"DÜRÜST ROMAN..."
----------------------------------
(4.KISIM)
"NECMİ..."
Necmi,Fahri bey ile Nazlı hanımın,yukardan aşağı üçüncü,soldan sağa birinci çocuklarıdır...
En büyük oğul Feyyaz'la aralarında yedi yaş vardır ama "Aramızda yedi yaşın lafı mı olur" diyerek bunu sorun etmezler,birbirlerine eşiti gibi davranırlar..
Sayısal olarak,en büyük oğul Feyyaz'dan yedi yaş,Nermin'den dört yaş küçüktür ama sözel olarak,en çok onun sözü geçer.
Yukardan aşağı üçüncü çocuktur ama babasıyla birlikte erken yaşta çalışmaya başlayıp,ailenin yükünü sırtladığı için,Fahri beyle,Nazlı hanımın gözünde,soldan sağa,birincidir...
Necmi,ailedeki üç erkeğin en yakışıklısıdır..
Bu yakışıklılık ona nereden geçmiş ben de bilmiyorum..
Romanın yazarıyım diye herşeyi bilmem gerekmiyor.
Herşeyi bilirsem,benim için heyecanı kalmaz,sıkılır,yazmayı bırakabilirim.
İnanın,bundan sonraki bölümde ne olacağını en çok ben merak ediyorum..
Madem dürüst oluyoruz,burada,romanı nasıl yazdığıma dair bir sır vereyim..
Bunu sizinle paylaştığım için bana çok kızabilir,bana artık yardım etmekten vazgeçebilir ama bunu en azından ne yapacağını görmek için yapmak istiyorum..
Kimden mi sözediyorum?
"Hayat"tan...
Hayat,samimi olduğuna inandığı,kendini yazıya adamış benim gibi yazı manyaklarına bir noktadan sonra yardım etmeye başlar..
Ona uygun konuları ayağına getirir,onu tesadüfler zinciriyle konulara götürür,detaylarıyla gözlerinin önüne serer..
Ben sadece yazacağım yazının adını koyarım,gerisini hayat halleder..Bana,gözleyip yazmak kalır..
Birçok yazar bunu bilir,böyle yapar ama meslek sırrı diye söylemez.
Yazarlık benim için meslek değil,bir eğlence olduğu ve bunu söylemek de beni eğlendirdiği için,rahatlıkla söyleyebilirim...
Ne diyordum?
Necmi'nin babası yakışıklı değildi,anne de dünya güzeli sayılmazdı.Peki o zaman Necmi neden yakışıklıydı?.
Bunu ancak belki'yle açıklayabiliriz..
Belki de Necmi,gelişimini henüz tamamlamadığı çocukluk yıllarında babasına ve annesine bakmış,bakmış, "Bunlardan bana birşey geçeceği yok,ben en iyisi spor yapayım,iyi besleneyim,kendime özen göstereyim de,çok geç olmadan yakışıklılığın temelini şimdiden atayım" demiştir...
Okumanın ileride hiçbir işe yaramayacağını çocuk yaşta anlamış,orta birinci sınıfın,ikinci yarısında okula gitmeyi bırakmıştır..
Buna aklıyla,fikriyle,bilgiyle değil,hisleriyle karar vermiş,daha sonra da,okulu bırakıp erken yaşta hayata atılmakla,kendisi için doğru olanı yaptığını görmüştür..
İş hayatında da hep,bilgiyle değil,hisleriyle hareket etmiş,hiç yanılmamıştır.
Bu bağlamda Necmi'ye "İleri görüşlü" değil,olsa olsa "İleri hisli" biri diyebiliriz...
Romantik biri değildir Necmi..
Evlendikten sonra bir kez olsun akşam evine giderken karısına çiçek alıp götürmemiştir..
Bunun saçma olduğunu düşünür ama bunu telafi eder..
Nasıl mı?
İki ayda bir,almadığı çiçeklerin parasını karısına nakit olarak verir..
"Kokuysa,koku.." der..
"Hangi çiçeğin kokusu,paranın kokusu kadar insanı heyecanlandırır?..."
Karısı da bundan hiç şikayetçi olmamıştır,çiçeklerin parasını biriktirip kendisine,çanta,ayakkabı falan alır...
Ekmeğinin,namusunun,gururunun,onurunun kabadayısıdır..
Bunun için gözü karadır.Kavgacıdır.
Yanlış bir sözde,yanlış bir harekette,çıkar mıyım,çıkamaz mıyım diye düşünmeden,on kişiye balıklama dalar..
Ama vicdanlıdır..
Adamı döver,haketmişse hastanelik eder,sonra da taksi tutup hastaneye götürür,tedavi ettirir.
Bütün tedavi ve ilaç masraflarını kendi cebinden karşılar.
Hastaneye yatacaksa,yatırır,sık sık ziyaretine gider,yanına oturur,elini tutup teselli eder..
Ailesinden görmediği ilgiyi Necmi'den gören adam da,çok duygulanır,etkilenir,beni dövdü diye şikayetçi olmaz..
O konuda efsanedir Necmi..
Tanıyanlar, "Yiyeceksen,Necmi'den dayak yiyeceksin.." derler...
(Devam edecek)
----------------------------------
(4.KISIM)
"NECMİ..."
Necmi,Fahri bey ile Nazlı hanımın,yukardan aşağı üçüncü,soldan sağa birinci çocuklarıdır...
En büyük oğul Feyyaz'la aralarında yedi yaş vardır ama "Aramızda yedi yaşın lafı mı olur" diyerek bunu sorun etmezler,birbirlerine eşiti gibi davranırlar..
Sayısal olarak,en büyük oğul Feyyaz'dan yedi yaş,Nermin'den dört yaş küçüktür ama sözel olarak,en çok onun sözü geçer.
Yukardan aşağı üçüncü çocuktur ama babasıyla birlikte erken yaşta çalışmaya başlayıp,ailenin yükünü sırtladığı için,Fahri beyle,Nazlı hanımın gözünde,soldan sağa,birincidir...
Necmi,ailedeki üç erkeğin en yakışıklısıdır..
Bu yakışıklılık ona nereden geçmiş ben de bilmiyorum..
Romanın yazarıyım diye herşeyi bilmem gerekmiyor.
Herşeyi bilirsem,benim için heyecanı kalmaz,sıkılır,yazmayı bırakabilirim.
İnanın,bundan sonraki bölümde ne olacağını en çok ben merak ediyorum..
Madem dürüst oluyoruz,burada,romanı nasıl yazdığıma dair bir sır vereyim..
Bunu sizinle paylaştığım için bana çok kızabilir,bana artık yardım etmekten vazgeçebilir ama bunu en azından ne yapacağını görmek için yapmak istiyorum..
Kimden mi sözediyorum?
"Hayat"tan...
Hayat,samimi olduğuna inandığı,kendini yazıya adamış benim gibi yazı manyaklarına bir noktadan sonra yardım etmeye başlar..
Ona uygun konuları ayağına getirir,onu tesadüfler zinciriyle konulara götürür,detaylarıyla gözlerinin önüne serer..
Ben sadece yazacağım yazının adını koyarım,gerisini hayat halleder..Bana,gözleyip yazmak kalır..
Birçok yazar bunu bilir,böyle yapar ama meslek sırrı diye söylemez.
Yazarlık benim için meslek değil,bir eğlence olduğu ve bunu söylemek de beni eğlendirdiği için,rahatlıkla söyleyebilirim...
Ne diyordum?
Necmi'nin babası yakışıklı değildi,anne de dünya güzeli sayılmazdı.Peki o zaman Necmi neden yakışıklıydı?.
Bunu ancak belki'yle açıklayabiliriz..
Belki de Necmi,gelişimini henüz tamamlamadığı çocukluk yıllarında babasına ve annesine bakmış,bakmış, "Bunlardan bana birşey geçeceği yok,ben en iyisi spor yapayım,iyi besleneyim,kendime özen göstereyim de,çok geç olmadan yakışıklılığın temelini şimdiden atayım" demiştir...
Okumanın ileride hiçbir işe yaramayacağını çocuk yaşta anlamış,orta birinci sınıfın,ikinci yarısında okula gitmeyi bırakmıştır..
Buna aklıyla,fikriyle,bilgiyle değil,hisleriyle karar vermiş,daha sonra da,okulu bırakıp erken yaşta hayata atılmakla,kendisi için doğru olanı yaptığını görmüştür..
İş hayatında da hep,bilgiyle değil,hisleriyle hareket etmiş,hiç yanılmamıştır.
Bu bağlamda Necmi'ye "İleri görüşlü" değil,olsa olsa "İleri hisli" biri diyebiliriz...
Romantik biri değildir Necmi..
Evlendikten sonra bir kez olsun akşam evine giderken karısına çiçek alıp götürmemiştir..
Bunun saçma olduğunu düşünür ama bunu telafi eder..
Nasıl mı?
İki ayda bir,almadığı çiçeklerin parasını karısına nakit olarak verir..
"Kokuysa,koku.." der..
"Hangi çiçeğin kokusu,paranın kokusu kadar insanı heyecanlandırır?..."
Karısı da bundan hiç şikayetçi olmamıştır,çiçeklerin parasını biriktirip kendisine,çanta,ayakkabı falan alır...
Ekmeğinin,namusunun,gururunun,onurunun kabadayısıdır..
Bunun için gözü karadır.Kavgacıdır.
Yanlış bir sözde,yanlış bir harekette,çıkar mıyım,çıkamaz mıyım diye düşünmeden,on kişiye balıklama dalar..
Ama vicdanlıdır..
Adamı döver,haketmişse hastanelik eder,sonra da taksi tutup hastaneye götürür,tedavi ettirir.
Bütün tedavi ve ilaç masraflarını kendi cebinden karşılar.
Hastaneye yatacaksa,yatırır,sık sık ziyaretine gider,yanına oturur,elini tutup teselli eder..
Ailesinden görmediği ilgiyi Necmi'den gören adam da,çok duygulanır,etkilenir,beni dövdü diye şikayetçi olmaz..
O konuda efsanedir Necmi..
Tanıyanlar, "Yiyeceksen,Necmi'den dayak yiyeceksin.." derler...
(Devam edecek)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder