi ciddi.) Bu ev "dönüyor mu" Nurcan??..
NURCAN -- Yani lafın gelişi öyle söyledim.Dönüyor derken..
RIFAT -- Lafın gelişi olur mu Nurcan?.Dünya dönmüyor mu?
NURCAN -- Dönüyoor..?
RIFAT -- Eee?..Bizim ev dünyada değil mi?..Biz,uzay boşluğunda mı yaşıyoruz?..Dünya dönüyorsa,bizim ev de dönüyor..
NURCAN -- Gerçekten mi??..Ben de diyorum,niye sabahtan beri başım dönüyor?..
( Baba-Oğul gülerler..)
RIFAT -- Yahu sen ne kadar kolay kandırılıyorsun Nurcan?..O baş dönmesi,hamileliktendir..Karnında bebek taşıyorsun.Karnında hayat taşıyorsun,hayat..Yükün ağır,Allah kolaylık versin,Allah yardımcın olsun..
NURCAN -- Siz de biraz yardımcı olsanız?..
RIFAT -- Ben üzerime düşeni yaptım!....Daha ne yapayım?..
Oğlum,Özgür,yardım ediyor musun evdeyken annene?..Keşke bu çocuğu kız gibi yetiştirseydik,ev işlerinde yardım ederdi sana..
Nasıl gidiyor hamilelik?.İyi bakıyor musun kızıma?..
NURCAN -- Nereden senin kızın oluyor,ben taşıyorum onu dokuz ay karnımda?.
RIFAT -- Olsun..Her ne kadar birlikte yapmış olsak da,benim kızım sayılır..
NURCAN -- Nasıl senin sayılıyor?
RIFAT -- Şöyle...Diyelim ki,gazoz makinasına para attın,gazoz,düştü...O gazoz,makinanın mıdır,yoksa parayı atanın mı?..
NURCAN -- Ben gazoz makinası değilim Rıfat,insanım!..
RIFAT -- Ben de insanım?.
ÖZGÜR -- Ben de...
NURCAN -- Eee?
RIFAT -- Eee?
ÖZGÜR -- Eeee?
NURCAN -- Eeee?
RIFAT -- Hepimiz insanız Nurcan?..Sen,insanız derken ne demek istedin?
NURCAN -- Ay Bilmiyorum,kafam çok dağınık..Cümleye girerken ne demiştim ben?
RIFAT -- Boş ver cümleyi,yemek yiyelim,çok acıktım ben...
(Masaya,yemeğe otururlar)
(Yemekler konulup,yenirken..)
RIFAT --Şaka yapıyorum Nurcan..Tabii ki,çocuklar sadece babaya ait olamaz..Mesela şu senin karnındaki çocuğun üzerinde bir çok insanın hakkı var...Portakal aldığım manavdan,portakal üreticisine....
Hatta,bizim Sabri,doğacak çocuğumuzun manevi babası sayılır.
NURCAN -- Sabri kim?
RIFAT -- Kahve'den arkadaşım...Sabri'yle kahvede tavla oynuyorduk,beni altı-sıfır yendi....Benim kaybetmeye hiç tahammülüm yoktur biliyorsun..O kızgınlıkla eve geldim..Hatırlasana,ne kadar kızgındım o gün?...Çocuk okuldaydı,evde kimse yoktu,sen beni sakinleştirmek için.....
NURCAN -- Ben seni sakinleştirirken mi oldu bu çocuk?
RIFAT -- Evet..Geriye doğru saydım,o güne denk geliyor..Bu çocuğu Sabri'ye borçluyuz..Çocuk doğunca,Sabri'yi,çocuğun vaftiz babası yapalım..
NURCAN -- Saçmalama.. Ne koyacağız çocuğumuzun adını?.
RIFAT -- Koyarız bişey,acelesi yok...Olmadı,boş bırakırız,büyüyünce kendi ismini kendi koyar..
NURCAN -- Ayşe koyalım..Kızımızın ismi Ayşe olsun.
ÖZGÜR -- "Açelya" koyun..
RIFAT -- Niye??
ÖZGÜR -- Bilmiyorum..
RIFAT -- Daha erken,hele bir doğsun da..
NURCAN -- "Menekşe" olabilir...Veya "Gül..Lale...Papatya..Akasya..."
RIFAT -- Yok,Ihlamur!..Sen kafanı yorma,ben bulurum güzel kızıma güzel bir isim.,
NURCAN -- Kızın güzel olacağını nerden biliyorsun?
RIFAT -- Güzel olacak.Erkek adamın güzel kızı olur..
ÖZGÜR -- Didem..Dilara..Burcu..
RIFAT -- Ne olmuş onlara?
ÖZGÜR -- Bunları da koyabilirsiniz..Veya herkes bir isim koysun,üç tane ismi olsun,hangisini beğenirse onu kullanır.
NURCAN -Canan da güzel isim..Veya Fatma da olabilir..Emine de fena değil..Veya Cemile..Serap..
Fatoş..Şule..Nuriye..Huriye...Necati..
RIFAT -- Necati mi?..Manyaklaşma Nurcan,Necati erkek ismi..
NURCAN -- Olur mu canım,benim teyzemin kızının adı Necati....Ruşen teyzemin kızı..
Veya Ajda olabilir...Arzu...Belkıs..Nazan..Jülide..Ebru..Betül..Duygu..Gülbahar..Nigar..Dilek..Nihal
Hülya...
RIFAT --Yahu Yeter!..
NURCAN -- Aaa..Doğru söylüyorsun."Yeter" koyalım..Rahmetli Yeter halamın ismi....
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( BİRİNCİ TABLO'NUN SONU )
...............................
(İKİNCİ TABLO)
Lokal ışık altında yatak odası...
Rıfat ve karısı Nurcan yatma hazırlığındalar...
NURCAN -- Rıfat sen iyice gevşedin,bir işe girmeyecek misin?.
RIFAT -- Ne işi?..Otuz sene köpek gibi çalıştım,yetmez mi?..Yorgunum Nurcan,yeter çalıştığım.Emekli maaşım yeter bize.Ayağımızı yorganımıza göre uzatırız..
NURCAN -- Özgür'ün üniversite masrafı arttı Rıfat,senin maaşının yarısı ona gidiyor,bir de bu var..
(Şişkin karnını gösterir) Bir işe girsen,bir ek gelirin olsa iyi olmaz mı?
RIFAT -- O senin yüzünden oldu..
NURCAN -- Ne benim yüzümden oldu?
RIFAT -- Karnındaki...Ben sana söylemiştim,başka çocuk yapmayacaktık,öyle konuşmuştuk.Dede olacak yaşa geldim,şimdi bir daha baba mı olacağım?
NURCAN -- Bunun için hiç beni suçlama Rıfat.Bu,benim yüzümden olmadı,senin yüzünden oldu.
RIFAT -- Niye benim yüzümden oluyormuş?.Ben mi şişirdim karnını??
NURCAN -- Sen şişirdin tabi,kim şişirdi?
RIFAT -- Hayır,onu demek istemedim.Niye beni suçluyorsun?.
NURCAN -- Kimi suçlayacağım?.Senin yüzünden hamile kaldım..Sen dedin bana,"Hap kullanma,ben kendimi kontrol ederim "dedin,ben de sana güvenip hap kullanmayı bıraktım.
RIFAT -- Ne yapayım,kontrol edemedim işte.Dalmışım,unuttum..
NURCAN -- Dalmışsın??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Nereye daldın?.
RIFAT -- Dedim ya,o gün gündüz,kahvede Sabri'ye tavla'da yenilmiştim,onu düşünüyordum...
NURCAN -- Sen benimle sevişirken kahvedeki arkadaşlarını mı düşünüyorsun??
RIFAT -- Hayır yahu!..Dübeş attığım zaman içeriye kapı alsaydım,Sabri beni son elde yenemezdi,oyunu çevirebilirdim.O anda o geldi aklıma.
NURCAN -- Tam o sırada?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Aklına o gelince kendini kontrol etmeyi unuttun,"boşver anasını satayım,koyver gitsin" dedin??
RIFAT -- Öyle oldu..
NURCAN -- Yani,dübeş attığın zaman kapı alsaydın,ben hamile kalmayacaktım??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- O zaman çocuk doğduğunda adını "Dübeş" koyalım.
RIFAT -- Saçmalama,hadi hadi geç oldu,yatalım artık...O doğum kontrol haplarını kullanmanı istemiyorum.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- O haplar kıllanma yapıyor.O hapları kullandığın zaman bacaklarında kıl çıkıyor.Bacaklarını okşarken kafam karışıyor,senin bacaklarını mı okşuyorum,kendi bacaklarımı mı okşuyorum?..
NURCAN -- Saçmalama,benim bacaklarım kıllı değil.. Hap kullanmıyorum.
RIFAT -- Kullanma..Kullanacaksan da,düzenli traş ol..Benim traş makinamı da kullanma.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- Ne demek niye?.Ben nerden bileyim senin nereni traş ettiğini?..,
Ne koyacağız adını?.Bir isim bulalım şuna..
NURCAN -- (Sevgiyle karnını okşar) Bebeciğime mi?."Ayşe" koyalım.İsmi Ayşe olsun.
RIFAT -- Sen de taktın "Ayşe"ye.Ne var Ayşe'de?.
NURCAN -- Bişey olduğundan değil Rıfat?..Ayşe basit isim.Ayşe isminden çok var.Bizimki de onların arasına karışır,dikkat çekmez.
RIFAT -- Hayır,ben anlamlı bir isim koyalım istiyorum çocuğumuza.Kız çocuğuydu değil mi?.Kız çocuğuna hamilesin?..
NURCAN -- Evet Rıfat!..(Kızgın) Kız çocuğuna hamileyim!!
RIFAT -- Acaba..sevişirken sen üste mi çıkmıştın o ara,ondan mı öyle oldu?? (Kırmamaya çalışarak)
NURCAN -- Kız çocuğunun nesi var Rıfat??? (Kızgın)
RIFAT -- Bişeyi var demedim Nurcan..Olsun..Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez.
NURCAN -- İğreniyorum bu laftan!..
RIFAT -- Hangi laftan?
NURCAN --"Hayırlısı olsun da,kız-erkek farketmez"miş...Nedense hep kız çocuğu olunca söylersiniz bu lafı...Niye erkek çocuğu bekleyen babalar "Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez "demiyor?..
Erkekliğiniz batsın sizin!..
RIFAT -- Tamam batsın,hadi yatalım...(Yatağa girerler)
Ne koyalım kızın adını,ne koyalım,ne koyalım??..
Anlamlı bir isim olsun Nurcan.Bak,oğlanın adını Özgür koyduk.Özgür,ne kadar güzel bir isim..Eğer bu da oğlan olsaydı adını "Barış" koyardım..Özgür..Barış..Onur..Şeref..Haysiyet..Bunlar bir erkeğe yakışan anlamlı,güzel isimler.
NURCAN -- "Haysiyet" diye erkek ismi mi var?
RIFAT -- Mesela yani..Öyle anlamlı bir isim takalım ki,söylene söylene ismi bilinç altına yerleşsin,isimlerinden etkilensinler,isimleri gibi yaşasınlar,özgürlükten,barıştan yana olsunlar..
NURCAN -- "Sevgi" olabilir mi?.Sevgi,kız için hem güzel,hem anlamlı bir isim.
RIFAT -- Bravo!.Sevgi çok güzel bir isim.Ben de kadınlarda,kızlarda Sevgi ismini çok beğenirim.Sevgi ilham verir.Çok anlamlı ve çok güzel bir isim.
NURCAN -- "Sevgi"mi koyalım?
RIFAT -- Hayır!....
"Sevgi" güzel isim ama ben daha farklı,daha özel bişey olsun istiyorum..Hem özel,hem güzel bir isim olsun,kardeşiyle isimleri uyumlu olsun..
Ne koyabiliriz?.Ne koyabiliriz??...
NURCAN -- Akrabalarımızdan sevdiğimiz birinin ismini koyalım.O da çok anlamlı olur.
RIFAT -- Olabilir.Kim mesela?
NURCAN -- Mukadder teyzem var ya benim,çok severim,Mukadder teyzemin ismini koyalım.
RIFAT -- Nedir Mukadder teyzenin ismi?
NURCAN -- Mukadder..
RIFAT -- Hayır...Daha orijinal,hiç duyulmamış,hiç takılmamış bir isim verelim kızımıza.İlginç olsun,farklı olsun..
NURCAN -- Öyle her istediğin ismi koyabiliyor musun çocuğuna?
RIFAT -- Koyarım tabi,niye koyamayacakmışım?..Allah Allah?..(Yastığını düzeltir,kafayı koyar) Memlekette demokrasi yok mu?.Niye kendi çocuğuma istediğim ismi koyamayacakmışım?
(Durur.İsmi bulmuştur.Heyecanla doğrulur)
BULDUM!!...
NURCAN -- Ne buldun?
RIFAT -- Doğacak kızımıza ne isim koyacağımızı buldum!!..
NURCAN -- Ne isim koyacağız kızımıza?
(Gözleri parlayarak)
RIFAT -- "DEMOKRASİİİİ!........"
(Işık..Müzik..İkinci tablo sonu)
(İKİNCİ TABLO'NUN SONU)
...................................
(ÜÇÜNCÜ TABLO)
Ertesi sabah...
Kahvaltı zamanı..
Sağda masa..Özgür,masada..
Nurcan,elinde kahvaltılıklarla mutfaktan gelir...
NURCAN -- Sanki başka isim kalmadı,bula bula onu buldu....
Koydurmam valla..."Demokrasi" diye isim mi olur?...Demokrasi bir rejim,benim kızım rejim mi?..
Demokrasi bir yönetim biçimi,benim kızım yönetim biçimi mi?...
(Kahvaltılıkları masaya yerleştirir)
ÖZGÜR -- Ne oldu anne?
NURCAN -- Baban,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koyacakmış..
ÖZGÜR -- Ne demokrasisi?
NURCAN -- Parlamenter demokrasi!...
Oğlum ne bileyim ne demokrasisi?..Kıza isim arıyorduk,nerden aklına geldiyse,kızın adı "Demokrasi" olacak dedi..
ÖZGÜR -- Niye?
NURCAN -- Ne bileyim niye?...Güzel olsun,farklı olsun,anlamlı olsun,abisinin ismiyle uyumlu olsun dedi,sonra da nerden aklına geldiyse "Demokrasi" ismini buldu.
ÖZGÜR -- Olur mu öyle şey anne,saçmalamış babam.
NURCAN -- Ben de öyle dedim,"Olur mu öyle şey anne" dedim...Yani,babana,anne demedim de..
saçmaladığını söyledim...
ÖZGÜR -- Hem benim ismimle ne alakası var?..Benim ismimle uyumlu mu Demokrasi ismi?
NURCAN -- Senin ismin Özgür ya,kızın adını da Demokrasi koyarsak,"Özgürlük-Demokrasi"
yan yana güzel dururlar dedi...
ÖZGÜR -- Öyle miymiş?.Özgürlükle Demokrasi yan yana güzel mi duruyormuş?
NURCAN -- Ben ne bileyim oğlum?.Ben ne anlarım özgürlükten,demokrasiden?..
( Rıfat,bir kolunu,omuzunu ovuşturarak girer )
RIFAT -- Günaydın...
ÖZGÜR -- Günaydın baba..
NURCAN -- Günaydın...Ne oldu,niye ovalayıp duruyorsun kolunu?
RIFAT -- Ağrı girdi koluma..Pencere mi açık kaldı,ceryanda mı kaldım nedir?..
NURCAN -- Yaşlandın artık Rıfat bey,romatizma ağrısıdır o...(O arada ekmek falan doğrar)
RIFAT -- Bu? (Kolunu göstererek)
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Romatizma ağrısı?
NURCAN -- Evet..Yaştandır,yaştan.
RIFAT -- Yaştan?
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Öbür kolum da aynı yaşta,o niye ağrımıyor??..(yazarın notu:Bu espri,anonimdir)
(Bir yandan kahvaltı ediyorlar)
ÖZGÜR -- Aslan babam!..(İçinden gelir,babasının sırtına vurarak)
RIFAT -- Oğlum vurma sırtıma,lokmamı düşüreceksin ağzımdan....
Hem bana "Aslan" deme!..Aslan değilim ben..Beşiktaşlıyım ben,Kartal'ım.."Kartal" diyeceksin bana!
ÖZGÜR -- "Kartal babam!..." (Aynı hareketi yaparak)
NURCAN -- Beşiktaş ne yaptı bu hafta?
RIFAT -- SANA NE???...Sen,Galatasaraylı değil misin?
NURCAN -- Olur mu Rıfat?.Galatasaray benim "kızlık takımım.."
RIFAT -- Anlamadım,ne takımın?..
NURCAN -- Kızlık takımım...Evlenmeden önce Galatasaraylıydım,evlenince,sen Beşiktaşlısın ya,senin takımını aldım,Beşiktaşlı oldum.
RIFAT --Nasıl benim takımımı aldın??..Ne diyorsun sen Nurcan??
NURCAN -- Kadın,evlenince kızlık soyadını bırakıp,kocasının soyadını almaz mı?
RIFAT -- Eveet..?
NURCAN -- Sanki benim soyum yokmuş,ben soysuzmuşum gibi senin soyadını alıyorum ya?
RIFAT -- Doğrudur,evet..?
NURCAN -- Senin soyadını alınca senin bir parçan oluyorum,sen neyi seversen,neyi tutarsan,ben de onu tutuyorum ya,işte bu da öyle,Galatasaray benim kızlık takımım.evlendikten sonra senin takımını tutmaya başladım..
RIFAT -- Nurcan saçmalama,öyle bir şey yok,istediğin takımı tutabilirsin!..Yani...İstediğin futbol takımını tutabilirsin.
NURCAN -- Yok,iyi böyle,ben senin takımını tutmaya alıştım,başka takım tutamam bu yaştan sonra.
Kara Kartal Oley!..
RIFAT -- Dersler nasıl Özgür bey?.Nasıl gidiyor üniversite?
ÖZGÜR -- İyi gidiyor baba..
RIFAT -- İyi iyi,aferim,oku..Oku da baban gibi eşek olma..
NURCAN -- Rıfat?..
RIFAT -- Efendim?
NURCAN -- Ben o ismi kızıma koydurtmam bilesin..
RIFAT -- Hangi ismi?
NURCAN -- Rıfat saçmalama Allahaşkına,"Demokrasi" diye isim mi olur?..Demokrasiyi yönetim şekli olarak bile beğenmiyorlar da,değiştirmeye çalışıyorlar,sen,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koymak istiyorsun?..
RIFAT -- Koydum bile..Karar verdim.Kızın adı Demokrasi olacak..Oğlanın adını Özgür koyduk,kızın adını Demokrasi koyacağız,bir oğlan daha yaparız,onun adını da Barış koyarız,"Özgürlük-Barış ve Demokrasi." bir insan daha ne ister?
NURCAN -- Ay sen iyice siyasi bir adam oldun Rıfat?..Eskiden oy vermeye bile üşenirdin,ne oldu sana?
RIFAT -- Okuyorum Nurcan..Okuyorum,bilgileniyorum,memlekette ne oluyor,ne bitiyor,okuyoruz duyuyoruz,görüyoruz,kör değiliz,sağır değiliz,aptal değiliz,enayi hiç değiliz..
NURCAN -Ne zaman okuyorsun?.Ben seni hiç okurken görmedim.
RIFAT -- Görmek istiyorsan kahveye gel.Her gün kahvede beş tane gaste okuyorum.Arkadaşlar gelip Okey kurulana kadar bütün gasteleri didik didik ediyorum.Demek ki o arada farketmeden siyasi bir adam olmuşum.
NURCAN -- Git bir siyasi partiye üye ol bari..
RIFAT -- Yok,ben gelemem o işlere..Böyle iyi.Biz arkadaşlarla kahveden yönetiyoruz memleketi..
NURCAN -- AY!
RIFAT -- Ne oldu?
NURCAN -- AYY!..
RIFAT -- Ne oldu Nurcan,doğum sancısı mı? Geliyor mu çocuk??
NURCAN -- Galiba..AYY...AYYY!..
RIFAT -- Oğlum bakma öyle öküz gibi,koş duraktan taksi al gel!..(Özgür çıkar)
Nurcan,gel şöyle koltuğa geç...yavaş..Sakin ol..Nefes al,nefes al...(Koluna girer,destek olur)
NURCAN -- Ayy..Bebek geliyor galiba Rıfat..Geliyor bebek..
RIFAT -- Sakin ol..Nefes al..Taksi geliyor şimdi,beş dakkada hastanedeyiz..Nefes al..Derin derin nefes al,nefes ver..Nefes al,nefes ver...Nefes al,nefes ver!..
NURCAN -- Alıyorum Rıfat,nefes almadan nasıl yaşayacağım?..
RIFAT -- Çocuk için de al,çocuk için de al..Hep kendin için alma,çocuk için de nefes al..Geliyor,geliyor,Demokrasi geliyor...EVİMİZE DEMOKRASİ GELİYOOOORRR!.....
( Müzik..Perde..Üçüncü tablo sonu)
(ÜÇÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
..........................................
(DÖRDÜNCÜ TABLO)
Adını "Demokrasi" koydukları kızları dünyaya gelmiştir..
Rıfat,elinde kızının beşiği,içinde kızı (!),soldan girer...
RIFAT -- GELDİİİİİİİ......
Evimize demokrasi geldi...
Nihayet,özlemle,hasretle,dört gözle beklediğimiz kızımız "Demokrasi" dünyaya geldi!...
(Elinde beşikle,öne,seyirciye yaklaşır..)
RIFAT -- Demokrasi lazım mıydı?.. (Seyirciye)
(Ön sıradan bir seyirciyi gözüne kestirir)
Beyefendi,Demokrasi lazım mı,demokrasiye ihtiyacınız var mı?..Lazımsa vereyim size bunu,biz yenisini yaparız...
Yok mu?..Demokrasiye ihtiyacınız yok mu?..
Öyle demeyin beyefendi,herkesin demokrasiye ihtiyacı vardır.Bugün ihtiyacım yok dersin ama yarın ihtiyacın olur,hiç belli olmaz bu işler...
(Ön sırada bir kadın seyirciyi gözüne kestirir)
Hanımefendi,sizin var mı demokrasiye ihtiyacınız?...
Evinizde demokrasi var mı?..Evde kimin sözü geçiyor?.İsteklerinizi,haklarınızı kocanıza kabul ettirebiliyor musunuz?..
Demokrasi,her eve lazım...Demokrasi evlerden başlar.Evlerde demokrasi yoksa,Ülkede de olmaz.
Demokrasi güneş gibidir,demokrasi giren eve doktor girmez...
(Seyirciyle konuşmayı bitirir,beşikle birlikte,geriye gider)
Haydi bakalım,senin uyku vaktin geldi.seni biraz sallayalım da,uyu.Uyu da büyü..
(Koltuğa oturur,beşiği karşısına koyar,sallamaya başlar)
RIFAT -- "Dandini dandini dasdaana..Danalar girmiş bostaana...Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana...
NURCAN -- (Sağdan girer.Elinde soymaya başladığı bir patates ve bıçakla) Ne dedin Rıfat,duyamadım,kim nereye girmiş?
RIFAT -- (Şaşkın bakar,sonra..) Danalar diyorum,bostana girmişler,niye dikkat etmiyorsun?...
NURCAN -- Neye dikkat edeceğim?
RIFAT -- Danalara.
NURCAN -- Ne danası?
RIFAT -- Süt danası.
NURCAN -- Ne diyorsun sen?
RIFAT -- Sen ne diyorsun? Bebeği uyutmaya çalışıyorum,sallayıp ninni söylüyorum...
"Dandini dandini dasdaana..."
Bizim başka ninnimiz yok mu,bu ninniyle uyumuyor bebek?
NURCAN -- Yok valla.Bizim başka ninnimiz yok.Biz hep bu ninniyle uyuduk,büyüdük.Benim yedi sülalem hep bu ninniyle uyudu, "Dandini ninnisi" bizim aile ninnimiz..
RIFAT -- Ama bu ninniyle uyumuyor çocuk?..Yeni nesil bu ninnilerle uyumuyor Nurcan..
NURCAN --Demek ki,nesiller değiştikçe insanları uyutabilmek için ninnileri de değiştirmek lazım..
RIFAT --Karnı aç olmasın,sen emzirdin bunu değil mi?
NURCAN -- Emzirdim emzirdim..Hem nasıl emdi bilsen..Nasıl da acıkmış yavrum benim..
RIFAT -- (Bebeğe) Bana bak,açlıktan çıkmış gibi saldırma annenin memelerine!.Doğru dürüst em,
annenin memelerini bozma..Geriye bir tek onlar kaldı zaten.
Afferim sana,afferim sana..Annenin sütü,ananın ak sütü gibi helal olsun sana!..
Canım kızım..Benim güzel Demokrasim!..
NURCAN -- Dediğini yaptın,adını "Demokrasi" koydun değil mi?
RIFAT -- Evet..Kızımızın adını "Demokrasi" koydum,kapı gibi pembe nüfus kağıdını da aldım,canım kızımın nüfus kağıdını kalbimin üstünde taşıyorum..
(Kazağının altındaki gömleğinin cebinden,kızının nüfus kağıdını çıkarır,gururla okur:)
Adı : Demokrasi..
Baba adı : Rıfat
Ana adı : Nurcan
Doğum yeri : İstanbul
Doğum tarihi : 29 Ekim 20l6
(Arkasını çevirir)
Medeni hali : Bekar
Hane no : 0034
Cilt no : 0041
NURCAN --"Cilt no" nedir?
RIFAT -- Cilt no...Şey işte..Kızın cilt numarası...Mesela benim cilt numaram Otuzaltı..(Kolunu uzatır) Elle bak,Otuzaltı numara ciltler pürüzsüz oluyor...Bazı ciltler de portakal kabuğu gibi oluyor ya,mesela senin kalçaların öyle,onun numarası üçyüzseksenaltı...
NURCAN -- (Bozulur) Bana bak,atarım şimdi şu elimdeki patatesi kafana!.Benim kalçalarımda portakal kabuğu yok!.
İki tane çocuk doğur da,asıl ben senin kıçını göreyim!.
RIFAT -- Şaka yapıyorum,niye bozuluyorsun hemen?..Ben senin kalçalarını beğeniyorum..Bazı geceler,seni ters çevirip başımı yastık niyetine kalçalarının üzerine koymuyor muyum?..
NURCAN -- Terbiyesizleşme,seyirci var!.. (Salondaki seyirciyi göstererek)
RIFAT -- Aman!..Sanki seyirci çok terbiyeli?..(Seyirciye bakarak)
NURCAN -- Ver şunu,ben ayağımda sallar uyuturum..(Beşiği almaya yeltenir)
RIFAT -- Vermem valla..(Engeller) Ben uyuturum..Ben güzel kızıma güzel ninniler söyleye söyleye uyuturum..Dandini dandini dasdaanaa..
NURCAN -- Bakıyorum bir türlü ayrılamıyorsun kızından?..
RIFAT -- Yaa..Ayrılamıyorum...Kız evladı başkaymış...Kız evladı daha çok korunmaya muhtaç ya,insanı daha çok baba yapıyor...(Duygusal haller..)
Oğlan büyüdü,ben yaşlandım,içimdeki babalık duygusu kurudu sanıyordum.(Beşiğe bakarak) Bu güzel kız içimdeki babalık duygusunu yeniden canlandırdı,beni tazeledi,gençleştirdi.Kızımı seyrederken içimde sürekli,ne olduğunu anlayamadığım hoşuma giden şeyler hissediyorum..
NURCAN -- Onlara "Duygu" deniyor..
RIFAT -- Neylere?
NURCAN -- Kızını seyrederken,içinde oluşan güzel şeylere.
RIFAT -- Onlar duygu mu?
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Niye bana daha önce duyguların güzel bir şey olduğunu söylemedin??
NURCAN -- Bilmem...(Yanına oturur) Seni tanıdığım zaman sen kütük gibi bir adamdın.Ben seni öyle sevdim,değiştirmek istemedim..
RIFAT -- Kütük gibi bir adam olduğum için hep gurur duymuşumdur kendimle...Sakin..Soğukkanlı ..Duygusuz...Duygu baya güzel bir şeymiş.İnsan kendini şey gibi hissediyor.
NURCAN -- Ney gibi?
RIFAT -- İnsan gibi..
Bu güzel bebek sayesinde içimde yeni bir heyecan,yeni bir umut var...
NURCAN -- Her bebek yeni bir umuttur zaten..
RIFAT -- Bana bu heyecanı,bu güzel bebeği sen verdin.Sana bunun için teşekkür ederim.
NURCAN -- Rica ederim..Vazifemiz...
Kımıldanmaya başladı,salla şunu..
RIFAT -- (Beşiği sallamaya başlar) Dandini dandini dasdaana!.Danalar girmiş bostaana!..
Yok,bu ninni işe yaramıyor,daha çok rahatsız oldu..
NURCAN -- Bırak bana..Annesinin yumuşacık sesiyle uyutayım ben onu..(Beşiği sallamaya başlar) "Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana!.Kov bostancı daanaayı,yemesin lahaanaayı!
RIFAT -- Lahanayı??
NURCAN -- Evet..(Beşiği sallamaya devam eder) "Dandini dandini dasdaana!..
RIFAT -- "Dasdana" dediğine göre baya büyük bir dana galiba..Dasdana..Dapdana...
Bostanda hiç bir şey bırakmaz bunlar..
NURCAN -- Dalga geçme..."Dandini dandini dan ister...Bey babasından don ister...Basmayı beğenmezse...Kadifeden don ister...Eee..ee..ee..e!..Eee..ee..ee..e!"
RIFAT -- Yok Nurcan zorlama,beğenmedi bu ninniyi..Bir de "Fış fış kayıkçıyı" deneyelim.
NURCAN -- Fış fış kayıkçı mı?.
RIFAT -- Fış fış kayıkçıyı bilmiyor musun?.Bebekken sana söylemediler mi?.."Fış fış kayıkçı,kayıkçının küreği,tıp tıp eder yüreği,akşama fırın böreği.." Ne alakası varsa?..
"Yavrum yesin büyüsün,tıpış tıpış yürüsün.." Sonra nakarat kısmı var.
NURCAN -- Nakarat kısmı ne?
RIFAT -- "Eeee..ee..ee..e!.."
Nakarat kısmı bu..Ben bebekken bana hep bu ninniyi söylerlermiş.Biz kayıkçının fışfışlarıyla büyüdük.
NURCAN -- "Fış fış" ne oluyor?
RIFAT -- Fış fış?...Kayıkçı ya bu..Kürek çekiyor,kürek suya girip çıktıkça "Fış..Fışş..Fışşş.." diye ses çıkarıyor.
NURCAN -- Haaaaa...
RIFAT -- Odur herhalde ne bileyim.Belki de kayıkçının lakabı "Fışfış"tır...Adı "Nuri"yse,"Fışfış Nuri" diyorlardır,ne bileyim..
Bırak bana,ben onu bir fışfışlayayım bak nasıl hemen uyuyor...
(Beşiği sallayarak )
"Fış fış kaayıkçı..Kaayıkçının küüreği..Tıp tıp eder yüüreği..Akşama fıırın bööreği..Eee..ee..ee..e!.
Eee..ee..ee..e!...Eee..ee..ee..e!..Eee..eee..eee..ee..Eeee..eee..eee..eee!
Eeee,uzattın ama,uyuyacaksan uyu artık kızım!...
NURCAN -- Bana bırak bana,ben babaannemin ninnisini söyleyeyim kızıma.Babaannemin çok sevdiği, bir ninni var,bizim yöreye ait,onu söyleyeyim hemen uyur.
RIFAT -- İyi,işe yarayacaksa söyle..
NURCAN -- Yarar yarar,göreceksin bak,hemen şıp diye uyuyacak..(Boğazını temizler,kendini hazırlar)
Ses..ses..deneme...
RIFAT -- N'apıyorsun Nurcan,konuşma mı yapacaksın bebeğe?
NURCAN -- Hayır,ninni söyleyeceğim.Bizim oraya ait bir ninni...
RIFAT -- Söyle bakalım,nasıl bir ninniymiş bu?
NURCAN --"Dam üstünde uzun uzun bacalar amaaaaaaaan!... (Uzun hava tutturur)
Bizim elde uzun olur geceler amaaaaaaannn....
Zalım eller aman amaaaaaannn.... (Yanında oturan Rıfat gerilmeye başlar)
Ben öleyim beni yare gönderin amaaaaaannn...
Yüreğime ok değmiş sızlarım amaaaaannn..(Rıfat daha da gerilir,yan yan uzaklaşır)
Zalım eller aman amaaaann..Nenni yavrum nenniiiii..
Koyunum var Karaman amaaaann...Aman amaaaan..Ooooy.. Ooyy..Oooyy...
Kaybolursa aramam aman aman amaaan..oooyyy..oooyyy..Nenniii yavrum nenni oooyy...
Ben bir köylü kızıyım amaaaan,
Şehirliye yaramam amaaaann...Oooyyy..Oyyyy..Nenni yavrum nenni,uyusun da büyüsün nenni oooy ooyy..oooyyy....
RIFAT -- Nurcan manyak mısın sen,nedir bu?
NURCAN -- Ninni..Babaannem köyde bebekleri hep böyle uyuturmuş...Uyudu ama bak,hiç kıpırdamıyor.
RIFAT -- Korkudan kıpırdayamıyor.Korkuttun çocuğu,kasıldı kaldı..
Sen git mutfağına,işine bak,odada ayağımda sallar uyuturum..Deli midir nedir,bebeği uzun havayla uyutmaya çalışıyor..(Beşiği alır,sola çıkışa doğru yürür)
NURCAN -- "Bizim elde uzun olur geceler amaaaaannn...Ben öleyim beni yare gönderin amaaaann..Oooyy ooyy oooyyy...oooyyy..."
(Diye,keyifle uzun havasını atarak sağdan çıkarken...)
(Müzik..Perde..Dördüncü tablo'nun sonu)
(DÖRDÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
...................................
( BEŞİNCİ TABLO )
Adını "Demokrasi" koydukları kızları büyümüş,çok güzel bir genç kız olmuştur..Demokrasi kadar güzeldir....
Soldan girer...
DEMOKRASİ -- Anne ben çıkıyoruum..Anneee!...
NURCAN -- Bekle kızım Demet,bi dakka....(Diyerek,sağdan girer,elinde bir küçük kavanoz reçel ve poşet vardır.)
Giderken bunu Mukadder teyzeme bırak...(Reçeli poşete koyar)
DEMOKRASİ -- Nedir bu?
NURCAN -- İlaç...Mukadder teyzem tuvalete çıkmakta zorlanıyormuş.
DEMOKRASİ -- Niye zorlanıyor?.Tuvalet üst katta mı?
NURCAN -- Hayır kızım,öyle değil.Tuvaletini yapmakta zorlanıyormuş..Kayısı iyi gelir dediler,kuru kuru yemesin diye reçelini yaptım.Geçerken uğra,ver reçeli,tatlı tatlı yesin....Tatlı tatlı çıkarsın.
DEMOKRASİ -- Tamam anne,veririm..
NURCAN -- Demet kızım,akşama gelirken de şeye uğra...
(Karşı kapıdan Rıfat girer)
RIFAT -- Neye uğrayacak?..Nereye uğrayacak?...Demet kim?.Sen kime Demet diyorsun??
DEMOKRASİ -- Günaydın babacım...(Sevgiyle..Gülümseyerek.)
RIFAT -- Günaydın kızım... (Kızına döner)
Maşşallah,maşşallah,Allah nazardan saklasın,şunun güzelliğine bak!.Şunun güzelliğine bak!..Bebeğimiz büyümüş de dünya güzeli bir kız olmuş..
Zaman ne çabuk geçiyor.Beş dakka önce ninni söyleyip,beşiğini sallıyorduk,şimdi büyümüş de koskoca kız olmuş.
NURCAN -- Sahne üstünde zaman çok çabuk geçiyor Rıfat..
RIFAT -- Maşşallah maşşallah...Dünya güzeli değil,kainat güzeli...Allah nazardan saklasın.Tüph tüph tüph tüph tüph!..(Kızın suratına doğru)
DEMOKRASİ -- Baba tükürmee!?...
RIFAT -- Tükürmek iyidir,nazardan korur.Ne kadar çok tükürürsem,o kadar çok nazardan korunursun..Tüph tüph tüph tüph tüph tüph!..(Biraz da abartarak kızın yüzüne tükürük saçar)
Nurcan,var mı sende de nazar,sana da tüküreyim mi?
NURCAN -- Yok ben almayayım,bana nazar deymiş deyeceği kadar,beni tükürük bezlerine sarsan nafile..
RIFAT -- Bana bak Nurcan,bir daha bu kıza "Demet" dediğini duymayacağım..Demet değil onun adı,"Demokrasi." Kızımızın adını Demokrasi koyduk,kıza adıyla hitap et!..
NURCAN -- Ben de öyle diyorum Rıfat?..Öyle demedim mi kızım?."Demokrasi" diye çağırmadım mı ben seni?
RIFAT -- Nurcan beni enayi yerine koyma!.Sağır değilim,kıza "Demet" diye sesleniyorsun.
NURCAN -- İşte,Demet..Demokrasi..Aynı şey...Demokrasi çok uzun,ben kısaca Demet diyorum.
RIFAT -- Demokrasinin kısaltılmış hali demet mi??
NURCAN -- Değil mi??
RIFAT -- Nurcan,saçmalama.
NURCAN -- Ben yanlış biliyorum o zaman...
RIFAT -- Bu kızın adı Demokrasi..Kıza demokrasi ismini verdik,öyle çağıracaksın!..Demokrasiyi kısaltmak senin haddine mi?.Demokrasi demokrasidir,uzunu kısası olmaz,kafana göre demokrasiyle oynayamazsın!..
Kızım sen isminden memnun değil misin?
DEMOKRASİ -- Değilim!
RIFAT -- Gördün mü bak?.Kız memnun değilmiş,sana ne oluyor??...
NURCAN -- Tamam tamam,öyle çağırırım kızı,sakin ol,tansiyonun yükselecek.
RIFAT -- Nereye gidiyorsun kızım?
DEMOKRASİ -- Arkadaşıma gidiyorum baba,sınavlara hazırlanıyoruz..
RIFAT -- Ne sınavı bu?
DEMOKRASİ -- Üniversite sınavı.
RIFAT -- Evet,tabi..Üniversiteye gideceksin..Ne istiyorsun,nereyi kazanmak istiyorsun?
DEMOKRASİ -- Hukuk fakültesine girmek istiyorum.Hukuk okuyacağım.
RIFAT -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
NURCAN -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
RIFAT -- Hukuk??
DEMOKRASİ -- Hukuk..
NURCAN -- Hukuk...
RIFAT -- Hukuk...
DEMOKRASİ -- Hukuk..
RIFAT --Afferim iyi düşünmüşsün,adına en çok yakışan mesleği bulmuşsun...Tabii ki hukuk okuyacaksın..Hukuksuz demokrasi olmaz..
Afferim kızım.Hukuk oku,Avukat ol,haksızlığa uğrayan insanların haklarını savun.
NURCAN -- Avukat olmasın,Hakim olsun.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Hakimlerin maaşları daha yüksektir..
RIFAT -- İşin gücün para..Aklın fikrin para..Bütün derdin para...Para herşey değildir...Paradan daha değerli şeyler var hayatta...
O değerleri savunacak benim kızım..
Hiç kimseden korkmadan,kimseden talimat almadan,haklının hakkını cesaretle savunacak..Hep haklının yanında olacak,hep adaletin yanında olacak..
DEMOKRASİ -- Onun yanına gidiyorum zaten..
RIFAT -- Kimin yanına gidiyorsun?
DEMOKRASİ -- Adaletin yanına..Beraber sınavlara çalıştığımız arkadaşımın adı Adalet.
RIFAT -- Ne güzel işte..Cuk oturmuş..Demokrasi ile adalet yan yana..Demokrasi nerede,adalet orada..Adalet nerede,demokrasi orada..
Siz hiç ayrılmayın,hep arkadaş kalın..
Afferim benim kızıma.Avukat olmakla kalmayacak,Başbakan olacak benim kızım,başbakan!..
Bu ülkeye özlenen gerçek demokrasiyi getirecek..
Bütün dünya parmak ısıracak..Bizim için "Demokrasi isimli kadın başbakanın yönettiği,dünyanın en demokratik ülkesi" diyecekler.
O elindeki nedir?
NURCAN -- Kayısı reçeli.Mukadder teyzem kabız olmuş..
RIFAT -- (Bir an sessizlik...) Yani,Nurcan?...Bu kadar slogan atıyorum..Demokrasi diyorum,Hukuk diyorum,adalet diyorum,senin söylediğin şeye bak!.: "Mukadder teyzem kabız olmuş..."
Sçtın batırdın herşeyi...
NURCAN -- Hayatın gerçekleri Rıfat?...İnsanlar demokrasilerde de kabız oluyorlar..
RIFAT -- Hayır efendim,gerçek demokrasilerde insanlar kabız olmaz!.
Demokrasi,özgürlüğü getirir..Özgürlük,zenginliği getirir..Parası olan insan doğru beslenir,kabız olmaz...
NURCAN -- Vay canına,nerden nereye?...Yani,kabızın demokrasiyle ilgisi var diyorsun?
RIFAT -- Var!...Demokrasinin herşeyle ilgisi var..Demokrasinin ilgisinin olmadığı hiç bir şey yok..
Adım attın:Demokrasi...Nefes aldın:Demokrasi...Alamadın:Demokrasi...
NURCAN -- Sen,taktın demokrasiye..
RIFAT -- Taktım..Takarım...Eğer takmazsak,bize takarlar....
Haydi kızım,sen git yoluna,geç kalma arkadaşına..
DEMOKRASİ -- Hoşçakalın...
RIFAT -- Dur bakayım,dur dur...Üstüne başına bir bakayım,kıyafetlerine bir bakayım senin...
(Kız,döner.Rıfat kızın kıyafetlerine bakarak..) Aman ha..Aman haa..Ben namuslu bir adamım.Benim
namusuma laf getirecek bişey istemem..Bu etek biraz kısa değil mi?..
NURCAN -- Pantolon mu giysin?
RIFAT -- Yok,pantolon giyince kıçı meydana çıkar,pantolon giymesin.
NURCAN -- Çıkmaz çıkmaz.Yürürken kıçını içeri çekerek yürür,bir kıçı olduğunu belli etmez..
DEMOKRASİ -- Eteğim kısa değil ki baba,baksana,dizlerimin üzerinde...Sen kırmızı tükenmez kalemle dizlerimin üzerine çizgi çizdin,etek boyu bundan kısa olmayacak dedin ya?..Bak,eteğimin boyu,o çizgiyi aşmıyor...
(Kız,eteğini azıcık yukarı çeker,dizlerinin üzerindeki kırmızı kalemle çizilmiş etek boyu çizgisini gösterir)
NURCAN -- Sen kızın bacaklarına çizgi mi çizdin Rıfat??..
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Tükenmez kalemle??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Kırmızı tükenmez kalemle??
RIFAT -- Onlar "Kırmızı çizgiler.." Herkesin kırmızı çizgileri vardır.Onlar da,kızın kırmızı çizgileri..
Onun için de kolaylık olur,etek boyunu ona göre ayarlar...
Aman kızım ben namuslu bir adamım,benim namusuma toz kondurmayacaksın..Yolda yürürken sağa sola bakmadan yürü..Başını önüne eğ,yere bakarak git,yere bakarak gel..Böyle,dümdüz,takoz gibi yürü.Yolda yürürken kimseyi tahrik edecek kadınsı hareketler yapma...Hep bol elbiseler giy,vücudun belli olmasın,bir vücudun olduğunu anlamasınlar..Güzel kızsın,üstelik de adın Demokrasi..Maazallah başına bişey gelir,çok üzülürüz sonra.
NURCAN -- Kızım,sen babanı dinleme.Başını hep dik tut,hep ileriye bakarak yürü...Sen kızına güvenmiyor musun?
RIFAT -- Kızıma güveniyorum...Kızıma güveniyorum ama ortalık sapık kaynıyor...Başbakan olana kadar böyle idare etsin.
NURCAN -- Haydi kızım baban saçmalamaya başladı,geç kalma sen..
DEMOKRASİ -- Hoşçakal babacım..(Yanağından öper) Hoşçakal anne..
NURCAN -- Güle güle kızım..
RIFAT -- Güle güle kızım,güle güle..Allah zihin açıklığı versin....
(Kız,soldan çıkar..Rıfat ve Nurcan içeriye yürürlerken..)
RIFAT -- Mukadder teyzen kabız mı olmuş?
NURCAN -- Evet.Kayısı reçeli yaptım gönderdim..Kayısı iyi geliyormuş..
RIFAT -- Aptal mısın sen Nurcan?.Kabızlığa kuru kayısı iyi gelir.Reçelini ne yapacak,kıçına mı sürecek,tövbe tövbee..İyice tıkayacaksın kadını..
Bana bak,bu kızın sevgilisi,erkek arkadaşı falan yok değil mi?
NURCAN -- Demokrasinin mi?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Olsa ne olur Rıfat??..Sevgilisi olsa ne olur?..Genç kız,güzel kız,hayatını yaşamasın mı?.
RIFAT -- Yaşamasın!..Şimdi hayatını yaşamasının sırası değil..Ben istemem öyle şeyler..Öyle şeylerle kafasını bulandırmayacak.Kendini derslerine verecek,okuyacak,başbakan olacak benim kızım..
NURCAN -- Rıfat bence kıza bu kadar baskı yapma.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Kızın adını "Demokrasi" koymadın mı??
RIFAT -- Evet..?
NURCAN -- Demokrasi baskıya gelmez...Kaçar gider evden,demokrasiden mahrum kalırız..........
( Diyerek çıkarlarken.....)
( Müzik..Perde...Beşinci tablo sonu)
( BEŞİNCİ TABLO'NUN SONU )
.................................................
( ALTINCI TABLO )
(Sokakta...Gece...Evin kızı "Demokrasi" eve geç kalmıştır..Soldan telaşla girer...)
DEMOKRASİ -- Geç kaldım!..Geç kaldım!...Babam öldürecek beni...(Minibüsler bitmemiştir inşallah...(Saatine bakar) Ayyy çok da geç oldu...Lafa daldık Adalet'le,vaktin nasıl geçtiğini
anlamadık...(Yola bakar) Nerde kaldı bu Minibüs?...(Telefonuna bakar) Telefonumun da şarjı bitmiş...Ah be Adalet!..Niye lafa tutuyorsun beni?..Babama hesap verecek olan benim...
(Sağdan bir adam girer...Kızı kaçıracak adamdır bu...Ortalıkta kimse yoktur...Gece,sessizlik ve loş ışık...Adam -Sapık- işaret parmağını uzatır,sanki kızı tanıyormuş gibi...
SAPIK -- Sen?...Şeyin kızı değil misin sen??.Neydi babanın adı?
DEMOKRASİ -- Rıfat.
SAPIK -- ...Rıfat'ın kızısın!...Hayırdır kızım,gecenin bu saatinde ne işin var burada?
DEMOKRASİ -- Evime gidiyorum..Minibüs bekliyorum..
SAPIK -- Minibüs bitti!...Minibüs geçmez artık bu saatten sonra...Baban nasıl?..Rıfat abi nasıl,iyi mi?
DEMOKRASİ -- Babamı nerden tanıyorsunuz?
SAPIK -- Olur mu canım "babamı nerden tanıyorsunuz?.." Ben babanın en yakın arkadaşıyım..Babanla görmüşsündür beni.
DEMOKRASİ -- Yok görmedim..
SAPIK -- Biz babanla 15 sene aynı yerde çalıştık..
DEMOKRASİ -- Nerde?
SAPIK -- Aynı yerde...
DEMOKRASİ -- Benim babam muhasebeciydi..
SAPIK -- Tamam işte,ben de onu diyorum.Ben de muhasebeciydim...Ben de sizin mahallede
oturuyorum..(Eliyle ters tarafı göstererek) İstersen beraber gidelim..
DEMOKRASİ -- Bizim mahalle bu tarafta..
SAPIK -- İşte,o taraf derken,bu tarafı kastettim...Haydi gidelim.Bu saatte araba bulamazsın burada.Ben seni arabamla götüreyim..
DEMOKRASİ -- Hay Allah!...(Saatine bakar,yola bakar) Emin misiniz,Minibüs gelmez mi artık?
SAPIK -- Gelmez...Bak bu saatte burda yalnız başına...Allah göstermesin,iti var,kopuğu var,
sapığı var...(Bu lafı söyler,arkasını seyirciye döner,sırtında,tişörtünün üzerinde büyük harflerle "SAPIK" yazmaktadır) Ben babanın arkadaşıyım kızım..Babanı tanımasam,adını nereden bileceğim?..
DEMOKRASİ -- Ben söyledim babamın adını.
SAPIK -- Ne farkeder kızım?...Sonuçta,biliyorum...Rıfat değil mi babanın adı?
DEMOKRASİ -- Rıfat.
SAPIK -- Gördün mü?..Biliyorum işte...Hadi gel arabam şurda,götüreyim seni..
DEMOKRASİ -- Yok,teşekkür ederim.Ben bekleyeyim..Belki son bir minibüs..
SAPIK -- Kızım,yavrum,Minibüs falan geçmez bu saatten sonra...Bak kızıyorum ama..Ben senin babanın arkadaşıyım..Benim de senin gibi üç tane kızım var..Seni burda böyle,bu saatte tek başına bırakamam..Başına bişey gelirse babana nasıl hesap veririm sonra?..
DEMOKRASİ -- Babamın arkadaşısınız?
SAPIK -- EVETT?...Allah Allah...Hala inanmıyor...Baban nereye takılıyor akşamları?
DEMOKRASİ -- Kahveye..
SAPIK -- Peki o kahve kimin??
DEMOKRASİ -- Kimin?
SAPIK -- Benim...Biz babanla her akşam aynı masada oyun oynuyoruz..Okey..Tavla..Pişti..Ellibir..Elliiki..Elliüç...Ne zaman eşli okey oynasak,babanla ben eş oluyoruz.Bu kadar yakınız babanla...
Evde...Akşam...Sahnede Nurcan...Kulağında telefon,kızını aramakta ama ulaşamamaktadır.....
NURCAN -- (Kulağında telefon,dinler....) Nerdesin be kızım?..Nerdesin be yavrum?..niye açmıyorsun telefonunu?...
RIFAT -- Rıfat bey soldan girer... (diyerek girer)
NURCAN -- (Kulağında telefon) Ne dedin?
RIFAT -- Yok bişey...Geldi mi kız?
NURCAN -- Yok gelmedi..Arıyorum arıyorum,telefonunu da açmıyor..(Endişeli)
RIFAT -- Merak etme gelir birazdan.Ders çalışmaktan yorulmuşlardır,çay içip dinleniyorlardır.Arkadaşının evine gitmişti değil mi?
NURCAN -- Ama telefonunu niye açmıyor?..Çalıyor çalıyor açmıyor telefonunu...
RIFAT -- Canım belki de telefonunu odada bırakmıştır,tuvalete lavaboya falan gitmiştir.Kapat,beş dakka sonra yeniden ararsın.
NURCAN -- Allah Allah..Niye böyle yapıyorsun kızım ya?..Telefonunu yanından ayırma demedim mi ben sana?..
RIFAT -- Yahu Nurcan,ne kadar evhamlısın sen?..Merak etme..Gelir birazdan..Saat kaç ki?.
(Kolundaki saatine bakar) OHA!.Saat onbirbuçuk!.Nerde bu kız??..
Nerde bu kız Nurcan??...(Karısından daha çok endişelenir,paniğe kapılır)
Niye bana haber göndermiyorsun ?..Saat onbir buçuk olmuş..(Karısının yanına gider,ev telefonunun
ahizesini karısının elinden alır) Ver şu telefonu!.
Neydi numarası kızın?
NURCAN -- Burda işte,defterde yazıyor..
RIFAT -- (Masadaki telefon defterinden bakarak,kızına telefon açar) Allah Allaah...Allah Allaaah..
Bu saatte ne dersi bu?..Alacağım okuldan!.Okul mokul yok bundan sonra!.Üniversiteye de
gitmeyecek..Bulacağız birini evlendirip göndereceğiz,uğraşamam ben bunla,ALO?
NURCAN -- Açtı mı?
RIFAT -- Yok,açmadı.Çalıyor,açmıyor.
NURCAN -- Açmıyorsa niye alo diyorsun?
RIFAT -- Açsın diye alo diyorum!..(Telefona bağırarak) Kızım açsana telefonu!...
NURCAN -- Telefonu açmıyorsa seni duyamaz Rıfat,bağırmana gerek yok.
RIFAT -- Öldüreceğim onu!..Gelsin eve bacaklarını kıracağım..(Telefonu kapatır,yeniden çevirir)
Yine çalıyor,açmıyor..
NURCAN -- (Bu kez Nurcan,kocasını sakinleştirmek için,onun söylediğini söyler) Belki de telefonunu odada bırakmıştır,lavaboya,tuvalete falan gitmiştir,sakin ol Rıfat..
RIFAT -- Saçma sapan konuşma Nurcan?..Telefonunu odada bırakmış da,tuvalete gitmiş?..Çok mu ağır telefon?..Yanında taşıyamıyor mu?..Evde telefonu duyan başka kimse yok mu?..
Kızın başına bişey geldi Nurcan!..Ben dışarı çıkıyorum,yollara bakacağım..Kime gitmişti bu kız?
NURCAN -- Arkadaşına gitti.Söyledi ya,aynı okuldan Adalet diye bir arkadaşı.
RIFAT -- Onun telefonu yok mu bizde?..Arkadaşının telefonu yok mu sende?
NURCAN -- Yok valla..
RIFAT -- Evleri nerde bunların?.Kimin kızı?.Nerde oturuyorlar?
NURCAN -- Özgür biliyor evlerini.. Özgür'ü gönderdim arkadaşının evine.
RIFAT -- İyi yapmışsın.Ne kadar oldu gideli Özgür?
NURCAN -- Bir saate yakın oldu,nerdeyse gelir..
RIFAT -- O kadar uzak mı arkadaşının evi?..Niye o kadar uzağa gidiyor?..Bu yakınlarda başka arkadaşı yok mu ders çalışacak?...
NURCAN -- Ne bileyim Rıfat,o kız bizimkinin en yakın arkadaşı..
RIFAT -- Başımıza ne gelirse zaten hep en yakınlarımızdan gelir...Özgür gelince bana telefon et,haber ver,ben de şeye gideyim..
NURCAN -- Nereye gideceksin?
RIFAT -- Ne bileyim Nurcan!..Gideyim bakayım biyerlere..Kız yok ortalıkta.Demokrasi yok ortalıkta...
Allah göstermesin,kaza maza olmuştur,karakola gideyim,hastanelere bakayım...
NURCAN -- Tamam....(Yüzünde endişe..)
(Tiyatro oyunu)
(Birinci tablo)
RIFAT...Kırklı yaşların ortalarında..
NURCAN...Rıfat'ın karısı.
ÖZGÜR...Oğulları..on sekiz-on dokuz yaşlarında.
Nurcan,hamiledir..Doğumu yakındır..Kız çocuğu bekliyorlar...
Evin salonu..akşam yemeği zamanı..
Nurcan,birazdan yiyecekleri yemek için masayı hazırlıyor..Elinde tabaklar,kaşıklar,sağdan girer.Üzerinde,sona yaklaşmış hamileliğin genel sıkıntıları vardır.Bir eliyle belini tutarak güçlükle yürür.Yanında oğlu Özgür,annesine masayı hazırlamakta yardım ediyor....
NURCAN -- Of of of..Öldürecek beni bu hamilelik...Belim bir yandan,ayaklarım bir yandan...
( Tabakları masaya koyar,düzenlerler..)
Vallahi hamallıktan başka birşey değil hamilelik..
Hamallık,hamilelik.. İkisi de aynı kökten türemiş herhalde,aynı şey,hamilelik eşittir hamallık...
Oğlum,sana bir anne tavsiyesi vereyim,sakın hamile kalma..
ÖZGÜR -- Saçmalama anne,erkekler hamile kalmazlar..
NURCAN -- Kalmazsınız tabi...Nasıl olsa biz kalıyoruz ya?..Siz keyfinize bakın...
Git mutfaktan suyu getir!.Sürahiyi doldurdum,tezgahın üzerinde unuttum,git al gel,ben de oturayım azıcık şöyle..(Masanın sandalyelerinden birini çeker,oturur.)
Bilgisayarını tamir ettirdin mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,bu akşam götüreceğim tamire..
NURCAN -- Oğlum dikkatli kullan,niye ikide bir bozuluyor bilgisayarın? Bilgileri yanlış mı sayıyorsun?..
Dikkatli kullan,bütün paramızı senin bilgisayarının tamirine veremeyiz.
ÖZGÜR -- Bilgisayarıma virüs girdi..
NURCAN -- Ne girdi?
ÖZGÜR -- Virüs..
NURCAN -- Virüs ne oğlum,varis gibi bişey mi?
ÖZGÜR -- Yok anne,virüs işte..Mikrop gibi birşey..
NURCAN -- Bilgisayarın mikrop mu kaptı?..Ne yaptın,bilgisayarının yanında mı hapşırdın? Senden mi kaptı mikrobu?
ÖZGÜR -- Yok anne öyle birşey değil..
NURCAN -- Kapatıp aç,belki düzelir..
ÖZGÜR -- Neyi kapatıp açayım?
NURCAN -- Bilgisayarı... Elektrikli aletlerde oluyor ya öyle,kapatıp açınca düzeliyor..Hatta ben baban bozulunca,babanı bile kapatıp açıyorum da,düzeliyor.
ÖZGÜR -- Anlamadım,babamı kapatıp açıyor musun?.Nasıl yani?..
NURCAN -- Kaç kere aramız bozuldu,kavga ettik,aramızdaki ilişkiyi kapattım,çektim annemin evine gittim,bir hafta sonra kuzu kuzu geldi,yalvar yakar aldı beni annemin evinden...
İlişkilerde de böyledir.Baktın ki,karşındaki sana kötü davranıyor,ilişkiye ara vereceksin,uzak duracaksın..
Karşındaki sana durup dururken niye kötü davransın? Demek ki bozulmuş...Hemen ilişkiyi kapatacaksın,karşındaki kendini düzeltince yeniden açacaksın..
ÖZGÜR -- ( Oturur)
NURCAN -- Oğlum,hemen oturdun masaya.Daha yemek hazır değil.Git babanı al gel kahveden..
ÖZGÜR -- Olur anne...( Kalkar,çıkışa doğru yürür )
NURCAN -- Gelirken iki tane ekmek daha al,ne olur ne olmaz..Maşşallah,ekmeğe doymuyorsunuz,fırın açsam,ekmek yettiremem size..
ÖZGÜR -- Ben de onu merak ediyorum ya zaten..Ekmek yiye yiye,nasıl oldu da ben üniversite kazandım?
NURCAN -- Havalara girme hemen..Alt tarafı,Turizim-Otelciliği kazandın..Babana söyleseydin,üniversiteye gitmeden de bir otelde iş bulurdu sana...
Haydi git,babanı al gel,oyuna dalmasın yine,ikide bir yemek hazırlayamam...
ÖZGÜR -- Tamam,gidiyorum..
( Çıkacakken,babası girer)
RIFAT -- NEREYE?..NEREYEE?...Akşam akşam,yemek vakti nereye gidiyorsun?...
ÖZGÜR -- Seni almaya geliyordum baba..
RIFAT -- ( Sert ama içten içe keyifli) Beni alıp ne yapacaksın?..Atsan atılmam,satsan satılmam,elinde kalırım,alma beni boşver..
ÖZGÜR -- Estağfurullah baba,sen bizim için çok değerlisin..
RIFAT -- Gerçekten mi?.Değerli miyim??
NURCAN -- Değerlisin tabi Rıfat..Senin emekli maaşınla dönüyor bu ev..
RIFAT -- ( Karısının üzerine gider,ciddi ciddi.) Bu ev "dönüyor mu" Nurcan??..
NURCAN -- Yani lafın gelişi öyle söyledim.Dönüyor derken..
RIFAT -- Lafın gelişi olur mu Nurcan?.Dünya dönmüyor mu?
NURCAN -- Dönüyoor..?
RIFAT -- Eee?..Bizim ev dünyada değil mi?..Biz,uzay boşluğunda mı yaşıyoruz?..Dünya dönüyorsa,bizim ev de dönüyor..
NURCAN -- Gerçekten mi??..Ben de diyorum,niye sabahtan beri başım dönüyor?..
( Baba-Oğul gülerler..)
RIFAT -- Yahu sen ne kadar kolay kandırılıyorsun Nurcan?..O baş dönmesi,hamileliktendir..Karnında bebek taşıyorsun.Karnında hayat taşıyorsun,hayat..Yükün ağır,Allah kolaylık versin,Allah yardımcın olsun..
NURCAN -- Siz de biraz yardımcı olsanız?..
RIFAT -- Ben üzerime düşeni yaptım!....Daha ne yapayım?..
Oğlum,Özgür,yardım ediyor musun evdeyken annene?..Keşke bu çocuğu kız gibi yetiştirseydik,ev işlerinde yardım ederdi sana..
Nasıl gidiyor hamilelik?.İyi bakıyor musun kızıma?..
NURCAN -- Nereden senin kızın oluyor,ben taşıyorum onu dokuz ay karnımda?.
RIFAT -- Olsun..Her ne kadar birlikte yapmış olsak da,benim kızım sayılır..
NURCAN -- Nasıl senin sayılıyor?
RIFAT -- Şöyle...Diyelim ki,gazoz makinasına para attın,gazoz,düştü...O gazoz,makinanın mıdır,yoksa parayı atanın mı?..
NURCAN -- Ben gazoz makinası değilim Rıfat,insanım!..
RIFAT -- Ben de insanım?.
ÖZGÜR -- Ben de...
NURCAN -- Eee?
RIFAT -- Eee?
ÖZGÜR -- Eeee?
NURCAN -- Eeee?
RIFAT -- Hepimiz insanız Nurcan?..Sen,insanız derken ne demek istedin?
NURCAN -- Ay Bilmiyorum,kafam çok dağınık..Cümleye girerken ne demiştim ben?
RIFAT -- Boş ver cümleyi,yemek yiyelim,çok acıktım ben...
(Masaya,yemeğe otururlar)
(Yemekler konulup,yenirken..)
RIFAT --Şaka yapıyorum Nurcan..Tabii ki,çocuklar sadece babaya ait olamaz..Mesela şu senin karnındaki çocuğun üzerinde bir çok insanın hakkı var...Portakal aldığım manavdan,portakal üreticisine....
Hatta,bizim Sabri,doğacak çocuğumuzun manevi babası sayılır.
NURCAN -- Sabri kim?
RIFAT -- Kahve'den arkadaşım...Sabri'yle kahvede tavla oynuyorduk,beni altı-sıfır yendi....Benim kaybetmeye hiç tahammülüm yoktur biliyorsun..O kızgınlıkla eve geldim..Hatırlasana,ne kadar kızgındım o gün?...Çocuk okuldaydı,evde kimse yoktu,sen beni sakinleştirmek için.....
NURCAN -- Ben seni sakinleştirirken mi oldu bu çocuk?
RIFAT -- Evet..Geriye doğru saydım,o güne denk geliyor..Bu çocuğu Sabri'ye borçluyuz..Çocuk doğunca,Sabri'yi,çocuğun vaftiz babası yapalım..
NURCAN -- Saçmalama.. Ne koyacağız çocuğumuzun adını?.
RIFAT -- Koyarız bişey,acelesi yok...Olmadı,boş bırakırız,büyüyünce kendi ismini kendi koyar..
NURCAN -- Ayşe koyalım..Kızımızın ismi Ayşe olsun.
ÖZGÜR -- "Açelya" koyun..
RIFAT -- Niye??
ÖZGÜR -- Bilmiyorum..
RIFAT -- Daha erken,hele bir doğsun da..
NURCAN -- "Menekşe" olabilir...Veya "Gül..Lale...Papatya..Akasya..."
RIFAT -- Yok,Ihlamur!..Sen kafanı yorma,ben bulurum güzel kızıma güzel bir isim.,
NURCAN -- Kızın güzel olacağını nerden biliyorsun?
RIFAT -- Güzel olacak.Erkek adamın güzel kızı olur..
ÖZGÜR -- Didem..Dilara..Burcu..
RIFAT -- Ne olmuş onlara?
ÖZGÜR -- Bunları da koyabilirsiniz..Veya herkes bir isim koysun,üç tane ismi olsun,hangisini beğenirse onu kullanır.
NURCAN -Canan da güzel isim..Veya Fatma da olabilir..Emine de fena değil..Veya Cemile..Serap..
Fatoş..Şule..Nuriye..Huriye...Necati..
RIFAT -- Necati mi?..Manyaklaşma Nurcan,Necati erkek ismi..
NURCAN -- Olur mu canım,benim teyzemin kızının adı Necati....Ruşen teyzemin kızı..
Veya Ajda olabilir...Arzu...Belkıs..Nazan..Jülide..Ebru..Betül..Duygu..Gülbahar..Nigar..Dilek..Nihal
Hülya...
RIFAT --Yahu Yeter!..
NURCAN -- Aaa..Doğru söylüyorsun."Yeter" koyalım..Rahmetli Yeter halamın ismi....
(Müzik..Perde..Tablo sonu)
( BİRİNCİ TABLO'NUN SONU )
...............................
(İKİNCİ TABLO)
Lokal ışık altında yatak odası...
Rıfat ve karısı Nurcan yatma hazırlığındalar...
NURCAN -- Rıfat sen iyice gevşedin,bir işe girmeyecek misin?.
RIFAT -- Ne işi?..Otuz sene köpek gibi çalıştım,yetmez mi?..Yorgunum Nurcan,yeter çalıştığım.Emekli maaşım yeter bize.Ayağımızı yorganımıza göre uzatırız..
NURCAN -- Özgür'ün üniversite masrafı arttı Rıfat,senin maaşının yarısı ona gidiyor,bir de bu var..
(Şişkin karnını gösterir) Bir işe girsen,bir ek gelirin olsa iyi olmaz mı?
RIFAT -- O senin yüzünden oldu..
NURCAN -- Ne benim yüzümden oldu?
RIFAT -- Karnındaki...Ben sana söylemiştim,başka çocuk yapmayacaktık,öyle konuşmuştuk.Dede olacak yaşa geldim,şimdi bir daha baba mı olacağım?
NURCAN -- Bunun için hiç beni suçlama Rıfat.Bu,benim yüzümden olmadı,senin yüzünden oldu.
RIFAT -- Niye benim yüzümden oluyormuş?.Ben mi şişirdim karnını??
NURCAN -- Sen şişirdin tabi,kim şişirdi?
RIFAT -- Hayır,onu demek istemedim.Niye beni suçluyorsun?.
NURCAN -- Kimi suçlayacağım?.Senin yüzünden hamile kaldım..Sen dedin bana,"Hap kullanma,ben kendimi kontrol ederim "dedin,ben de sana güvenip hap kullanmayı bıraktım.
RIFAT -- Ne yapayım,kontrol edemedim işte.Dalmışım,unuttum..
NURCAN -- Dalmışsın??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Nereye daldın?.
RIFAT -- Dedim ya,o gün gündüz,kahvede Sabri'ye tavla'da yenilmiştim,onu düşünüyordum...
NURCAN -- Sen benimle sevişirken kahvedeki arkadaşlarını mı düşünüyorsun??
RIFAT -- Hayır yahu!..Dübeş attığım zaman içeriye kapı alsaydım,Sabri beni son elde yenemezdi,oyunu çevirebilirdim.O anda o geldi aklıma.
NURCAN -- Tam o sırada?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Aklına o gelince kendini kontrol etmeyi unuttun,"boşver anasını satayım,koyver gitsin" dedin??
RIFAT -- Öyle oldu..
NURCAN -- Yani,dübeş attığın zaman kapı alsaydın,ben hamile kalmayacaktım??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- O zaman çocuk doğduğunda adını "Dübeş" koyalım.
RIFAT -- Saçmalama,hadi hadi geç oldu,yatalım artık...O doğum kontrol haplarını kullanmanı istemiyorum.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- O haplar kıllanma yapıyor.O hapları kullandığın zaman bacaklarında kıl çıkıyor.Bacaklarını okşarken kafam karışıyor,senin bacaklarını mı okşuyorum,kendi bacaklarımı mı okşuyorum?..
NURCAN -- Saçmalama,benim bacaklarım kıllı değil.. Hap kullanmıyorum.
RIFAT -- Kullanma..Kullanacaksan da,düzenli traş ol..Benim traş makinamı da kullanma.
NURCAN -- Niye?
RIFAT -- Ne demek niye?.Ben nerden bileyim senin nereni traş ettiğini?..,
Ne koyacağız adını?.Bir isim bulalım şuna..
NURCAN -- (Sevgiyle karnını okşar) Bebeciğime mi?."Ayşe" koyalım.İsmi Ayşe olsun.
RIFAT -- Sen de taktın "Ayşe"ye.Ne var Ayşe'de?.
NURCAN -- Bişey olduğundan değil Rıfat?..Ayşe basit isim.Ayşe isminden çok var.Bizimki de onların arasına karışır,dikkat çekmez.
RIFAT -- Hayır,ben anlamlı bir isim koyalım istiyorum çocuğumuza.Kız çocuğuydu değil mi?.Kız çocuğuna hamilesin?..
NURCAN -- Evet Rıfat!..(Kızgın) Kız çocuğuna hamileyim!!
RIFAT -- Acaba..sevişirken sen üste mi çıkmıştın o ara,ondan mı öyle oldu?? (Kırmamaya çalışarak)
NURCAN -- Kız çocuğunun nesi var Rıfat??? (Kızgın)
RIFAT -- Bişeyi var demedim Nurcan..Olsun..Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez.
NURCAN -- İğreniyorum bu laftan!..
RIFAT -- Hangi laftan?
NURCAN --"Hayırlısı olsun da,kız-erkek farketmez"miş...Nedense hep kız çocuğu olunca söylersiniz bu lafı...Niye erkek çocuğu bekleyen babalar "Hayırlısı olsun da kız-erkek farketmez "demiyor?..
Erkekliğiniz batsın sizin!..
RIFAT -- Tamam batsın,hadi yatalım...(Yatağa girerler)
Ne koyalım kızın adını,ne koyalım,ne koyalım??..
Anlamlı bir isim olsun Nurcan.Bak,oğlanın adını Özgür koyduk.Özgür,ne kadar güzel bir isim..Eğer bu da oğlan olsaydı adını "Barış" koyardım..Özgür..Barış..Onur..Şeref..Haysiyet..Bunlar bir erkeğe yakışan anlamlı,güzel isimler.
NURCAN -- "Haysiyet" diye erkek ismi mi var?
RIFAT -- Mesela yani..Öyle anlamlı bir isim takalım ki,söylene söylene ismi bilinç altına yerleşsin,isimlerinden etkilensinler,isimleri gibi yaşasınlar,özgürlükten,barıştan yana olsunlar..
NURCAN -- "Sevgi" olabilir mi?.Sevgi,kız için hem güzel,hem anlamlı bir isim.
RIFAT -- Bravo!.Sevgi çok güzel bir isim.Ben de kadınlarda,kızlarda Sevgi ismini çok beğenirim.Sevgi ilham verir.Çok anlamlı ve çok güzel bir isim.
NURCAN -- "Sevgi"mi koyalım?
RIFAT -- Hayır!....
"Sevgi" güzel isim ama ben daha farklı,daha özel bişey olsun istiyorum..Hem özel,hem güzel bir isim olsun,kardeşiyle isimleri uyumlu olsun..
Ne koyabiliriz?.Ne koyabiliriz??...
NURCAN -- Akrabalarımızdan sevdiğimiz birinin ismini koyalım.O da çok anlamlı olur.
RIFAT -- Olabilir.Kim mesela?
NURCAN -- Mukadder teyzem var ya benim,çok severim,Mukadder teyzemin ismini koyalım.
RIFAT -- Nedir Mukadder teyzenin ismi?
NURCAN -- Mukadder..
RIFAT -- Hayır...Daha orijinal,hiç duyulmamış,hiç takılmamış bir isim verelim kızımıza.İlginç olsun,farklı olsun..
NURCAN -- Öyle her istediğin ismi koyabiliyor musun çocuğuna?
RIFAT -- Koyarım tabi,niye koyamayacakmışım?..Allah Allah?..(Yastığını düzeltir,kafayı koyar) Memlekette demokrasi yok mu?.Niye kendi çocuğuma istediğim ismi koyamayacakmışım?
(Durur.İsmi bulmuştur.Heyecanla doğrulur)
BULDUM!!...
NURCAN -- Ne buldun?
RIFAT -- Doğacak kızımıza ne isim koyacağımızı buldum!!..
NURCAN -- Ne isim koyacağız kızımıza?
(Gözleri parlayarak)
RIFAT -- "DEMOKRASİİİİ!........"
(Işık..Müzik..İkinci tablo sonu)
(İKİNCİ TABLO'NUN SONU)
...................................
(ÜÇÜNCÜ TABLO)
Ertesi sabah...
Kahvaltı zamanı..
Sağda masa..Özgür,masada..
Nurcan,elinde kahvaltılıklarla mutfaktan gelir...
NURCAN -- Sanki başka isim kalmadı,bula bula onu buldu....
Koydurmam valla..."Demokrasi" diye isim mi olur?...Demokrasi bir rejim,benim kızım rejim mi?..
Demokrasi bir yönetim biçimi,benim kızım yönetim biçimi mi?...
(Kahvaltılıkları masaya yerleştirir)
ÖZGÜR -- Ne oldu anne?
NURCAN -- Baban,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koyacakmış..
ÖZGÜR -- Ne demokrasisi?
NURCAN -- Parlamenter demokrasi!...
Oğlum ne bileyim ne demokrasisi?..Kıza isim arıyorduk,nerden aklına geldiyse,kızın adı "Demokrasi" olacak dedi..
ÖZGÜR -- Niye?
NURCAN -- Ne bileyim niye?...Güzel olsun,farklı olsun,anlamlı olsun,abisinin ismiyle uyumlu olsun dedi,sonra da nerden aklına geldiyse "Demokrasi" ismini buldu.
ÖZGÜR -- Olur mu öyle şey anne,saçmalamış babam.
NURCAN -- Ben de öyle dedim,"Olur mu öyle şey anne" dedim...Yani,babana,anne demedim de..
saçmaladığını söyledim...
ÖZGÜR -- Hem benim ismimle ne alakası var?..Benim ismimle uyumlu mu Demokrasi ismi?
NURCAN -- Senin ismin Özgür ya,kızın adını da Demokrasi koyarsak,"Özgürlük-Demokrasi"
yan yana güzel dururlar dedi...
ÖZGÜR -- Öyle miymiş?.Özgürlükle Demokrasi yan yana güzel mi duruyormuş?
NURCAN -- Ben ne bileyim oğlum?.Ben ne anlarım özgürlükten,demokrasiden?..
( Rıfat,bir kolunu,omuzunu ovuşturarak girer )
RIFAT -- Günaydın...
ÖZGÜR -- Günaydın baba..
NURCAN -- Günaydın...Ne oldu,niye ovalayıp duruyorsun kolunu?
RIFAT -- Ağrı girdi koluma..Pencere mi açık kaldı,ceryanda mı kaldım nedir?..
NURCAN -- Yaşlandın artık Rıfat bey,romatizma ağrısıdır o...(O arada ekmek falan doğrar)
RIFAT -- Bu? (Kolunu göstererek)
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Romatizma ağrısı?
NURCAN -- Evet..Yaştandır,yaştan.
RIFAT -- Yaştan?
NURCAN -- Evet.
RIFAT -- Öbür kolum da aynı yaşta,o niye ağrımıyor??..(yazarın notu:Bu espri,anonimdir)
(Bir yandan kahvaltı ediyorlar)
ÖZGÜR -- Aslan babam!..(İçinden gelir,babasının sırtına vurarak)
RIFAT -- Oğlum vurma sırtıma,lokmamı düşüreceksin ağzımdan....
Hem bana "Aslan" deme!..Aslan değilim ben..Beşiktaşlıyım ben,Kartal'ım.."Kartal" diyeceksin bana!
ÖZGÜR -- "Kartal babam!..." (Aynı hareketi yaparak)
NURCAN -- Beşiktaş ne yaptı bu hafta?
RIFAT -- SANA NE???...Sen,Galatasaraylı değil misin?
NURCAN -- Olur mu Rıfat?.Galatasaray benim "kızlık takımım.."
RIFAT -- Anlamadım,ne takımın?..
NURCAN -- Kızlık takımım...Evlenmeden önce Galatasaraylıydım,evlenince,sen Beşiktaşlısın ya,senin takımını aldım,Beşiktaşlı oldum.
RIFAT --Nasıl benim takımımı aldın??..Ne diyorsun sen Nurcan??
NURCAN -- Kadın,evlenince kızlık soyadını bırakıp,kocasının soyadını almaz mı?
RIFAT -- Eveet..?
NURCAN -- Sanki benim soyum yokmuş,ben soysuzmuşum gibi senin soyadını alıyorum ya?
RIFAT -- Doğrudur,evet..?
NURCAN -- Senin soyadını alınca senin bir parçan oluyorum,sen neyi seversen,neyi tutarsan,ben de onu tutuyorum ya,işte bu da öyle,Galatasaray benim kızlık takımım.evlendikten sonra senin takımını tutmaya başladım..
RIFAT -- Nurcan saçmalama,öyle bir şey yok,istediğin takımı tutabilirsin!..Yani...İstediğin futbol takımını tutabilirsin.
NURCAN -- Yok,iyi böyle,ben senin takımını tutmaya alıştım,başka takım tutamam bu yaştan sonra.
Kara Kartal Oley!..
RIFAT -- Dersler nasıl Özgür bey?.Nasıl gidiyor üniversite?
ÖZGÜR -- İyi gidiyor baba..
RIFAT -- İyi iyi,aferim,oku..Oku da baban gibi eşek olma..
NURCAN -- Rıfat?..
RIFAT -- Efendim?
NURCAN -- Ben o ismi kızıma koydurtmam bilesin..
RIFAT -- Hangi ismi?
NURCAN -- Rıfat saçmalama Allahaşkına,"Demokrasi" diye isim mi olur?..Demokrasiyi yönetim şekli olarak bile beğenmiyorlar da,değiştirmeye çalışıyorlar,sen,doğacak kızımıza "Demokrasi" ismini koymak istiyorsun?..
RIFAT -- Koydum bile..Karar verdim.Kızın adı Demokrasi olacak..Oğlanın adını Özgür koyduk,kızın adını Demokrasi koyacağız,bir oğlan daha yaparız,onun adını da Barış koyarız,"Özgürlük-Barış ve Demokrasi." bir insan daha ne ister?
NURCAN -- Ay sen iyice siyasi bir adam oldun Rıfat?..Eskiden oy vermeye bile üşenirdin,ne oldu sana?
RIFAT -- Okuyorum Nurcan..Okuyorum,bilgileniyorum,memlekette ne oluyor,ne bitiyor,okuyoruz duyuyoruz,görüyoruz,kör değiliz,sağır değiliz,aptal değiliz,enayi hiç değiliz..
NURCAN -Ne zaman okuyorsun?.Ben seni hiç okurken görmedim.
RIFAT -- Görmek istiyorsan kahveye gel.Her gün kahvede beş tane gaste okuyorum.Arkadaşlar gelip Okey kurulana kadar bütün gasteleri didik didik ediyorum.Demek ki o arada farketmeden siyasi bir adam olmuşum.
NURCAN -- Git bir siyasi partiye üye ol bari..
RIFAT -- Yok,ben gelemem o işlere..Böyle iyi.Biz arkadaşlarla kahveden yönetiyoruz memleketi..
NURCAN -- AY!
RIFAT -- Ne oldu?
NURCAN -- AYY!..
RIFAT -- Ne oldu Nurcan,doğum sancısı mı? Geliyor mu çocuk??
NURCAN -- Galiba..AYY...AYYY!..
RIFAT -- Oğlum bakma öyle öküz gibi,koş duraktan taksi al gel!..(Özgür çıkar)
Nurcan,gel şöyle koltuğa geç...yavaş..Sakin ol..Nefes al,nefes al...(Koluna girer,destek olur)
NURCAN -- Ayy..Bebek geliyor galiba Rıfat..Geliyor bebek..
RIFAT -- Sakin ol..Nefes al..Taksi geliyor şimdi,beş dakkada hastanedeyiz..Nefes al..Derin derin nefes al,nefes ver..Nefes al,nefes ver...Nefes al,nefes ver!..
NURCAN -- Alıyorum Rıfat,nefes almadan nasıl yaşayacağım?..
RIFAT -- Çocuk için de al,çocuk için de al..Hep kendin için alma,çocuk için de nefes al..Geliyor,geliyor,Demokrasi geliyor...EVİMİZE DEMOKRASİ GELİYOOOORRR!.....
( Müzik..Perde..Üçüncü tablo sonu)
(ÜÇÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
..........................................
(DÖRDÜNCÜ TABLO)
Adını "Demokrasi" koydukları kızları dünyaya gelmiştir..
Rıfat,elinde kızının beşiği,içinde kızı (!),soldan girer...
RIFAT -- GELDİİİİİİİ......
Evimize demokrasi geldi...
Nihayet,özlemle,hasretle,dört gözle beklediğimiz kızımız "Demokrasi" dünyaya geldi!...
(Elinde beşikle,öne,seyirciye yaklaşır..)
RIFAT -- Demokrasi lazım mıydı?.. (Seyirciye)
(Ön sıradan bir seyirciyi gözüne kestirir)
Beyefendi,Demokrasi lazım mı,demokrasiye ihtiyacınız var mı?..Lazımsa vereyim size bunu,biz yenisini yaparız...
Yok mu?..Demokrasiye ihtiyacınız yok mu?..
Öyle demeyin beyefendi,herkesin demokrasiye ihtiyacı vardır.Bugün ihtiyacım yok dersin ama yarın ihtiyacın olur,hiç belli olmaz bu işler...
(Ön sırada bir kadın seyirciyi gözüne kestirir)
Hanımefendi,sizin var mı demokrasiye ihtiyacınız?...
Evinizde demokrasi var mı?..Evde kimin sözü geçiyor?.İsteklerinizi,haklarınızı kocanıza kabul ettirebiliyor musunuz?..
Demokrasi,her eve lazım...Demokrasi evlerden başlar.Evlerde demokrasi yoksa,Ülkede de olmaz.
Demokrasi güneş gibidir,demokrasi giren eve doktor girmez...
(Seyirciyle konuşmayı bitirir,beşikle birlikte,geriye gider)
Haydi bakalım,senin uyku vaktin geldi.seni biraz sallayalım da,uyu.Uyu da büyü..
(Koltuğa oturur,beşiği karşısına koyar,sallamaya başlar)
RIFAT -- "Dandini dandini dasdaana..Danalar girmiş bostaana...Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana...
NURCAN -- (Sağdan girer.Elinde soymaya başladığı bir patates ve bıçakla) Ne dedin Rıfat,duyamadım,kim nereye girmiş?
RIFAT -- (Şaşkın bakar,sonra..) Danalar diyorum,bostana girmişler,niye dikkat etmiyorsun?...
NURCAN -- Neye dikkat edeceğim?
RIFAT -- Danalara.
NURCAN -- Ne danası?
RIFAT -- Süt danası.
NURCAN -- Ne diyorsun sen?
RIFAT -- Sen ne diyorsun? Bebeği uyutmaya çalışıyorum,sallayıp ninni söylüyorum...
"Dandini dandini dasdaana..."
Bizim başka ninnimiz yok mu,bu ninniyle uyumuyor bebek?
NURCAN -- Yok valla.Bizim başka ninnimiz yok.Biz hep bu ninniyle uyuduk,büyüdük.Benim yedi sülalem hep bu ninniyle uyudu, "Dandini ninnisi" bizim aile ninnimiz..
RIFAT -- Ama bu ninniyle uyumuyor çocuk?..Yeni nesil bu ninnilerle uyumuyor Nurcan..
NURCAN --Demek ki,nesiller değiştikçe insanları uyutabilmek için ninnileri de değiştirmek lazım..
RIFAT --Karnı aç olmasın,sen emzirdin bunu değil mi?
NURCAN -- Emzirdim emzirdim..Hem nasıl emdi bilsen..Nasıl da acıkmış yavrum benim..
RIFAT -- (Bebeğe) Bana bak,açlıktan çıkmış gibi saldırma annenin memelerine!.Doğru dürüst em,
annenin memelerini bozma..Geriye bir tek onlar kaldı zaten.
Afferim sana,afferim sana..Annenin sütü,ananın ak sütü gibi helal olsun sana!..
Canım kızım..Benim güzel Demokrasim!..
NURCAN -- Dediğini yaptın,adını "Demokrasi" koydun değil mi?
RIFAT -- Evet..Kızımızın adını "Demokrasi" koydum,kapı gibi pembe nüfus kağıdını da aldım,canım kızımın nüfus kağıdını kalbimin üstünde taşıyorum..
(Kazağının altındaki gömleğinin cebinden,kızının nüfus kağıdını çıkarır,gururla okur:)
Adı : Demokrasi..
Baba adı : Rıfat
Ana adı : Nurcan
Doğum yeri : İstanbul
Doğum tarihi : 29 Ekim 20l6
(Arkasını çevirir)
Medeni hali : Bekar
Hane no : 0034
Cilt no : 0041
NURCAN --"Cilt no" nedir?
RIFAT -- Cilt no...Şey işte..Kızın cilt numarası...Mesela benim cilt numaram Otuzaltı..(Kolunu uzatır) Elle bak,Otuzaltı numara ciltler pürüzsüz oluyor...Bazı ciltler de portakal kabuğu gibi oluyor ya,mesela senin kalçaların öyle,onun numarası üçyüzseksenaltı...
NURCAN -- (Bozulur) Bana bak,atarım şimdi şu elimdeki patatesi kafana!.Benim kalçalarımda portakal kabuğu yok!.
İki tane çocuk doğur da,asıl ben senin kıçını göreyim!.
RIFAT -- Şaka yapıyorum,niye bozuluyorsun hemen?..Ben senin kalçalarını beğeniyorum..Bazı geceler,seni ters çevirip başımı yastık niyetine kalçalarının üzerine koymuyor muyum?..
NURCAN -- Terbiyesizleşme,seyirci var!.. (Salondaki seyirciyi göstererek)
RIFAT -- Aman!..Sanki seyirci çok terbiyeli?..(Seyirciye bakarak)
NURCAN -- Ver şunu,ben ayağımda sallar uyuturum..(Beşiği almaya yeltenir)
RIFAT -- Vermem valla..(Engeller) Ben uyuturum..Ben güzel kızıma güzel ninniler söyleye söyleye uyuturum..Dandini dandini dasdaanaa..
NURCAN -- Bakıyorum bir türlü ayrılamıyorsun kızından?..
RIFAT -- Yaa..Ayrılamıyorum...Kız evladı başkaymış...Kız evladı daha çok korunmaya muhtaç ya,insanı daha çok baba yapıyor...(Duygusal haller..)
Oğlan büyüdü,ben yaşlandım,içimdeki babalık duygusu kurudu sanıyordum.(Beşiğe bakarak) Bu güzel kız içimdeki babalık duygusunu yeniden canlandırdı,beni tazeledi,gençleştirdi.Kızımı seyrederken içimde sürekli,ne olduğunu anlayamadığım hoşuma giden şeyler hissediyorum..
NURCAN -- Onlara "Duygu" deniyor..
RIFAT -- Neylere?
NURCAN -- Kızını seyrederken,içinde oluşan güzel şeylere.
RIFAT -- Onlar duygu mu?
NURCAN -- Evet..
RIFAT -- Niye bana daha önce duyguların güzel bir şey olduğunu söylemedin??
NURCAN -- Bilmem...(Yanına oturur) Seni tanıdığım zaman sen kütük gibi bir adamdın.Ben seni öyle sevdim,değiştirmek istemedim..
RIFAT -- Kütük gibi bir adam olduğum için hep gurur duymuşumdur kendimle...Sakin..Soğukkanlı ..Duygusuz...Duygu baya güzel bir şeymiş.İnsan kendini şey gibi hissediyor.
NURCAN -- Ney gibi?
RIFAT -- İnsan gibi..
Bu güzel bebek sayesinde içimde yeni bir heyecan,yeni bir umut var...
NURCAN -- Her bebek yeni bir umuttur zaten..
RIFAT -- Bana bu heyecanı,bu güzel bebeği sen verdin.Sana bunun için teşekkür ederim.
NURCAN -- Rica ederim..Vazifemiz...
Kımıldanmaya başladı,salla şunu..
RIFAT -- (Beşiği sallamaya başlar) Dandini dandini dasdaana!.Danalar girmiş bostaana!..
Yok,bu ninni işe yaramıyor,daha çok rahatsız oldu..
NURCAN -- Bırak bana..Annesinin yumuşacık sesiyle uyutayım ben onu..(Beşiği sallamaya başlar) "Dandini dandini dasdaana,danalar girmiş bostaana!.Kov bostancı daanaayı,yemesin lahaanaayı!
RIFAT -- Lahanayı??
NURCAN -- Evet..(Beşiği sallamaya devam eder) "Dandini dandini dasdaana!..
RIFAT -- "Dasdana" dediğine göre baya büyük bir dana galiba..Dasdana..Dapdana...
Bostanda hiç bir şey bırakmaz bunlar..
NURCAN -- Dalga geçme..."Dandini dandini dan ister...Bey babasından don ister...Basmayı beğenmezse...Kadifeden don ister...Eee..ee..ee..e!..Eee..ee..ee..e!"
RIFAT -- Yok Nurcan zorlama,beğenmedi bu ninniyi..Bir de "Fış fış kayıkçıyı" deneyelim.
NURCAN -- Fış fış kayıkçı mı?.
RIFAT -- Fış fış kayıkçıyı bilmiyor musun?.Bebekken sana söylemediler mi?.."Fış fış kayıkçı,kayıkçının küreği,tıp tıp eder yüreği,akşama fırın böreği.." Ne alakası varsa?..
"Yavrum yesin büyüsün,tıpış tıpış yürüsün.." Sonra nakarat kısmı var.
NURCAN -- Nakarat kısmı ne?
RIFAT -- "Eeee..ee..ee..e!.."
Nakarat kısmı bu..Ben bebekken bana hep bu ninniyi söylerlermiş.Biz kayıkçının fışfışlarıyla büyüdük.
NURCAN -- "Fış fış" ne oluyor?
RIFAT -- Fış fış?...Kayıkçı ya bu..Kürek çekiyor,kürek suya girip çıktıkça "Fış..Fışş..Fışşş.." diye ses çıkarıyor.
NURCAN -- Haaaaa...
RIFAT -- Odur herhalde ne bileyim.Belki de kayıkçının lakabı "Fışfış"tır...Adı "Nuri"yse,"Fışfış Nuri" diyorlardır,ne bileyim..
Bırak bana,ben onu bir fışfışlayayım bak nasıl hemen uyuyor...
(Beşiği sallayarak )
"Fış fış kaayıkçı..Kaayıkçının küüreği..Tıp tıp eder yüüreği..Akşama fıırın bööreği..Eee..ee..ee..e!.
Eee..ee..ee..e!...Eee..ee..ee..e!..Eee..eee..eee..ee..Eeee..eee..eee..eee!
Eeee,uzattın ama,uyuyacaksan uyu artık kızım!...
NURCAN -- Bana bırak bana,ben babaannemin ninnisini söyleyeyim kızıma.Babaannemin çok sevdiği, bir ninni var,bizim yöreye ait,onu söyleyeyim hemen uyur.
RIFAT -- İyi,işe yarayacaksa söyle..
NURCAN -- Yarar yarar,göreceksin bak,hemen şıp diye uyuyacak..(Boğazını temizler,kendini hazırlar)
Ses..ses..deneme...
RIFAT -- N'apıyorsun Nurcan,konuşma mı yapacaksın bebeğe?
NURCAN -- Hayır,ninni söyleyeceğim.Bizim oraya ait bir ninni...
RIFAT -- Söyle bakalım,nasıl bir ninniymiş bu?
NURCAN --"Dam üstünde uzun uzun bacalar amaaaaaaaan!... (Uzun hava tutturur)
Bizim elde uzun olur geceler amaaaaaaannn....
Zalım eller aman amaaaaaannn.... (Yanında oturan Rıfat gerilmeye başlar)
Ben öleyim beni yare gönderin amaaaaaannn...
Yüreğime ok değmiş sızlarım amaaaaannn..(Rıfat daha da gerilir,yan yan uzaklaşır)
Zalım eller aman amaaaann..Nenni yavrum nenniiiii..
Koyunum var Karaman amaaaann...Aman amaaaan..Ooooy.. Ooyy..Oooyy...
Kaybolursa aramam aman aman amaaan..oooyyy..oooyyy..Nenniii yavrum nenni oooyy...
Ben bir köylü kızıyım amaaaan,
Şehirliye yaramam amaaaann...Oooyyy..Oyyyy..Nenni yavrum nenni,uyusun da büyüsün nenni oooy ooyy..oooyyy....
RIFAT -- Nurcan manyak mısın sen,nedir bu?
NURCAN -- Ninni..Babaannem köyde bebekleri hep böyle uyuturmuş...Uyudu ama bak,hiç kıpırdamıyor.
RIFAT -- Korkudan kıpırdayamıyor.Korkuttun çocuğu,kasıldı kaldı..
Sen git mutfağına,işine bak,odada ayağımda sallar uyuturum..Deli midir nedir,bebeği uzun havayla uyutmaya çalışıyor..(Beşiği alır,sola çıkışa doğru yürür)
NURCAN -- "Bizim elde uzun olur geceler amaaaaannn...Ben öleyim beni yare gönderin amaaaann..Oooyy ooyy oooyyy...oooyyy..."
(Diye,keyifle uzun havasını atarak sağdan çıkarken...)
(Müzik..Perde..Dördüncü tablo'nun sonu)
(DÖRDÜNCÜ TABLO'NUN SONU)
...................................
( BEŞİNCİ TABLO )
Adını "Demokrasi" koydukları kızları büyümüş,çok güzel bir genç kız olmuştur..Demokrasi kadar güzeldir....
Soldan girer...
DEMOKRASİ -- Anne ben çıkıyoruum..Anneee!...
NURCAN -- Bekle kızım Demet,bi dakka....(Diyerek,sağdan girer,elinde bir küçük kavanoz reçel ve poşet vardır.)
Giderken bunu Mukadder teyzeme bırak...(Reçeli poşete koyar)
DEMOKRASİ -- Nedir bu?
NURCAN -- İlaç...Mukadder teyzem tuvalete çıkmakta zorlanıyormuş.
DEMOKRASİ -- Niye zorlanıyor?.Tuvalet üst katta mı?
NURCAN -- Hayır kızım,öyle değil.Tuvaletini yapmakta zorlanıyormuş..Kayısı iyi gelir dediler,kuru kuru yemesin diye reçelini yaptım.Geçerken uğra,ver reçeli,tatlı tatlı yesin....Tatlı tatlı çıkarsın.
DEMOKRASİ -- Tamam anne,veririm..
NURCAN -- Demet kızım,akşama gelirken de şeye uğra...
(Karşı kapıdan Rıfat girer)
RIFAT -- Neye uğrayacak?..Nereye uğrayacak?...Demet kim?.Sen kime Demet diyorsun??
DEMOKRASİ -- Günaydın babacım...(Sevgiyle..Gülümseyerek.)
RIFAT -- Günaydın kızım... (Kızına döner)
Maşşallah,maşşallah,Allah nazardan saklasın,şunun güzelliğine bak!.Şunun güzelliğine bak!..Bebeğimiz büyümüş de dünya güzeli bir kız olmuş..
Zaman ne çabuk geçiyor.Beş dakka önce ninni söyleyip,beşiğini sallıyorduk,şimdi büyümüş de koskoca kız olmuş.
NURCAN -- Sahne üstünde zaman çok çabuk geçiyor Rıfat..
RIFAT -- Maşşallah maşşallah...Dünya güzeli değil,kainat güzeli...Allah nazardan saklasın.Tüph tüph tüph tüph tüph!..(Kızın suratına doğru)
DEMOKRASİ -- Baba tükürmee!?...
RIFAT -- Tükürmek iyidir,nazardan korur.Ne kadar çok tükürürsem,o kadar çok nazardan korunursun..Tüph tüph tüph tüph tüph tüph!..(Biraz da abartarak kızın yüzüne tükürük saçar)
Nurcan,var mı sende de nazar,sana da tüküreyim mi?
NURCAN -- Yok ben almayayım,bana nazar deymiş deyeceği kadar,beni tükürük bezlerine sarsan nafile..
RIFAT -- Bana bak Nurcan,bir daha bu kıza "Demet" dediğini duymayacağım..Demet değil onun adı,"Demokrasi." Kızımızın adını Demokrasi koyduk,kıza adıyla hitap et!..
NURCAN -- Ben de öyle diyorum Rıfat?..Öyle demedim mi kızım?."Demokrasi" diye çağırmadım mı ben seni?
RIFAT -- Nurcan beni enayi yerine koyma!.Sağır değilim,kıza "Demet" diye sesleniyorsun.
NURCAN -- İşte,Demet..Demokrasi..Aynı şey...Demokrasi çok uzun,ben kısaca Demet diyorum.
RIFAT -- Demokrasinin kısaltılmış hali demet mi??
NURCAN -- Değil mi??
RIFAT -- Nurcan,saçmalama.
NURCAN -- Ben yanlış biliyorum o zaman...
RIFAT -- Bu kızın adı Demokrasi..Kıza demokrasi ismini verdik,öyle çağıracaksın!..Demokrasiyi kısaltmak senin haddine mi?.Demokrasi demokrasidir,uzunu kısası olmaz,kafana göre demokrasiyle oynayamazsın!..
Kızım sen isminden memnun değil misin?
DEMOKRASİ -- Değilim!
RIFAT -- Gördün mü bak?.Kız memnun değilmiş,sana ne oluyor??...
NURCAN -- Tamam tamam,öyle çağırırım kızı,sakin ol,tansiyonun yükselecek.
RIFAT -- Nereye gidiyorsun kızım?
DEMOKRASİ -- Arkadaşıma gidiyorum baba,sınavlara hazırlanıyoruz..
RIFAT -- Ne sınavı bu?
DEMOKRASİ -- Üniversite sınavı.
RIFAT -- Evet,tabi..Üniversiteye gideceksin..Ne istiyorsun,nereyi kazanmak istiyorsun?
DEMOKRASİ -- Hukuk fakültesine girmek istiyorum.Hukuk okuyacağım.
RIFAT -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
NURCAN -- Hukuk?
DEMOKRASİ -- Hukuk.
RIFAT -- Hukuk??
DEMOKRASİ -- Hukuk..
NURCAN -- Hukuk...
RIFAT -- Hukuk...
DEMOKRASİ -- Hukuk..
RIFAT --Afferim iyi düşünmüşsün,adına en çok yakışan mesleği bulmuşsun...Tabii ki hukuk okuyacaksın..Hukuksuz demokrasi olmaz..
Afferim kızım.Hukuk oku,Avukat ol,haksızlığa uğrayan insanların haklarını savun.
NURCAN -- Avukat olmasın,Hakim olsun.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Hakimlerin maaşları daha yüksektir..
RIFAT -- İşin gücün para..Aklın fikrin para..Bütün derdin para...Para herşey değildir...Paradan daha değerli şeyler var hayatta...
O değerleri savunacak benim kızım..
Hiç kimseden korkmadan,kimseden talimat almadan,haklının hakkını cesaretle savunacak..Hep haklının yanında olacak,hep adaletin yanında olacak..
DEMOKRASİ -- Onun yanına gidiyorum zaten..
RIFAT -- Kimin yanına gidiyorsun?
DEMOKRASİ -- Adaletin yanına..Beraber sınavlara çalıştığımız arkadaşımın adı Adalet.
RIFAT -- Ne güzel işte..Cuk oturmuş..Demokrasi ile adalet yan yana..Demokrasi nerede,adalet orada..Adalet nerede,demokrasi orada..
Siz hiç ayrılmayın,hep arkadaş kalın..
Afferim benim kızıma.Avukat olmakla kalmayacak,Başbakan olacak benim kızım,başbakan!..
Bu ülkeye özlenen gerçek demokrasiyi getirecek..
Bütün dünya parmak ısıracak..Bizim için "Demokrasi isimli kadın başbakanın yönettiği,dünyanın en demokratik ülkesi" diyecekler.
O elindeki nedir?
NURCAN -- Kayısı reçeli.Mukadder teyzem kabız olmuş..
RIFAT -- (Bir an sessizlik...) Yani,Nurcan?...Bu kadar slogan atıyorum..Demokrasi diyorum,Hukuk diyorum,adalet diyorum,senin söylediğin şeye bak!.: "Mukadder teyzem kabız olmuş..."
Sçtın batırdın herşeyi...
NURCAN -- Hayatın gerçekleri Rıfat?...İnsanlar demokrasilerde de kabız oluyorlar..
RIFAT -- Hayır efendim,gerçek demokrasilerde insanlar kabız olmaz!.
Demokrasi,özgürlüğü getirir..Özgürlük,zenginliği getirir..Parası olan insan doğru beslenir,kabız olmaz...
NURCAN -- Vay canına,nerden nereye?...Yani,kabızın demokrasiyle ilgisi var diyorsun?
RIFAT -- Var!...Demokrasinin herşeyle ilgisi var..Demokrasinin ilgisinin olmadığı hiç bir şey yok..
Adım attın:Demokrasi...Nefes aldın:Demokrasi...Alamadın:Demokrasi...
NURCAN -- Sen,taktın demokrasiye..
RIFAT -- Taktım..Takarım...Eğer takmazsak,bize takarlar....
Haydi kızım,sen git yoluna,geç kalma arkadaşına..
DEMOKRASİ -- Hoşçakalın...
RIFAT -- Dur bakayım,dur dur...Üstüne başına bir bakayım,kıyafetlerine bir bakayım senin...
(Kız,döner.Rıfat kızın kıyafetlerine bakarak..) Aman ha..Aman haa..Ben namuslu bir adamım.Benim
namusuma laf getirecek bişey istemem..Bu etek biraz kısa değil mi?..
NURCAN -- Pantolon mu giysin?
RIFAT -- Yok,pantolon giyince kıçı meydana çıkar,pantolon giymesin.
NURCAN -- Çıkmaz çıkmaz.Yürürken kıçını içeri çekerek yürür,bir kıçı olduğunu belli etmez..
DEMOKRASİ -- Eteğim kısa değil ki baba,baksana,dizlerimin üzerinde...Sen kırmızı tükenmez kalemle dizlerimin üzerine çizgi çizdin,etek boyu bundan kısa olmayacak dedin ya?..Bak,eteğimin boyu,o çizgiyi aşmıyor...
(Kız,eteğini azıcık yukarı çeker,dizlerinin üzerindeki kırmızı kalemle çizilmiş etek boyu çizgisini gösterir)
NURCAN -- Sen kızın bacaklarına çizgi mi çizdin Rıfat??..
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Tükenmez kalemle??
RIFAT -- Evet..
NURCAN -- Kırmızı tükenmez kalemle??
RIFAT -- Onlar "Kırmızı çizgiler.." Herkesin kırmızı çizgileri vardır.Onlar da,kızın kırmızı çizgileri..
Onun için de kolaylık olur,etek boyunu ona göre ayarlar...
Aman kızım ben namuslu bir adamım,benim namusuma toz kondurmayacaksın..Yolda yürürken sağa sola bakmadan yürü..Başını önüne eğ,yere bakarak git,yere bakarak gel..Böyle,dümdüz,takoz gibi yürü.Yolda yürürken kimseyi tahrik edecek kadınsı hareketler yapma...Hep bol elbiseler giy,vücudun belli olmasın,bir vücudun olduğunu anlamasınlar..Güzel kızsın,üstelik de adın Demokrasi..Maazallah başına bişey gelir,çok üzülürüz sonra.
NURCAN -- Kızım,sen babanı dinleme.Başını hep dik tut,hep ileriye bakarak yürü...Sen kızına güvenmiyor musun?
RIFAT -- Kızıma güveniyorum...Kızıma güveniyorum ama ortalık sapık kaynıyor...Başbakan olana kadar böyle idare etsin.
NURCAN -- Haydi kızım baban saçmalamaya başladı,geç kalma sen..
DEMOKRASİ -- Hoşçakal babacım..(Yanağından öper) Hoşçakal anne..
NURCAN -- Güle güle kızım..
RIFAT -- Güle güle kızım,güle güle..Allah zihin açıklığı versin....
(Kız,soldan çıkar..Rıfat ve Nurcan içeriye yürürlerken..)
RIFAT -- Mukadder teyzen kabız mı olmuş?
NURCAN -- Evet.Kayısı reçeli yaptım gönderdim..Kayısı iyi geliyormuş..
RIFAT -- Aptal mısın sen Nurcan?.Kabızlığa kuru kayısı iyi gelir.Reçelini ne yapacak,kıçına mı sürecek,tövbe tövbee..İyice tıkayacaksın kadını..
Bana bak,bu kızın sevgilisi,erkek arkadaşı falan yok değil mi?
NURCAN -- Demokrasinin mi?
RIFAT -- Evet.
NURCAN -- Olsa ne olur Rıfat??..Sevgilisi olsa ne olur?..Genç kız,güzel kız,hayatını yaşamasın mı?.
RIFAT -- Yaşamasın!..Şimdi hayatını yaşamasının sırası değil..Ben istemem öyle şeyler..Öyle şeylerle kafasını bulandırmayacak.Kendini derslerine verecek,okuyacak,başbakan olacak benim kızım..
NURCAN -- Rıfat bence kıza bu kadar baskı yapma.
RIFAT -- Niye?
NURCAN -- Kızın adını "Demokrasi" koymadın mı??
RIFAT -- Evet..?
NURCAN -- Demokrasi baskıya gelmez...Kaçar gider evden,demokrasiden mahrum kalırız..........
( Diyerek çıkarlarken.....)
( Müzik..Perde...Beşinci tablo sonu)
( BEŞİNCİ TABLO'NUN SONU )
.................................................
( ALTINCI TABLO )
(Sokakta...Gece...Evin kızı "Demokrasi" eve geç kalmıştır..Soldan telaşla girer...)
DEMOKRASİ -- Geç kaldım!..Geç kaldım!...Babam öldürecek beni...(Minibüsler bitmemiştir inşallah...(Saatine bakar) Ayyy çok da geç oldu...Lafa daldık Adalet'le,vaktin nasıl geçtiğini
anlamadık...(Yola bakar) Nerde kaldı bu Minibüs?...(Telefonuna bakar) Telefonumun da şarjı bitmiş...Ah be Adalet!..Niye lafa tutuyorsun beni?..Babama hesap verecek olan benim...
(Sağdan bir adam girer...Kızı kaçıracak adamdır bu...Ortalıkta kimse yoktur...Gece,sessizlik ve loş ışık...Adam -Sapık- işaret parmağını uzatır,sanki kızı tanıyormuş gibi...
SAPIK -- Sen?...Şeyin kızı değil misin sen??.Neydi babanın adı?
DEMOKRASİ -- Rıfat.
SAPIK -- ...Rıfat'ın kızısın!...Hayırdır kızım,gecenin bu saatinde ne işin var burada?
DEMOKRASİ -- Evime gidiyorum..Minibüs bekliyorum..
SAPIK -- Minibüs bitti!...Minibüs geçmez artık bu saatten sonra...Baban nasıl?..Rıfat abi nasıl,iyi mi?
DEMOKRASİ -- Babamı nerden tanıyorsunuz?
SAPIK -- Olur mu canım "babamı nerden tanıyorsunuz?.." Ben babanın en yakın arkadaşıyım..Babanla görmüşsündür beni.
DEMOKRASİ -- Yok görmedim..
SAPIK -- Biz babanla 15 sene aynı yerde çalıştık..
DEMOKRASİ -- Nerde?
SAPIK -- Aynı yerde...
DEMOKRASİ -- Benim babam muhasebeciydi..
SAPIK -- Tamam işte,ben de onu diyorum.Ben de muhasebeciydim...Ben de sizin mahallede
oturuyorum..(Eliyle ters tarafı göstererek) İstersen beraber gidelim..
DEMOKRASİ -- Bizim mahalle bu tarafta..
SAPIK -- İşte,o taraf derken,bu tarafı kastettim...Haydi gidelim.Bu saatte araba bulamazsın burada.Ben seni arabamla götüreyim..
DEMOKRASİ -- Hay Allah!...(Saatine bakar,yola bakar) Emin misiniz,Minibüs gelmez mi artık?
SAPIK -- Gelmez...Bak bu saatte burda yalnız başına...Allah göstermesin,iti var,kopuğu var,
sapığı var...(Bu lafı söyler,arkasını seyirciye döner,sırtında,tişörtünün üzerinde büyük harflerle "SAPIK" yazmaktadır) Ben babanın arkadaşıyım kızım..Babanı tanımasam,adını nereden bileceğim?..
DEMOKRASİ -- Ben söyledim babamın adını.
SAPIK -- Ne farkeder kızım?...Sonuçta,biliyorum...Rıfat değil mi babanın adı?
DEMOKRASİ -- Rıfat.
SAPIK -- Gördün mü?..Biliyorum işte...Hadi gel arabam şurda,götüreyim seni..
DEMOKRASİ -- Yok,teşekkür ederim.Ben bekleyeyim..Belki son bir minibüs..
SAPIK -- Kızım,yavrum,Minibüs falan geçmez bu saatten sonra...Bak kızıyorum ama..Ben senin babanın arkadaşıyım..Benim de senin gibi üç tane kızım var..Seni burda böyle,bu saatte tek başına bırakamam..Başına bişey gelirse babana nasıl hesap veririm sonra?..
DEMOKRASİ -- Babamın arkadaşısınız?
SAPIK -- EVETT?...Allah Allah...Hala inanmıyor...Baban nereye takılıyor akşamları?
DEMOKRASİ -- Kahveye..
SAPIK -- Peki o kahve kimin??
DEMOKRASİ -- Kimin?
SAPIK -- Benim...Biz babanla her akşam aynı masada oyun oynuyoruz..Okey..Tavla..Pişti..Ellibir..Elliiki..Elliüç...Ne zaman eşli okey oynasak,babanla ben eş oluyoruz.Bu kadar yakınız babanla...
Evde...Akşam...Sahnede Nurcan...Kulağında telefon,kızını aramakta ama ulaşamamaktadır.....
NURCAN -- (Kulağında telefon,dinler....) Nerdesin be kızım?..Nerdesin be yavrum?..niye açmıyorsun telefonunu?...
RIFAT -- Rıfat bey soldan girer... (diyerek girer)
NURCAN -- (Kulağında telefon) Ne dedin?
RIFAT -- Yok bişey...Geldi mi kız?
NURCAN -- Yok gelmedi..Arıyorum arıyorum,telefonunu da açmıyor..(Endişeli)
RIFAT -- Merak etme gelir birazdan.Ders çalışmaktan yorulmuşlardır,çay içip dinleniyorlardır.Arkadaşının evine gitmişti değil mi?
NURCAN -- Ama telefonunu niye açmıyor?..Çalıyor çalıyor açmıyor telefonunu...
RIFAT -- Canım belki de telefonunu odada bırakmıştır,tuvalete lavaboya falan gitmiştir.Kapat,beş dakka sonra yeniden ararsın.
NURCAN -- Allah Allah..Niye böyle yapıyorsun kızım ya?..Telefonunu yanından ayırma demedim mi ben sana?..
RIFAT -- Yahu Nurcan,ne kadar evhamlısın sen?..Merak etme..Gelir birazdan..Saat kaç ki?.
(Kolundaki saatine bakar) OHA!.Saat onbirbuçuk!.Nerde bu kız??..
Nerde bu kız Nurcan??...(Karısından daha çok endişelenir,paniğe kapılır)
Niye bana haber göndermiyorsun ?..Saat onbir buçuk olmuş..(Karısının yanına gider,ev telefonunun
ahizesini karısının elinden alır) Ver şu telefonu!.
Neydi numarası kızın?
NURCAN -- Burda işte,defterde yazıyor..
RIFAT -- (Masadaki telefon defterinden bakarak,kızına telefon açar) Allah Allaah...Allah Allaaah..
Bu saatte ne dersi bu?..Alacağım okuldan!.Okul mokul yok bundan sonra!.Üniversiteye de
gitmeyecek..Bulacağız birini evlendirip göndereceğiz,uğraşamam ben bunla,ALO?
NURCAN -- Açtı mı?
RIFAT -- Yok,açmadı.Çalıyor,açmıyor.
NURCAN -- Açmıyorsa niye alo diyorsun?
RIFAT -- Açsın diye alo diyorum!..(Telefona bağırarak) Kızım açsana telefonu!...
NURCAN -- Telefonu açmıyorsa seni duyamaz Rıfat,bağırmana gerek yok.
RIFAT -- Öldüreceğim onu!..Gelsin eve bacaklarını kıracağım..(Telefonu kapatır,yeniden çevirir)
Yine çalıyor,açmıyor..
NURCAN -- (Bu kez Nurcan,kocasını sakinleştirmek için,onun söylediğini söyler) Belki de telefonunu odada bırakmıştır,lavaboya,tuvalete falan gitmiştir,sakin ol Rıfat..
RIFAT -- Saçma sapan konuşma Nurcan?..Telefonunu odada bırakmış da,tuvalete gitmiş?..Çok mu ağır telefon?..Yanında taşıyamıyor mu?..Evde telefonu duyan başka kimse yok mu?..
Kızın başına bişey geldi Nurcan!..Ben dışarı çıkıyorum,yollara bakacağım..Kime gitmişti bu kız?
NURCAN -- Arkadaşına gitti.Söyledi ya,aynı okuldan Adalet diye bir arkadaşı.
RIFAT -- Onun telefonu yok mu bizde?..Arkadaşının telefonu yok mu sende?
NURCAN -- Yok valla..
RIFAT -- Evleri nerde bunların?.Kimin kızı?.Nerde oturuyorlar?
NURCAN -- Özgür biliyor evlerini.. Özgür'ü gönderdim arkadaşının evine.
RIFAT -- İyi yapmışsın.Ne kadar oldu gideli Özgür?
NURCAN -- Bir saate yakın oldu,nerdeyse gelir..
RIFAT -- O kadar uzak mı arkadaşının evi?..Niye o kadar uzağa gidiyor?..Bu yakınlarda başka arkadaşı yok mu ders çalışacak?...
NURCAN -- Ne bileyim Rıfat,o kız bizimkinin en yakın arkadaşı..
RIFAT -- Başımıza ne gelirse zaten hep en yakınlarımızdan gelir...Özgür gelince bana telefon et,haber ver,ben de şeye gideyim..
NURCAN -- Nereye gideceksin?
RIFAT -- Ne bileyim Nurcan!..Gideyim bakayım biyerlere..Kız yok ortalıkta.Demokrasi yok ortalıkta...
Allah göstermesin,kaza maza olmuştur,karakola gideyim,hastanelere bakayım...
NURCAN -- Tamam....(Yüzünde endişe..)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder